Yasal düzenleme öncesi son düzlük

PKK’nın silah bırakmasına dair zor ve sancılı bir süreçte yasal düzenleme öncesi son düzlüğe girilmiş görünüyor. Silah bırakacak örgüt üyelerine dair zamanı ve kapsamı sınırlı bir düzenlemede son rötuşlar yapılıyor. Muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan son detaylar üzerindeki sözünü söyledikten sonra gelecek hafta Meclis Genel Kurulu’nda yasanın görüşmeleri başlayabilir. Meclis tatile girmeden önce düzenleme yasalaşabilirse tarihi bir eşik aşılmış olacak.

Tarihi gelişme tabiri bazen fazla kolay ve harcıâlem kullanılıyor. Ancak önümüzdeki dönemeç ve düzenleme kelimenin tam anlamıyla tarihi. Türkiye’nin son 40 yılını zehirlemiş bir terör sorununun pratikte ve bir ihtimal olarak ortadan kalkmasından bahsediyoruz.

Silah bırakma sürecinin önünde iki temel problem vardı. Aslında Suriye’de Esad’ın gitmesi sonrası sorun sayısı ikiye indi demek daha doğru. Rojava anlatısının jeopolitik bir illüzyondan sahici bir zemine oturmadığı durumda bugünlere gelmek hiç de kolay olmayacaktı. Dolayısıyla Suriye’de mevcut rejime dair sürekli eleştirel tutumlar takınanların Esad’ın devrilmesinin Suriye’den önce Türkiye’ye yaptığı büyük katkıyı görmesi gerekiyor.

Geriye kalan pratik sorunlarından birincisi silah bırakma ile kanuni düzenlemelerin hangisinin önce olacağı meselesi idi. Örgüt yasal güvence almadan adım atmak istemezken Ankara’da somut adım görmek istiyordu. Bu temelde doğal olarak iki taraf arasındaki derin güvensizlikten kaynaklanıyordu. Burada Abdullah Öcalan’ın inisiyatif alması ve kademeli bir geçiş planlamasının sorunun aşılmasına katkı sağladığı görünüyor.

İkinci mesele ile iki taraftaki yüksek beklentiler. Örgüt yönetici kadro için yarın gelip siyaset yapmak ve Öcalan’ın statüsüne dair Türkiye kamuoyunu zorlayacak beklentiler içinde iken Ankara’da ise neredeyse hiç alternatif göstermeden örgütün koşulsuz silah bırakmasına dair kanaatler dolaşıyordu. Nihayetinde büyük ihtimalle tek yasal düzenlemeye indirgenmeyen ve her şeyin kâğıt üstüne dökülmesi gerekmeyen ara formüllerle bu sorun da aşılmış olabilir. Her iki başlıkta da nihai fotoğrafı görmek için düzenlemenin detaylarına vakıf olmak gerek.

Her şeyi bu yasada görmek mümkün olmayabilir. Tüm tarafları tatmin eden şümullü bir yasa yerine doğru ve sağlam bir başlangıç yapıp süreç ilerledikçe boşlukların doldurulmasının hedeflendiği anlaşılıyor.

PANORAMATR Temmuz araştırmasında sürecin kendisine desteğin yüzde 64’e ulaşması bir yanda toplumun güçlü bir şekilde sürecin arkasında durduğunu gösteriyor. PKK silah bırakmaz diyenlerin ise silah bırakır kanaatinde olanların iki katına ulaşması da örgüte olan güvensizliği. Dolayısıyla bir yanda sürecin ilerlemesi için ciddi bir toplumsal mutabakat var diğer yanda ise dikkat edilmesi gereken hassasiyetler. Ancak genel fotoğraf iktidara ilerlemek için sağlam bir zemin oluşturuyor. Bu kadar bölünmüş, her gün farklı tutuklama haberleri ile kendisini kırılgan hisseden bir ülkede PKK konusunda böylesi bir aklıselimin öne çıkması çok önemli.

Yasal düzenleme hayata geçtiğinde örgüt içerisinde eline silah alanlar fakat suça karışmayanlar, silahlı eylem gerçekleştirmiş olanlar, üst düzey yönetim, cezaevinde örgüt üyeliğinden tutuklu olanlar, Avrupa’da örgütle iltisak yüzünden Türkiye’ye gelemeyenler için yeni bir yol haritası görmek mümkün olacak. Düzenlemenin yasada yazmayan bir siyasal alan genişlemesine kapı açması da büyük ihtimal. Ancak iktidarın mevcut tarzı dikkate alındığında çok da yüksek beklentilere girmemekte fayda var.

Düzenleme kamuoyu ile paylaşılınca gündeme gelecek bazı eleştirileri tahmin etmek zor değil. “Ne yani PKK’lılar Türkiye’ye mi gelecek?” Zaten bütün süreç bunun için. Silahlı mücadelenin bitmesi ve silah bırakan örgüt üyelerinin bulundukları konuma, şiddet eyleminde yer alıp almadıklarına göre kademeli şekilde topluma entegrasyonu. Aksi takdirde birkaç yüz kişi kalmış örgütler bile bir ülkenin güvenlik algısını, istikrarını zehirleme potansiyeline sahip. Bunu ortadan kaldırmak için de gereken yapılmalı. Dolayısıyla PKK’lılar üzerinden sorulan sorular yerine sonu belirsiz bir kavgadan başka bir şey önermiyorsa anlamsız. Türkiye gibi bir devletin gerekirse on yıllar daha böyle bir örgütle savaşabilecek olması bunun olması gerektiği anlamına gelmiyor.

Kürt meselesine gelince, o başlıkta daha yol uzun. Mevzu PKK’nın silah bırakmasından ibaret değil. Silahlar susunca sorun da çözülmüş olmayacak. Ancak her gün sadece bir siyasi partiye üyelikleri nedeniyle belediye başkanlarının şafak operasyonlarına maruz kaldığı bir ülkede geleceğe dair olumlu beklentilere girmenin sınırları var. Ama bu sınırlar hiçbir konuda adım atılmaması gerektiği anlamına da gelmiyor.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.