Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede istediği sonuçlara ulaşamaması vatandaşı fakirleştirirken gıda güvenliğini de sıkıntıya soktu. Tarımda yaşanan sorunların derinleşmesiyle vatandaşın gıdaya olan güveni de azaldı. Tarımsal enflasyon yüzde 50’leri geçerken üretimin olmadığı alanlarda Türkiye ithalata bağımlı hale geldi. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, Türkiye’de tarım ve gıda sektöründe yaşanan sorunların giderek derinleştiğini belirterek iktidarın tarım politikalarını sert bir dille eleştirdi. Yüksek girdi maliyetlerinden taklit-tağşiş ürünlere, pestisit kalıntılarından ithalat bağımlılığına kadar zincirin hiçbir halkasında düzen kalmadığını vurgulayan Karal, konuya ilişkin hazırladığı yazılı basın açıklamasında, “Üretemediğimizi ithal ediyor, ürettiğimizin de güvenilirliğini tartışıyoruz. Bu nasıl tarım politikası?” diye sordu.
ÜRETİCİ MAĞDURİYETİ MUTFAĞA YANSIDI
Tarım ve gıda politikalarının birbirinden kopuk şekilde yönetilemeyeceğini vurgulayan Karal, üreticinin yaşadığı mağduriyetin doğrudan tüketicinin mutfağına yansıdığını ifade etti:
“Çiftçi pahalı mazotla, gübreyle, tohumla üretmeye çalışıyor. Kuraklıkla, donla, sulama sorunlarıyla mücadele ediyor. Ürünü para etmeyince bir sonraki yıl ekmek istemiyor. Üretim azalıyor, ithalat devreye giriyor. Diğer taraftan vatandaş markete gittiğinde yüksek fiyatla karşılaşıyor; evine götürdüğünde de ‘Acaba sağlıklı mı, kalıntı var mı, tağşiş yapılmış mı, tarihi geçmiş mi?’ diye düşünmek zorunda kalıyor. Tarımda sorun tarlada başlayıp orada bitmiyor; vatandaşın sofrasına kadar ulaşıyor.”
Gıda güvenliği konusunda kamuoyuna yansıyan olumsuzlukların halk sağlığını ve tüketici güvenini tehdit ettiğini belirten DEVA Partili Karal, sadece ihraç edilen ürünlerde değil, iç piyasaya sunulan gıdalarda da sıkı bir denetim ağının kurulması gerektiğini savundu:
“Üretmek yetmiyor, güvenli üretmek zorundayız. Bir taraftan ithalata bağımlılığı konuşurken diğer taraftan kendi ürettiğimiz sebzede, meyvede zirai ilaç kalıntısını konuşuyoruz. Balda, yağda, ette, süt ürünlerinde, baharatta taklit ve tağşiş iddialarıyla karşılaşıyoruz. Vatandaş aldığı ürünün etiketinde ne yazıyorsa içinde de onun olduğundan emin olmak istiyor. Bu en temel hakkıdır. Sadece ihracata gönderilen ürünlerde değil, iç piyasadaki ürünlerde de hasat öncesinden market rafına kadar izlenebilir bir denetim mekanizması kurulmalıdır.”
YANLIŞ POLİTİKALAR POTANSİYELİ HEBA EDİYOR
Açıklamasının son bölümünde iktidara çağrıda bulunan Hasan Karal, Türkiye’nin güçlü bir tarımsal potansiyele sahip olduğunu, ancak plansızlık ve yanlış politikalar nedeniyle bu potansiyelin heba edildiğini söyledi.
Karal, “Bugün tarımda sorunlar birbirini besleyen bir zincire dönüşmüş durumda. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor; ithalata bağımlılık artarken sofraya güven azalıyor. Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değil, hepsi yanlış ve günübirlik tarım politikalarının sonucu. Türkiye’nin toprağı da çiftçisi de tecrübesi de var. Yapılması gereken; üretimi planlamak, çiftçiyi desteklemek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve tarladan sofraya güvenilirliği sağlayacak güçlü bir denetim sistemi kurmaktır” diye konuştu.
