Sil baştan dönemi

Sarı lacivertli camia, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir durumda; adeta futbol takımı gibi.

Eylül ayında göreve gelen Sadettin Saran, bir yılını doldurmadan büyük ihtimalle görevinden ayrılacak. Yerine, sırada bekleyen adaylar var. Barış Göktürk, Hakan Safi, Hakan Bilal Kutlualp isimleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Dün kulis haberlerinde ise Mehmet Ali Aydınlar’ın başkan adayı olacağı, maddi yönden kasayı rahatlatacak nakdin hazır olduğu belirtildi.

Aziz Yıldırım, Ali Koç cephesi sessiz. Yakın zamanda geniş açıklamalı bir basın toplantısı düzenleme ihtimalleri olası.

Fenerbahçe, şubat ortasında çıkan başkan adayları haberlerinde şampiyonluğun en güçlü adayıydı. Yapılan bu haberler, Saran ve ekibini yanı sıra Domenico Tedesco nun ekibini de etkilemişti. Kazanılan Süper Kupa sonrası, sebebi çözülemeyen bir düşüşe geçti takım. Bu düşüşte yapılan ara transferler konuşulsa da İtalyan hoca, Samandıra’da yaşanan olaylardan dolayı sıkıntılıydı. Yöneticilerin birçoğu tesislerden çıkmadığı gibi bazı oyunculara verilen imkânlar, hocanın da performansını düşürdü.

Tesislerde alınan kararların anında basına düşmesi İtalyan hocayı iyice şaşırtmıştı. Dışarıya kapalı kutu olan sarı lacivertlilerin haberleri iki kişi üzerinden dönüyordu.

Büyük ihtimalle aday olmayacak olan yönetim, sezonun bitmesine üç hafta kala aldığı bu kararda haklı mıydı? Üstelik önünde katılacağı Şampiyonlar Ligi hedefi olmasına rağmen.

Koltuk sevdası mı denir, günü kurtarma çabası mı denir bilinmez; ama Fenerbahçe tekrar sil baştan bir duruma döndü.

Yeni teknik direktör, büyük olasılıkla yeni başkan, yeni sportif direktör, yeni oyuncular, yeni borçlar… Beklenen gündem.

Temmuz başında açıklanacak yeni hedef şimdiden belli: Avrupa’da başarı, bütün kupalara adaylık.

Geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarabilen olur mu? Tahminen hayır…

Tedesco tarafına dönersek, başarı durumunda aldığı puan ortalaması düşük olsada son derbi maçı haricinde büyük maçlarda iyi durumda. Düşünün Mourinho derbi kazanamamıştı.

Karışık bir ortamda göreve geldi, istediği oyuncuları seçemediği gibi Devin Özek ve Ertan Torunoğullarının getireceği oyunculara mahkum bırakıldı.

Kariyeri boyunca sakatlık yaşamayan Edson Alvarez sezonun büyük bölümünü sakat geçirdi. Talisca, Skriniar lazım olduğu durumlarda hocayı ve takımı yalnız bıraktı. Kerem Aktürkoğlu takım ile bir türlü özdeşemedi. Kanat bekleri Semedo, Archie Brown sakatlıktan kurtulamadığı gibi Çağlar ve Yiğit Efe mevkilerinde amatör kaldı. Açıklamalarında gık demeden çözüm bulma arayışında olduğunu belirtti. Hataları bazı oyunculara haksızlık yapmasıydı. Tarık Çetin, Oğuz Aydın gibi.

Her hafta maça çıkarken taraftar desteği olmadığı gibi yorumcular tarafından son maçı olarak lanse edildi.

Sonucunda İtalyan hocayı seçimi kaybeden yönetim getirdi, aday olmayacak olan yönetim gönderdi.

Bu işte parmağı olanlar sizce üzgün müdür?

Spor tarihinin en saçma olayı nedir diye sorulsa, deplasman tribünlerinde yaşanan olaydır diyebiliriz.

Güvenlik önlemleri dolayısıyla taraftarlar maçtan dört saat önce otobüslerle alınıp stada götürülüyor; burada bir sıkıntı yok. Ancak çıkışta neden dört saat bekletiliyor? Zaten bu kişiler güvenlik noktasından aranarak stada alınıyor; çıkışta sağa sola kaçmaları imkânsız. Neden maç bitiminde ev sahibi takım taraftarının dağılması bekleniyor? Üstelik işkenceye varan uygulamalara maruz bırakılıyorlar; son ses, kulakları sağır eden müzikler çalınarak. Bu durum adeta Çin işkencesinden bile kötü.

Peki, “her şeyimiz taraftarımız” diyen yönetici arkadaşlar başlarında var mı? Tabii ki yok. Onlar, özel çakarlı araçlarıyla evlerinin yolundalar. Maç sonu yapılan tek açıklama: “Üzgünüz.” Neye üzgünüz?

“Bu, bütün takım taraftarları için aynı.”

TFF, güvenlik kurulu ile görüşüp bu düzeni değiştirir mi? Çok zor. Alacağı karar büyük ihtimalle deplasman yasağı olur.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR