Millet inşâsı yolunda “Halklar” nefretçiliği ve Yeni Parti’nin göz kırpışı
Tarihsiz millî kimlik oluşmaz. Millet varsa tarihiyle vardır. Yoksa -çokça yaşandığı gibi- istenirse yaratılır. Toplum mühendisliği özellikle burada geçerlidir. Doğrulara dayanmasa da yalanlar üzerine millet inşası görülmüştür. Yalanlarla yaşayan devlet pek olmaz. Tabii istisnası çıkar.
Devlet kurulursa millet inşası zamana bırakılabilir. Toprağın uygunluğuna bakılmaz, kazılır ve ağaç dikilir. Ağaç kuruyabilir ama şartların zorlanması, zaman kazanılması devrin patronu ülkelerin ihtiyacıdır. Etnik adı ve geçmişi olması gerekmez. Bir ad koyarsınız. Kasaba nüfusuyla bile böyle devletler kurarsınız. Dünya kupasına katılmasa adını duymayacağımız bazı ülkeler gibi sayısı yüzden fazla devletin durumu budur.
TARİH LABORATUVARINDA SOSYAL DENEYLER
Tarihe olan bitenler üzerinden bakanlar şimdi yaşananları doğru görmeye de yakındırlar. Bizim Stalinist Dem Parti’nin, öncekilerin ve sonrakilerin adında “Hakların..” kavramının yer almasını iyi anlamak için de yakın geçmişe bakmak lazımdır. Hatırlattığı Sovyet uygulamasıdır ve gideceği adres orasıdır. “Halkların kardeşliği” diyenlerin tam tersini yaptıklarını geçen hafta anlattım. Bu dili benimseyenler, dün de bugün de sevgiden hareket etmediler. Dikkat edin, kanla beslenirler, kullanılan nefret dilidir. Barış derken savaştan bahsettiklerini, kardeşlik derken, hele bir fırsat elime geçsin, senin gözünü oyacağım dediklerini anlarsınız. Dil o dildir. Yaptıkları da odur.
Kavramların neye delalet ettiklerini bulunduğu yıllara ve uygulamalara bakarak göreceksiniz. Tarih, bugünü anlamak için de böyle bir laboratuvardır.
İYİLİĞİ HAZMETMEK KOLAY DEĞİLDİR
İçerde yaşadıklarımıza bakalım: Osmanlı Türkiyesinde şu anda konuşulanların benzerleri uygulandı. Tâkatten düşmüştük, birliği devam ettirmeye gücümüz yetmedi. Topraklarımızdan 27 devlet çıktı. Sadık dediğimiz vatandaşlarımız Ermeniler ve ekrad taifesi için iki devlet daha istiyorlardı. Ermeni meselesi malum. Kürt kardeşlerimiz oyuna getirilemedi.
Tamamlanmak istenen proje odur. Ancak geldiğimiz yerde taktik değişmeler var. PKKlılar, ayrı devlet fikrini ertelediler. Şimdi devlete ortaklık peşindeler. “Ortak” dedikleri aslında kendileri mi, İngiliz mi, Amerikan mı, İsrail midir diyenler doğru bir yerden bakıyorlar. Bu tür hareketlerin devletleri de, devletçikleri de himayeye ihtiyaç duyar. Kendi başına var olanı hemen hemen yoktur.
PKK VE DEM’İN DERDİ KÜRTLÜK DEĞİLDİR
İngiliz’in yüz elli yıl önce kurduğu oyun, başka aktörlerin projelerine göre revize edilerek devam ediyor. Kürtler bu memleketin eşit vatandaşı, efendisidir. PKK’lılara uyarlarsa, şimdi eşit vatandaş oldukları Türkiye yerine buyruğuna râm oldukları yeni efendiler edinmiş olacaklar. Bunları düşünen ve konuşan yoksa da halkın hissettiği açık. Bir referandum yapın, Türkiye’den ayrılığı isteyenlerin oranı çok düşük çıkar. “Ortaklık” daha ağır bir mesele olduğu halde aynı sonuç çıkmaz.
Türkle Kürdü kavga ettiremediler. Ancak devletin kodlarıyla oynanması halinde hiçbir şey eskisi gibi kalmayabilir. O tehlike vardır. Hesapsız kitapsız açılımlarla geldiğimiz yeri görüyor musunuz? Bunu düşündürmeye çalışarak ara ara ve yutkuna yutkuna yazıyorum.
Apo başta, PKK ileri gelenleri Kürt etnisitesinden gelmiyor. Çoğu Türk oldukları halde motivasyonları Türk düşmanlığıdır. Kürtlüğü, Ermeniliği, Araplığı kullanırlar. Vekil anarşisttirler ve bu uğurda herkesle beraber olacakları da açıktır.
“DEVLET ORTAK KABUL ETMEZ”
Şimdiki “ortak devlet” ve “eşit yurttaşlık” söylemleri, egemenlik parçalayıcılarının aldıkları mesafeyi gösterir. Ayrı devlet istemekten ileri olduğunu tekrar söylemeliyim. Çünkü silahlar susacak teranesine inananlar içinde bunu görmeyenler var.
Yeni Parti de onlardan görünüyor. Belli ki CHP içinde girdikleri yanlışlığa burada da devam ediyorlar. Programlarının başlığı bunu söylüyor. “Ortak gelecek için” diyorlar. “Kardeşim, kimle kimler ortak? Neye ortak? ‘Gelecek için’ koyduğunuz tek belirleyici vaad ‘ortaklık’ mı? Altı ok nerede kaldı? Atatürk’e ve kuruluş kodlarına bağlılık bu fikrin neresinde?” demez misiniz?
Programda, bu tür serpiştirmelerle iyi tarafından bakalım diyecek bir yer de bırakmamışlar. Ana dil haktır ara başlığı var. Sanki ana dil problemi varmış gibi. Yerel özerklik şartının tam uygulanması var. Tam bir mayın.
Neyi kastediyorlarsa “Eşit yurttaşlık” var. Eşitsizlikten gücü verdiklerimizin kural tanımazlıklarını kastediyorsanız bu böyle söylenmez. O eşitsizliklerin kaynağı hukukun iğdiş edilmesi ise kendini doğuran bir hukukluluk yaratacaksınız. Yol bellidir, oraya döneceksiniz. O zaman hepimiz güvende oluruz. Etnik veya din kılıklı labirentlere girmenin memleketi düşüreceği durumları en iyi bilenler “Devleti kuran partideyiz” diyenler olmalıdır.
Yeni Parti bu haliyle yeni görünmedi. Bu heyet için yenilik mahcubane söyledikleri devletin kuruluş kodlarındadır. Kuruluş kodlarını berhava edecek kavramları kırk kere söylediklerine bakılırsa orada değiller. Türkiye, Türk Ülkesi demektir. Türk ülkesinde Türk diyemeyen, kurucu kodlara bağlıyım diyen bir parti olabilir mi?
Vatandaşın memleket için doğru yol açıcılıklar beklediği Yeni Parti’ye samimi uyarımız bu.
