Back To Top
‘Selef’ kutsayıcılığı

‘Selef’ kutsayıcılığı

 - Son Güncelleme: 04.12.2019 Çarşamba 09:32
- A +

Müslüman dünya olarak asırlardır yaşadığımız toplumsal, ekonomik, haricî vs. sorunlarımızın baş sebeplerinden birinin bilim ve teknolojideki geriliğimiz olduğu, artık en fanatik gelenekçimizin bile inkâr edemeyeceği bir gerçekliktir. Buna itiraz edene itibar etmek bile manasızdır. Fakat bugünü anlamamız için hangi sebeplerin bizi buraya getirdiğini bilmeye ihtiyacımız var. Büyük Hanefî imamı Ebû Hanîfe 1250 sene önce şöyle demişti: “Allah’tan gelenin başımızın üstünde yeri var. Resûlullah’tan geleni dinleriz ve itaat ederiz. Sahâbe’den gelen görüşlerden seçim yaparız ve onlardan şaşmayız. Tabiîn’den (ikinci nesilden) aktarılanlara gelince, onlar âlimse biz de âlimiz.” Ama İmam’ın bu özgürlükçü duruşu kendisinden sonra fazla sürmedi.

***

Bizde bilim ve teknoloji neden gelişmedi? Çünkü bilim, şimdi bilinmeyen yeni şeylerin peşine düşmekle, Allah’ın yarattığı varlık ve oluşların yasalarını keşfetmekle gelişir. Bilim, “bilinmeyen”e dair bir merak, merak ettiğini arayıp bulma çabasıdır; teknoloji de yeniliktir, inovasyondur. Ama Müslüman dünya olarak, ta İmam Mâlik’in, Ahmed b. Hanbel’in, Şâfiî’nin “Yeryüzünde söylenebilecekler söylenmiştir” anlamındaki tezleriyle Selef’i kutsadıkları 1200 yıl öncesinden beri “yeni”den korkuyoruz. O günden bugüne bize “yeni”den korkutan bir eğitim verildi; böylece bizde bir yenilik fobisi oluşturuldu. Gerçi bizde eskiden beri her asrın başında bir “müceddid”in (yenilikçinin) geleceği söylenir. Ama bunların yenilikçiliği, uzaklaşıldığı düşünülen eskiye dönüştür. Bireyi zihnen öldüren bu koyu muhafazakâr gelenekçilik bilim ve teknolojinin gelişmesine izin vermez ve vermedi.

İşin en yıkıcı tarafı şudur ki, hakikatte bütün getirdikleri ve başardıklarıyla bizatihi yenilik olan, yazılı kültürden bile mahrum kalmış bir halkı, bir asır gibi kısa bir zamanda bilim ve felsefe toplumuna taşıyan İslam dini, yeniliği reddeden bir kurum gibi anlatılıp öğretilerek en büyük haksızlık ona yapıldı.

Böylece Müslüman toplumların önünü tıkayan ve tıkamaya devam eden ‘Selef kutsayıcılığı’nın baş temsilcisinin Ahmed İbn Hanbel olduğu bilinir. Onun fikriyatını, bir asır sonra, takipçisi Berbehârî, “bid’atçiliğe karşı mücadele” adı altında sert bir ideolojiye ve toplumsal baskıya dönüştürdü. Daha sonra, muhteşem bir ilmî haysiyete ve mücadele ruhuna sahip olan Selefî/Hanbelî âlimi İbn Teymiyye (ö. m. 1328), İslam öncesinin yetmiş iki kültüründen toplanarak İslam’a sokulmuş olan fenâ-bekâ, vahdet-i vücûd, evliya, keramet, ricâlü’l-gayb, hurûfîlik gibi düşünce ve uygulamalarıyla kurumsallaşan tasavvufu şiddetle eleştirdi. Fakat gerekçesi, bunların İslam’ın aslî prensiplerine ve ruhuna, insan onuru ve özgürlüğüne, akıl ve bilime aykırılığı değil, Kur’an ve hadislerin lafzî anlamlarında, ilk nesillerin (Selef) anlayış ve uygulamalarında böyle şeylerin olmamasıydı.

***

Nihayet yenilik karşıtı Hanbelîlik, 18. yüzyılda M. Abdülvehhab ile birlikte “Vahhâbîlik” adıyla da anılarak yeni bir evreye girmiş, zamanla siyasallaşarak sonunda Arap dünyasının Osmanlı’ya karşı başlattığı mücadelenin başarılı olmasını sağlamıştır. Özellikle siyasal buhran dönemlerinde kurtuluşu gelecek yerine sürekli geçmişte gösteren Hanbelîliğin bu yeni halkası, buhranlardan bir türlü kurtulamayan Arap dünyasında her zamanki gibi “Selef’in İslam’ına dönme” retoriğini ve bundan dolayı Selefiyye adını da kullanarak halen varlığını ve gücünü devam ettirmektedir.

Hareket, petrolden sağlanan parasal kaynakları ve hac organizasyonlarının sağladığı iletişim imkânlarını kullanarak Uzak Doğu, Orta Asya, Balkanlar ve Afrika’daki Müslüman toplumlar arasında etkisini sürekli artırmıştır. Bilgi kaynağını da büyük ölçüde yine petrol paralarıyla yönlendirdiği Mısır ulemasından almıştır. Bu arada, 1100 yıl önce Berbehârî’nin başlattığı baskı ve terör yöntemini de bugüne taşımıştır.

Son birkaç yıldır bazı petrol zengini Arap ülkelerinde gözlenen sözde yenilikçi siyasal gelişmeler, -anlayabildiğim kadarıyla- Selefîliğin siyasal-parasal desteğini tehlikeye soksa da ulemanın zihninde ve eğitim alanında yenilik karşıtlığında bir değişim zor gözükmektedir.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 05 Aralık 2019 11:55
Selef'in İslam'ına dönelim diyen Vehhabiler, Osmanlıya karşı İngilizlerin örgütlediği bir lejyoner gruptur. Aynı grup bu gün de ABD'nin emrindedir. Konunun bu boyutunu yok sayarak sadece İslamın yanlış anlaşılması diye görüyorsunuz. Vehhabililiğin Hanbelilikle bir alakası yoktur.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 22:34
Hep tenkıd hep tenkıd hep tenkıd.Bugün müslümanların ençok muhtaç olduğu şey,İmandır ameldir ihlastır. Geçmişi Tenkit değildir.müslümanlarda iman ve amel kalmamış, siz ve sizin gibi düşünüp yazanlar hep geçmişi tenkit edrerek insanları daha çok terddüde ve şüpheye düşürüyorsunuz. Her zaman, özellikle zamanımızda ihtiyacımız, iman ve amellerimizi takviye eden irşadi yazılardır.
ali namlı 04 Aralık 2019 22:13
Hocam ,bir bilim insanı olarak ilgi alanınıza giren tarihi bir gelişmeden bahsediyorsunuz . Ancak bunun biz okuyuculara gündemdeki konular veya sorunlar açısından ne faydası var ! Selam ve saygılarımla .
M.Çağrıcı 05 Aralık 2019 00:31
0
İlgine teşekkür Ali Bey,. Elli küsur Müslüman ülke içinde bilim ve teknolojide kendine yeterli bir düzeye ulaşmış, sadece başkalarının ürettiğini tüketmekle kalmayıp kendisi de dünyadaki bilimsel gelişmelere. keşiflere katkıda bulunan bir tek ülke yok. Bunun gündemimizle ilişkisi yok mu diyorsunuz?
Başka okur 07 Aralık 2019 16:43
1
00.31, Günümüz Selefi akımı mevcut Müslümanların çok azını temsil eder. Güncel "geri kalmışlığı" bu azınlıkla izah etmek doğru değil. Ayrıca ilerlemişlik nedir? Teknoloji ile türeyen ahlaksızlığı meşrulaştırmak isteyenlerle aynı şeyleri söylüyorsunuz. Yarına devrolacak malını infak eden Müslüman, kapitalist gelişmeyi nasıl başaracak...
Hasan Akseki 04 Aralık 2019 16:30
"Ama Müslüman dünya olarak, ta İmam Mâlik’in, Ahmed b. Hanbel’in, Şâfiî’nin “Yeryüzünde söylenebilecekler söylenmiştir” anlamındaki tezleriyle Selef’i kutsadıkları 1200 yıl öncesinden beri “yeni”den korkuyoruz." 1200 yıldan beri yeni olandan korkmak anlaşılan Müslümanların ortak sorunu. Cahiliye Arapları olsaydı, kim bilir belki de onlar yeniden bu kadar korkmaz, sorunlar bu kadar büyümez, batı dünyasının yakaladığı başarıyı cahiliye Arapları da yakalayabilirdi.
sadme 04 Aralık 2019 14:59
teknolojik gerilikten söz edp dinden bahsediyorsun robotların dini mi bu ki din size teknolojik açılım versin. herkse kendi işini yapsın. kadercilik sizn çok kullanışlı manivelanız. yapamayınca kadercilik de vb bir ton hezeyan. mantık diye bir ilim var öneririm. fikrinizin sağlamasını yaparsanız belki
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 14:59
Alimler yeni fikirlerini söylemelidirler. Söylemiyorlar. Çekiniyorlar veya "bedel ödemeyi" göze almıyorlar. Bir de konum statü, rant ve makamlarını kaybetmeyi göze alamıyorlar.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 10:34
20 sene önce batıda islamafobi yoktu. el kaide, ışid, daiş, taliban, bokoharam, pkk bizim teröristlerimiz iyidir(!)
KARAR OKURU 07 Aralık 2019 20:04
2
10.34, Bu örgütler, bizim (Müslümanların) değil, bunlar bildiğin organize işler.. Ama sen kiminsin onu bilmiyoruz tabi...
Bir okur 04 Aralık 2019 09:46
İnsanları hareket geçiren güç kimse düşünmese de dindir. Toplumumuza KADER'in KURAN'da ÖLÇÜ olduğunu ve ALLAH'ın herşeye bir ölçü koyduğu ve bizden bunları araştırmamızı istendiği anlatılırsa insanlar ona doğru yönelir. Ama kader alınyazısı olarak anlaşılıp şeytan'ın itikadı maalesef İslam'ın itikadı haline sokulmuş, dolayısıyla müslümanlarda hiçbir şeyin üzerine düşünmüyorlar. Özetle insanları şahısların söyledikleri - doğruyu söylese bile- harekete geçirmez, sadece Allah'ın ayetleri harekete geçirebilir.
Yolcu 04 Aralık 2019 12:05
0
Yeryüzünde olan ve nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır.///Bu elinizden çıkana üzülmeyesiniz, (Allah'ın) size verdiğiyle de sevinip şımarmayasınız diyedir. Allah, kendini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.(Hadid-22,23) Bu ayetleri bir açıklayabilir misiniz?
KARAR OKURU 05 Aralık 2019 11:35
1
Yolcuya Çok basit Allah bizim koruyucumuz ve herşeyin gözetleyicisidir, başımıza gelecekleri de en iyi o bilir, ama hiçbiri ezelden yazılı değildir, Allah sürekli gözetlemede ve yaratmaktadır. Zaten bunun böyle olması nedeniyle bir sonraki ayet başınıza gelenlere üzülmemeniz ve şımarmamanız diyedir, böyle düşünen bir insan başına birşey geldiğinde hatasına bakıp ders cıkarır, iyi birşey geldiğinde de Allah'a şükreder.
Yolcu 04 Aralık 2019 08:57
Hocam İslamdan önceki bu yetmiş iki kültür nelerdir?. Tasavvufi terimler bunlardan mı aparılmıştır. Bunlar çokca söylenen ama somut olarak ispat edilmeyen iddialar. Somut olarak ortaya koyarsanız İlmin namusuna halel gelmez. Tasavvuf adına söylenen her şey, bilinen vasat ekolleri bağlar mı? Ya da aynı yaklaşımla mezhepler bağlamında Kur'an ve Sünneti baz aldığını iddia eden her akım sahih akımları da lekeler mi? Bir izah etseniz..
Abdullah KULOĞLU 04 Aralık 2019 08:49
Ama Müslüman dünya olarak, ta İmam Mâlik’in, Ahmed b. Hanbel’in, Şâfiî’nin “Yeryüzünde söylenebilecekler söylenmiştir”. Bu imamlar ne zaman böyle sözler söylemişler? Öyle olsaydı kendileri neden yeni şeyler söylemişler? Bu iftiralarınız mezhepçilikten kaynaklanıyor. Neden 3 mezhep imamını anıp kendi mezhebinizin katı devletçiliğini sorgulamıyorsunuz?
Muhtefi. 04 Aralık 2019 00:27
***Allah’tan gelenin başımızın üstünde yeri var. Resûlullah’tan geleni dinleriz ve itaat ederiz. Sahâbe’den gelen görüşlerden seçim yaparız ve onlardan şaşmayız.Tabiîn’den (ikinci nesilden) aktarılanlara gelince, onlar âlimse biz de âlimiz.” ***...Ey Hz Koca Yürekli İmam Rahmetler olsun.Yıldızlar sayısınca, Alınan Nefesler adedince ardı, ardına yağmur damlalari sayısınca Şanın Ebedi olsun.Bilgece,Arifane Sözler.Hurmetler olsun size ve yolundakilere.ne Mübareksiniz Karanlığa Nursunuz, Çöldeki susuzluğa Serin pınarsıniz.
KARAR OKURU 04 Aralık 2019 08:34
3
Al işte.. işte bu ümmetin tam olarak sorunu bu.. kutsamak.. öncelikle sormak gereken ebu hanefi'nin bunu sòylediginin delili-ispatı nedir ?? Nerde demiş? Kaynak nedir ? Sorgulayıcı olmak.. Kutsayici olmak değil.
Muhtefi. . 04 Aralık 2019 22:35
0
Söylemiş veya Söylememiş. Umurumda da değil. Söz güzel mi? ..ona bakarim ayrıca Arifane sözler Yakısır Hz. İmam ı Azama Ahirette sorarım kesin öğrenirim. O da reddetmez. :))..Hikmet neredeyse Bütün Bilgelerimiz oradadır. !...İlim, Hikmet Müminin Yitik Malıdır. .Arif olmak lazım. .acizane. .:).
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN