Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) eski Başekonomisti ve Brookings Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Robin Brooks, Türkiye ekonomisine dair çok konuşulacak bir analiz yayımladı. "Türkiye yeniden krize girdi" başlıklı makalesinde Brooks, Türk Lirası'nın değer kaybının yalnızca çok büyük döviz ve altın müdahaleleriyle durdurulabildiğini öne sürerek, bu durumun uzun süre sürdürülemeyeceğini savundu.
Altında petrol ve faiz etkisi: Mart ayı kriz sonrası en sert kayıp
Küresel finans piyasalarının yakından takip ettiği ekonomistlerden biri olan Robin Brooks, "Shadow Price Macro" adlı platformunda yayımladığı son analizde Türkiye'nin mevcut ekonomik tablosunu mercek altına aldı.
Özellikle Orta Doğu'da patlak veren savaşın ve artan petrol fiyatlarının Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler üzerindeki etkisini inceleyen Brooks, Türk Lirası'nın (TL) sergilediği direncin "suni" olduğunu iddia etti.
"LİRA'NIN DİRENCİ, MB'NİN DEVASA MÜDAHALELERİNE BAĞLI"
Analizinde, 2022 yılındaki Rusya-Ukrayna savaşı ile mevcut Körfez (İran) krizini kıyaslayan Brooks, 2022'de petrol fiyatları fırladığında Türk Lirası'nın büyük bir darbe aldığını hatırlattı. Ancak 27 Şubat - 27 Mart 2026 dönemini kapsayan güncel verilere bakıldığında, TL'nin şaşırtıcı bir şekilde Brezilya Reali ve Şili Pezosu gibi emtia ihracatçısı ülkelerin para birimlerinden bile daha iyi performans gösterdiğine dikkat çekti.
Brooks, bu durumun doğal bir piyasa hareketi olmadığını savunarak, arka planda yatan nedeni şu sözlerle iddia etti: "Türk Lirası'nın değer kaybetmesini yalnızca çok büyük döviz müdahaleleri durdurdu. Bu durum uzun süre devam edemez."
8 MİLYAR DOLARLIK (50 TON) ALTIN SATIŞI İDDİASI
Yayımladığı grafiklerle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) net rezerv ve altın pozisyonlarındaki değişimleri inceleyen ABD'li ekonomist, resmi döviz rezervlerinde son dönemde görülen sürpriz artışın arka planında altın satışlarının yattığını öne sürdü.
Brooks analizinde, "Merkez Bankası yaklaşık 8 milyar dolar değerinde 50 ton altını sattı veya swap (takas) yaptı. Resmi döviz rezervlerinin kur değerleme etkilerinden arındırıldığında sadece 5 milyar dolar civarında artmış olması, rezerv kayıplarının hız kesmeden devam ettiği anlamına geliyor," değerlendirmesinde bulundu.

2025 MART AYINA BENZETİLDİ
Brooks, mevcut döviz müdahalelerinin boyutunu Türkiye'nin yakın siyasi geçmişiyle de kıyasladı. Makalede, Lira'yı desteklemek için yapılan güncel müdahalelerin, muhalefet lideri Ekrem İmamoğlu'nun tutuklandığı ve ciddi bir sermaye çıkışının tetiklendiği Mart 2025 dönemindeki kriz anlarıyla en az aynı büyüklükte olduğu ileri sürüldü.
Brooks'a göre Türk Lirası şu an büyük bir değer kaybı baskısı altında ve hükümet, tıpkı Mart 2025'te olduğu gibi sonunda bu baskıya "teslim olmak" zorunda kalacak.
KRİZLERİN TEMEL NEDENİ: "SÜRDÜRÜLEMEZ KREDİ BALONLARI"
Makalesinin sonuç bölümünde Türkiye'deki ekonomik döngülerin temel nedenine dair yapısal eleştirilerde bulunan Robin Brooks, uygulanan ekonomi politikalarını doğrudan hedef aldı.
Hükümetin iktidarda kalabilmek için ekonomiyi bankalar aracılığıyla kredi balonları yaratarak "sürdürülebilir olandan daha sıcak" çalıştırdığını savunan Brooks, bu durumun cari açığı genişlettiğini belirtti. Brooks'a göre bu yapısal kırılganlık, bugün Basra Körfezi'ndeki savaş ve petrol fiyatlarındaki artış gibi dış şoklarla birleştiğinde Türkiye'yi döngüsel kur krizlerinin içine çekiyor.
