İngiltere ve Fransa’nın eski üst düzey diplomatlarından İsrail’in Gazze ve Batı Şeria politikalarına karşı şimdiye kadarki en kapsamlı ortak çıkışlardan biri geldi. 52 Fransız eski diplomat ile 50 İngiliz eski büyükelçinin imzaladığı ortak mektupta, İsrail’in uygulamalarının bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini ortadan kaldırdığı savunuldu. The Guardian ve Le Monde’a verilen mektup, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile İngiltere Başbakanı Andy Burnham’a hitaben kaleme alındı.
Diplomatlar, İngiltere ve Fransa’nın modern Ortadoğu’nun oluşumundaki tarihsel rollerine ve iki ülkenin 2025 yılında Filistin devletini tanımasına dikkat çekerek artık tanıma kararının somut siyasi adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti.
“FİLİSTİN GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE SİLİNİYOR”
Ortak mektupta diplomatik metinlerde alışılmadık ölçüde sert ifadeler kullanıldı.
Eski diplomatlar, İsrail hükümetini Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki politikaları nedeniyle “etnik temizlik” yapmakla suçladı.
Mektupta şu ifadelere yer verildi:
“Filistin gözlerimizin önünde siliniyor.”
Diplomatlar, Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinlinin büyük ölçüde tahrip edilmiş bölgenin yüzde 30’una sıkıştırıldığını; gıda, ilaç ve barınma sorunlarının sürdüğünü savundu.
Doğu Kudüs ve Batı Şeria’da Filistinlilere ait evlerin yıkılması ve yerleşimci şiddetinin de giderek arttığı belirtilerek, bunların İsrail ordusu ve polisinin tutumuyla birlikte “etnik temizlik” boyutuna ulaştığı ileri sürüldü.
“DÜNYA İSRAİL’İ ARTIK GERÇEK BİR DEMOKRASİ OLARAK GÖRMÜYOR”
Mektupta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik politikasına da doğrudan eleştiri yöneltildi.
Eski diplomatlar, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te işlediği suçların ağır olduğunu vurgulamakla birlikte bunun Gazze’nin ve Filistin halkının sistematik biçimde tahrip edilmesini haklı gösteremeyeceğini savundu.
Mektupta, “Başkalarını haklarından ve topraklarından mahrum bırakmanın demokratik hiçbir yanı yoktur.”
denilerek, İsrail’in uluslararası kamuoyundaki demokratik ülke algısını kaybettiği ileri sürüldü.
Netanyahu’nun İsrail’in “kılıçla yaşamak zorunda olduğu” yönündeki yaklaşımının hem ahlaken yanlış hem de İsrail’in uzun vadeli güvenliğine zarar veren bir politika olduğu belirtildi.
İNGİLTERE VE FRANSA’YA 7 MADDELİK İSRAİL ÇAĞRISI
Eski diplomatlar Macron ve Burnham hükümetlerine yalnızca siyasi açıklamalar yapmakla yetinmeme çağrısında bulundu.
Mektupta İsrail’e karşı yedi somut önlem talep edildi:
Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarının uygulanması.
İnsan hakları hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle AB-İsrail Ortaklık Anlaşması ile İngiltere-İsrail Ticaret ve Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması.
İsrail’e ve İsrail’den silah transferlerinin ve tüm ikili askeri işbirliğinin durdurulması.
Gazze’ye BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA), diğer BM kuruluşları ve uluslararası sivil toplum örgütleri öncülüğünde sınırsız insani yardım erişiminin sağlanması; gazeteci, diplomat ve parlamenterlerin de bölgeye girişine izin verilmesi.
İsrail yerleşimleriyle mal, yatırım, sigorta ve finansal hizmetler dahil her türlü ticaretin yasaklanması.
E1 yerleşim projesi ve diğer yerleşim projelerinde finansman veya inşaat faaliyetlerine katılabilecek şirketlerin, İngiltere ve Fransa’daki çıkarlarının zarar göreceği konusunda açıkça uyarılması.
İngiliz ve Fransız vatandaşlarının işgal altındaki Filistin topraklarında mülk satın almasının suç haline getirilmesi, yerleşimleri finanse eden kuruluşların hayır kurumu statülerinin kaldırılması.
E1 YERLEŞİM PLANI BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLALARDAN BİRİ OLDU
Mektup, İngiltere ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 11 ülkenin İsrail hükümetinin E1 yerleşim projesi kapsamında yeni konut ihaleleri açmasını kınamasından iki gün sonra yayımlandı.
Plan, Batı Şeria’da yaklaşık 1200 konutun inşa edilmesini öngörüyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, söz konusu projenin iki devletli çözümün uygulanabilirliği açısından yıkıcı bir tehdit oluşturduğunu söylemiş ve İsrail’in Londra’daki en üst düzey diplomatik temsilcisini Dışişleri Bakanlığına çağırmıştı.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ise eleştirilere karşılık İsrail’in geri adım atmayacağını belirterek Yahudilerin İsrail’in tamamında yaşama hakkına sahip olduğunu savunmuştu.
“FİLİSTİN’İ TANIMAK YETMEZ”
Eski diplomatlar, İngiltere ve Fransa’nın 2025 yılında Filistin devletini tanımalarını önemli ancak yetersiz bir adım olarak değerlendirdi.
Mektupta, “Filistin’i tanımaya yönelik gecikmiş adım, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını koruyacak acil eylemlerle gerçek hale getirilmelidir.” denildi.
İsrail hükümetinin bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini ortadan kaldırmaya çalıştığı öne sürülerek, bunun uluslararası hukuk, Uluslararası Adalet Divanı kararları ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla çeliştiği belirtildi.
İMZACILAR ARASINDA ESKİ BM TEMSİLCİLERİ DE VAR
Mektubun imzacıları arasında Ortadoğu’da uzun yıllar görev yapmış çok sayıda üst düzey diplomat bulunuyor.
İngiliz imzacılar arasında İngiltere’nin eski BM temsilcileri Jeremy Greenstock ve Emyr Jones Parry ile eski Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Direktörü Edward Chaplin yer aldı.
Fransız imzacılar arasında ise eski Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Direktörü Patrice Paoli ve eski Kudüs Başkonsolosu Stanislas de Laboulaye bulunuyor.
İmzacılar arasında Mısır, İran, Bahreyn, İsrail, Suriye, Türkiye, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerde üst düzey görev yapmış çok sayıda diplomat yer aldı.
NETANYAHU’NUN SEÇİM HESABI TARTIŞILIYOR
Haberde diplomatik çevrelerde Netanyahu yönetiminin son dönemdeki askeri ve siyasi hamlelerinin arkasında 27 Ekim’de yapılması beklenen İsrail seçimlerinin bulunup bulunmadığının da tartışıldığı belirtildi.
Bazı diplomatların Netanyahu’nun başka ülkeleri karşılık vermeye zorlayacak provokasyonlara yönelerek seçim öncesinde içeride siyasi destek sağlamaya çalışabileceği ihtimalini değerlendirdiği aktarıldı.
GAZZE PLANI DA ÇIKMAZA GİRDİ
İsrail’in Gazze’den çekilmesine ilişkin diplomatik girişimlerin önemli bölümünün ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve temsilcisi Jared Kushner üzerinden yürütüldüğü belirtilirken, İsrail’in ABD öncülüğündeki son 15 maddelik Gazze barış planını reddettiği kaydedildi.
İsrail’in tutumu, aralarında Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu sekiz Müslüman ülkenin tepkisini çekti.
Bu ülkeler, İsrail’in yaklaşımının “adil ve kalıcı barışa ulaşmak için yürütülen ortak çabaları temelden baltaladığını” açıkladı.
FİLİSTİN YÖNETİMİNE DE ELEŞTİRİ
Mektup yalnızca İsrail’e yönelik eleştiriler içermiyor.
Eski diplomatlar, Filistin tarafının da demokratik ve hukuka bağlı bir devlet oluşturma sorumluluğu bulunduğunu belirtti.
Gazze ve Batı Şeria’nın siyasi, idari ve ekonomik olarak yeniden birleştirilmesi gerektiği ifade edilirken, mevcut Filistin siyasi liderliğinin “temsiliyet sorunu yaşayan ve işlevsiz” bir yapıda olduğu savunuldu.
Kasım ayında Filistin’de yapılması planlanan seçimlerin demokratik bir yenilenmeye yol açması gerektiği belirtildi.
Ancak diplomatlar, mevcut durumda öncelikli sorunun İsrail hükümetinin bağımsız bir Filistin devletinin ortaya çıkmasını engelleme yönündeki politikaları olduğunu savundu.
“İNSANLIĞIN VİCDANINDA BİR LEKE”
İngiliz ve Fransız eski diplomatların ortak mektubundaki en sert ifadelerden biri ise İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’deki politikalarına ilişkin değerlendirmede kullanıldı.
Mektupta, “Bu işgal ve yıkım politikası Lübnan’a ve Suriye’ye de uzanıyor. İnsanlığın vicdanında bir lekedir ve İngiltere ile Fransa’nın harekete geçmesini gerektirmektedir.” denildi.
Eski diplomatlar, Filistin devletinin tanınmasının ardından sıradaki adımın İsrail üzerinde diplomatik, ekonomik ve askeri baskı oluşturacak somut yaptırımlar olması gerektiğini savundu.
