Uluslararası Enerji Ajansı (Uluslararası Enerji Ajansı) Başkanı Fatih Birol, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji altyapısında ciddi tahribata yol açtığını belirterek, toplam 84 enerji tesisinin zarar gördüğünü, bunların 34’ünde hasarın “ciddi ve çok ciddi” düzeyde olduğunu açıkladı. Birol, bu tesislerde üretimin eski seviyelere dönmesinin uzun zaman alacağına işaret etti.
Hürmüz kriziyle ilgili ürküten senaryo: En kötüsü henüz başlamadı
Birol, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji akışının küresel ekonomi açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Uzun süredir dünya ekonomisinin böylesine dar bir geçide bağımlı olmasının risklerine dikkat çektiklerini hatırlatan Birol, Boğaz’ın kapanmasının ekonomik faaliyetler üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Küresel ekonominin büyüklüğünün 110 trilyon doları aştığını belirten Birol, bu ölçekte bir ekonomi için Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının büyük bir enerji güvenliği riski oluşturduğunu söyledi. Ülkelerin kısa ve orta vadeli alternatif planlara yöneldiğini dile getirdi.
“ŞİMDİYE KADARKİ KRİZLERİN TOPLAMINDAN DAHA BÜYÜK”
Kısa vadede günlük 13 milyon varillik petrol arz kaybı yaşandığını aktaran Birol, dünya genelinde günlük petrol talebinin yaklaşık 100 milyon varil seviyesinde olduğunu hatırlattı. Doğal gaz tarafında ise yaklaşık 100 milyar metreküplük kayıp bulunduğunu belirterek şunları söyledi:
“Dünyanın günlük petrol talebinin 100 milyon varil seviyesinde olduğunu düşündüğümüzde, 13 milyon varil büyük bir kayıp. Doğal gaz tedarikinde de 100 milyar metreküp civarında bir kayıp var. Tüm ikisine baktığımızda, şimdiye kadarki enerji krizlerinin toplamından daha büyük bir krizle karşı karşıyayız. Bu sadece bir petrol ve gaz krizi de değil, dünya ekonomisi için son derece hayati önemde olan bazı emtialar açısından da zor bir durum söz konusu. Gübre, sülfür, helyum ve petrokimya ürünleri gibi arz zincirleri için kritik önemdeki emtialar açısından da çok büyük bir sorun var.”
200’Ü AŞKIN TANKER BEKLİYOR
Körfez’de 200’ün üzerinde petrol ve ürün tankeri ile 10 LNG tankerinin dolu şekilde beklediğini belirten Birol, Boğaz’ın açılmasıyla birlikte piyasada kısmi bir rahatlama yaşanabileceğini ifade etti. Ancak arzın eski seviyelere dönmesinin kısa sürede mümkün olmayacağını şu sözlerle dile getirdi:
“Ancak Hürmüz Boğazı güvenli ve herkesi ikna edecek şekilde hemen açılsa bile petrol ve doğal gaz arzının savaş öncesine dönmesini beklemek iyimserlik olur. Elimizdeki en güncel veriler gösteriyor ki petrol ve gaz sahaları, rafineriler ve LNG terminalleri dahil 84 enerji tesisi şu anda hasar görmüş vaziyette. Bunlardan 34 tanesi de ciddi ve çok ciddi hasar görmüş halde. Bu tesislerde üretimin normal seviyeye dönmesi en az 2 yıl sürebilir, bazıları için bu süreç 2 yılı da geçebilir.”
“OYNAK BİR PETROL PİYASASINA HAZIR OLMAK GEREK”
Petrol fiyatlarının seyrine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Birol, piyasadaki yönü belirleyecek ana unsurun Hürmüz Boğazı’nın açılması ve güvenliğinin sağlanması olacağını söyledi. Sigorta mekanizmalarının devreye girmesi ve ticaretin sürdürülebilmesi için güven ortamının kritik olduğuna işaret etti.
“Hepimizin önümüzdeki aylar için oynak bir petrol piyasasına hazır olması lazım. Petrol fiyatlarının yüksek olması özellikle gelişmekte olan ülkeler için büyük risk. Petrol fiyatlarının yüksek olması, birçok gelişmekte olan ülkede hem enflasyonun hızlanmasına yol açacak hem de dış ticaret açığının büyümesine neden olacak. Benim en büyük korkum, bu durumun birçok ülke için dış borç girdabı yaratma riski.”
Birol ayrıca, geçen hafta Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası ile birlikte acil kriz koordinasyon grubu oluşturduklarını ve özellikle gelişmekte olan ülkelere mali destek ile rehberlik sağlanacağını belirtti.
TÜRKİYE İÇİN ALTERNATİF HATLAR GÜNDEMDE
Savaşla birlikte tüm ülkelerin alternatif arayışının hızlandığını, alternatif petrol ve gaz güzergahları, teknolojiler, yakıtlar ve enerji partnerlerinin gündeme geleceğini belirten Birol, "Bu kapsamda Türkiye'nin önünde birkaç alternatif var. Türkiye'nin bakması gereken alternatif projelerden biri Basra ile Ceyhan arasında bir boru hattı ve mevcut boru hattının daha da geliştirilmesi. Diğeri de yine Bakü-Ceyhan boru hattının daha da genişletilmesi olabilir." dedi.
Birol, bu dönemde gündeme gelebilecek projelerin siyasi, finansal ve yasal olarak sağlam bir zeminde oluşturulması gerektiğinin altını çizerek, "Birçok proje birbiriyle rekabet halinde olacaktır. Ama ülkemizin avantajı, Türkiye'ye gelecek olan petrol ve gazın hem Akdeniz hem de Avrupa'ya taşınma ihtimali. Bu da çok önemli bir avantaj." değerlendirmesinde bulundu.
