Zanaatın başkenti olarak bilinen tarihi mekanlarda, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin son neferleri hala ter döküyor. Bolu'da yaşayan Hayati Karademir, sadece 20 metrekarelik mütevazı dükkanında altın, gümüş ve bakırı adeta konuşturuyor. Henüz ilkokul çağındayken başladığı bu kadim meslekte, körüklü sistemlerden modern kaynak makinelerine kadar her döneme şahitlik eden Karademir, ustalığın sadece teknik değil, aynı zamanda bir dürüstlük sınavı olduğunu vurguluyor. Fabrikasyon üretimin sanatı öldürdüğünü ve sahteciliğin uzmanları bile yanıltacak seviyeye ulaştığını belirten tecrübeli ustanın hikayesi, hem bir başarı öyküsü hem de bir zanaatkarın sitem dolu haykırışını barındırıyor.
8 YAŞINDA BAŞLAYAN ZANAAT YOLCULUĞU
Hayati Karademir için kuyumculuk bir işten öte, ömrünü adadığı bir tutku. Bolu Büyükcami Mahallesi’ndeki tarihi Taşhan’da bulunan küçük atölyesinde, 69 yıldır değerli metalleri tamir eden Karademir, mesleği Eskişehir’de çıraklık yaptığı zorlu yıllarda öğrendi. Kendi evlatlarını da bu meslekte yetiştiren usta isim, bir oğlunu kaybetmenin derin acısına rağmen tezgahının başından ayrılmayarak geleneksel el işçiliğini yaşatmaya devam ediyor.

ÖNCE SANAT DEĞİL PARA SORULUYOR
Meslekteki en büyük sorunun yetişmiş eleman eksikliği olduğunu belirten Karademir, günümüz çıraklık anlayışına sert eleştiriler getiriyor. Kendi döneminde sabahın ilk ışıklarıyla dükkan açtıklarını hatırlatan usta zanaatkar, "Şimdiki gençler kapıdan girer girmez 'Ne kadar maaş vereceksin?', 'Kaç gün izin var?' diye soruyor. Sabır ve dikkat gerektiren bu işte, paraya tamah etmek gelişimin önünü kesiyor" diyerek, zanaatın temelden usta yanında yetişerek öğrenilebileceğinin altını çiziyor.
"BİZ BİLE AYIRT ETMEKTE ZORLANIYORUZ"
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dolandırıcılık yöntemlerinin de profesyonelleştiğine dikkat çeken Karademir, piyasadaki "sahte altın" tehlikesine karşı tüketicileri uyarıyor. Eskiden dürüstlüğün ve ayar damgasının kutsal olduğunu ifade eden usta, "Öyle metaller üretiliyor ki, görünüşü birebir altın gibi. Fabrikasyon seri üretim sayesinde sahtecilik arttı. Bolu’da onlarca kuyumcu var ama işi temelden bilip bu sahteleri anında ayırt edecek usta sayısı bir elin parmaklarını geçmez" dedi.

ATÖLYEDEKİ GİZLİ TEHLİKE
Kuyumcu tamirciliğinin sadece titizlik değil, aynı zamanda büyük bir risk barındırdığını da hatırlatan Karademir, kullanılan kimyasalların ölümcül olabileceğini belirtti. Özellikle "kezzap" olarak bilinen asitlerin vücutla temasının ağır yanıklara yol açtığını, temizleme işlemlerinde kullanılan siyanürün ise en küçük bir dikkatsizlikte hayatı tehdit edebileceğini vurguladı. Korunmanın ve tecrübenin bu meslekte hayatta kalma kuralı olduğunu ekledi.
GELENEKSEL TAMİR YÖNTEMLERİNDEN MODERN KAYNAĞA
Geçmişte tamir işlerinin ne kadar zahmetli olduğunu anlatan Hayati Usta, ayakla çalışan körüklerin ve benzin depolarının kullanıldığı dönemlerden bugünlere nasıl gelindiğini özetledi. Eskiden hem ellerin hem ayakların sürekli çalışması gereken o meşakkatli günlerin yerini bugün her ne kadar modern cihazlar alsa da, Karademir’e göre asıl mesele aletlerde değil, ürüne eski ihtişamını verecek olan o "usta eli"nde gizli.
