40 milyon dolarlık sessizlik

Ama Enron’dan Scientology’ye, Theranos’tan devlet işkencesine kadar güç merkezlerini inceleyen ve Oscar kazanmış ABD’li belgeselci Alex Gibney’nin 225 dakikalık yeni belgeseli “Musk” yine de çok ilgi çekici. Venedik Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilen filmde eski eşi Justine Musk’tan Tesla’nın kurucularından Martin Eberhard’a, Kara Swisher’dan Geoffrey Hinton’a kadar pek çok isim var, bir kişi hariç; Elon Musk.

YAPAY ZEKA MUSK BELGESELDE

Gibney daha filmin başında kendisini davet etmiş, Musk reddetmiş. Film de bunu Musk’a yakışır biçimde çözmüş. Gerçek Musk gelmeyince, ekrana yapay zekayla üretilmiş bir Musk çıkarıyor. Büyük kafalı, hafif karikatürize edilmiş avatar, gerçek Musk’ın yıllar boyunca kamuoyu önünde söylediklerinden derlenen cevaplar veriyor.

Ama belgeselin asıl ilginç tarafı Musk’ın konuşmamış olması değil başkalarının da konuşmak istememesi. Alex Gibney Venedik’te, film için görüştüğü çok sayıda kişinin kamera karşısına çıkmayı reddettiğini söyledi. Musk’la çalışmış insanlar, tanıdıkları, çevresindekiler. Yönetmenin anlattığı şey sıradan bir mahremiyet isteğinden çok korkuya benziyor.

Ve filmin en pahalı sessizlik hikayesi Ashley St. Clair’den geliyor. Musk’ın çocuklarından birinin annesi olan St. Clair, kendisine susması karşılığında 40 milyon dolarlık bir ödeme ve ayda 100 bin dolar içeren bir anlaşma teklif edildiğini söylüyor. Anlaşmada gizlilik şartı bulunduğunu ve bunu reddettiğini anlatıyor.
Bir insanın konuşmamasına bu kadar para biçiliyorsa, konuşmasının değeri nedir? Daha da kötüsü, böyle bir teklifin varlığı, kaç kişinin çok daha küçük rakamlara sessiz kaldığını düşündürüyor. Bunu bilmiyoruz.

St. Clair’in hikayesindeki 40 milyon dolar ilk bakışta insanın başını döndürüyor. Ama burada bir ölçek problemi var. 40 milyon dolar çoğumuz için servet demek, Elon Musk için değil. Forbes’un hesaplarına göre serveti 900 milyar doların üzerinde. Yani 40 milyon dolar, onun toplam serveti içinde neredeyse görünmeyecek kadar küçük bir pay. Bu yüzden rakamın asıl ilginç tarafı büyüklüğü değil, neye fiyat biçtiği.

GELECEĞİ VAAT ET, ŞİMDİDEN SAT!

“Musk iyi mi, kötü mü?” tartışması bana giderek çocukça geliyor. Daha ilginç olan bir insanın bu kadar farklı güç türünü aynı anda elinde tutmasının ne anlama geldiği.

Musk’ın olağanüstü başarılarını görmezden gelerek bu soruya cevap vermek mümkün değil.. SpaceX, yeniden kullanılabilir roketleri ticari uzay yarışının merkezine taşıdı. Tesla, elektrikli otomobili yıllarca marjinal görülen bir üründen küresel otomotiv sektörünün ana rekabet alanına çevirdi.

Bunlar gerçek başarılar, Gibney de bunları inkar etmiyor. Hatta filmin ilk bölümlerinde genç Musk’ın kazandığı parayı yeni bir yat, malikane ya da emeklilik planına değil, oldukça çılgın mühendislik projelerine yatırmasında sahici bir cesaret görüyor. SpaceX’in ilk roket denemelerinde tırnaklarını yiyerek mühendislerle birlikte bekleyen Musk görüntüleri, sonradan oluşacak karikatüre pek benzemiyor. Film tam da bu nedenle çalışıyor, hikayeye “Bu adam başından beri sahtekardı” diye başlamıyor.
Sonra yavaş yavaş başka bir Musk çıkıyor ortaya.

Belgeselin üzerinde uzun uzun durduğu örneklerden biri 2013’te Tesla’nın tanıttığı 90 saniyede batarya değiştirme sistemi. Musk sahnede bir Model S’in boş bataryasının benzin doldurmaktan daha hızlı değiştirilebildiğini gösteriyor. Teknoloji büyük ölçekte hiç hayata geçmedi. Filmde konuşanlar, California’daki gösteri istasyonunun pek az kullanıldığını anlatıyor. Gibney ise bu gösterinin Tesla’ya daha fazla sıfır emisyon kredisi kazandırdığı, şirketin de bu kredileri daha kirletici otomobil üreticilerine satarak gelir elde ettiği tezini öne çıkarıyor.

Bu küçük hikaye, filmin Musk hakkında kurduğu daha büyük iddianın minyatürü gibi. Geleceği vaat et, geleceğin değerini bugünden tahsil et.

Mars’a gideceğiz, otomobiller kendi kendine sürecek, robotlar çalışacak, insanlık çok gezegenli olacak.
Her vaat aynı tarihte gerçekleşmiyor, bazıları yıllarca erteleniyor, bazıları olmuyor. Ama vaatlerin kendisi çok somut sonuçlar yaratıyor; yatırım, piyasa değeri, devlet sözleşmeleri, kamuoyu ilgisi ve Musk’ın bir sonraki büyük iddiasını ortaya atabilmesi için zaman.

Film Musk’ın “devletten bağımsız dahi girişimci” mitini de epey hırpalıyor. SpaceX’in yükselişinde NASA ve ABD ordusuyla yapılan milyarlarca dolarlık devlet sözleşmeleri kritik rol oynadı; Tesla da çeşitli kamu teşviklerinden ve düzenleyici kredilerden yararlandı. Gibney’nin itirazı devlet desteğinin kendisine değil. Asıl ironi, devlet yardımıyla büyüyen bir iş insanının daha sonra devleti küçültme vaadiyle Washington’a girmesinde.

Belgeselin en sert bölümleri ise şirketlerden değil, Musk’ın yakınındaki insanlardan geliyor.

Eski eşi Justine Musk, evliliklerini, Musk’ın çalışma takıntısını ve aile hayatını anlatıyor. En sarsıcı anlardan biri, çiftin henüz on haftalıkken kaybettikleri oğulları Nevada’yla ilgili. Musk yıllar sonra çocuğunun kollarında öldüğünü yazmıştı. Justine filmde bunun doğru olmadığını, bebeğin kendi kollarında öldüğünü söylüyor. Film bunu büyük bir “ifşa” müziğiyle değil, Musk’ın kendi hikayesini nasıl yeniden kurabildiğinin küçük ama acı bir örneği olarak bırakıyor.

Ashley St. Clair’in anlattıklarıysa daha tuhaf bir yere gidiyor. St. Clair, Musk’ın kendisine bir “iç savaş öncesinde çocuklardan oluşan bir lejyon” istediğini söylediğini anlatıyor. Film Musk’ın çok çocuk sahibi olmasını yalnızca renkli bir milyarder alışkanlığı olarak ele almıyor; bunu onun Batı’nın nüfusunun azalacağı ve medeniyetin çökebileceği yönündeki saplantılarıyla yan yana koyuyor.

Film 2022 sonunda çekilmeye başladığında Gibney henüz Musk’ın MAGA’ya bu kadar açık biçimde yaklaşacağını ya da Trump’ın ikinci döneminde siyasi gücün merkezine bu kadar yaklaşacağını bilmiyordu. Proje de Musk’ın kendisi gibi çekim sırasında büyümüş. Gibney’nin sonunda vardığı yer oldukça karanlık. Musk’ı Elizabeth Holmes gibi tamamen sahte bir vizyon satıcısıyla aynı kategoriye koymuyor. Çünkü Musk’ın roketleri gerçekten uçuyor. Otomobilleri gerçekten yollarda. Starlink gerçekten savaşlarda ve afetlerde kullanılan bir iletişim altyapısı.

Musk da filmi görmezden gelmedi. Gibney’ye X üzerinden saldırdı, filmi bir karalama çalışması olarak niteledi ve avukatı Alex Spiro aracılığıyla hukuki işlem tehdidinde bulundu. Tartışmanın merkezinde, filmin 2024 Amerikan seçimleri ve Starlink konusunda yarattığı izlenim var. Musk tarafı filmin seçim manipülasyonu imasında bulunduğunu ve bunun yanlış olduğunu savunuyor; Gibney’nin yapım şirketi ise çalışmanın araştırmaya dayalı, hukuken korunan gazetecilik olduğunu söylüyor.

Dört saat sonunda filmin bıraktığı soru bence tek tek iddialardan daha büyük. Bir insan nasıl bu kadar çok farklı türde gücü aynı anda topladı?

SUÇ İŞLEMEDEN ‘ŞÜPHELİ’ OLABİLİRSİNİZ!

Birimin adı Predictive Intelligence Targeting Team (PITT), Türkçeye ‘Öngörücü İstihbarat Hedefleme Ekibi’ diye çevrilebilir. Mevzu bu birimle ilgili…

Bir insan herhangi bir suç işlediğine dair açık bir kanıt olmadan, verilerindeki örüntüler nedeniyle devletin dikkatini çekebilir mi? Ve daha da önemlisi, devletler hakkımızda bildiklerinden ne tahmin ediyor?
404 Media’nın haberi, Montana’da yaşanan Kyle Olson vakasına dayanıyor.

Belgelere göre bir Border Patrol analisti, Olson’un mali faaliyetlerinde “yasadışı uyuşturucu faaliyetiyle yaygın biçimde ilişkilendirilen” kalıplar bulunduğunu yazdı. Ayrıca geçmiş tutuklama ve adli kayıtları da incelendi. Bu bilgilerin ardından Montana Highway Patrol’e bir istihbarat paketi iletildi. Bu arada küçük bir not Border Patrol, ABD İç Güvenlik Bakanlığı’na bağlı federal sınır devriyesi teşkilatı. Resmi giriş kapılarının arasındaki bölgelerde izinsiz geçişi ve kaçakçılığı önlemekle görevli. Fakat bu hikayede yalnızca sınırda çalışmıyor; ülke içindeki araç ve veri hareketlerini analiz eden bir istihbarat ağıyla da karşımıza çıkıyor.

SUÇ İSNADI MI?

Dönelim hikayeye; Olson’un aracı daha sonra bulundu. Polis, onu kapalı veya görünmeyen plaka gerekçesiyle durdurdu. Burada ince ama çok önemli bir çizgi var. Haberde Olson’un bankacılık verisinin tam olarak nasıl incelendiğini gösteren açık bir belge yok. Kredi kartı harcamaları mı kullanıldı? Banka transferleri mi? Nakit çekimler mi? Bir şüpheli işlem raporu mu? Başka bir kolluk veri tabanı mı? Bilinmiyor.

Ama bildiğimiz şey yine de yeterince rahatsız edici; bir kişinin mali faaliyetlerindeki, içeriği kamuya açıklanmayan bazı örüntüler; kolluk analizinin dikkatini çekebiliyor. Ve bu analiz, o kişiyi trafikte durduracak yerel polis ekiplerine kadar ulaşabiliyor. Bunun adı suç isnadı değil, ama suç isnadına giden yolun başlangıcı olabilir.

Elbette bir araç çeşitli nedenlerle polis tarafından durdurulabilir ama asıl soru şu; sürücüye söylenen gerekçe ile sürücünün gerçekten neden seçildiği arasında ne kadar mesafe var?

Bir plakanın kısmen görünmemesi, durdurma için hukuki gerekçe olabilir. Fakat hedef seçiminin asıl gerekçesi mali hareket, seyahat geçmişi, geçmiş kayıtlar veya başka bir kurumun görünmeyen risk değerlendirmesi olabilir. O zaman vatandaş hangi karara itiraz edecek?

Plakaya mı? Yoksa kendisi hakkında üretilmiş, hiç görmediği veri hikayesine mi?

Bu ayrım yalnızca teknik değil, hukukun nasıl işlediğiyle ilgili.

Bir insanın devlet tarafından neden hedef seçildiğini bilmesi, savunma hakkının temel parçalarından biri.

Eğer bu neden “gizli bir analiz”, “davranışsal örüntü”, “risk profili” veya “istihbarat notu” olarak saklanıyorsa, kişi kendisini savunmadan önce neye karşı savunma yapacağını bilemeyebilir.

ŞÜPHELİ ÖRÜNTÜ ÜRETMEK MÜMKÜN

PITT hikayesi tek başına bile yeterince büyük. Fakat daha geniş bir altyapının üzerine oturuyor.
Associated Press, 2025’te yayımladığı kapsamlı soruşturmada, ABD Sınır Devriyesi’nin milyonlarca sürücünün hareketini otomatik plaka okuma kameraları ve veri ağları üzerinden izlediğini ortaya çıkarmıştı. Sistem, araçların belirli seyahat kalıplarını “şüpheli” kabul ederek yerel kolluk birimlerine bilgi aktarabiliyordu.

Bir plaka okuma kamerası tek başına yalnızca şunu kaydeder; “bu araç şu saatte buradan geçti.”

Ama yeterince kamera bir araya geldiğinde ortaya başka bir şey çıkar. Bir insanın hareket geçmişi, nereden gelip nereye gittiği, kaç aynı yere gittiği, ne kadar kaldığı, hangi rotaları kullandığı, kaç kez nakit çektiği vs…

Yeterince veri toplandığında, sıradan davranışlardan “şüpheli örüntü” üretmek mümkün.

Öngörücü polislikteki mantık ilk bakışta çekici. Geçmişte suç işleyen insanların belirli davranış kalıpları varsa, benzer kalıpları tekrar eden kişiler erken fark edilebilir.

Ama teknolojinin sorunu çoğu zaman işe yaramaması değil bazen fazla iyi çalışması!

Bir kamera suçlunun aracını bulabiliyorsa, sizin aracınızı da bulabilir. Bir sistem bir zanlının son altı ayda nerelere gittiğini çıkarabiliyorsa, sizin de çıkarabilir. Bir algoritma suçla bağlantılı bir hareket örüntüsü tanımlayabiliyorsa, masum bir insanın günlük hayatındaki benzerliği de “risk” olarak işaretleyebilir çünkü istatistikte temel bir kural var, korelasyon, nedensellik değil. İki davranışın birlikte görülmesi, birinin diğerini kanıtladığı anlamına gelmiyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.