Back To Top
Prof. Dr. Niyazi Beki yazdı: En verimli tarla Ramazan

Prof. Dr. Niyazi Beki yazdı: En verimli tarla Ramazan

 - Son Güncelleme: 17.05.2018 Perşembe 00:53
Prof. Dr. Niyazi Beki yazdı: En verimli tarla Ramazan
- A +

Hadis-i şerifte “Dünya ahiretin bir tarlası olduğu” bildirilmiştir. Bu tarlanın en verimli parçası Ramazan ayıdır. En verimli tarlaya bir şeyler ekmeyen kimseler, zararlarının ne kadar büyük olduğunu, ürünlerin hasat mevsimi olan kıyamet gününde çok iyi anlayacak fakat iş işten geçmiş olacaktır.

Bilindiği üzere, dünya bir imtihan yeridir. Cennet gibi ebedi bir saadet yurdunu kazanmak da ancak dünyada olur. Öğrenciler imtihan döneminde bütün çabalarını imtihanı kazanmaya yönlendirir. Kısa bir süreç içerisinde büyük hedeflerine ulaşmak için her türlü gayreti gösterirler. Ticaret erbabı da mümkün olduğunca malı ucuza satın almaya çalışırlar ki kazançları bol olsun. Onun için ilgili marketleri, fabrikaları, bayileri, hatta fuarları, pazarları, müzayedeleri takip edip alacaklarını değerlerinin altında satın alsınlar.

Bunun gibi insanlar da birer öğrenci olarak sınıfta kalmamak, cennet gibi bir mevkiye yükselmek için çok ciddi çalışmaları gerekir. Keza, insanlar birer tüccar olarak paha biçilmez değerdeki cenneti, değerinin altında satın almak için, Allah’ın sonsuz merhametiyle açtığı Ramazan ayını büyük bir fırsat olarak görmelidir. Hadis-i şerifte “Dünya ahiretin bir tarlası olduğu” bildirilmiştir. Bu tarlanın en verimli parçası Ramazan ayıdır. En verimli tarlaya bir şeyler ekmeyen kimseler, zararlarının ne kadar büyük olduğunu, ürünlerin hasat mevsimi olan kıyamet gününde çok iyi anlayacaklar fakat iş işten geçmiş olacaktır. Bu sebeple, bu çok kârlı, çok verimli bir ticaret pazarı olan Ramazan-ı şerifte tüm maddi-manevi donanımlarıyla alışveriş yapmak, aklını kullanan her insanın önemsemesi gereken bir konudur.  Ramazan ayı, insanlar  için çok kârlı bir ticaret pazarı, çok değerli bir servet hazinesi, çok bereketli bir ahiret tarlası, çok verimli bir sevap bahçesi olduğundandır ki, hadis-i şerifte tembellik edenleri azarlamak üzere şu ifadelere yer verilmişti: “Ramazan ayına yetiştiği ve bu ay üzerinden gelip geçtiği halde cennete gitmeyen (cenneti kazanamayan) kimsenin burnu yere sürtünsün/kendisine yazıklar olsun.” Öyle ya, başka zamanlarda güzel amellerin sevapları on kat olarak verilirken, Ramazan’da bu ücretler yüz katına, bin katına, 30 bin katına kadar arttırılır. Buna rağmen bu uhrevi pazarı gereği gibi değerlendirmeyen, çok kolay olmasına rağmen sınıfı geçemeyen kimseye yazık olmaz da ne olur?

“O (oruç tutulması emredilen sayılı günler) Ramazan ayıdır ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur’an o ayda indirildi. Artık sizden kim o aya ulaşırsa oruç tutsun / o ayı oruçlu olarak geçirsin. Hasta veya yolcu olan kimse, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde oruç tutar. Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Oruç günlerini tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden ötürü Allah’ı tazim etmenizi ister. Şükredesiniz diye bu kolaylığı gösterir” (Bakara, 2/185) mealindeki ayette şu noktalara işaret edilmiştir:

Oruç tutmanın vakti bir ay olarak ön görülmüştür. Ramazan ayına bu büyük şerefi kazandıran, Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmeye başlamasıdır.

Oruç tutamayacak kadar hasta olan veya seferi olduğundan ötürü oruç tutmayan bir kimse, kefaret ödemeyecek fakat daha sonraki uygun bir zamanda, seferi olarak tutmadığı/hasta olarak tutamadığı günler sayısınca oruç tutacaktır.

İBADETLERİN KAMERİ AYLARA GÖRE OLMASININ HİKETİ

Özellikle hac ve oruç gibi temel İslami ibadetlerin vakitleri Allah tarafından güneş yılına göre değil, ay takvimine göre düzenlenmiştir. Allah bu ibadetleri belli zamanlarda eda edilmelerini farz kılarken onları belli bir disiplin içinde yapılmalarını da ön görmüştür. Mesela hac farizası/Arafata çıkmak Zilhicce ayının belli günlerinde yapılması gerekir. Zilhicce ayı güneş takvimine göre hesaplanamaz. Çünkü bu ay, Ay takvimine göre yılın bütün mevsimlerine ve bütün zaman dilimlerine uğramaktadır. Keza, orucun tutulduğu Ramazan ayı da bu takvimle yılın değişik mevsimlerine uğrar. Bütün zaman dilimlerinin bu şereften pay almaları ancak ay takvimiyle mümkündür.

Yukarıda arz ettiğimiz gibi “O (oruç tutulması emredilen sayılı günler) Ramazan ayıdır...” (Bakara, 2/185) mealindeki ayette oruç tutmanın vakti ay olarak ön görülmüştür. Keza, “Sana hilalleri sorarlar. De ki: Onlar insanlar için özellikle hac için vakit ölçüleridir” (Bakara, 2/189) mealindeki ayette ay hesabıyla hac ibadetinin yapılacağına işaret edilmiştir.

Allah’ın bu gibi emirleri doğrultusunda ay takvimi şekillenmiştir. Belki Hz. İbrahim’den beri devam eden ay takviminin Araplar arasında eskiden beri devam eden bir adet olması da bu ibadetle ilgili ilahî programda rol oynamış olabilir. Bununla beraber, hac ve oruç ibadetlerinin yılın her mevsiminde, bütün zaman dilimlerinde yer alabilmesi ancak ay takvimi sayesinde mümkün olur. Oysa bütün zaman dilimlerinde bu ibadetlerin yer alması hem zamanları şereflendirme açısından hem de sıcak-soğuk, kısa-uzun günlerle değişik imtihanlar açısından büyük önem arz etmektedir.

Ramazan ayının orucu ay takvimine göredir. Bu takvime göre ayların değişik mevsimlere rast geldiği bilinen bilimsel bir gerçektir. Allah’ın sabit olan güneş takvimi yerine değişken olan ay takvimini oruç için ön görmesinin elbette birçok hikmeti vardır. Oruç tutmak kolay bir iş değildir. Kulluk şuurunda olmayanlar bunu imkânsız gibi görürler. İşte İslam dini, şuurlu müminlerin imtihandan “pekiyi derece” almalarını sağlamak için, günlerin kısa ve uzun olduğu, sıcak ve soğuk olduğu her mevsimde oruç tutmalarını emretmiş ve bunu kameri takvime göre düzenlemiştir.

Oruç ibadetinin anlam ve önemini hatırlatan, değerli bir hakikati ders veren şu nebevi düstur ne güzeldir: “Akıllı insan -dünyada iken- nefsini hesaba çeken ve ölümden sonraki hayatı kazanmaya çalışan kimsedir. Aciz (ahmak) insan ise nefsani arzularının/gayr-ı meşru heveslerin peşine takılan ve Allah’ın affı konusunda da temenni ve kuruntularla avunan kimsedir.”

HURMA YEMEK İÇİN 10 NEDEN

Ramazan’ın enerji deposu olan hurma,  pek çok derde deva... Yüksek lif, potasyum, demir, folik asit ve kalsiyum olmak üzere birçok vitamin ve mineral zengini bu yiyecek demir eksikliğini de önlüyor kemikleri de güçlendiriyor.

Genellikle iftar sofralarıyla özdeşleşen hurmanın aslında sadece Ramazan’da değil, yılın her ayında tüketilmesi gereken önemli besinler arasında yer alması gerektiğini belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi beslenme ve diyet uzmanı Şeyda Sıla Bilgili, bu meyvenin faydasını 10 maddede sıraladı. Ancak her besinde olduğu gibi, hurmada da porsiyon kontrolünün önemli olduğunu belirten Bilgili “Çünkü 3 adet orta boy hurma (45 gr) ortalama 60 kalori içeriyor, bir porsiyon meyveye denk geliyor. Dolayısıyla lezzetine kapılıp aşırıya kaçmamak çok önemli” dedi.

Sindirimi kolaylaştırıyor: Hurmanın lif oranı çok yüksek, midede sünger gibi şişip hacim kaplıyor ve mideyi geç terk ettiği için tokluk hissi oluşturuyor. Yüksek lif, aynı zamanda bağırsakları çalıştırıyor.

Cildi gençleştiriyor: Antioksidandan zengin olan hurma hücre yenilemesini sağlaması sayesinde cilde de faydalı. Hurma cilde ihtiyacı olan nemi veriyor, böylelikle cilt daha elastiki bir yapıya sahip oluyor. İçeriğindeki B vitamini sayesinde ciltte oluşan yaraların da daha hızlı iyileşmesine katkıda bulunuyor.

Kas kramplarını engelliyor: Magnezyum eksikliğinde sık sık kas krampları ve kas ağrıları oluşuyor. Hurma içeriğindeki magnezyum sayesinde kasları güçlendiriyor, protein sentezinde ve enzimlerin sağlıklı çalışmasında görev alıyor. Günde 2-3 adet hurma tüketmek yeterli.

Kilo kontrolünü destekliyor: Yüksek lif içeriği ile midede uzun süre kalarak sindirimin yavaşlamasını sağlıyor. Böylelikle tokluk süresi uzuyor.

Kalp sağlığını koruyor: Hurma, içeriğindeki zengin potasyum minerali sayesinde tansiyonu dengeliyor ve kalp ritmini düzenliyor.

Stres ve gerginliği azaltıyor: Sinirleri güçlendiren B6 vitamini hurmada yüksek miktarda bulunuyor. Bu sayede strese karşı bir savunma gelişiyor. Hurma içerdiği B1 vitamini ile de sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırıyor.

Kansızlığı önlüyor: Hurma, yüksek demir içeriğiyle de dikkat çekiyor. Düzenli tüketildiğinde, demir eksikliği anemisi olan kişilerde kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini artırıyor. Bu etkisiyle demir eksikliğiyle ilgili kansızlık riskini azaltıyor. Ayrıca içerdiği B2 ve B3 vitamini ile kırmızı kan hücrelerinin sayısını artıyor.

Enerji deposu: Gün boyunca kendini oldukça yorgun hisseden, halsiz kalan veya kilo almak isteyen kişiler hurmayla ihtiyaçları olan enerjinin bir bölümünü sağlayabiliyor. Yüksek enerji içeriği, özellikle kilo almak isteyen kişiler veya gelişmekte çağında olan çocuklar için çok fayda sağlıyor.

Bağışıklığı arttırıyor: Hurma, bağışıklık sistemini destekleyen antioksidan etkili selenyumdan ve C vitamininden zengin bir besin. Bu sayede vücudu zararlı bakterilerden ve mikroplardan temizliyor.

Kemikleri güçlendiriyor: İçeriğindeki kalsiyum ve fosfat sayesinde iskelet oluşumuna ve vücudun kemik yapısının dengelenmesine katkıda bulunuyor. Ayrıca kemik hastalıklarının önlenmesinde fayda sağlıyor.

Yükleniyor...

X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN