Son zamanlarda dünyanın çeşitli ülkelerinde hükümetlerin vatandaşlarına yönelik yaptığı "kendi kendinize yetecek kadar stok yapın" çağrıları kamuoyunda büyük bir merak ve endişe uyandırdı. Bu uyarıların ardındaki asıl nedenin ise dijital çağın getirdiği yeni nesil savaş taktikleri, yani siber saldırılar olduğu ortaya çıktı.
Hükümetlerin gıda ve su stoku çağrılarının temelinde; savaş, doğal afet ve özellikle kritik altyapıları (elektrik, gıda tedariki, soğutma sistemleri) hedef alan geniş çaplı siber saldırılar yatmaktadır. Devletler, olası bir kriz anında kurumlar altyapıyı onarmaya odaklanırken, vatandaşların en az 72 saat kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesini amaçlamaktadır.
FRANSA'DA MARKETLERDE SİBER SALDIRI
Ekim 2026'da Fransa'da gerçekleşen ve yaklaşık 700 büyük süpermarketin etkilendiği eşi görülmemiş siber saldırı, dijital tehditlerin doğrudan sofralarımıza nasıl ulaşabileceğini kanıtladı. Saldırganlar, Carrefour, Intermarché, E.Leclerc gibi dev perakende zincirlerinin uzaktan kontrol edilebilen soğutma sistemlerine (Danfoss, Copeland, Dixell) sızarak sıcaklıkları 50 dereceye kadar yükseltti.
Bu durum, soğuk zincirin kırılmasına ve tonlarca et, balık, süt ürünü ile dondurulmuş gıdanın bozulmasına neden olarak büyük miktarda yiyeceğin imha edilmesiyle sonuçlandı. Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure genel gıda arzının güvende olduğunu belirtse de, bu olay gıda güvenliğinin ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunu tüm Avrupa'ya gösterdi.

AVRUPA ÜLKELERİNDE STOK HAZIRLIĞI
Avrupa'daki hazırlık planları Fransa'daki bu saldırıdan önce, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının etkileriyle hız kazanmıştı. Avrupa Komisyonu'nun "Hazırlık Birliği Stratejisi" (Preparedness Union Strategy) kapsamında şekillenen ulusal planlar şu şekilde öne çıkıyor:
- Avrupa Birliği (Ortak Karar): Tüm hanelerin siber saldırı veya elektrik kesintisi durumlarında en az 72 saat hayatta kalabilecekleri su, uzun ömürlü gıda, pilli radyo ve nakit para stoku yapması isteniyor.
- İsveç: "Kriz veya Savaş Gelirse" broşürünü hanelere dağıtan hükümet, vatandaşlardan en az bir haftalık bağımsız yaşam stoku talep ediyor.
- Finlandiya: Yetkililer, halka en az üç günlük (72 saat) temel ihtiyaç malzemesi bulundurmalarını ancak tedarik zincirini bozacak "panik alımlarından" kaçınmalarını öneriyor.
MARKET SOĞUTUCULARI NEDEN GÜVENLİK SORUNU OLDU?
Kullanıcıların en çok merak ettiği konulardan biri "Sadece bir buzdolabı hacklenerek nasıl gıda krizi çıkar?" sorusu. Modern lojistik ağlarında; ana soğuk hava depoları, dağıtım tırları ve market raflarındaki dolaplar birbirine "Nesnelerin İnterneti (IoT)" ile bağlıdır. Eski ve güncellenmemiş yazılımlar barındıran tek bir merkezi soğutma sunucusunun hacklenmesi, ülkenin elektrik şebekesi çökmeden bile tüm et, süt ve kritik ilaç (örneğin insülin) tedarikini saatler içinde yok edebilir. Uluslararası Soğutma Enstitüsü de bu zafiyete dikkat çekmektedir.
TÜRKİYE'DE DURUM NE?
Tüm bu yaşananlar Türkiye için de kritik soruları beraberinde getiriyor. Ülkemizdeki dev perakende zincirlerinin, gıda depolarının ve hastane soğutma sistemlerinin ne kadarının internete doğrudan açık olduğu büyük bir soru işareti. Fransa örneği, siber güvenliğin artık sadece veri çalmakla değil; sofradaki yemeğin, içilen suyun ve hayati ilaçların güvenliğiyle doğrudan ilgili olduğunu açıkça gösteriyor.
