Berlin hükümeti, 2026’nın ilk beş ayında İsrail’e yönelik yaklaşık 800 milyon avro tutarında silah ihracat lisansını onayladı. Federal Dışişleri Bakanlığının aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin meclis sorusuna verdiği yanıta göre, onayların neredeyse tamamı Nisan ve Mayıs aylarında gerçekleşti.
Söz konusu lisanslar, Alman hükümetinin İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının yol açtığı yıkıma ilişkin 'kaygılarını' dile getirmesine rağmen, Avrupa'daki 'en sadık' müttefiklerinden biri olan Almanya'nın İsrail'e silah ihracatında yaşanan çarpıcı artışı gözler önüne serdi.
Alman hükümeti, onaylanan silahların değerinin yüzde 60’ından fazlasının ismi açıklanmayan “büyük deniz projesi” için ayrıldığını bildirdi. Analistler, bu projenin büyük ihtimalle Alman üretici TKMS tarafından inşa edilen bir denizaltı olduğunu söyledi.
NÜKLEER KAPASİTELİ DENİZALTI GEÇEN HAFTA TESLİM EDİLMİŞTİ
Al Jazeera'da yer alan haberde denizaltının, nükleer kapasiteye sahip Dolphin II sınıfı INS Drakon olduğu tahmin ediliyor. Denizaltı geçen yıl Kiel’deki tersanede ilk seferini yapmıştı.
Geçen hafta İsrail donanmasına resmen teslim edilen denizaltının değerinin 480 milyon avro olduğu tahmin ediliyor. Drakon isimli denizaltı, nükleer başlıklı seyir füzeleri ve balistik füzeler fırlatabilen dikey atış sistemine sahip olabileceği belirtiliyor.
Böylece İsrail, modern ve havadan bağımsız tahrik sistemine sahip konvansiyonel bir denizaltıda bu sistemi bulunduran, Güney Kore'den sonra ikinci ülke olacak.
NÜKLEERE KARŞI 'İKİNCİ SALDIRI' YETENEĞİ KAZANDIRIYOR
Deniz denemeleri sırasında denizaltının kulesi, silah konfigürasyonunun gözlenmemesi için branda ve fiberglas plakalarla kapatılmıştı. Stratejik açıdan bu sınıf denizaltılar, bir ülkeye nükleer saldırı yapılması durumunda ikinci vuruş kabiliyeti sağlayabiliyor.
Mayıs ayında TKMS, İsrail’in en büyük özel savunma yüklenicisi Elbit Systems ile gelecekteki iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı.
Alman Dışişleri Bakanlığı ile silah ihracat lisanslarından sorumlu Ekonomi ve Enerji Bakanlığı konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti. Bonn Uluslararası Çatışma Araştırmaları Merkezi’nden kıdemli araştırmacı Max Mutschler, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki federal hükümetin bunu açıkça belirtmemesi de silah ihracatındaki şeffaflık eksikliğinin tipik bir örneği” dedi.
Geçen yıl, siparişi 2012 yılına dayanan denizaltıya ilişkin ihracat lisansının verilip verilmediği konusunda çelişkili haberler çıkmıştı. TKMS lisansın verildiğine işaret ederken, Alman hükümeti o dönem bunu yalanlamıştı. Bu zıt kararların, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda Almanya aleyhine yürütülen süreç ve İsrail’e silah ihracatına büyük ölçüde karşı duran Alman kamuoyundaki değişimden kaynaklandığı düşünülüyor.
'GAZZE'Yİ AÇ BIRAKMAK İÇİN ALMAN GEMİLERİNİ KULLANDI'
İngiliz araştırma kuruluşu Shadow World Investigations’tan Ruth Rohde, Al Jazeera’ye yaptığı değerlendirmede, “İsrail Alman gemilerini Gazze’yi vurmak, ablukaya alıp aç bırakmak için kullandı ve nükleer silahları konuşlandırmak için denizaltılardan yararlanıyor. İsrail komşularına karşı acımasız savaşlar yürütüp Gazze’de soykırım işlerken, bu denizaltı ihracatı İsrail’e kitle imha cephaneliğinde bir araç daha sağlayacak” ifadelerini kullandı.
Berlin’in İsrail’e yönelik silah ihracat politikası ise zikzaklarla dolu. Ağustos başında Başbakan Friedrich Merz, Almanya’nın Gazze Şeridi’nde İsrail tarafından kullanılabilecek askeri teçhizat için artık yeni lisans vermeyeceğini duyurdu. O dönemde Al Jazeera’nin bir araştırması, Almanya’nın Ekim 2023’te İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırım savaşını tekrar başlatmasından bu yana İsrail’e yaklaşık 12 milyon dolar değerinde silah sevkiyatı yaptığını ortaya koymuştu.
AYNI RAPORDA TÜRKİYE DE VARDI: TÜRK MENŞELİ ASKERİ MALLAR İSRAİL'E GİRMEYE DEVAM ETTİ
Al Jazeera'nın 23 Mayıs 2026 tarihli raporunda Türkiye ile ilgili şu ifadelere yer verilmişti:
"İsrail gümrük verileri, Türkiye'nin ticaretin askıya alındığını açıklamasının ardından Mayıs 2024'ten sonra İsrail'in Aşdod limanı üzerinden girişlerin durduğunu gösteriyor. Ancak ITA verilerine göre, Türkiye menşeli askeri mallar bu tarihten sonra Ben Gurion havaalanı ve Hayfa limanı üzerinden İsrail'e girmeye devam etti."
