Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, fon krizinin ekonomi üzerindeki olası etkilerine ilişkin yeni bir değerlendirmede bulundu.
2012-2019 yılları arasında TCMB Başekonomisti olarak görev yapan Kara, sosyal medya hesabındaki paylaşımında fon krizini bu kez toplam servet ve varlık kaybı üzerinden ele aldı.
Fon soruşturmasında "Balıkçı İsmet" incelemesi: 2,5 ayda 3 milyar TL’yi aşan fon çıkışı
“ALTINDAKİ DALGALANMANIN YANINDA KÜÇÜK KALIYOR”
Kara, fon krizinin yarattığı servet kaybının ekonomik faaliyet üzerinde etkili olacağını ancak altın fiyatlarındaki gerilemenin yarattığı kayıpla karşılaştırıldığında daha düşük bir büyüklükte kaldığını belirtti.
Kara paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Fon krizinin toplam varlık kaybı üzerinden ekonomiye etkisi olacaktır fakat altın fiyatındaki dalgalanmanın yanında küçük kalıyor. Bu yıl altın fiyatındaki düşüşten dolayı toplam varlığımız 130 milyar dolar azaldı. Fon krizinden dolayı oluşan varlık kaybının yaklaşık 5 katı.”
Kara’nın verdiği karşılaştırma, fon krizinden kaynaklanan varlık kaybının ekonomide önemli bir etki yaratmasına rağmen, hanehalkının altın varlıklarında fiyat hareketleri nedeniyle oluşan servet değişiminin çok daha büyük bir ölçeğe ulaşabildiğine işaret ediyor.
130 MİLYAR DOLARLIK SERVET KAYBINA DİKKAT ÇEKTİ
Kara’nın hesabına göre Türkiye’de tutulan altınların değerindeki gerileme nedeniyle bu yıl toplam servette yaklaşık 130 milyar dolarlık azalma meydana geldi.
Kara, söz konusu büyüklüğün fon krizinden kaynaklandığını hesapladığı toplam varlık kaybının yaklaşık 5 katına karşılık geldiğini belirtti.
FON KRİZİNİN BÜYÜMEYİ YAVAŞLATACAĞINI DA SÖYLEMİŞTİ
Hakan Kara, fon krizinin ilk günlerinde yaptığı değerlendirmede de olayın makroekonomik sonuçlarına dikkat çekmişti.
Kara, fon piyasasının teknik ayrıntılarında uzmanların değerlendirmelerinin esas alınması gerektiğini belirtirken, bir makroekonomist olarak krizin “varlık ve likidite etkisi üzerinden ekonomik faaliyeti ve büyümeyi daha da yavaşlatacağını” söylemişti.
Kara ayrıca bu tür negatif servet ve likidite şoklarının iç talebi ve enflasyonist baskıları azaltabileceğini, bu nedenle TCMB’nin faiz kararları üzerinde de etkili olabileceğini değerlendirmişti.
