Dünyanın en kuzeyinde yer alan yerleşim yeri olan Svalbard, sıra dışı coğrafyası ve kendine özgü yaşam kurallarıyla dikkat çekiyor. Kuzey Kutbu’na yaklaşık 650 kilometre uzaklıkta bulunan ve Norveç anakarasının kuzeyinde konumlanan takımada, yaklaşık 2 bin 400 kişilik nüfusuyla dünyada eşi benzeri olmayan bir yaşam modeli sunuyor.
Yalnızca doğasıyla değil, toplumsal düzeniyle de ilgi uyandıran Svalbard, uluslararası statüsü sayesinde farklı ülkelerden gelen insanlara vizesiz yaşama ve çalışma imkanı tanıyor.
DOĞUM VE DEFİN İŞLEMLERİ YASAK
Svalbard’daki aşırı soğuklar ve sürekli donmuş toprak yapısı, yani permafrost nedeniyle cesetler doğal yollarla çürümüyor. Bu durumun virüs ve bakterilerin uzun yıllar canlı kalmasına yol açabileceği endişesiyle, bölgede defin işlemleri yasaklanmış durumda. Hayati risk taşıyan hastalar ve bakıma muhtaç yaşlılar, tedavi ve bakım için Norveç anakarasına gönderiliyor.
Adadaki sağlık altyapısı oldukça sınırlı. Olası komplikasyonlara karşı hamile kadınlar, doğumdan haftalar önce Oslo veya Tromsø gibi Norveç şehirlerine sevk ediliyor. Bu nedenle Svalbard’da doğum gerçekleşmesine izin verilmiyor.

YAŞLANINCA ADADAN AYRILMAK ZORUNLU
Svalbard’da huzurevi bulunmuyor. Adada yaşayan kişiler, çalışamaz hale geldiklerinde ya da günlük ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düştüklerinde bölgeden ayrılmak zorunda kalıyor. Bu durum, Svalbard’daki yaşamın tamamen aktif ve üretken bireyler üzerine kurulu olduğunu gösteriyor.
GECE YARISI GÜNEŞİ VE KUZEY IŞIKLARINA SAHİP
Svalbard, yılın yaklaşık yarısını 24 saat gündüz yaşarken, diğer yarısını ise tamamen karanlıkta geçiriyor. Gece Yarısı Güneşi olarak bilinen bu doğa olayı, yaz aylarında hiç batmayan güneşle eşsiz manzaralar sunuyor. Kış aylarında ise zifiri karanlık, gökyüzünü süsleyen Kuzey Işıkları ile aydınlanıyor.
Bölgede sıcaklıklar ekstrem seviyelerde seyrediyor. Mart 1986’da ölçülen eksi 43 derece en düşük sıcaklık olarak kayıtlara geçerken, Temmuz 2020’de 21,7 dereceyle rekor en yüksek sıcaklık ölçüldü.

ÖZEL STATÜLÜ BİR BÖLGE
1920 tarihli Svalbard Antlaşması, adaya uluslararası hukukta özel bir statü kazandırıyor. Bu anlaşma sayesinde milliyeti ne olursa olsun herkes, herhangi bir vizeye ihtiyaç duymadan Svalbard’da yaşayabiliyor ve çalışabiliyor. Tek şart ise kişinin kendi geçimini sağlayacak bir işinin veya gelir kaynağının olması.
Ancak Svalbard’a ulaşım sadece Norveç üzerinden sağlanıyor. Oslo veya Tromsø’dan yapılan uçuşlar nedeniyle, adaya gitmek isteyenlerin Norveç’e giriş için Schengen vizesine sahip olması gerekiyor.
Svalbard, dünyanın en önemli güvenlik tesislerinden biri olan Küresel Tohum Deposu’na ev sahipliği yapıyor. Olası küresel felaketler veya kıyamet senaryolarına karşı, 1,3 milyondan fazla tohum örneği yerin metrelerce altında, eksi 18 derecede muhafaza ediliyor. Bu tesis, gelecekteki gıda güvenliğinin teminatı olarak görülüyor.
DÜNYANIN EN GÜVENLİ YERLERİNDEN BİRİ
Zorlu doğa koşullarına rağmen Svalbard, dünyanın en güvenli bölgeleri arasında gösteriliyor. Suç oranının neredeyse sıfır olduğu adada, insanlar kapılarını kilitlemeden yaşayabiliyor, bisikletlerini dışarıda güvenle bırakabiliyor. Svalbard, ekstrem şartlara uyum sağlayabilen maceraperestler için hem huzurlu hem de benzersiz bir yaşam alanı sunuyor.
