Erdoğan’ın kaygısı

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Erdoğan, seçimle ilgili o sözü Rize’de, kendi memleketinde ve ilçesi Güneysu’da Merkez Camii önünde söyledi. Hemşehrilerinin toplandığını görünce makam aracından indi, otobüsün üzerine çıktı ve “Bu birlik ve beraberlik içerisinde önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla inşallah atlatacağımıza olan inancımı da yeniliyorum” gibi bir cümle kurdu.

Aslında tek bu cümleyi söylemedi. Bir paragraflık konuşma o. Hepsini vereyim ki, o cümlenin nasıl oluştuğu da anlaşılsın. Şöyle o paragraf:

“Gecemiz kutlu olsun. Geleceğimiz aydınlık olsun. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Sizleri bu güzel yaz akşamında tüm bakan arkadaşlarım ve parti teşkilatımla en kalbi duygularla selamlıyorum. Birliğiniz, beraberliğiniz daim olsun. Bu birlik, beraberlik içerisinde Rabb’im bizlere daha nice başarılar nasip etsin. Bu birliğinizi, beraberliğinizi daim kılsın. Sizlerden bu konuda her zaman bugüne kadar olduğu gibi aynı birlikteliği, aynı beraberliği, aynı gayreti bekliyoruz. Bu birlik ve beraberlik içerisinde önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla inşallah atlatacağımıza olan inancımı da yeniliyorum. Sizleri çok daha fazla bekletmeden ailelerinizle birlikte bu yaz akşamını geçirmenizi istiyorum.”

Bakıldığında hemşerilerle selâm-kelâm türünde bir kısa buluşmanın içerisine giriyor o “seçim cümlesi.”

İrticali bir konuşma bu.

Aslında Cumhurbaşkanının halka hitap konuşmaları iyi bir ekip tarafından hazırlanır ve güçlüdür de.

Dediğim gibi “irticali” bir konuşma bu. Diğer ifadeyle ayaküstü.

“İrticali” kelimesi bilinmiyor olabilir, bir kere “irtica” ile karıştırılmamalı.

“İrticalen konuşma” diye de ifade edilen bu konuşma türü, önceden hiçbir hazırlık yapmadan, kağıda bakmadan veya metin okumadan aniden, içten geldiği gibi ve doğaçlama olarak yapılan konuşmadır. Kelime anlamı olarak “irtical” hazırlıksız olmak, “irticalen” ise hazırlıksız bir şekilde demektir.

Cümleyi analiz edersek, demek ki zihinde “yaklaşan seçim” var. Seçimin aslında 2028’de yapılması planlanıyor. Kendisine yer açılması için de zamanında yani Mayıs ayında değil, Nisan ayında yapılması yönünde hesaplar yapıldığı anlaşılıyor.

Ama daha iki yıl bulunan seçim “yaklaşan seçim” oluyor Cumhurbaşkanı’nın dünyasında.

Seçim cümlesine bir kere daha bakılırsa, “önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla inşallah atlatacağımıza olan inancımı da yeniliyorum” gibi bir ifadenin “inanç yenileme” gibi aslında güçlü bir güveni ifade etmeyen yapıda olduğu görülür.

“İrticali” olmasının bu dağınıklığı ve özgüven eksikliğini getiriyor olması tabii ki mümkündür, ama zaten böyle bir duygunun “irticali” konuşmaya yansıma ihtimali - riski de bu yüzdendir.

Bu konuşma bir, Tayyip Erdoğan’ın zihninin seçimle dolu olduğunu, ki bu tabii, iki, seçimle ilgili duygunun da “kaygı yoğunluklu” olduğunu gösteriyor.

Kamuoyu yoklamalarının Erdoğan’ı kaygılandırdığına dair yorumlar epeyce bir zamandır gündemde. Kendisininki biraz daha yukarılarda olmasına rağmen, yüzde 30’lar civarında bir parti oyu, baraj civarında dolaşan İttifak ortağı oyu, rakiplerle birlikte kamuoyu araştırması tartısına vurulduğunda “Zafer”i değil, “Kaygı”yı gündeme getiriyor.

Güneysu’nun vefası sayın Cumhurbaşkanı’nı her zaman mutlu edebilir, ama memleketi Rize’de bile muhalefet mitinglerinin oldukça canlı geçtiğine bakılırsa, kaygı duymamak elde değil.

Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ya da son Özgür Özel tartıya vuruluyor Cumhurbaşkanı Erdoğan ile. En azından pek çok araştırma kurumu, bu isimleri Erdoğan’ın epeyce üzerinde gösteriyor.

Onun için söz konusu isimlerin seçim ortamına girmeden devre dışı bırakılacağı yollu yorumlar vatandaş nezdinde ciddi karşılık buluyor.

Diploma iptalinden başlayıp bilmem kaç dosya ile boğuşarak geldiği bu günde, iki defa beraat ettiği bir dâvâda bu defa hakim değiştirilerek siyasi yasak getirecek bir mahkûmiyet verilen Ekrem İmamoğlu’nun başına gelenlerin halkta nasıl karşılık bulduğunu bir siyasetçi olarak Erdoğan okuyamıyor olabilir mi?

Özgür Özel’in mitinglerine yansıyan “halk öfkesi”nden şikâyet edip, Ankara merkezli muhalefet yapılması çağrısı yapan kendisi değil mi?

Siyaset bilimciler, meydanlara yansıyanlara, halka sunulan mikrofonlar önünde seslendirilenlere bakıp, önümüzdeki seçimi “öfke”nin yönlendireceği okumasını yapıyor.

Gittikçe daha çok toplum kesimini kıskacına alan açlık-yoksulluk sınırları, Yargı alanındaki “güven bunalımı”nı derinleştiren uygulamalar halkın dünyasına olumlu duygular yansıtmıyor. Öcalan’lı sürecin halktaki karşılığı da, bütün propagandalara rağmen belli ki Bahçeli’nin dünyasından görünen gibi değil.

Bunlar her yerden görülüyorken, Beştepe’den görülmüyor olamaz. Tüm bunların seçime nasıl yansıyacağı da muhtemel ki kaygıyı besleyen bir durum.

Aday olmanın önündeki yasal engel aşılsa bile, sandık sıkıntılı gözüküyor olabilir. Erdoğan, tabii girebilirse, belki de en zor seçimini yaşayacak.

YORUMLAR (12)
12 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.