Türkiye’de hem Anayasa Mahkemesi (AYM) hem AİHM kararlarının tanınmaması, aksi yöndeki hükümlerin devam ettirilmesi, uzun süredir yargının bağımsızlığına dair endişeleri artırıyor. AYM, 1 Ağustos 2024’te, Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin işlemin “yok hükmünde” olduğuna hükmetmişti ancak TİP Hatay milletvekili halen hapiste. Aynı şekilde eski HDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ ve iş insanı Osman Kavala da “ihlal” kararlarına rağmen cezaevinden çıkamıyor.
ADALET ODAKLI YAKLAŞIM ŞART
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya dün Gezi Parkı davası hükümlüsü Tayfun Kahraman’ın hem adil yargılanma hakkının hem bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini hatırlatarak gerekçenin yayımlanma sürecinde olduğunu söyledi. Özkaya, “AYM’nin görevi, kişinin suçlu olup olmadığını belirlemek değil yargılamada usule ilişkin güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını denetlemektir. İhlal iddiaları, adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirilir. AİHM’in ilke ve standartları, titizlikle incelenir” dedi.

’İHLAL VAR’IN GEREKÇELİ KARARI YAKINDA HAZIR
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Gezi Davası hükümlüsü Tayfun Kahraman’ın ikinci bireysel başvurusunda adil yargılanma ve bireysel başvuru haklarının ihlal edildiğini hatırlatarak gerekçeli kararın hazırlandığı söyledi. Açıklama, hükümleri bağlayıcı olan AYM’nin uygulanmayan ihlal kararlarına ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Daha önce Selahattin Demirtaş ve Can Atalay için aynı yöndeki hükümler yerel mahkemeler tarafından uygulanmamıştı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Tayfun Kahraman’ın ikinci bireysel başvurusunda adil yargılanma hakkı ile bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini açıkladı. Kararın yayımlanma sürecinde olduğunu belirten Özkaya, AYM’nin görevinin kişinin suçlu olup olmadığını belirlemek değil, yargılama sırasında anayasal ve usule ilişkin güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını incelemek olduğunu söyledi. Türkiye Basın Federasyonu Başkanı Sinan Burhan ve federasyon yöneticileriyle görüşen Özkaya; bireysel başvuru sistemi, AYM kararlarının bağlayıcılığı, Yargıtay ve Danıştay’la ilişkiler, yüksek yargının iş yükü ve teknolojik dönüşümü ele aldı. AYM’nin bireysel başvurularda temyiz veya kanun yolu mahkemesi olmadığını vurgulayan Özkaya “Kanuna uygunluk değil, anayasal denetim yapmaktadır” dedi. Anayasa yargısının temel hak ve özgürlüklerin korunması ile demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesini de kapsadığını ifade etti.
KAHRAMAN KARARINDA İKİ AYRI İHLAL
Bireysel başvurular incelenirken AİHM kararlarındaki ilke ve standartların, diğer ülkelerin anayasa mahkemelerinin içtihatlarının, Türkiye’deki yüksek yargı kararlarının, raportör görüşlerinin ve AYM’nin kurumsal birikiminin dikkate alındığını belirten Özkaya, hak ihlali iddialarının adalet odaklı ele alındığını söyledi. Gezi Davası hükümlüsü şehir plancısı Kahraman’ın ilk AYM kararının da aynı çerçevede verildiğini belirten Özkaya, ikinci başvuruda iki ayrı yönden ihlal kararı çıktığını açıkladı. Buna göre AYM, hem adil yargılanma hakkının hem de bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmetti.
AYM 17 Ekim 2025’te, Kahraman’ın ‘adil yargılanma hakkının’ ihlal edildiğine karar vermiş ve kararda, Kahraman’ın eylemleri ile Gezi eylemlerindeki şiddet vakaları arasında somut bir “illiyet bağı”nın kurulamadığına dikkat çekmişti. AYM, dosyanın yeniden yargılama yapılması için İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetmiş ancak İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin gönderdiği “yeniden yargılama” kararını reddetti ve AYM’yi “yetki gaspı” yapmakla suçlamıştı.
ATALAY VE DEMİRTAŞ ÖRNEKLERİ
Öte yandan Türkiye’de bireysel başvuru mekanizmasının 2010 anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi bünyesinde kabul edilmesi ile AYM yalnızca norm denetimi yapan bir kurum olmaktan çıkarak bireysel hakların doğrudan korunmasını sağlayan bir üst yargı mercii konumunda. Ancak bazı bireysel başvuru kararlarının uygulanması konusunda derece mahkemeleri ile AYM arasındaki söz konusu bu yorum farkı, AYM’nin ihlal kararlarının uygulanması tartışmasını doğurdu. Bu tartışmaya dair örnekler arasında Kahraman’ın yanı sıra Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş öne çıkıyor.
Atalay hakkında AYM, 25 Ekim 2023’te seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Kararın uygulanmaması üzerine 21 Aralık 2023’te bireysel başvuru hakkının da ihlal edildiğine hükmetti. Selahattin Demirtaş hakkında ise AYM, 19 Haziran 2020 tarihli kararında tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Demirtaş’ın cezaevinde tutulmaya devam etmesi, AYM’nin ihlal kararlarının uygulanması konusundaki tartışmalarda örnek gösterilen dosyalardan biri oldu.
Gezi Davası nedeniyle 8.5 yıldan fazla süredir cezaevinde olan Osman Kavala dosyasında ise AYM’nin ihlal kararı bulunmazken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararları bulunuyor. Kavala’nın tutukluluğunun devam etmesi, AİHM kararlarının uygulanması konusunda Türkiye’ye yönelik eleştirilerin başlıca başlıklarından biri olurken, son olarak Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar, AİHM ihlal kararına dayanarak Osman Kavala’nın infazın durdurulması için başvuru yaptı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Adalet Bakanlığı’ndan kararı istedi.
14 YILDA 755 BİN 547 BAŞVURU
2010 Anayasa değişikliğiyle kabul edilen ve 23 Eylül 2012’de uygulanmaya başlayan bireysel başvuru sisteminin Türk hukuk tarihinin en önemli reformlarından biri olduğunu söyleyen Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, bugüne kadar AYM’ye 755 bin 547 başvuru yapıldığını, bunların 646 bin 21’inin sonuçlandırıldığını açıkladı. Mahkemenin önünde 109 bin 526 derdest başvuru bulunuyor. Sonuçlandırılan dosyaların yaklaşık 539 bininde kabul edilemezlik kararı verilirken, toplam 86 bin 849 ihlal kararı verildi. Bunların yaklaşık 56 bini makul sürede yargılanma hakkına ilişkin. Özkaya, ihlal kararlarının yüzde 99,9’unun gereğinin yerine getirildiğini belirtti. Özkaya ayrıca AYM’de bireysel başvuruların ön incelemesinde yapay zekâ kullanımına kısa süre içinde başlanacağını duyurdu.
