Yaşananları ‘milli irade’ arayışına borçluyuz

Hafızamı tazelemek için davanın yeniden görülmesi ve karara bağlanması gerekti. İstanbul’un çeşitli suçlamalarla yargılanan büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu ile Tuzla’nın (eski) belediye başkanı davalık olmuş…

İmamoğlu Tuzla başkanına ‘hakaret’ etmiş…

“Siyasette böyle şeyler olur, hep olmuştur” diye düşündüğüm için olacak olayın mahkemeye taşınması garibime gitti,.

Kimler kimlere geçmişte neler söylemediler ki…

Nitekim, mahkeme yargıcı iki kez beraat kararı vermiş…

Tuzla başkanı ısrarcı.

Önceki gün yeni mahkemede görülen davanın yeni yargıcı beraat kararını bozmuş ve İmamoğlu’na yalnız 2 yıl 1 ay hapis cezası vermekle kalmamış, siyasi yasak da getirmiş… [Daha temyiz süreci var.]

Duruşma günü, AK Parti genel başkanı sıfatı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, üçü CHP’den biri Yeniden Refah’tan seçilmiş, yeni AK Partili dört belediye başkanına daha törenle rozet taktı.

Aynı törene, başkanları görevden alınan CHP’li Üsküdar ve Menderes’in belediye başkan vekilliğini olaylı meclis toplantılarıyla üstlenen AK Partili iki isim de katılmış; onlar da boy boy fotoğraf çektirmişler…

Haklarındaki yargı süreçleri yüzünden CHP’li belediye başkanları cezaevlerine düşmüş, görevden alınmışken, yerlerine getirilenlerden AK Parti’ye geçenlerin sayısı 30’u bulmuş…

Orada duracağa da benzemiyor bu parti değiştirme süreci; aynı günlerde Külliye’de gerçekleşen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara büyükşehir belediye başkanı Mansur Yavaş arasındaki görüşmeyi, bazıları, ‘Ak Parti’ye davet buluşması’ olarak yorumladı.

Yavaş da o tür yorumları besleyebilecek çıkışlar yaptı görüşme sonrasında…

[Açıklanan görüşme konuları hafif tertip geldiği için zihnimi bir soru kurcalıyor: Acaba konu cumhurbaşkanlığı adaylığına da gelmiş midir? Merak bu ya…]

Ne oluyor dersiniz? AK Parti şu günlerde sürdürdüğü transfer furyasından ne medet umuyor olabilir?

AK Parti kuruluşunda önemli roller üstlenmiş, iktidar olunduktan sonra kurulan hükümetlerde yer almış bir siyasetçinin de bulunduğu bir ortamda bu soru gündeme geldiğinde oradaydım.

Anlamakta zorlanıyor AK Parti’nin uzağında olmayan kişiler…

Özellikle Üsküdar belediyesi sözü açılınca yüzleri buruşuyor…

Kanaatleri, bu sürecin zarar vereceği, partinin seçim şansını zedeleyeceği…

“Bizim taraftarlarımız olanı ve özellikle kadın belediye başkanına yapılan sonrasında belediye meclisinde yaşananları hazmetmekte zorlanır” cümlesini o kıdemli siyasetçi söyledi.

Acaba?

Bu tür değerlendirmelerin doğruluğundan kuşkum var.

Gelişmeler AK Parti’nin ilk yıllarında yaşanmıyor; 2017-2018 döneminde yalnızca ülke sistemi değiştirilmedi, AK Parti de kendisini değiştirdi ve bunu yaparken taraftar kitlesini de değişime zorladı.

Bugün kendisini AK Partili olarak tanımlayan taraftar kitlesi bu yeni dönemin içinde şekillendi.

Sayıca eskisinden az olabilirler, ancak sağlam partili o kitle…

Anladıkları dil de ‘güç’

Güç kullanımını beğenmemek bir yana, siyaset alanında kullanıldığında hoşlanıyor o kitle…

Eski dönem AK Partisi’nin daha kalabalık ve değerleri farklı oluşmuş kitlesi, 28 Şubat (1997 ve sonrası) sürecinde, destekledikleri siyasi eğilimin temsilcilerine uygun görülen muamelelerin sıcaklığını hissedebilecek durumdaydılar.

Bugünün AK Partili kitlesinin önemli bir bölümü eğitimini son 25 yılda almış insanlar…

AK Parti, taraftarı olan kitleye ‘milli irade temsilcileri’ gözüyle bakıyor ve onlar da kendilerini kavramın canlı temsilcileri olarak görüyorlar…

Muhalefet henüz bu ayrışmayı tam anlamış değil. İktidara ‘milli irade’ üzerinden yüklendiklerinde, “Hani milli irade deyip duruyordunuz, belediyelere yaklaşımınız ortada, kim inanır size” diyen bile çıktı…

Oysa iktidar cephesinde gelişmelere şöyle bakıldığını düşünüyorum: “Son yerel seçimle bozulan milli irade olması gerektiği biçimde yeniden şekilleniyor.”

[Jean-Jacques Rousseau ‘Du Contrat Social’ adlı eserinde ‘volonté générale’ kavramıyla benzer bir tez geliştirmişti.]

Güç ve milli irade… Dönemin en önemli belirleyicisi iktidarın çok yönlü kullandığı bu iki unsur…

‘Terörsüz Türkiye süreci’ de bana göre bir güç sunumu aslında…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı kaybettiği CHP’de koltuğuna dönmesini sağlayan ‘mutlak butlan’ kavramı da bu iki unsurla ilintili…

Yolsuzluk, rüşvet, hakaret gibi unsurlar gücün dışa vurumu açısından önemli…

YENİ Parti genel başkanı Özgür Özel hakkında açılmış kim bilir kaç hakaret ve tazminat davası var.

Sıranın kendilerine gelmesini tedirginlikle bekleyen belediye başkanları ile kendilerine koltuk nasip olması duası edenler herhalde az değildir…

Hizmetler durmuşsa ne olacak; ‘milli irade’ kaybolmasın yeter…

Rousseau’nun sıkı takipçileri, ülkemizde…

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.