İnsan hakları neden önemli?

Mensur Akgün

İnsan hakları insanlar için insan olmaları yüzünden önemli. Onurlu bir şekilde yaşamaları, devletleri tarafından keyfi gerekçelerle özgürlüklerinden mahrum edilmemeleri, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin korunması ve daha pek çok nedenden dolayı.

Ama insan hakları devletler için de önemli. Çünkü insan haklarına saygı gösteren devletler ve yönetimler dünya siyasetinde daha etkili oluyor, çıkarlarını daha kolay koruyor. İnsan haklarına saygının yarattığı artı değer devletlerin cazibesini artırıyor, gücünü etkiye tahvil etmesini sağlıyor.

***

Unutmayalım ki devletlerarası sistemde ilişkiler büyük ölçüde güç mücadelesine dayanıyor. Bir devletin diğerine istediğini yaptırması ya da istemediğinin yapılmamasını sağlaması için elinin altında mükafat olarak önerebileceği ve/veya müeyyide olarak kullanabileceği kaynaklarının olması gerekiyor.

Bu da kabaca para ve askeri güç demek. Parası çok ve askeri gücü fazla olan ülkeler dünya siyasetinde tercihlerini çok daha kolaylıkla başkalarına dayatabiliyor, diplomatik pazarlık ya da kamu diplomasisiyle istediklerini her zaman olmasa da elde edebiliyor.

Parası ve askeri imkanları az olan ülkelerse çıkarlarını güçlü olan ülkelerle ittifaklar kurarak korumaya çalışıyor. Uluslararası sistemde gerginlik olduğunda, görece güçsüz devletlerin hayati çıkarlarını korumaları daha kolay oluyor.

***

Mesela güçlü müttefikinizin değer verdiği coğrafyada yer almak onun sizin yanınızda durmasını, sizi saldırıdan korumasını sağlayabiliyor. Ancak gerilimin dozunun düştüğü, büyük devletlerin birbirinden tehdit algılamadığı durumlarda görece güçsüz devletlerin işi zorlaşıyor.

Buna bir de muhatabınızın çıkarlarının çeşitlendiğini, sizin önceliklerinizden başka önceliklerin onun siyasetini tanımladığını eklerseniz, diyelim ki IŞİD’e karşı mücadelede yeni ortak arayışlarına girdiğini düşünürseniz, görece güçsüz devletin kullanabileceği en iyi kozu siyasi cazibesi oluyor.

Devletlerin cazibesi, moda deyimiyle yumuşak gücü zamana ve koşullara göre tabii ki değişiyor. Bazıları güçlü müttefikinin değer verdiği bir ülkeyle barış antlaşması imzaladığı için çekici olabiliyor. Bazılarıysa nüfusu, kimliği ve aidiyetiyle. Ama bizim gibi ülkelerin dünya siyasetinde en değerli, en cazibeli oldukları zamanlar insan haklarına ve demokrasiye saygı gösterdikleri anlara tekabül ediyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kutsal değer olarak kabul edilen insan haklarına saygı gösteren, hatta saygı gösteriyormuş gibi görünen ülkeler, önceliklerini pazarlık dahi etmek zorunda kalmadan muhataplarına kabul ettirebiliyor. Onlara karşı duyulan sevgi ve sempati çıkarlarının ihlal edilmesine fırsat vermiyor. Zaten pek çok sorunları da demokrasi içinde erimiş, yok olmuş, sorun olarak ortaya çıkmamış oluyor.

***

Bu yüzden de Türkiye gibi ülkelerin insan hakları, demokrasi, insancıl hukuk gibi kavramları güvenliklerinin temini, hayati çıkarlarının korunması açısından da düşünmeleri şart. Gelişi güzel tutuklamaların, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının bedeli algı ve dolayısıyla da güvenlik erozyonu olarak ödenebiliyor.

Güvenlik özgürlük dengesi çerçevesinde insan haklarından yapılan “fedakarlıklar” dahi dönüp dolaşıp güvenliğinizi zafiyete uğratabiliyor. En olmadık yerlerde karşınıza engel olarak çıkıyor. Terörün tanımını değiştirmeniz, terörü azaltacağına artmasına, ona verilen desteğin çoğalmasına yol açabiliyor.

Ülkenizin ifade özgürlüğü sorunlarının dünyadaki yankısı siyasi çekiciliğinizi etkiliyor, müttefiklerinizin sizin hayati gördüğünüz çıkarlarınıza karşı duyarsızlaşmasına neden olabiliyor. Kısacası insan haklarını sadece insan olduğumuz için değil, toplum ve ülke olarak bekamız için de önemsememiz gerekiyor…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.