Türkiye kalkınmıyor, tam tersine şişiyor

Haziran 2017-Haziran 2018 arası son 12 ayda 4 kişilik bir aile açlık için 19.222 TL harcamak zorundaydı.

Haziran 2025-Haziran 2026 arası son 12 ayda 4 kişilik bir aile açlık için 371.781 TL harcamak zoruna geldi.

Şimdi basit ama çok basit bir hesap yapalım:

Zorunlu gıda harcaması son 8 yılda 19 bin 222 TL’den 371 bin 781 TL’ye (19,3 kat) yükseliyor. Aynı dönemde kişi başına düşen GSYH 40.130 TL’den 761.723 TL’ye (19,0 kat) çıkıyor.

8 yıl önce kişi başı ulusal gelirde bir ailenin zorunlu gıda harcamasının 2,09 katı kişi başı gelir düzeyimiz vardı. Şimdi bu oran 2,05’e geriledi.

Açlık sınırına göre refah artışı, son 8 yılda koca bir SIFIR.

Oysa dolar bazında kişi başına gelirimiz bu dönemde 10.336 dolardan 17.764 dolara çıkmış durumda. Hatta toplam GSYH dolar bazında %90,0 artarken sabit fiyatlarla da %39,0 artış göstermiş görülüyor.

Şimdi bu nasıl oluyor?

Türk-İŞ’in açıkladığı “Açlık Sınırı” fiyatlarına göre; son 8 yılda neredeyse SIFIR büyüme varken TÜİK’in açıkladığı reel ve dolar bazında gelir artışı ciddi boyutlara ulaşıyor.

Yine tek cümle ile söyleyelim: Son 8 yılda gıdaya göre refah artışımız hiç olmadı. Bu açıdan bakınca gösterilen büyümelerin tamamı şişme büyümesi.

İşin bir başka boyutu daha var. Son 8 yılda gelir dağılımı daha da bozuldu. En zengin yüzde 5, payını 3,5 puan artırdı. Bunun anlamı şudur: Alt gelir grupları zaten gıda ağırlıklı harcama yapıyor ve refahları daha da geriledi.

Gelin bu hesabı bir de asgari ücret üzerinden yapalım: Haziran 2017-2018 döneminde 12 aylık gıda harcaması (Açlık Sınırına göre) 4.969 $ iken aynı dönemde asgari ücret 4.663 $. Bu demektir ki, asgari ücretli yıl bazında açlık sınırının yüzde 6,56 oranında daha düşük gelire sahipti.

Haziran 2025-2026 dönemi son 12 ayında açlık sınırı harcaması 8.615 $’a çıkıyor. Oysa aynı dönemde asgari ücretlinin geliri 6.976 $ ediyor. Bu durumda asgari ücretlinin geliri açlık sınırının yüzde 23,50’si altında kalıyor.

Açlık sınırı için gıda fiyatları dolar bazında yüzde 73,4 artarken asgari ücret yüzde 49,6 artışta kalıyor.

Asgari ücretli 2017-18 yıllarına göre bu yıl 12 ayda 1.110 dolar kaybetmiş oldu. Veya bir başka hesapla asgari ücretli her ay yaklaşık 4500 lira daha düşük maaş alıyor.

SİYASİ OPERASYONLARIN FAİZ MALİYETİ

Son 12 ayda Hazine nakit dengesine göre, 2 trilyon 536 milyar lira kamu faiz ödedi. Faiz ödemesi geçen yıl aynı dönemde 1 trilyon 801 milyar liraydı.

Bir başka şekilde daha ifade edelim: Bu yıl ağustos ayı itibarıyla son 12 aylık faiz ödemesinin Hazine gelirlerine oranı %16,0 oldu. Bu oran Ağustos 2025’te %15,6 seviyesindeydi. 2024 Ağustos ayında ise %12,0 düzeyindeydik.

Bu demektir ki, Hazine gelirlerine oranla faiz ödemesi 2024 değerlerine göre kalsaydı faiz ödememiz 1 trilyon 909 milyar lira olacaktı. Böylece 626 milyar lira fazladan faiz ödedik.

Neden?

Mart 2025’e kadar dengeli süren bir faiz piyasamız vardı. Enflasyon düşmeye başlamış ve faizler de enflasyonla paralel düşüyordu.

Sonra siyasi operasyonlar başladı.

19 Mart 2025’te 16 milyonluk şehrin seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hapse atıldı.

Ve yüzde 56,2 olan kredi faizleri yüzde 63,2’ye fırladı. Kısa vadeli tahvil faizleri yüzde 38’lerden yüzde 51’lere çıktı.

Yani piyasada faizler enflasyon harici bir sıçrama yaşadı.

Reel ekonomi adeta enflasyonu fonlamanın yanında siyasetin yarattığı ekstra riskleri de fonlamak zorunda kaldı.

Bugün kamu kesimi yılda 600 milyar lira ekstra faiz öderken özel kesimin ödediği ekstra faiz ise 1,4 trilyon lirayı aşmış oldu.

Kısaca Türkiye olarak siyasi operasyonlardan dolayı yılda 2 trilyon lira civarında bir yeni faiz yükü üstlenmiş olduk.

Bir not daha: Ne İTO ne İSO ne de TOBB Başkanlarından veya diğer siyasileşmiş ekonomi kurumlarından bu ek faiz yükü konusunda bir cümle duyamazsınız. Onlara göre faizin tek nedeni, Şimşek’in ekonomi programı ve Merkez Bankası ile ona bağlı sürü olan bankalardır.

Yazık bu ülkeye.

Ek: 2022 yılında kamunun faiz ödemesi 17 milyar dolarken bugün 57 milyar doları aşmış duruma geldi.

Daha ne olsun.

aclik-asgari.jpg

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.