Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki ekonomik entegrasyonu derinden etkileyecek olan yeni sanayi politikası detayları Brüksel'de açıklandı.
Gümrük Birliği güncelleme tartışmaları sürerken, AB Komisyonu Sözcüsü tarafından yapılan duyuruda, stratejik sektörler ve ihracat kapasitesi açısından kritik bir yol haritası çizildi.
Avrupa pazarında haksız rekabet ile mücadele etmeyi hedefleyen bu düzenleme, özellikle yeşil dönüşüm ve yerli üretim kriterlerini ön plana çıkarıyor.
İnternette arama listelerinde üst sıralarda yer alan AB ihracat kuralları ve Türk sanayisi son durum başlıkları, bu yeni mevzuat ile farklı bir boyut kazandı.
AVRUPA SANAYİ TABANI İÇİN STRATEJİK ADIMLAR
AB Komisyonu Sözcüsü, Sanayi Hızlandırıcı Yasa Tasarısı'nın Avrupa'nın üretim gücünü artırmayı ve özellikle Çin kaynaklı küresel baskılara karşı yerel sektörü korumayı amaçladığını belirtti.
Tasarı, kamu alımları ve devlet desteklerinde 'Made in EU' şartını getirerek, Avrupa içindeki imalât süreçlerini güçlendirmeyi hedefliyor.
Bu girişim çerçevesinde; temiz teknoloji, temiz çimento, çelik ve alüminyum gibi ürünlere olan talebin artırılması için kamu programları, sübvansiyonlar ve ihaleler etkin bir araç olarak kullanılacak.
Alman sanayisi tarihinin en büyük krizini yaşıyor
TÜRKİYE İÇİN KRİTİK GÜVENCELER VE SINIRLAMALAR
Sözcü, söz konusu teklifin değer zincirleri üzerindeki olası ekonomik etkilerine dair Türkiye'deki endişeleri bildiklerini ifade etti.
Gümrük Birliği'nin varlığına dikkat çeken yetkili, yeni teklifin Avrupa'daki Türk işletmeleri ve Türkiye'den gelen mallar için belirli güvenceler sunduğunu açıkladı.
Ancak mevcut taslağa göre, Türkiye merkezli şirketlerin AB ülkelerindeki kamu ihalelerine doğrudan erişim hakkı bulunmuyor.
Örneğin, Fransa'da bir okul veya hastane inşaatı için açılan ihaleye Türk firmaları kendi adlarına teklif veremeyecek.
MÜTEKABİLİYET ESASI VE DOĞRUDAN ERİŞİM ENGELİ
Doğrudan ihale katılımındaki bu kısıtlamanın temel nedeni olarak mütekabiliyet ilkesi gösterildi.
Komisyon Sözcüsü, Türk kamu ihalelerinin şu anki haliyle Avrupalı şirketlere yeterince açık olmadığını iddia etti.
Bu durumun ileride değişebileceği sinyalini veren Sözcü, şimdilik doğrudan katılım konusunda bir garanti sunulmadığını vurguladı.
Bu durum, iki taraf arasındaki ticaret diplomasisinde kamu alımları mevzuatı konusunun daha fazla tartışılacağını gösteriyor.
Türkiye, genişleyen Avrupa roaming ağında yine yer almadı
TÜRK MALI BİLEŞENLERE MADE IN EU STATÜSÜ
Haberin en olumlu gelişmesi ise Türkiye'den tedarik edilen ürünlerin statüsüyle ilgili oldu.
AB ülkelerinde bir kamu ihalesini kazanan İspanyol, Fransız veya Belçikalı bir şirket; çimento, alüminyum gibi malları veya otomotiv parçalarını Türkiye'den satın alırsa, bu ürünler 'Made in EU' kapsamında değerlendirilecek.
Bu, Türkiye'nin sanayi politikası açısından AB için vazgeçilmez bir ortak olduğunu ve yüksek verimli değer zincirlerinin korunmak istendiğini kanıtlıyor.
OTOMOTİV SEKTÖRÜ VE TEDARİK ZİNCİRİ AVANTAJI
Özellikle Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü için bu karar hayati önem taşıyor.
Mevcut teklife göre Türk şirketleri ihaleye doğrudan giremese de ürettikleri parçalar ve bileşenler, AB içerisindeki projelerde Avrupalı üreticilerin kullanımı halinde kapsam dahilinde kalacak.
Bu sayede Türkiye'nin Avrupa otomotiv üretimindeki stratejik rolü ve parça tedariki sürekliliği yasal güvence altına alınmış oluyor.

