Yanlışlıklar daha yeni başladı
Genel yaygınlığa kavuşmuş olaylar ve gelişmeler için, eskiler, ‘‘Mısır’daki sağır sultan bile duydu’’ derlerdi; sosyal medya çağında ise önemsenmiş her olaydan bütün dünya haberdar oluyor…
Bir şeyin bilinmesi, bir haberin yaygınlık kazanması onun doğru olduğu anlamına gelmiyor. Nice olay var ki, ağızdan ağıza geçerken asliyetini kaybediyor, gerçekle pek az irtibatı kalıyor veya hiç ilgisiz bir hal alıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) gerçek olduğu hemen anlaşılan olaylarla karşılaşıldığı gibi, ara sıra da olsa çarpıtılmışlara da rastlanıyor…
En son olay, değişik ajanslar aracılığıyla yabancıların da dikkatini çektiği için bütün dünyaca iyi biliniyor…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun önemli açıklamalar yapacağını önceden duyurarak çıkardığı bir davete, kalabalığın ilgisini sağlamak için, partinin ileri gelenleri, daha kestirme bir yöntem bulmuşlar: Film ve diziler ile konuk alan TV programlarına izleyici bulan bir kast ajansına başvurmuş, bir miktar ücret mukabili gösterici sağlamışlar…
Ajanslardan gelenlere önceden prova yaptırılarak büyük olaya hazırlamışlar…
Bir gazete haberleştirince yüzlerce başka mecrada da yer buldu olay.
Küçük düşürücü, yıpratıcı bir haber bu…
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadronun kurucusu olduğu, Cumhuriyet’ten eski CHP’nin böyle bir olayla anılıyor ve anılacak olması doğrusu hiç hoşuma gitmedi.
Olayın planlayıcılarından biri şerefni de ortaya koyarak söylentinin doğru olmadığını iddia etse de, yalanlamasını Hürriyet gazetesine bile kabul ettiremedi.
Genel başkanı dinleyip konuşmasının gerekli yerlerinde kendisine tezahürat yapmak üzere gelenler bu defa para ile toplantı mahalline getirilmemiş olsalar ve bu yoldaki haber yalansa bile, CHP bundan böyle bu tür haberlere ve oldu-bittilere muhatap olabilir.
Durumu müsait çünkü.
Nedeni basit: Bu CHP bilinen Cumhuriyet Halk Partisi değil. Parti fazla uzak olmayan bir geçmişte dava konusu oldu ve yönetimini son kurultayı kazanan genel başkan ve kadrodan alıp aynı kurultayda kaybetmiş olan genel başkan ve kadroya yargı teslim etti.
Genel hatlarıyla, CHP, ‘gelenekçiler’ ve ‘yenilikçiler’ olarak ikiye bölündü.
Sorun da burada: ‘Gelenekçiler’ CHP yöneticisi olarak seçimlerde fazla başarı gösterememiş, tam 13 seçim üst üste sürekli kaybetmişlerden oluşuyor…
Partinin uzun yıllardır tek seçim başarısını son yerel seçimde ‘yenilikçiler’ partililerine tattırdılar… Yerel seçimde büyük şehirlerin çoğunu CHP aldı, sayıca da belediyelerin çoğu CHP’li başkanlara geçti.
Doğal olarak da, saflarda ayrışma ve kopma olduğunda, milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve parti örgütlerinin pek azı ‘gelenekçi’ kadro ile kaldı; geri kalan ‘yenilikçi’ saflarda yerlerini aldı.
Yalan mı doğru mu, bilmiyorum, bir söylentiye göre, ‘yenilikçiler’ bazı mensuplarını fark ettirmeden geride bırakmış, ‘gelenekçilere’ ödünç vermiş…
Yalanlanmış türden olayların arkası bu yüzden kesilmez…
Uzun yılların politik hayat gözlemciliğiyle, geçmişte de şimdikine benzer kopuşlar söz konusu olduğunda, huzursuzluklar, rahatsızlıklar ve utanç verici olaylar yaşandığından haberdarım.
Politika maalesef böyle bir şey.
Teessüf ettiğim tek yön, kötü gözle bakılır hale dönüşmekte olan kişinin, farklı bir politikacı gözüyle bakılan, kendi çizgisinde olmayanların bile saygı duyduğu, daha da önemlisi son cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura kalıp %48 civarında halktan oy almayı başarmış Kemal Kılıçdaroğlu oluşudur.
‘Yenilikçi’ sıfatına sahip siyasilerin kitleler üzerinde cazibesi vardır; ‘gelenekçi’ ise kendini anlatmada her daim zorlanır. Anlatma çabasına giren bunu başarabilse neyse; yine geçmiş deneylerden biliyorum, olgun kişilikte olanlar, rakip gördüklerine kızsalar, öfkelenseler de daha fazla ileriye gitmezler…
Fazilet Partisi içerisinde meydana gelen ayrışmayı hatırlayalım. Orada ‘yenilikçiler’ parti içerisinde yönetimi alma mücadelesi verdiler ve yarışı az farkla kaybettiler…
Adalet ve Kalkınma Partisi Fazilet’te mücadele veren ‘yenilikçi’ kadronun eseridir ve ilk genel seçimde tek başına iktidar olmayı başarmıştır.
İçerisinde mücadele verdikleri partide kalsalardı ne olurdu; Fazilet Partisi iktidara gelebilir miydi? Bilmiyoruz. Bildiğimiz, o mücadelenin sonunda AK Parti’nin kurulup iktidar olduğudur.
CHP’nin ‘yenilikçi’ kadrosu da hayli erteledikten sonra yeni bir parti kurdu. YENİ Parti’nin akıbeti ne olur? Bunu da bilemeyiz. Ancak, Kılıçdaroğlu ve kadrosunun kendilerine yargı eliyle teslim edilen partinin anketlere yansıyan son durumunu görebiliyoruz.
Keşke Kemal Kılıçdaroğlu derin deneyimiyle gelişmeleri sağlıklı biçimde değerlendirebilse…
Sağır sultanlara malzeme verilmese.
