‘Evliya’ böyle bir şey olmalı
Buyurun efendim, kiminle görüşüyorum?”
“Ben Kur’an hizmetkarı bilmem kim.”
Bir dernek galiba, ya da bir vakıf. Tuhaf bir kendini takdim şekli. İçinde bir miktar ukalalık da barındırıyor. Ne diyebilirsin? Bir şey demedim. Muhatabımın meramını anlatmasını bekledim.
“Yusuf Bey, biz Kur’an hizmetkarları ihtiyaç sahiplerine Kur’an-ı Kerim dağıtıyoruz. Bunun için Kur’an’a hizmet etmek isteyen Müslümanlardan destek istiyoruz. Siz kaç tane Kur’an bağışlamak istersiniz?
“Hiç.”
“Ama siz Kur’an’a hizmet etmek istemiyor musunuz?”
“Kur’an’a hizmet etmek istiyorum. Fakat sana hizmet etmek istemiyorum.”
“Kur’an hizmetkarı.” Ne kadar kolay söyleniyor? Ne kadar kolay kullanılıyor?
Evet kullanılıyor.
Ortalıkta sayısız Kur’an patronu dolaşıyor. Hizmetkar? Çok az.
Müsaade ederseniz, bugün kitaplara ara verelim. Bugün, alamet-i farikası Kur’an-ı Kerim’e hizmet etmek olan bir dostu, bir ağabeyi rahmetle yad edelim.
Kemal Abi’yi ilk gördüğüm günü hatırlıyorum.
Tanışmamıştık. Hatta o gün de tanışmadık.
Bir adam, saçları biraz uzun. Bize göre yaşlı.
O zamanlar Ankara’da, Zafer Çarşısı’ndaki Akabe Kitabevi’nde çok vakit geçiriyorduk. (Recep Abi’nin (Yumuk) kulakları çınlasın.)
Eğer cebimizde harçlığımız varsa civardaki lokantalarda karnımızı doyuruyorduk. Ben de o gün çarşının hemen yanındaki Dedem Kebap’a gitmiştim.
İçeride o uzunca saçlı adam tanımadığı birisine Kur’an okumasını öğütlüyordu.
Elinde bir Kur’an-ı Kerim meali “Bunu okuyacaksın” diyordu.
Şöhretini önceden duymuştum. Bu olsa olsa Kemal Kelleci dedikleri adamdır diye düşünmüştüm.
Bu dediğim 1970’lerin sonları.
Kemal Abi’yi hep bu hal üzere gördüm. İnsanlara Kur’an okumalarını öğütlerken.
Kırk yıl sonra, bir gün Ankara’da Kurtuba’ya yolum düştü. Baktım, Kemal Abi. 40 yıl önceki gibi, aynı heyecanla, bu kez bir hanıma Kur’an okumasını öğütlüyor.
O gün Ankara’ya her gidişimde yapmaya çalıştığım gibi Fatih Kitabevi’ne, dostum Fatih Yurdakul’a da uğradım.
Dedim ki “Fatih Abi. Evliya her halde buna denir. Kemal Abi’yi kırk yıl önceki gibi insanlara Kur’an okumayı öğütlerken gördüm.”
Bir alim miydi? Ya da bir filozof, bir ideolog?
Hayır.
Yaşayan bir adamdı. Zihninde, kalbinde ne varsa onu yaşayan bir adam. Kur’an’dan öğrendiğini yaşayan bir adam.
Bir heyecanı vardı. O heyecanı dünyadan göçünceye kadar yatışmadı.
Şehir şehir, kasaba kasaba dolaşıyor, İnsanlara Kur’an’ı anlatıyordu.
“Kapıdaki Yabancı”yı bilhassa Kemal Abi’yi tanımayanlara tavsiye ederim. (Öncü Kitap.)
Neden “Kapıdaki Yabancı?”
Kitap şu anda elimin altında değil. İçinde benim de bir yazım var. Bulduğum zaman Kemal Abi için bir fasıl daha açarım. Şimdi hatırımda kalanı yazıyorum.
Kemal Abi gece gündüz cemiyetle uğraşmak yüzünden evine az uğruyor. Bir gün çocukların uyanık olduğu bir saatte kendi evinin kapısını çalıyor. Çocuklar açıyorlar. Kapıda saçı başı dağınık, tanımadıkları bir adam.
Annelerine sesleniyorlar. “Anne, kapıda bir yabancı var.”
İşte bu sebeple kitabın adı ‘Kapıdaki Yabancı.’
Bir hizbin, bir cemaatin gönüllüsü müydü Kemal Abi? Ya da vaizi?
Hayır.
Adam seçmiyordu, yoksul, zengin, alim, cahil, herkese anlatıyordu. Alimlere, “Çekilin Allah’la insanların arasından” diye bağırdığı da olmuştur.
60’lı yıllardan itibaren Ankara’ya yolu düşmüş herkese hizmeti geçmiştir.
Anadolu’dan Ankara’ya okumaya gelmiş genç adamlara barınacak yer bulmak, içecek çorba bulmak için siyasilerin, varlıklı insanların, nazının geçtiği bürokratların, zenginlerin kapısını aşındıran, ne yapıp yapıp derdi olanın derdine çare bulmaya çabalayan bir Müslümandı.
Kemal Abi’nin Kur’an’dan öğrendiği şeylerden biri buydu: ihtiyaç sahiplerine yardım etmek.
Bunun için gecesini gündüzüne katıyordu.
Kur’an’ı nasıl anlayabiliriz?
Bir yolu, Kur’an mealleri okumak veya tefsir okumak.
Sırtında Fi Zılali’l Kur’anlar, şehir şehir dolaştığı yıllarda Balıkesir’de karşılaşmıştık.
Para kazanıyor muydu Fi Zilali’l Kur’an’dan?
Zannetmiyorum.
Gözüne kestirdiği, okuyacağına kanaat getirdiği herkese hediye ediyordu.
Hediye ettiği gençler arasında sonradan bakan olanlar, genel müdür olanlar vardır.
‘Kapıdaki Yabancı’ ahiret yurduna gitti.
Dünya hayatını iyilikle geçirmişti. İyilikleri onu karşılasın.
