Bankalar kârda vatandaş icrada

Bankalar kârda vatandaş icrada

Konkordato, iflas ve faiz kıskacındaki sanayide çarklar durma noktasına geldi. Şirketler yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuruyla mücadele ederken vatandaş fatura, mutfak, eğitim ve ulaşım gibi harcamalara yetişemez oldu. Takibe düşen vatandaşın borcu 845 milyara dayandı. Sistemin kazananı karına kar katan bankalar oldu.

BDDK'nın son verisi hayat pahalılığı altında vatandaşın nasıl ezildiğini bir kez daha gösterdi. Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçları 7 trilyon liraya yaklaşırken, takipteki alacaklar bir haftada 6 milyar artarak 845 milyar liraya dayandı. Dramatik tabloya geliri temel harcamalarına yetmeyen vatandaşın kredi kartı, ihtiyaç kredisi ve ek hesaplara yönelmesi yol açtı. Benzer durum reel sektör için de geçerli. Yüksek kredi maliyetleri ve daralan iç piyasanın baskısı altındaki sektörde, 2026'nın ilk yarısında konkordato başvurusu yapan şirket sayısı bin 240'a ulaştı.

EKONOMİDEKİ ÇARPIKLIĞIN TABLOSU

Banka kredileriyle ayakta kalmaya çalışan vatandaş, borcu borçla kapatamayınca icralık olurken Türkiye’de en yüksek aktif büyüklüğe sahip 10 bankanın yılın ilk yarısında 415,7 milyar lira kâr elde etmesi dikkat çekti. Uzmanlar bu durumun ülke ekonomisindeki çarpıklığı gözler önüne serdiğini ve gelir dağılımı arasındaki uçurumun derinleştiğinin en güzel örneği olduğunu dile getirdi. Bankaların karda rekor kırdığı yılın ilk yarısında aktif dosya sayısı 25 milyonu aşan icra dairelerinde milyonlarca yeni dosya daha sisteme eklendi.

0509krt01a-tumyeni.jpg

MAAŞLAR YETMİYOR BORÇ KREDİYLE DE ÇEVRİLMİYOR

Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçları 7 trilyon liraya yaklaşırken, takipteki alacaklar bir haftada 6 milyar lira artarak 845 milyar liraya dayandı. Artan yaşam maliyeti karşısında geliri temel harcamalarına yetmeyen vatandaş kredi kartı, ihtiyaç kredisi ve ek hesaplara yöneldi. Benzer durum reel sektörde de kendini hissettirdi.

Yüksek kredi maliyetleri ve daralan iç piyasanın baskısı altındaki reel sektörde, 2026’nın ilk yarısında konkordato başvurusu yapan şirket sayısı bin 240’a ulaşarak yeni bir rekor kırdı. Vatandaş borç batağındayken Türkiye’de en yüksek aktif büyüklüğe sahip 10 bankanın yılın ilk yarısında 415,7 milyar lira kâr elde etmesi de dikkat çekti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 28 Ağustos haftasına ilişkin verileri, vatandaşın borç yükündeki artışı bir kez daha ortaya koydu. Tüketici kredileri bir haftada 29,3 milyar lira artarak 3 trilyon 452,8 milyar liraya yükseldi. Bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 2,9 artışla 3 trilyon 450,8 milyar liraya ulaştı. Böylece tüketici kredileri ile bireysel kredi kartı borçlarının toplamı yaklaşık 6,9 trilyon liraya çıktı. Borçlulukta asıl dikkat çeken gelişme ise takipteki alacaklarda yaşandı. Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar bir haftada 5 milyar 980 milyon lira artarak 844 milyar 947 milyon liraya yükseldi. Bu tablo, kredi kullanımındaki artışın yanında bazı borçluların geri ödeme kapasitesinin de zorlandığına işaret etti. icra dairelerindeki toplam aktif dosya sayısı da 25 milyonu aştı. Uzmanlar sadece yılın ilk yarısında milyonlarca yeni dosyanın da sisteme dahil edildiğini söyledi.

VATANDAŞ VE REEL SEKTÖR ZORDA BANKALAR KARDA

Vatandaş borcunu ödeyemez hale gelirken banka kârlarında da dikkat çeken artışlar yaşandı. Türkiye’de en yüksek aktif büyüklüğe sahip 10 bankanın yılın ilk yarısındaki kârı 415,7 milyar lira olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar bu durumun ülke ekonomisindeki çarpıklığı gözler önüne serdiğini ve gelir dağılımı arasındaki uçurumun derinleştiğinin en güzel örneği olduğunu dile getirdi. Bankalar aktiflerini büyütürken tıpkı vatandaş gibi karının büyük kısmını kredi faizine ödemek zorunda kalan sanayiciler de çarkları döndürmekte zorlanmaya başladı. Türkiye imalat sanayisindeki uzun süreli zayıflama ağustos ayında da devam etti. İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi, temmuz ayındaki 47,7 seviyesinden 48,1’e yükselmesine rağmen büyüme ile daralmayı ayıran 50 puanlık eşik değerin altında kaldı. Böylece imalat sanayisindeki faaliyet koşulları üst üste 29’uncu ayda da bozulmaya işaret etti. Yüksek kredi maliyetleri ve daralan iç piyasanın baskısı altındaki reel sektörde, 2026’nın ilk yarısında konkordato başvurusu yapan şirket sayısı bin 240’a ulaşarak yeni bir rekor kırdı.

MAAŞ GİDERLERE YETMEYİNCE KREDİ DEVREYE GİRİYOR

Vatandaşın borçlanmasının temelinde yalnızca isteğe bağlı tüketim bulunmuyor. Yüksek fiyatlar karşısında özellikle dar ve sabit gelirli kesimin maaşı kira, fatura, mutfak ve ulaşım gibi zorunlu harcamaları karşılamakta yetersiz kaldığında kredi kartı ve ihtiyaç kredisi bir finansman aracına dönüşüyor. Kredi kartındaki borcun tamamının ödenemediği durumlarda ise borç bir sonraki aya taşınıyor. Asgari ödeme yapılarak kartın kullanılmaya devam edilmesi veya bir bankadan alınan ihtiyaç kredisiyle başka bir borcun kapatılması, kısa vadede rahatlama sağlarken toplam borcun büyümesine neden olabiliyor.

Bu nedenle kredi kullanımındaki artışın bir bölümünün yeni bir tüketimden ziyade mevcut yaşam giderlerini finanse etmek ve eski borçları çevirmek için gerçekleştiği değerlendiriliyor. BDDK’nın 2026 başında kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik düzenleme yapması da ödeme güçlüğünün önemli bir gündem haline geldiğini gösterdi.

BORÇ SADECE ALIŞVERİŞ İÇİN KULLANILMIYOR

Hanehalkının kredi ihtiyacının tek kaynağı market ve günlük tüketim değil. Uzmanlar, eğitim ve sağlık harcamalarının da bütçeyi zorlayan kalemler arasında yer aldığını söylüyor. Özellikle okul ücretleri, servis, kırtasiye, üniversite masrafları ve sağlık giderleri gibi ertelenmesi zor harcamalar, gelirle karşılanamadığında kredi kartına yüklenilmesine neden olabiliyor. BDDK’nın 2026 yılına ilişkin düzenlemelerinde eğitim ödemeleri amacıyla kullanılan kredili mevduat hesaplarına ilişkin özel düzenlemelerin yer alması da eğitim harcamalarının kredi kanalıyla finanse edildiğini gösteren başlıklardan biri. Uzmanlar, “Sağlık harcamalarında da benzer bir durum söz konusu. Tedavi, ilaç ve özel sağlık hizmetleri gibi harcamalar, özellikle gelir düzeyi düşük hanelerde bütçede beklenmedik açık oluşturabiliyor” dedi.

TATİL VE DÜĞÜNE DE PARA YOK

Uzmanlar hangi harcama grubunun takipteki kredileri artırdığının net olmadığını belirterek, “ Ancak tatil, düğün, elektronik eşya, mobilya ve diğer yüksek tutarlı tüketimler de kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin kullanım alanları arasında bulunuyor. Mevcut BDDK haftalık verileri, 3,45 trilyon liralık tüketici kredisi veya 3,45 trilyonliralık kredi kartı borcunun ne kadarının tatil, eğitim, sağlık, market ya da eskiborç kapatma amacıyla kullanıldığını göstermiyor. Bu nedenle borç artışının tamamını “geçim sıkıntısı” veya tamamını “tüketim harcaması” olarak nitelendirmek doğru değil. Asıl dikkat çeken nokta, zorunlu ve isteğe bağlı harcamaların aynı kredi havuzunda birleşmesi ve gelir artışının fiyat artışlarının gerisinde kaldığı dönemlerde kredi kartının adeta ek gelir gibi kullanılmaya başlanması” ifadelerini kullandı.

KARTTAN KARTA ÇEVİRME DÖNGÜSÜ

Gelirin gideri karşılamadığı bir bütçede kredi kartı uzmanlara göre ilk aşamada açığı kapatıyor. Ancak borcun tamamı ödenemediğinde faiz maliyeti devreye giriyor. Daha sonra ihtiyaç kredisi, ek hesap veya başka bir kredi kartı kullanılarak mevcut borç kapatılmaya çalışılıyor. Bu döngü sürdükçe hanehalkının gelecek aylardaki geliri bugünden tüketilmiş oluyor. Maaşın önemli bir bölümü geçmiş aylardan kalan taksit ve kredi kartı borçlarına ayrıldığında, cari ayın harcamaları için yeniden borçlanma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Nitekim borç dağılımına bakıldığında 28 Ağustos itibarıyla 3 trilyon 452,8 milyar liralık tüketici kredilerinin 2 trilyon 584,1 milyar lirasını ihtiyaç kredileri, 826,9 milyar liralık kısmı konut kredilerinden, 41,8 milyar liralık kısmı ise taşıt kredilerinden oluşuyor. Bu dağılım, tüketici kredilerinde ağırlığın konut veya taşıt gibi belirli bir varlık alımından ziyade ihtiyaç kredilerinde olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, kredi kartı ve ihtiyaç kredisinin başlangıçta bütçedeki açığı kapatan bir araç olurken, gelir-gider dengesi düzelmediğinde bu kez açığın kendisini büyüten bir mekanizmaya dönüştüğüne de vurgu yapıyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN