Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gelir politikalarında adalet ve etkinliği önemsediklerini belirterek, toplumdaki algının aksine, program döneminde vergi harcamalarını azalttıklarını dile getirdi. Şimşek, “Vergi harcamalarını milli gelire oranla düşürdük. Uzun süredir yüksek seyreden dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payını yüzde 66’dan yüzde 62’ye indirdik” dedi. Bakan Şimşek’in bu sözlerine ekonomistlerden ise tepki gecikmedi. Ekonomist İnan Mutlu, Avrupa’da dolaylı vergi oranında açık ara zirvede olduğumuzu dile getirdi. Mutlu, Şimşek, ‘dolaylı vergi oranını yüzde 66’dan 62’ye düşürdük’ diyerek övünüyor. AB ülkelerinde dolaylı vergi gelirlerinin toplam vergi gelirlerine oranı yüzde 33. Türkiye’de bu oran yüzde 62,4” dedi. Türkiye’nin dolaylı vergiler ülkesi olduğu söylemi ise konu ile ilgili açıklama yapan neredeyse tüm ekonomistlerin ortak görüşü olarak dikkat çekti. Vergi uzmanları da çok veya az kazanan diye ayrım yapmaksızın zengin-fakir herkesten aynı verginin alındığı dolaylı vergi oranlarında dünya ortalamasının yüzde 20’yi aşmadığını ama bizde bu oranın yüzde 70’ler mertebesine kadar çıktığını, şimdi bir kaç puan düşürmekle övünüldüğünü dile getirdi.
ÇÖZÜM ÇOK KAZANANDAN ÇOK VERGİ ALINMASI
Dolaysız vergileri düşürmenin en doğru yolu ise çok kazanandan çok vergi alınması yönünde oldu. Uzmanlar, dolaysız vergilerin artırılmamasının birkaç nedeni olduğunu dile getirdi. Egemen varlıklı kesime dokunulmaması bunların ilki olarak sıralandı. Nitekim kurumlar vergisindeki düşük rakamlar bunun en güzel örneği. İkinci gerekçe ülke ekonomisinin neredeyse yarısının kayıt dışı ya da merdiven altı faaliyet göstermesi olarak özetlendi. Uzmanlar, “Ekonomi kurmayları nasıl olsa bir şekilde vergi mükellefi yaptıklarının üzerine giderek siyasilere para buluyorlar! Bitmedi; vergi gelirleri kağıt üzerinde gelir hanesinde gözüküyor ama tahakkuk/tahsilat oranı yerlerde sürünüyor, yani bir çok şirkete ve gruba yine dokunmuyorlar! Nasıl olsa bu işlerden kimse anlamıyor, Ayrıca her seferinde vatandaşa alınamayacak derecedeki vergileri dayatıp, toplayamayınca da belli bir oranı “af ediyoruz” diyorlar, ama bunlar gelir kaleminden nedense düşülmüyor” ifadelerini kullandılar.
BÜTÇEYİ VATANDAŞ SIRTLIYOR
Gelir ve giderleri açıklarken, net gelirleri, yani kasaya girenleri ve bunun sağlıklı yollardan girip girmediğini açıklamak zorunda oldukları halde hep bu işlerden kaçındıklarını da aktaran uzmanlar, “Daha da önemlisi; son yıllarda yüzde 50’nin üzerindeki gelir artışı ile övünen Bakan Şimşek, bütçe açığını 1,3 trilyon liradan 2,7 trilyon liraya faiz ödemelerini de 1,2 trilyon lira ortalamadan 2,7 trilyon lira ortalamaya neden çıkardığını hiç açıklamadığı gibi, bizi yine bu işlerden anlamayan kişiler sınıfına koyuyor. Verginin adı “dolaylı” ama yükü gayet doğrudan. Bütçeyi en çok kim finanse ediyor? Maaşlı, dar gelirli, tüketen herkes. Asıl soru şu: Vergi sistemi adil mi, yoksa kolay tahsil edildiği için mi tercih ediliyor?” sorusunu yöneltti CHP Genel Başkanı Özgür Özel de cep telefonlarından alınan vergiye dikkat çekerek, “Bugünlerde piyasaya gençlerin çok sahip olmak istedikleri bir cep telefonu çıktı. Pahalı bir model. Bu cep telefonu yurt dışında yarı fiyata satılıyor. Türkiye’de fiyatı 107.999 lira. 108.000 lira. Telefon alıyorsun, devlet bu alışverişten bir vergi alır. Yüzde 10 alır, 15 alır dünyada, Amerika’da yüzde 8 alıyor. Türkiye’de 108 bin liralık telefonun 54 bin 959 lirası vergi, 53 bin lirası telefon. Dünyada bir tek Türkiye’de vergisi telefondan fazla” dedi.
