Beştepe’nin bakışı bu mu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan henüz YENİ Parti ile ilgili düşüncesini açıklamış değil. İttifak ortağı Devlet Bahçeli telefon açıp Özgür Özel’i tebrik etmesine rağmen, Erdoğan’dan o yönde bir girişim olmadı.
Neden acaba?
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un bir açıklaması oldu. O, olayı tıpkı mutlak butlan kararı ile CHP’nin başına yeniden getirilen Kemal Kılıçdaroğlu gibi “CHP’nin arınması” bağlamında görüyor. Hatta “Sel gider kum kalır” diyerek Kılıçdaroğlu CHP’sinin daha kalıcı olacağı tahmininde bulunuyor. Açıklamadan şu paragrafı alalım:
“Nerede politik perspektif farkı, nerede ideolojik ayrılık. Bu YENİ Parti özgün bir politika üretemez. Çünkü politik bir tutum üzerinden değil kişisel ihtiyaçlar üzerinden kurulmuş bir parti oldu. O yüzden ülke siyasetinde sanki büyük bir olaymış gibi ele alınan YENİ Parti konusu kişilerle ilgili siyasi magazin tartışmasından öteye gidemez. CHP bu ayrışma ile esasında önlerine koydukları arınma perspektifine uygun bir temizlenme sürecine girmiş oldu. CHP sonuçta yine CHP’dir. Sel gider kum kalır.”
Acaba bu yaklaşım, tüm Beştepe’yi, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşüncelirini de seslendirmiş oluyor mu?
Uçum oraya bir şerh düşmüş. Muhtemel ki şu ifadeleri, Cumhurbaşkanı’nı da bağlama ihtimalini dışlama amacını taşıyor:
“Bu söylediklerim sadece gözleme dayalı bir tespitten ibarettir. Başka manalar çıkarmak isteyenler olursa yanılırlar. Hiç uğraşmasınlar.”
Cumhurbaşkanı’nı bağlayıp bağlamaması bir yene genelde iktidar cenahının YENİ Parti’ye yaklaşımı “küçümseyici” bir nitelik taşıyor:
“CHP’den çıktılar, ikinci bir CHP olacaklar, yeni hiçbir şeyleri olmayacak, etraflarında oluşan kitle görüntüleri aldatıcı, saman alevi gibi parlayıp sönecek vs…”
İktidar cenahının medya dili bu istikamette.
Kılıçdaroğlu bir yargı kararıyla getirilip oturtuldu CHP’nin başına.
“Yargı siyasallaşması” bir ülke gündemi olduğu için, mutlak butlan ve Kılıçdaroğlu operasyonu da iktidar iradesine mal ediliyor.
Nitekim İmamoğlu operasyonu da iktidarın yargı üzerinden bir rakibi enterne etme ameliyesi olarak okunmuştu.
Belediyelerin kaybının, Özgür Özel - İmamoğlu çizgisinin CHP’yi birinci parti haline getirmesinin, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair hesabı bulunan herkes için alarm niteliği taşıyacağı açık.
Ekrem İmamoğlu 15 milyon oy ile Cumhurbaşkanı adayı gösterilmişse, onu yolsuzluk, casusluk, örgüt liderliği ile suçlayarak hapse atmak ve daha önemlisi Cumhurbaşkanlığı için olmazsa olmaz kriter, diploma iptali ile net bir ön kesme işine girişmek….
Bunların Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgisi olmadığını düşünmek siyasi aklın dümura uğramasından başka türlü olamaz.
En son Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getirmek ve Özgür Özel’in “liderliği”ni bitirmek…
Eh, İmamoğlu hapse atılmış, Özgür Özel’in liderliği bitirilmiş… Geriye ne kalıyor ki Cumhurbaşkanlığı seçiminde engel olarak?
İmamoğlu içeri atıldığından beri yollara düşmüş bir kişi Özgür Özel… Grup başkan vekilliğinden Parti başkanlığına seçildiğinde “Lider olup olamayacağı” siyasetle ilgilenen herkesin kafasındaki soru idi. Bu tabii.
Özel’in 18-19 Mart operasyonlarından sonraki süreçte Anadolu’ya açılarak kitlelerle buluşarak liderleştiği açık. CHP’de bile liderliği böyle elde etti denebilir.
“Mutlak butlan”ı kitleler 18-19 Mart’ın devamı olarak okudular, ya da Özgür Özel öyle okuttu, bu da açık. “Yürüyelim” dediğinde arkasında kitleler var.
Bu kitle dilini Tayyip Erdoğan’ın okumuyor olması onun siyasi öngörüsü adına bir hakaret olur.
Ben başından beri dedim, “Kılıçdaroğlu operasyonu Kılıçdaroğlu’nu da aşağı çekiyor, onu oraya getirenleri de…” Bu, siyasete anormal bir müdahaledir çünkü.
Bu yapılmıştır ve karşılığı da, “Yeni” bir siyasi hamledir.
Mutlak butlan ile Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirilmesi sonuçta iktidara mal edilmesi kaçınılmaz büyük bir hatadır.
Hadi Kılıçdaroğlu, yeniden baş olma gibi bir duygusal zorlama ile buna razı oldu, iktidar adına diyelim Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun risklerini nasıl görmez?
Buralara geldik, “YENİ” dalgası siyasetin ana gündemi.
Küçümsemek, yer yer aşağılamak ya da hiç gündeme almamak… Bunlar sıkıntılı işler…
Mutlak Butlan’ı da yaptık, o da aşıldı, geride ne kaldı muhtemel riski bertaraf etmek için? Özel’i bertaraf etmek mi? Kılıçdaroğlu ekibi dokunulmazlığın kalkması için el kaldıracakmış ya… Belki iktidar grubu daha basiretli davranır…
Mehmet Uçum da daha özel seanslarda “gidecek sel”in ve “kalacak kum”un daha gerçekçi değerlendirmesini yapmak zorunda. Yoksa danışmanlık krala görünmez elbise dikmeye dönüşür.
İZNİNİZLE: 15 gün kadar izin yapmak istiyorum. Gerekir belki yine yazarım ama şimdilik müsaadenizle…
