Almanya’daki Türk toplumunun 65 yıllık göç tecrübesi Ankara’da düzenlenen programla geçmişten geleceğe ele alındı. Almanya ve Avrupa’dan çok sayıda davetlinin katıldığı buluşmada, ilk kuşağın zorlu koşullarda başlayan yaşam mücadelesinden sonraki nesillerin bilim, ekonomi, sağlık, teknoloji ve sanat alanlarındaki kazanımlarına uzanan süreç konuşuldu.
65 YILLIK GÖÇ HİKÂYESİ ANKARA’DA ELE ALINDI
“Almanya Türk Diasporasının 65. Yılı: Birlikte Geleceğe” programı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı (YTB) Abdullah Eren’in katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.
Program kapsamında düzenlenen panelde Almanya’daki Türk toplumunun 65 yıllık tecrübesi, diaspora birikimi, toplumsal kazanımları ve gelecek perspektifi değerlendirildi.

“2061’DE ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRK TOPLUMU GÖRECEĞİZ”
YTB Başkanı Abdullah Eren, Almanya’ya uzanan 65 yıllık göç yolculuğunun yalnızca iş gücü hareketinden ibaret olmadığını; hasret, azim, fedakârlık ve nesiller boyunca büyüyen umutların da bu hikâyenin parçası olduğunu söyledi.
Eren, göçün 100’üncü yılına denk gelen 2061’de Almanya’da çok daha güçlü bir Türk toplumu görmeyi beklediklerini belirterek şöyle konuştu:
“65 yıl önce Almanya’ya uzanan yolculuk, yalnızca bir iş gücü hareketi değil; hasretin, azmin, fedakârlığın ve nesiller boyunca büyüyen umutların hikâyesiydi.
Bugün 65. yılını andığımız bu büyük yolculuğun yüzüncü yılında, 2061’de, çok daha güçlü bir Türk toplumu göreceğiz. Buna inanıyoruz; çünkü geride bıraktığımız 65 yılda nelerin başarıldığına hep birlikte şahit olduk.
Köklerini bilen, kimliğine güvenen; bilimde, teknolojide, ekonomide ve sanatta yeni eserler ortaya koyan, yaşadığı toplumun geleceğinde söz sahibi olan nesiller göreceğiz. Türkiye ile Almanya arasında yeni ortaklıklar geliştiren, güçlü kurumlar oluşturan bir Türk toplumu…
YTB olarak çocuklarımızın Türkçemizle bağlarını güçlendirmeye, gençlerimizin önünde yeni imkânlar açmaya, sivil toplumumuzu ve vatandaşlarımızın haklarını desteklemeye devam edeceğiz. 2061’in temellerini bugünden, hep birlikte atacağız.”
“ALMANYA’NIN GELECEĞİ TÜRK TOPLUMU OLMADAN DÜŞÜNÜLEMEZ”
Panelde konuşan Türk Alman Sağlık Vakfı Başkanı Prof. Dr. Yaşar Bilgin de Almanya’ya giden ilk kuşağın yaşam tecrübesine ve Türk toplumunun geçen 65 yılda elde ettiği kazanımlara değindi.
Bilgin şöyle konuştu:
“Buraya gelen insanlar çok dürüst, çok samimi ve çok masum beklentilere sahipti. İş arkadaşlarına, komşularına ve tanıştıkları insanlara her zaman iyi niyetle yaklaştılar, insani değerleri ön planda tuttular. Bu yaklaşımları sayesinde yaşadıkları toplumda kabul gördüler. Alman arkadaşlarıyla çok yakın ilişkiler kuramamış olsalar bile onlara güven verdiler.
Bugün Almanya’nın geleceğinin, 65 yıl önce buraya gelen insanların ve onların evlatlarının olmadığı bir şekilde düşünülemeyeceği açıkça ortadadır. Bazı siyasetçiler bunu kabul etmek istemese de gerçek budur. Bu, söz konusu insanların kendi emekleriyle ortaya koydukları büyük bir başarının sonucudur.
Elbette bugün Almanya’da çok sayıda doktorumuz, iş insanımız ve farklı alanlarda önemli başarılara imza atmış insanımız var. Bunların hepsi gurur vericidir. Ancak asıl başarı, toplumumuzun kendisini Alman toplumuna kabul ettirmiş olmasıdır. 65 yıl önce Almanya’ya gelen insanlarımızın özverili çalışmaları, samimiyetleri ve dürüstlükleri bu başarının en önemli etkenleri olmuştur.”
“ÖNYARGILARI YIKTILAR”
Türk toplumunun Almanya’daki konumunun yalnızca bireysel başarılar üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz kalacağını söyleyen Bilgin, ilk kuşağın toplumsal önyargıların aşılmasında önemli rol oynadığını belirtti:
“Avrupa toplumunun insanlarımız hakkında olumsuz önyargıları vardı. Ancak 65 yıl önce buraya gelen vatandaşlarımız, başarılı çalışmaları ve dürüstlükleriyle bu önyargıları yıktılar ve kendilerini Alman toplumuna kabul ettirdiler. Aksi hâlde neden burada kalmalarına izin versinlerdi. 65 seneyi yanlız bireysel başarılara indirgemek yetersiz olur.”
“YOKLUKLAR İÇİNDE GELDİLER”
Bilgin, ilk kuşağın Almanya’ya gittiğinde karşılaştığı barınma, dil ve sosyal yaşam sorunlarına da değinerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıllar önce Almanya’ya çalışmak için gelen insanlarımız hazır bir düzene konmadılar. Ne doğru dürüst kalabilecekleri evleri vardı ne dil biliyorlardı ne gidebilecekleri bir camileri ne de sohbet edip dertleşebilecekleri bir ortamları...
Kimileri eşlerini ve çocuklarını geride bırakarak Almanya’ya geldi. Tüm bu zorluklara ve olumsuz koşullara rağmen çalıştılar, emek verdiler, başarı gösterdiler ve kendilerini Alman toplumuna kabul ettirdiler. Bence asıl başarı budur.
Bu başarıyı başkalarının veya kurumların tek başlarına sahiplenmeleri gerçeğe aykırı olduğu gibi, bu insanlara karşı da son derece kırıcıdır. Çünkü bu, çok zor bir yolculuktu ve henüz yolun sonuna gelinmiş değil. İnanmak gerekir ki bu yolculuk herkes için güzel bir şekilde sonuçlanacaktır.”
“14 BAŞKONSOLOSLUKLA HİZMET VERİYORUZ”
Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Esin Çakıl ise Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik konsolosluk hizmetleri, ayrımcılığa karşı hakların korunması ve Türkiye ile bağların güçlendirilmesine ilişkin çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Çakıl şunları söyledi:
“Almanya’da şu anda 14 başkonsolosluğumuzla hizmet vermekteyiz. Başkonsolosluklarımız aracılığıyla hem konsolosluk hizmetlerini yerine getirmeye hem de uğradığınız ayrımcılık gibi durumlarda hakkınızı korumak için arkanızda duruyoruz.
Sizlerin bulunduğunuz ülkelerdeki hakkını, hukukunu ve anavatanla olan bağını sağlamlaştırmanızı sağlamaya çalışıyoruz. Dışişleri Bakanlığı olarak YTB, TİKA, Maarif, YEE ile birlikte elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.
Irkçı saldırılar sonunda hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle yâd ediyor, sizlere tekrardan anavatanınıza hoş geldiniz diyorum.”
65 YILLIK BİRİKİMDEN GELECEK NESİLLERE
Programda Almanya’daki Türk toplumunun göçle başlayan 65 yıllık serüveni; kuşaklar arası bağlar, toplumsal kazanımlar, kimliğin korunması ve gelecek nesillere yönelik hedefler üzerinden değerlendirildi.
