ABD ile İsrail’in İran’a yönelik müşterek operasyonları bölgeyi ateş çemberine çevirirken, Washington’dan gerilimi tırmandıracak yeni bir çıkış geldi. Kongre’deki stratejik oturumun ardından kameraların karşısına geçen Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ı hem ABD hem de İsrail için "yakın ve acil bir tehdit" olarak tanımladı.
"FÜZE KALKANINI YOK ETMEK ZORUNDAYIZ"
Bakan Rubio, askeri müdahalenin meşruiyetini savunurken İran’ın savunma sanayisindeki üretim dengesizliğine dikkat çekti. Tahran’ın konvansiyonel silah kapasitesini bir "kalkan" olarak kullandığını belirten Rubio, şu iddialarda bulundu:
İran’ın ayda yaklaşık 100 balistik füze ürettiğini öne süren Rubio, buna karşın savunma füzelerinin üretim kapasitesinin ayda 6-7 ile sınırlı kaldığını ifade etti.
Saldırıların öncelikli amacının, İran’ın bölgedeki "tehdit unsuru" olarak görülen balistik füze sistemlerini ve üretim tesislerini kalıcı olarak devre dışı bırakmak olduğunu söyledi.
REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL, "SİLAHSIZLANDIRMA" VURGUSU
İran’daki siyasi geleceğe ilişkin soruları yanıtlayan Rubio, ABD’nin asıl odak noktasının rejim değişikliğinden ziyade askeri kapasitenin yok edilmesi olduğunu ima etti.
"Tahran’da yeni bir yönetim görmeyi elbette arzu ederiz; ancak asıl mesele şu: Bundan bir yıl sonra ülkeyi kim yönetirse yönetsin, bizi tehdit edebilecek o balistik füze gücüne artık sahip olmayacaklar."
Rubio, operasyonların ne kadar süreceği sorusuna ise net bir takvim vermekten kaçınarak, "Hedeflerimize ulaşana kadar devam edeceğiz," yanıtını verdi.
SİVİL KAYIPLAR VE MEŞRUİYET TARTIŞMASI
İsrail’in İran’da bir okulu hedef aldığına dair gelen sorular üzerine Rubio, "kasıtlı sivil hedefi" iddiasını reddetti. ABD ve İsrail operasyonlarının yüksek hassasiyetle yürütüldüğünü savunan Bakan, sivil kayıplardan İran’ın bölgedeki askeri yerleşim stratejisini sorumlu tuttu.
