Beştepe'den AİHM çıkışına devam: 90. madde Kavala kararına dayanak olamaz

Beştepe'den AİHM çıkışına devam: 90. madde Kavala kararına dayanak olamaz

AİHM’nin Kavala hakkında verdiği yeni ihlal ve tahliye kararına yönelik açıklamalarını sürdüren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum, bu kez Anayasa’nın 90. maddesi üzerinden değerlendirmelerde bulundu. AİHM kararlarına uyma zorunluluğunun Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına dayandırılamayacağını savunan Uçum, söz konusu hükmün mahkeme kararlarına değil, uluslararası sözleşmeler ile kanunlar arasındaki “norm uyuşmazlıklarına” ilişkin olduğunu ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala hakkında verdiği son kararın ardından başlattığı tartışmayı yeni bir açıklamayla sürdürdü. Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı uzun paylaşımda bu kez Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasını ele aldı.

“AİHM kararlarının bağlayıcılığının” bu maddeye dayandırılamayacağını savunan Uçum, düzenlemenin uluslararası mahkeme kararlarıyla değil, uluslararası anlaşma hükümleri ile iç hukuk kuralları arasında ortaya çıkabilecek çatışmalarla ilgili olduğunu ifade etti.

UÇUM: 90. MADDE AİHM KARARLARINA DAYANAK GÖSTERİLEMEZ

Uçum paylaşımına şu başlığı attı:

“Anayasa Madde 90/son hükmü AİHM kararlarının bağlayıcılığına dayanak gösterilemez!”

Anayasa’nın 90. maddesinde, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmaların kanun hükmünde olduğunun düzenlendiğini hatırlatan Uçum, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası anlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde uluslararası anlaşmanın esas alınacağını belirtti.

Uçum, bazı çevrelerin AİHM kararlarına uyma zorunluluğunu bu düzenlemeye dayandırdığını belirterek buna karşı çıktı.

“BU DÜZENLEME YARGI KARARLARINA DEĞİL, NORM UYUŞMAZLIKLARINA İLİŞKİNDİR”

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum, Anayasa’nın 90. maddesindeki düzenlemenin uygulanabilmesi için bir temel hak veya özgürlüğe ilişkin uluslararası anlaşma hükmü ile bir kanun hükmünün doğrudan çatışması gerektiğini savundu.

Uçum, “Bu düzenleme yargı kararlarına değil tamamen norm uyuşmazlıklarına ilişkindir.” ifadelerini kullandı.

Böyle bir uyuşmazlık ortaya çıktığında uluslararası anlaşma hükmünün esas alınacağını belirten Uçum, bunu uygulayacak mercilerin de Türkiye’deki yürütme veya yargı organları olduğunu söyledi.

Uçum’a göre bu nedenle Anayasa’nın 90. maddesinin AİHM kararlarının uygulanmasıyla doğrudan bir ilgisi bulunmuyor.

“AİHM KARARI BİR MAHKEME KARARIDIR, NORMA DÖNÜŞMEZ”

Uçum, görüşünü üç başlık altında gerekçelendirdi.

İlk olarak AİHM kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokoller kapsamında verilmesinin, bu kararları uluslararası anlaşma hükmü haline getirmeyeceğini savundu.

Uçum, “AİHM kararı bir mahkeme kararıdır, andlaşma hükmü yani norm değildir.” dedi.

Bu nedenle uluslararası anlaşma ile kanun arasındaki norm çatışmasını düzenleyen bir anayasa hükmünün AİHM kararlarının uygulanmasına hukuki dayanak oluşturamayacağını ileri sürdü.

“AİHM BİR KANUN HAKKINDA DOĞRUDAN KARAR VEREMEZ”

Uçum ikinci olarak AİHM kararları ile Türkiye’deki bir kanun hükmü arasında Anayasa’nın 90. maddesinin öngördüğü anlamda doğrudan bir norm çatışmasının ortaya çıkamayacağını savundu.

AİHM’nin bireysel başvuruları ulusal mahkemelerde verilen kararlar üzerinden incelediğini belirten Uçum, Mahkemenin bir ülkede yürürlükte olan kanunu doğrudan iptal eden veya ortadan kaldıran bir karar veremeyeceğini ifade etti.

Uçum, AİHM’nin bir ulusal mahkeme kararını incelerken AİHS ile çelişen bir kanun hükmüne işaret edebileceğini ancak bunun Anayasa’nın 90. maddesinde tarif edilen doğrudan “anlaşma-kanun uyuşmazlığı” olmadığını ileri sürdü.

CMK VE HMK VURGUSU

Uçum’un üçüncü başlığı ise AİHM’nin ihlal kararından sonra dosyanın ulusal mahkemeler tarafından yeniden değerlendirilmesine ilişkin oldu.

Bir mahkemenin AİHM ihlal kararının ardından dosyayı yeniden inceleyerek önceki kararını korumasının, uluslararası sözleşmeyle bir kanun arasında norm çatışması anlamına gelmeyeceğini savunan Uçum, bu süreçte Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin uygulandığını ifade etti.

Uçum, bu durumun Anayasa’nın 90. maddesine aykırılık oluşturmadığı görüşünü dile getirdi.

“YA BİLGİSİZLİK YA DA BİLİNÇLİ ÇARPITMA”

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, açıklamasının en sert bölümünde AİHM kararlarının bağlayıcılığının Anayasa’nın 90. maddesine dayandırılmasını eleştirdi.

Uçum, “Anayasanın sözü edilen hükmüne dayanılarak AİHM kararlarına uyma zorunluluğunu ileri sürmek ya bilgisizlik ya da bilinçli bir çarpıtma olabilir ama bu görüşün pozitif hukukla ilgisi olmadığı kesindir.” ifadelerini kullandı.

YENİ ANAYASA MESAJI: “MUHTEMELEN MUHAFAZA EDİLMEYECEK”

Uçum paylaşımının sonunda dikkat çeken bir yeni anayasa değerlendirmesinde de bulundu.

Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerle kanunların çatışması halinde uluslararası sözleşmeye üstünlük tanıyan benzer düzenlemelerin Avrupa’da sınırlı sayıda ülkede bulunduğunu belirten Uçum, Almanya ve Fransa dahil çok sayıda Avrupa ülkesinin anayasasında aynı nitelikte bir hüküm bulunmadığını ifade etti.

Uçum ardından, “Türkiye yeni anayasasını yaptığında muhtemelen bu hüküm muhafaza edilecek hükümler arasında yer almayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

UÇUM DÜN DE AİHM’İ HEDEF ALMIŞTI

Mehmet Uçum’un son paylaşımı, AİHM’nin Osman Kavala hakkında 25 Ağustos’ta verdiği kararın ardından yaptığı ikinci kapsamlı çıkış oldu.

Uçum bir önceki açıklamasında AİHM’nin kararını eleştirerek AİHM kararlarının ulusal mahkemeler bakımından “esastan kesin bağlayıcı” olmadığını savunmuştu.

Türkiye aleyhine “siyasi hesaplarla” kararlar verildiğini ileri süren Uçum, bu durumun devam etmesi halinde Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraflığını ve AİHM’e bireysel başvuru sistemini gözden geçirmesinin gündeme gelebileceğini söylemişti.

AİHM KAVALA’NIN SERBEST BIRAKILMASINA HÜKMETTİ

AİHM Büyük Dairesi, 25 Ağustos’ta açıkladığı Kavala/Türkiye (No. 2) kararında Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin birden fazla hükmünü ihlal ettiğine karar verdi.

Mahkeme, Kavala’nın “mümkün olan en erken tarihte” serbest bırakılması ve hakkında verilen mahkûmiyetin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini bildirdi.

AİHM ayrıca Kavala hakkındaki ceza mahkûmiyetinin Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de Kavala dosyasındaki AİHM kararlarının uygulanmasını uzun süredir denetim altında tutuyor.

AİHM KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI AİHS’NİN 46. MADDESİNDE DE DÜZENLENİYOR

Uçum’un Anayasa’nın 90. maddesine ilişkin değerlendirmesinden ayrı olarak, AİHM kararlarının uluslararası hukuk bakımından bağlayıcılığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinde düzenleniyor.

Sözleşmenin 46. maddesi, taraf devletlerin taraf oldukları davalarda AİHM’nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ettiğini hükme bağlıyor. Kararların yerine getirilmesini ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor.

Kavala dosyasında Bakanlar Komitesi daha önce Türkiye’nin ilk AİHM kararını yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi için Sözleşme’nin 46/4. maddesi kapsamında AİHM’ye başvurmuştu.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN