Türkiye’nin PISA’sı

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üç yılda bir düzenlenen, 15 yaşındaki öğrencilerin “Matematik Okuryazarlığı”, “Fen Bilimleri Okuryazarlığı” ve “Okuma Becerileri”ni gerçek hayat senaryolarında ne kadar kullanabildiğini ölçen uluslararası bir sınav.

PISA’nın amacı ülkedeki eğitim sisteminin durumunun resmini çekmek, eksiklerini belirlemek ve yol göstermek.

PISA, ilk kez 2000 yılında uygulanmaya başlanmış.Türkiye, PISA’ya 2003’te dahil olmuş.
Türkiye’nin yıllara göre PISA’daki sıralamasına bakıp PISA’nın 2025 sırlamasındaki yükselişini doğru okumak açısından önemli.


Yıllara Göre PISA Puanları ve Sıralamaları

Yıl Matematik Puanı / Sıralama Fen Bilimleri Puanı / Sıralama Okuma Becerileri Puanı / Sıralama Toplam Katılımcı Ülke Sayısı
2003 423 / 34 434 / 35 441 / 33 41 Ülke
2006 424 / 43 424 / 44 447 / 37 57 Ülke
2009 445 / 43 454 / 43 464 / 41 65 Ülke
2012 448 / 44 463 / 43 475 / 42 65 Ülke
2015 420 / 49 425 / 52 428 / 50 72 Ülke
2018 454 / 42 468 / 39 466 / 40 79 Ülke
2022 453 / 39 476 / 34 456 / 36 81 Ülke
2025 462 / 28 494 / 19 472 / 18 91 Ülke

2012-2015 yılları dışında Türkiye’nin PISA’daki puan ve sıralamasının yükseldiğini görüyoruz. 2012-2015 yılları arası 8. sınıflara yönelik yapılan sınavda (TEOG) PISA soru kalıplarına uygun olmayan soruların sorulmasının da etkisi var.

Türkiye’nin PISA’daki puan artışının ve ülkeler arasındaki sıralamasının pozitif değişiminin birçok nedeni var. Amacım hem bu nedenler üzerinde durmak hem de PISA’ya yönelik öğrencilerin özel hazırlanması meselesinin sahihliğine değinmek.

2002-2003 eğitim öğretim döneminde Türkiye'deki eğitim kurumlarında (okul öncesi hariç) toplam 13.355.247 öğrenci ve 511.259 öğretmen görev yapmaktaydı.

2002-2003 eğitim-öğretim yılında Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 28, ortaöğretimde 18’di. Aynı dönemde derslik başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 36, ortaöğretimde 30’dur.


2024-2025 eğitim-öğretim yılında Türkiye genelinde toplam 17.956.523 öğrenci örgün eğitim almakta ve 1.187.409 öğretmen görev yapmaktadır. (Toplam öğrenci sayısına 1.741.314 okul öncesi öğrenci dahildir.)

2024-2025 eğitim-öğretim yılı verilenine göre öğretmen başına düşen öğrenci sayısı; ilkokulda 18, ortaokulda 13, ortaöğretim (Lise) 11’di

Derslik başına düşen öğrenci sayısı, ilkokulda 23, Ortaöğretim (Lise): 20 öğrenci.

Günümüzde OECD ülkelerinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ortalama 13-14, derslik başına düşen öğrenci sayısı kademeye göre ortalama 21-23 civarındadır.

Türkiye, okulların çoğunu elden geçirdi. Kimlerini yıkıp yeniden yaptı kimilerini de deprem ve doğal afetlere dayanıklı hale getirdi. Türkiye’deki okullarının fiziki şartları da diğer ülkelerin okullarıyla mukayese edildiğinde gelişmiş ülkelerin okullarını aratmayacak nitelikte.

Türkiye, 2018’den itibaren eğitim öğretimde ulusal sınavlarda sorulan soru kalıplarını değiştirdi. PISA ve TIMSS’de (Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması) sorulan öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerini ölçen soru kalıplarına geçti. PISA’ya uygun “Yeni Nesil” veya “Temel Beceri Odaklı” soru kalıplarına geçmekle kalmadı müfredatını da bu yönde düzenlemeye, ıslah etmeye çalıştı ve MEB, okuma becerilerini önceleyen eğitim evresine girdi.

MEB, PISA soru tarzı olan beceri odaklı ve bağlam temelli soru hazırlama çalışmaları için Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü (ÖDSGM) birimi kurdu. Bu kurum temek beceri odaklı sorular hazırlayıp okullarda öğrencilere dağıtıyor, dijitalde paylaşımını da yapıyor.

ÖDS (Öğrenci/Öğretmen Destek Sistemi): Ortaokul ve lise düzeyindeki dersler için konu anlatımlı kitaplar, soru bankaları, ders anlatım ve soru çözüm videoları hazırlayıp sunuyor.

Yapılan bütün bu çalışmalar Türkiye’nin PISA’daki puan ve sıralamasına yansıdı ve Türkiye’nin PISA’da gelişmiş ülkeler sırlamasında sınıf atlamasını sağladı.

2025 sonuçlarına baktığımda ise otuz iki yıldır eğitimin içinde aktif çalışan biri olarak eğitim sistemimizde Türkiye’nin bu kadar yüksek puan almasını sağlayacak pozitif bir gelişme göremiyorum. Demin saydığım düzenlemlerin elbette katkıları var. Ancak 2025 verileri ister istemez eğitimizde bir bahar yaşanmamışken insana bu puan patlamasının nedenini sorgulatıyor.


Sayın Eğitim Bakanımızın: “Biz tüm okulların listesini veriyoruz. Öğrencileri de okulları da OECD belirliyor.” diyor.
Şairlere atfedilen “Şairler yalan konuşmazlar ancak doğruyu da söylemezler.” sözü buradaki durum için de geçerli. Sayın Bakanımızın söylediği hakikat. Lakin eksik. Eksik olan, PISA’ya girecek okulların belirlenmesinden sonra bu okullarda öğrencilere PISA soruları üzerinden verilen özel eğitim. MEB, bunu bir yarış olarak algılayıp skoru yükseltmeye yönelik PISA’ya girecek okullarda öğrencilere yönelik özel bir hazırlık eğitimi vermiş. Bu hazırlıkları sitelerinde paylaşan okullar da var. Sonradan siliniyor.

Tabi bu çalışmaları yapan başka ülkeler de var. Hal böyle olunca PISA verileri eğitim sistemimizdeki gelişmenin yansıması olamıyor. Eğitime yönelik onca yatırımların eğitime ne kadar yansıdığını uluslararası alanda görmekten mahrum kalıyoruz . Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da oluyoruz.


Ahmet Hakan’ın “Bu başarıya kulp takmaya çalışanlar... Türkiye’ye muhalifler.” sözü bir konuya vakıf olmadan bir tarafın adamı olmaktır. Hangi parti iktidarda olursa olsun söz konusu Türkiye olunca elbette önceliğimiz ülkemizin başarılarıyla gurur duymak.

2025 PISA sonuçlarına bakıp Türkiye eğitim puanının Almanya’dan daha yüksek olduğunu söyleyip konfor alanında bunu başarı hanelerine yazıp bunun üzerinde tepinen zevat için bir karşılaştırma.
Alman ekonomisi 2025’te yüzde 0,2 oranında büyümüş. Türkiye ekonomisi ise 2025’te yüzde 3,6 oranında büyümüş.

Türkiye ekonomisinin Almanya ekonomisinden daha güçlü olduğunu söyleyebilir miyiz?

Ülke ekonomimiz 2025’te evet Almanya’dan daha fazla büyüdüğü kesin ancak Türk ekonomisinin Alman ekonomisinden daha güçlü olduğunu iddia etmek mümkün mü?

Türkiye’nin fen bilimlerinde Puanı 494, okuma becerilerinde 472, matematikte 462; Almanya’nın ise fen bilimlerinde 486, okuma becerilerinde 465, matematikte 464.

Bu verilere bakarak Türkiye’de eğitimin Almanya’dan daha ileri düzeyde olduğunu söyleyebilir miyiz? Söyleyip bunun zaferini kutlamak isterdim. Lakin, lakin işte. PISA’da Çin ve Singapur’un başarısına da hiç değinmeyelim. Durup dururken gözlerimizi yuvalarından etmeyelim.

Eğitim kurmaylarımız, maalesef hakikati yansıtmayan güncel meseleler ile uğraşıp eğitimimizdeki kan kayıplarına gözlerini kapatıyor. Gözlerimizi kan kaybeden yaralarımıza karşı milletçe kapatmayı da seviyoruz.

Yazıyı, kaç asırdır insanlığa kurtuluş reçeteleri olan Mevlana’nın bir beyti ile bitirelim.

“Görünen nesneler, üzerlerine varlık güneşinin ışığı düşen rengarenk camlardır.
Camların her biri kırmızı, altın rengi veya sarı, hangi renkteyse güneşi de o renkte gösterir.” *

*Bu beyti Farsça aslında Türkçeye Mustafa Seçkin Bey çevirmiştir.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.