İsrail’in güvenlik aygıtının en üst kademelerinde yıllarca görev yapmış isimler, işgal altındaki Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının giderek artması üzerine hükümete karşı seslerini yükseltmeye başladı. The New York Times (NYT), eski generaller, istihbarat yöneticileri, diplomatlar ve siyasetçilerle yaptığı görüşmelerde, İsrail’in güvenliğini yıllarca yöneten bazı isimlerin artık yerleşimci şiddetini ülkenin demokratik yapısını ve uzun vadeli güvenliğini tehdit eden bir unsur olarak gördüğünü aktardı.
Haberde yer alan eski İsrailli yetkililerden bazıları, Batı Şeria’da yaşananları doğrudan “etnik temizlik”, sivil işgalcilerin saldırılarını ise “Yahudi terörü” olarak tanımladı.

ESKİ GENERAL: İRAN, GAZZE VE LÜBNAN’DAN DAHA FAZLA ENDİŞELENDİRİYOR
NYT’nin görüştüğü isimlerden biri, İsrail ordusunda tümgeneralliğe kadar yükselen Eyal Ben-Reuven.
1973 Arap-İsrail Savaşı’nda savaşan, daha sonra Batı Şeria’da bir tümeni komuta eden ve 2006’daki Hizbullah savaşında İsrail kara kuvvetlerinin operasyonlarında görev alan Ben-Reuven, son aylarda emekli asker ve yetkililerle birlikte Batı Şeria’daki Filistin köylerini ziyaret etti.
Yerleşimciler tarafından yağmalanan bir Filistin okulunu gördüğünü ve toprakları ile hayvanlarının ellerinden alındığını anlatan Filistinli çiftçileri dinlediğini belirten Ben-Reuven, yaşadıklarının ardından tehdit algısının değiştiğini söyledi.
Eski general, sivil işgalcilerin yaptıklarının İsrail için “gerçek tehdit” olduğunu belirterek bunun kendisini İran, Gazze veya Lübnan’dan daha fazla kaygılandırdığını ifade etti.
“BU ETNİK TEMİZLİK”
Eski tuğgeneral ve eski Sağlık Bakanı Ephraim Sneh ise Batı Şeria’daki sivil işgalcilerin saldırıları için çok daha sert bir ifade kullandı. Sneh yaşananları, “Açıkça söylemek gerekirse bu etnik temizlik.” sözleriyle değerlendirdi.
Emekli İsrail Hava Kuvvetleri Generali Asaf Agmon da şiddetin amacının Batı Şeria’nın önemli bölümündeki Filistinli varlığını ortadan kaldırmak olduğunu savundu.
Agmon, kullanılan yöntemleri ölçek açısından değil, belirli bir halkın bir bölgedeki varlığını silme düşüncesi açısından Avrupa’daki Yahudi tarihinin en karanlık dönemleriyle karşılaştırdı.

200’DEN FAZLA TANINMIŞ İSRAİLLİ ORTAK BİLDİRİ YAYIMLADI
NYT’ye göre tepkiler yalnızca birkaç emekli generalle sınırlı değil. Haziran ayında 200’den fazla tanınmış İsrailli, Netanyahu hükümetine Batı Şeria’daki Filistinli sivillere yönelik saldırıları durdurma çağrısında bulunan bir mektuba imza attı.
İmzacılar arasında; iki eski başbakan, 30’dan fazla emekli kara ve hava kuvvetleri generali, İsrail’in iç ve dış istihbarat teşkilatlarının eski yöneticileri, hahamlar, bir Nobel ödüllü isim ve ülkenin önde gelen edebiyatçılarından biri bulunuyor.
İmzacıların önemli bölümünün geçmişte İsrail güvenlik politikalarında şahin olarak nitelendirildiğine dikkat çekildi.
HÜKÜMETİ “BİLİNÇLİ POLİTİKA” İZLEMEKLE SUÇLADILAR
Eski yetkililer ortak mektuplarında Batı Şeria’da “Yahudi terörü” ve “etnik temizliğin” durdurulmasını istedi.
Mektupta Netanyahu hükümeti yalnızca şiddeti önleyememekle değil, sivil işgalcilerin genişlemesine olanak sağlayan bilinçli bir politika izlemekle suçlandı.
İmzacıların aktardığına göre ordu, Şin Bet ve polis de bazı olaylarda sivil işgalcilerin saldırılarını engellememek suretiyle sorumluluk taşıyor.

Mektupta ayrıca hükümetin yasa dışı işgal noktaları ve çiftlikler için yollar, su, elektrik, araç ve silahlara on milyonlarca dolar kamu kaynağı aktardığı ifade edildi ve bu harcamaların açıklanması talep edildi.
BM: BU YIL 3 BİNDEN FAZLA FİLİSTİNLİ YERİNDEN EDİLDİ
NYT, 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’daki sivil işgalci saldırılarının keskin biçimde arttığını belirtti. Birleşmiş Milletler verilerine göre bu süreçte binlerce sivil işgalci saldırısı gerçekleşirken, binlerce Filistinli yaralandı.
Habere göre yalnızca 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle 3 bin 200’den fazla Filistinli yerinden edildi. Bu rakam geçen yılki yerinden edilme hızının yaklaşık iki katı.
BM verilerine göre 2020’de yerleşimci saldırılarında ortalama üç günde bir Filistinli yaralanırken, 2026’da bu sayı günde üçten fazla yaralıya yükseldi.

ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI YA’ALON: “YAHUDİ ÜSTÜNLÜĞÜ”
İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı ve Netanyahu hükümetinde 2016’ya kadar Savunma Bakanlığı yapan Moshe Ya’alon da aşırı sağcı yerleşimcilerin ideolojisini sert biçimde eleştiren isimler arasında.
Bir dönem güvenlik politikalarında şahin olarak tanınan Ya’alon, Batı Şeria’daki aşırı sivil işgalci ideolojisini İkinci Dünya Savaşı Almanyası’ndaki üstün ırk düşüncesine benzetti. Ya’alon, “Yahudi üstünlüğü” anlayışını eleştirerek bunun tarihsel açıdan son derece tehlikeli bir ideolojik dönüşümü temsil ettiğini savundu.
FİLİSTİN KÖYLERİNE GİDİP YERİNDE GÖRÜYORLAR
Emekli İsrailli yetkililerin Batı Şeria ziyaretlerini organize eden isim ise yine eski bir general olan Yaakov Or. 79 yaşındaki Or, 1967 savaşında görev yaptıktan sonra Batı Şeria’da sivil ve güvenlik işlerinden sorumlu görevlerde bulundu.
Bir yılı aşkın süredir düzenlediği turlara 250’den fazla eski general, istihbarat görevlisi, hukukçu, ekonomist ve diplomatın katıldığı belirtiliyor.

Or, İsrailli eski yetkilileri Filistin köylerine götürerek yeni kurulan işgal noktalarını, Filistinlilerin kendi arazilerine ulaşmasını engelleyen çitleri ve terk etmek zorunda bırakılan toplulukları gösteriyor.
BİR FİLİSTİNLİ ÇİFTÇİ: “EVİMİ ALMAK İSTİYORLAR”
NYT muhabirleri bu ziyaretlerden birine eşlik etti. Burin köyünde yaşayan Filistinli çiftçi Bashar Eid, sivil işgalcilerin saldırısı sonucu kalıcı biçimde sakat kaldığını söyledi. Arazisine gidemediğini ve tarım yapamadığını anlatan Eid, sivil işgalcilerin her gün köye geldiğini belirterek, “Ne yapacağımı bilmiyorum. Evimi almak istiyorlar.” dedi.
Ziyarete katılan eski İsrail Büyükelçisi Raphael Schutz ise gördüklerinin ardından annesinin Nazi Almanyası’ndan çocuk yaşta kaçmak zorunda kaldığını hatırlatarak, bugün Filistinli çiftçilerin araçlarının yakıldığı görüntüleri izlemenin ailesinde utanç yarattığını anlattı.

BİR FİLİSTİN TOPLULUĞU TAMAMEN ORTADAN KALKTI
NYT’nin aktardığı en çarpıcı örneklerden biri Ürdün Vadisi’ndeki Hamamat al-Maleh topluluğu oldu. Sivil işgalci baskınları nedeniyle ailelerin bölgeyi kademeli olarak terk ettiği, son sakinlerin de mart ayında ayrıldığı belirtildi.
Bölgede bağışlarla yapılmış bir okulun daha sonra buldozerle yıkıldığı, sivil işgalcilerin okulun kalıntıları arasında kutlama yaptıklarını gösteren görüntüler paylaştığı aktarıldı.
Haziran sonunda bölgeyi ziyaret eden emekli Hava Kuvvetleri Generali Nehemia Dagan, gördüklerine sert tepki gösterdi ve İsrail toplumunun değerlerini kaybetmekte olduğunu söyledi. Dagan, çözüm olarak İsrail ile Filistin’in ayrılmasını ve iki devletli çözümü savundu.

“ARTIK SAVUNULAMAZ”
İsrail Adalet Bakanlığı’nın eski uluslararası hukuk bölümü yöneticisi Gal Levertov da dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.
Levertov, geçmişte İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarına hukuki savunma yapılabileceğini düşündüğünü ancak Batı Şeria’daki mevcut tablonun başka bir noktaya ulaştığını söyledi.
Levertov, Batı Şeria’da bugün yaşananların, “Savunulamaz” hale geldiğini ifade etti.
7 EKİM’DEN BU YANA BATI ŞERİA’DA 1.100’DEN FAZLA FİLİSTİNLİ ÖLDÜRÜLDÜ
NYT, sivil işgalci saldırılarındaki artışın İsrail ordusunun Batı Şeria’daki operasyonlarını sertleştirdiği bir döneme denk geldiğine dikkat çekti.
BM verilerine göre 7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da, aralarında silahlı grupların mensuplarının da bulunduğu 1.100’den fazla Filistinli öldürüldü. Büyük çoğunluğunun İsrail güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü belirtildi.
Bu rakamın 2005-2022 arasındaki yaklaşık 17 yıllık dönemde Batı Şeria’da öldürülen toplam Filistinli sayısına yakın olduğu ifade edildi.
Aynı dönemde Batı Şeria’da Filistinlilerin saldırılarında 67 İsrailli yaşamını yitirdi.

NETANYAHU HÜKÜMETİ SUÇLAMALARI REDDEDİYOR
NYT’nin sorularına İsrail Başbakanlık Ofisi ayrıntılı cevap vermedi. Netanyahu geçmişte sivil işgalci şiddetini küçük bir grubun yasa dışı eylemleri olarak nitelendirirken, hükümetindeki bazı bakanlar “Yahudi terörü” diye bir kavram bulunmadığını savundu.
İsrail ordusu da sivil işgalci şiddetini desteklediği suçlamasını reddetti.
Ordu, görevinin bölgede yaşayan herkesi korumak olduğunu, saldırılara katılan veya müdahale etmeyen askerlerin emirlerine aykırı hareket etmiş sayılacağını bildirdi.
