Dünyanın sonuna ilişkin bugüne kadar ortaya atılan sayısız kehanet ve felaket senaryosuna, 66 yıl önce hazırlanan bilimsel bir araştırma yeniden eklendi. ABD'de yayımlanan New York Post gazetesi, 30 Ekim tarihli haberinde, 1960 yılında dünyanın önde gelen bilim dergilerinden Science'ta yayımlanan ve 13 Kasım 2026 tarihini işaret eden araştırmayı gündeme taşıdı.
Araştırmanın dikkat çeken yönü, kıyamet tarihinin dini bir kehanete veya gök cisimlerinin hareketlerine değil, insan nüfusunun artışına ilişkin matematiksel hesaplamalara dayanması.
1960 YILINDA 13 KASIM 2026 TARİHİNİ HESAPLADILAR
Illinois Üniversitesi'nde görev yapan Avusturya kökenli Amerikalı fizikçi Heinz von Foerster, araştırmacılar Patricia M. Mora ve Lawrence W. Amiot ile birlikte dünya nüfusunun tarihsel gelişimini inceleyen bir çalışma hazırladı.
4 Kasım 1960'ta Science dergisinde yayımlanan araştırmaya "Kıyamet Günü: Cuma, 13 Kasım 2026" başlığı verildi. Araştırmacılar, yaklaşık 2 bin yıllık nüfus verilerinden hareketle dünya nüfusunun gelecekte nasıl değişeceğini hesaplamaya çalıştı.
Geliştirdikleri matematiksel model, geçmişteki nüfus artış eğiliminin aynı şekilde devam etmesi halinde insan sayısının 13 Kasım 2026 tarihinde teorik olarak sonsuza yaklaşacağını gösteriyordu.
Bu sonuç, araştırmacılar tarafından aşırı nüfus artışının yaratabileceği sorunlara dikkat çekmek amacıyla kullanıldı.
"İNSANLAR AÇLIKTAN DEĞİL, SIKIŞARAK ÖLECEK"
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, insanlığın gelecekte karşılaşabileceği felaketin niteliğine ilişkin değerlendirmeydi. Fizikçi von Foerster ve çalışma arkadaşları, dönemin yaygın görüşlerinden farklı olarak insanlığın gelişen teknoloji sayesinde gıda üretimini artırabileceğini düşünüyordu.
Ancak onlara göre asıl tehlike, insan nüfusunun yaşam alanlarını dolduracak ölçüde büyümesiydi.
Araştırmacılar, gelecek kuşakların açlıktan değil, aşırı nüfus yoğunluğu nedeniyle sıkışarak ölebileceği yönünde çarpıcı bir ifade kullandı.
Bu değerlendirme, 1960'lı yıllarda nüfus patlamasına ilişkin kaygıların giderek arttığı bir dönemde bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı.
MATEMATİKSEL MODEL NEDEN TUTMADI?
New York Post'un haberinde, 1960 yılında geliştirilen modelin neden gerçekleşmediği de ele alındı. Araştırmanın temel varsayımı, insan nüfusunun geçmişteki hızlanan büyüme eğilimini gelecekte de sürdüreceğiydi.
Ancak sonraki yıllarda doğum oranlarının düşmesi, kentleşmenin hızlanması, kadınların eğitim ve çalışma hayatına daha fazla katılması ve doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlaşması, nüfus artış hızını önemli ölçüde değiştirdi.
Tıp, beslenme ve sağlık hizmetlerindeki ilerlemeler de ölüm oranlarını azaltırken, dünya nüfusunun büyüme dinamikleri araştırmacıların öngördüğünden farklı bir seyir izledi.
1960'lardaki yüksek nüfus artış hızı zaman içerisinde yavaşladı. Böylece 2026'da dünya nüfusunun sonsuza yaklaşacağını varsayan matematiksel modelin gerçek gelişmeleri açıklayamadığı ortaya çıktı.
BM'NİN TAHMİNİ: DÜNYA NÜFUSU 10,3 MİLYARDA ZİRVE YAPACAK
Birleşmiş Milletlerin güncel nüfus projeksiyonları, 1960 yılında ortaya atılan senaryodan tamamen farklı bir tabloya işaret ediyor. Dünya nüfusu 2026 yılında yaklaşık 8,3 milyar seviyesinde bulunuyor.
BM'nin Dünya Nüfus Beklentileri raporuna göre küresel nüfusun 2080'li yılların ortasında yaklaşık 10,3 milyara ulaşarak zirve yapması, ardından yavaş biçimde azalmaya başlaması bekleniyor.
Bu veriler, dünya nüfusunun kontrolsüz biçimde sonsuza doğru büyüdüğü varsayımının geçerliliğini kaybettiğini gösteriyor.
ŞİMDİ ASIL ENDİŞE NÜFUSUN AZALMASI
New York Post'un haberinde, bilim dünyasının nüfus konusundaki kaygılarının son 66 yılda büyük ölçüde değiştiğine dikkat çekildi. 1960'lı yıllarda aşırı nüfus artışının dünyayı felakete sürükleyeceği tartışılırken, bugün birçok gelişmiş ülkede doğum oranlarının düşmesi ve nüfusun yaşlanması önemli bir sorun olarak görülüyor.
Japonya, Güney Kore ve Avrupa'nın birçok ülkesinde düşük doğurganlık oranları, çalışan nüfusun azalması ve sosyal güvenlik sistemlerinin geleceği konusunda endişelere yol açıyor.
Uzmanlar, özellikle emeklilik ve sağlık sistemlerinde yaşlanan nüfusun oluşturacağı ekonomik baskılara dikkat çekiyor.
PEKİ 13 KASIM 2026'DA NE OLACAK?
Bilim insanlarının 66 yıl önce geliştirdiği matematiksel modelde ortaya çıkan 13 Kasım 2026 tarihi, gerçek anlamda dünyanın sonunun geleceğine yönelik geçerli bir bilimsel tahmin olarak kabul edilmiyor.
Araştırma, geçmişte gözlenen nüfus artış eğiliminin hiç değişmeden devam etmesi halinde ortaya çıkabilecek teorik bir sonucu yansıtıyordu.
Bu nedenle 13 Kasım'da gerçekleşecek bir küresel felakete ilişkin bilimsel kanıt bulunmuyor.
Buna karşılık araştırma, bilimsel modellerin geçmiş verilerden hareketle geleceği tahmin ederken nasıl yanılabileceğini gösteren dikkat çekici örneklerden biri olmaya devam ediyor.
