Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin tartışmalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İrlanda ziyareti sırasında yaptığı dikkat çekici açıklamanın ardından yeniden İngiliz siyasetinin merkezine oturdu. Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirecek kritik bir zirve 14 Eylül Pazartesi günü Galler’in başkenti Cardiff’te gerçekleştirilecek.
The Telegraph’ın özel haberine göre İskoçya Başbakanı ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri John Swinney, Galler Başbakanı ve Plaid Cymru lideri Rhun ap Iorwerth ile Kuzey İrlanda Başbakanı ve Sinn Féin Başkan Yardımcısı Michelle O’Neill bir araya gelecek.
Toplantıya İrlanda Cumhuriyeti’ndeki Sinn Féin lideri Mary Lou McDonald da katılacak. Sinn Féin daha önce toplantının temelinde, tarafların “ulusların kendi geleceklerini seçme hakkına sahip olduğu” yönündeki ortak görüşünün bulunduğunu açıklamıştı.
Anketlerde dibi gören Trump her yolu deniyor: 5 bin dolar vaadinden sonra şimdi de “yemin” ettirdi
TRUMP: ENİNDE SONUNDA OLACAK
Trump, Dublin’de yaptığı açıklamada birleşme konusunda İngiltere’nin de söz sahibi olacağını kabul etmekle birlikte, bunun olumlu bir gelişme olacağını savundu.
ABD Başkanı’nın çıkışının hemen ardından İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın ofisi hükümetin tutumunun değişmediğini açıkladı. Downing Street, Kuzey İrlanda’da birleşme referandumunu gerektirecek düzeyde bir kamuoyu desteği bulunmadığı görüşünü yineledi.
1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, Kuzey İrlanda halkının çoğunluğunun birleşmeden yana olduğuna dair şartların oluşması halinde anayasal statünün referanduma götürülebilmesine imkan tanıyor.
TELEGRAPH: BİRLEŞİK KRALLIK’IN PARÇALANMASINI PLANLIYORLAR
The Telegraph gelişmeyi oldukça çarpıcı bir başlıkla okuyucularına duyurdu: “İrlandalı, İskoç ve Galli liderler Birleşik Krallık’ın parçalanmasını planlamak için buluşuyor.”
Gazeteye göre görüşmeler, Birleşik Krallık içindeki üç özerk yönetimin başında ilk kez aynı anda bağımsızlık ya da ulusal kendi kaderini tayin hakkını savunan siyasi hareketlerin bulunması nedeniyle tarihi önem taşıyor.
Telegraph’ın daha önce toplantıya ilişkin yayımladığı değerlendirmede de Cardiff zirvesi, SNP, Sinn Féin ve Plaid Cymru’nun anayasal hedeflerini daha koordineli biçimde takip etmeye başlamasının işareti olarak yorumlanmıştı.
Trump, Kanada, Meksika ve Grönland’ı “ABD toprağı” olarak gösterdi
MASADA ÜÇ AYRI ANAYASAL DOSYA VAR
Üç siyasi hareket aynı nihai modeli savunmuyor ancak Londra’daki merkezi yönetimle ilişkiler konusunda benzer bir “kendi kaderini tayin” yaklaşımını benimsiyor.
İskoçya’da John Swinney ve SNP, 2014’teki referandumun ardından ikinci bir bağımsızlık referandumu yapılmasını istiyor. İskoç Parlamentosu mayıs ayında Londra hükümetinden referandum düzenlenebilmesi için yetki devri talep etmişti. Swinney, 10 Eylül’de Başbakan Andy Burnham’a gönderdiği mektupta da yeni bir referandum için “üzerinde uzlaşılmış yasal bir mekanizma” oluşturulması amacıyla görüşme çağrısında bulundu.
Kuzey İrlanda’da Sinn Féin’in hedefi ise Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti’nin birleşmesini öngören bir referandum. Sinn Féin lideri Mary Lou McDonald, birleşik İrlanda konusunda referanduma yönelik demokratik hazırlıkların şimdiden başlaması gerektiğini savunuyor.
Galler’de ise Plaid Cymru bağımsızlığı uzun vadeli siyasi hedef olarak görüyor. Galler Başbakanı Rhun ap Iorwerth, ülkesinin “anayasal bir yolculukta” olduğunu ve nihai hedefinin bağımsızlık olduğunu söylerken bunun takviminin Galler halkının elinde olduğunu vurguluyor.
Danimarka’dan Grönland hamlesi: Zorunlu askerler bölgeye konuşlandırıldı
GALLER BAŞBAKANI TELEGRAPH’IN ÇERÇEVESİNE İTİRAZ ETTİ
Ancak Galler Başbakanı Rhun ap Iorwerth, toplantının doğrudan “Birleşik Krallık’ı parçalama planı” olarak sunulmasına karşı çıktı.
The Guardian’a konuşan ap Iorwerth, toplantıyla ilgili Telegraph’taki sert değerlendirmeye ilişkin, amacının diğer aktörlerle birlikte “Birleşik Krallık’ı parçalamak” olmadığını belirtti. Ap Iorwerth, önceliğinin Galler’i güçlendirmek olduğunu söyledi. Bununla birlikte Galler’in bağımsızlığını gelecekte ulaşılabilecek anayasal hedef olarak gördüğünü de gizlemedi.
SWINNEY: WESTMINSTER BU ANIN ÖNEMİNİ KAVRAMALI
Üç siyasi hareket arasındaki temaslar mayıs ayındaki seçimlerin ardından hızlandı. Swinney daha önce Rhun ap Iorwerth, Michelle O’Neill ve Mary Lou McDonald ile yaptığı görüşmenin ardından bağımsızlık talebinin yönünün açık olduğunu belirterek Westminster’ın “bu anın önemini kavraması gerektiğini” söylemişti.
Michelle O’Neill de SNP ve Plaid Cymru’nun seçim başarılarının ardından, İskoçya ve Galler liderleriyle yakın çalışmayı ve “anayasal değişim yönündeki ivmeyi sürdürmeyi” hedeflediklerini açıklamıştı.
BURNHAM’IN SÖZLERİ TARTIŞMAYI ALEVLENDİRDİ
Zirve, İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın İskoçya’daki olası ikinci bağımsızlık referandumuna ilişkin açıklamalarının hemen ardından gerçekleştirilecek.
Burnham, parlamentoda Kuzey İrlanda’daki sınır referandumu mekanizmasına atıfta bulunarak kamuoyunda açık bir talep oluşması durumunda İskoçya için de benzer bir durumun gündeme gelebileceğini söylemişti.
Ancak Başbakanlık daha sonra Burnham’ın yeni bir İskoç bağımsızlık referandumuna destek vermediğini ve hükümetin politikasının değişmediğini açıkladı.
BİRLEŞİK KRALLIK İÇİN TARİHİ BİR DÖNEM
Cardiff zirvesinin sembolik önemi, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda yönetimlerinin aynı anda ulusal kendi kaderini tayin hakkını savunan liderlerin elinde olmasından kaynaklanıyor.
İskoçya’da SNP, Galler’de Plaid Cymru ve Kuzey İrlanda’da Sinn Féin’in anayasal hedefleri birbirinden farklı olsa da üç hareketin Westminster karşısında referandum hakkı konusunda ortak bir zemin oluşturmaya çalışması, İngiliz siyasetinde Birleşik Krallık’ın geleceğine ilişkin tartışmayı yeniden gündemin ilk sıralarına taşıyor.
