DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iktidarın ekonomi politikalarına, çalışma hayatındaki sorunlara, yoksulluğun derinleşmesine, İstanbul Finans Merkezi’nin geldiği noktaya ve toplumsal çürüme olarak nitelendirdiği başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde emekçilere seslenen Babacan, Türkiye’nin gerçek gücünün “forsların önünde verilen pozlarda” ya da “lüks makam odalarında verilen karelerde” değil, alın teriyle çalışan insanlarda olduğunu söyledi. Babacan, “Bir ülkenin gerçek gücü; sabahın ilk ışıklarında işe giden, besmeleyle vardiyasına başlayan, yer altında yer üstünde nefes tüketen emekçilerdir” ifadelerini kullandı.
“EMEKÇİNİN HAKKI ERTELENEMEZ”
Konuşmasında maden işçilerinin yaşadığı sorunlara da değinen Babacan, “Yerin altında ömür tüketen insanlar, yer üstünde açlığa mahkûm oldular” dedi.
Maden işçileriyle ilgili verilen sözlerin takipçisi olacaklarını belirten Babacan, 1 Mayıs öncesi yaşanan gelişmelere ilişkin şunları söyledi:
“Dün uzlaşma sağlandığı söylendi, sözler verildi. Hepsinin takipçisi olacağız. Umarız verilen sözler tutulur, umarız taahhütler yerine gelir, umarız madencilerimizin hakları teslim edilir.”
Babacan, TMSF’nin sattığı maden işletmeleri üzerinden de iktidara sorumluluk çağrısı yaptı. Devletin kendi elindeki işletmeleri özel sektöre devrettikten sonra süreci izlemekten vazgeçemeyeceğini belirten Babacan, “Devlet, kendi elindeki işletmeleri özel sektöre devrettikten sonra ‘bana ne, ben karışmam’ diyemez. En az 3-5 sene takip ve önlem alınması şarttır” dedi.
Babacan, bu bölümde “Emekçinin hakkı ertelenemez. İnsan onuru bekletilemez” ifadelerini kullandı.
“YOKSULLUK YAYGINLAŞIYOR, FAKİRLİK DERİNLEŞİYOR”
Ekonomideki tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, yoksulluğun hızla yaygınlaştığını, fakirliğin ve fukaralığın derinleştiğini söyledi.
“İnsanlar çalışıyor ama geçinemiyor. Emek var ama karşılığı yok” diyen Babacan, pazara çıkan vatandaşın fiyat etiketlerine bakıp geri döndüğünü, emekli maaşlarının ay ortasında tükendiğini ve gençlerin hayal kurmak yerine gelecek kaygısıyla yaşadığını belirtti.
Babacan, iktidarın ekonomi yönetimini “Bu kötü yönetim, bu iş bilmez kadro ülkeyi gerçekten perişan etti” sözleriyle eleştirdi.
ERDOĞAN’IN ESKİ “ÇAY-SİMİT HESABINI” KÜRSÜDEN YAPTI
Babacan, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş yıllarda yaptığı “çay-simit hesabına” atıfta bulundu. Antalya’da emeklilerle aynı hesabı yaptıklarını anlatan Babacan, iki çay ve bir simidin 70 TL’ye çıktığını söyledi.
Babacan’ın hesabına göre, beş kişilik bir ailenin yalnızca bir öğün çay-simit masrafı 350 TL’ye, günlük masrafı 1.050 TL’ye, aylık masrafı ise 31.500 TL’ye ulaşıyor.
Emekli maaşının 20 bin TL, asgari ücretin ise 28 bin TL olduğunu hatırlatan Babacan, Erdoğan’a seslenerek şunları söyledi:
“Bu zalim yönetim, bu aziz millete bir çayla simidi layık görmüyor. Asgari ücret, çayla simide bile yetmiyor.”
Babacan, “Kirayı kim ödeyecek? Elektrik parasını kim ödeyecek? Su parasını kim ödeyecek? Doğalgaz parasını kim ödeyecek? Çocukların okul masraflarını kim ödeyecek?” diye sordu.
Konuşmasının bu bölümünde Babacan, “Çay simit hesabıyla geldiler, çay simit hesabıyla da gidecekler inşallah” ifadesini kullandı.
“KEMERDE SIKACAK DELİK KALMADI”
Babacan, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele kapsamında para politikasını daha da sıkılaştırma mesajlarını da eleştirdi.
“Yahu kemerde sıkacak delik kalmadı. Vatandaş dişini sıka sıka ağızda diş kalmadı” diyen Babacan, geçen hafta görüştüğü 30 yaşındaki bir pazarcı esnafının kendisine “Diş kalmadı başkanım” dediğini anlattı.
Yüksek faiz politikasıyla halktan fedakârlık beklenemeyeceğini savunan Babacan, “Yüksek faizle en tepedeki azınlığı zenginleştirip, halkın yüzde 95’inden fedakârlık bekleyemezsiniz” dedi.
Babacan’a göre enflasyonla mücadele için kemer sıkma işçiden, memurdan ve emekliden değil; devletin harcamalarından başlamalı. Babacan, “İhalelerdeki savrukluğu bitirin. Kamuya yük olan lüksten feragat edin. Ve en önemlisi de üretimi destekleyin” çağrısında bulundu.
“PAKETTE İŞÇİ, ESNAF, ÇİFTÇİ, EMEKLİ YOK”
Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan ekonomik tedbir paketini de eleştiren Babacan, pakette işçi, esnaf, çiftçi ve emekliye yönelik bir düzenleme olmadığını söyledi.
Pakette “Varlık Barışı” bulunduğunu belirten Babacan, “Parayı getir de nereden bulduğuna bakmayacağız diyor” sözleriyle uygulamayı eleştirdi.
Babacan, küçük esnafa yönelik vergi ve denetim uygulamalarının artırıldığını, buna karşılık büyük sermaye sahiplerine kolaylık sağlandığını savundu. Taksici esnafına yönelik düzenlemeleri örnek gösteren Babacan, “Tek bir arabası olan taksici esnafını birinci sınıf deftere geçmeye zorluyorlar. Her taksiye yazar kasa takmaya çalışıyorlar” dedi.
Babacan, bu bölümde iktidara “Sizin bu millete kastınız mı var? Derdiniz ne sizin?” sözleriyle seslendi.
İHRACATÇI ELEŞTİRİSİ: “ÖNCE KÂR ETTİR, SONRA VERGİDEN BAHSET”
Babacan, pakette ihracatçılar için düşük oranlı kurumlar vergisi düzenlemesi bulunmasını da yetersiz bulduğunu söyledi.
İhracatçının zarar ettiğini, işçi çıkardığını ve fabrika kapattığını belirten Babacan, zarar eden firmalar için vergi oranının anlam taşımadığını ifade etti.
“Vergi oranı, kâr eden kuruluşlar için bir anlam ifade eder. Zarar eden firmadan zaten vergi alamıyorsun ki” diyen Babacan, ihracatçıya reeskont kredisi verilmesi ve istihdam maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini söyledi.
Babacan, “Önce kâr ettir, sonra kurumlar vergisinden bahset” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL FİNANS MERKEZİ’Nİ BETON MERKEZİ YAPTILAR”
Konuşmasının bir bölümünü İstanbul Finans Merkezi’ne ayıran Babacan, projenin başlangıçtaki hedefinden uzaklaştırıldığını savundu.
“Biz zamanında İstanbul’u dünyanın en önemli finans merkezlerinden biri yapacağız dedik. Güvenle, hukukla, adaletle İstanbul’u bir cazibe merkezi yapacağız dedik” diyen Babacan, iktidarın projeyi “gayrimenkul projesi” gibi gördüğünü ileri sürdü.
Babacan, “İstanbul Finans Merkezi’ni beton merkezi yaptılar. Emsalleri artırdılar, kat üstüne kat eklediler. Temiz proje hazırlamıştık, bizden sonra beton yığını haline getirdiler” dedi.
Babacan’a göre Türkiye’ye kalıcı ve doğrudan yatırım çekmenin yolu vergi avantajlarından değil; güven, istikrar, öngörülebilirlik, hızlı ve adil yargı sistemi, şeffaflık, hukuki güvenlik ve yolsuzluğun olmadığı bir iş yapma ortamından geçiyor.
“TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞARIDAN TALAN EKONOMİSİ GİBİ GÖRÜNÜYOR”
Babacan, Türkiye’ye son üç yılda dışarıdan gelen paranın ağırlıklı olarak yüksek faiz için geldiğini belirterek, bunun kalıcı yatırım anlamına gelmediğini söyledi.
“Son 3 yıldır Türkiye’ye dışarıdan para tek bir şey için geliyor. O da yüksek faiz. Geliyor, o faizi alıp gidiyor” diyen Babacan, Türkiye ekonomisinin dışarıdan nasıl göründüğüne ilişkin sert ifadeler kullandı:
“Dışarıdan bakıldığında Türkiye ekonomisi tam bir ‘talan ekonomisi’ olarak görünüyor.”
Yerli sermayenin ülkeden kaçtığını savunan Babacan, “Kaçan sermayeye ‘evine dön’ diyorlar. Kaçma sebebini ortadan kaldırdın mı?” diye sordu.
Babacan, hukuk güvenliği sağlanmadığı sürece yatırımcının Türkiye’ye güvenmeyeceğini belirtti.
TELE1 TEPKİSİ: “TMSF YEDİEMİNDİR, EMANETİ SATAMAZSINIZ”
Babacan, konuşmasında TELE1’e yönelik süreci de gündeme getirdi.
Dava devam ederken kanalın satılmaya çalışıldığını savunan Babacan, TMSF’nin hukuki uyuşmazlıklarda varlıkların emanet edildiği kurum olduğunu belirtti.
“TMSF yediemindir. Hukuki uyuşmazlıklarda varlıkların, şirketlerin emanet edildiği yerdir. Emaneti satamazsınız” diyen Babacan, ekonomi sözlüğüne yeni bir kavram eklendiğini belirterek “Çökme” ifadesini kullandı.
Babacan, Türkiye’de büyük yatırımı olanların “çökme” ya da “çökülme” korkusuyla yaşadığını iddia ederek, bu ortamda ciddi yatırımcı çekmenin mümkün olmadığını savundu.
UYUŞTURUCU VE ORGANİZE SUÇ ELEŞTİRİSİ
Babacan, konuşmasının son bölümünde Türkiye’de toplumsal yapıyı çürüten üç başlık olduğunu söyledi: Uyuşturucu, sanal kumar-sanal bahis ve gündüz kuşağı programları ile diziler.
Geçtiğimiz hafta İstanbul’da bir uyuşturucu baronunun yakalandığını hatırlatan Babacan, Beylikdüzü’ndeki operasyonda 126 kilo sentetik uyuşturucu ele geçirildiğini söyledi.
Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu şebekelerinin geçiş ve operasyon merkezine dönüştüğünü savunan Babacan, daha önce yakalanan yabancı uyruklu organize suç isimlerini de hatırlattı.
Babacan, “Nasıl oluyor da bu kadar farklı ülkeden, bu kadar organize suç yapısı Türkiye’de toplanabiliyor? Bu insanlar buraya tesadüfen gelmiyor. Bu ağlar tesadüfen oluşmuyor” dedi.
Babacan, uyuşturucu şebekelerinin bürokrasinin ve siyasetin desteği olmadan varlığını sürdüremeyeceğini ileri sürerek, iktidarın bu konuda yanıt vermesi gerektiğini söyledi.
“332 BİN ÇOCUK SUÇA BULAŞMIŞ DURUMDA”
Babacan, uyuşturucu ve suçla mücadelede yalnızca operasyon yapmanın yeterli olmayacağını belirtti.
Adalet Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında 332 bin çocuğun suça bulaştığını söyleyen Babacan, bunun yalnızca istatistik olarak görülemeyeceğini belirtti.
“Bu sayı, yarınlarımız için alarmdır. Bu sayı, derin bir sosyal krizin göstergesidir” diyen Babacan, ekonomik sıkışmışlık, eğitimde fırsat eşitsizliği ve ailelerin zorlaşan yaşam koşullarının çocukları ve gençleri daha savunmasız hale getirdiğini söyledi.
Babacan’a göre fırsat eşitliğinin olmadığı, liyakatin görmezden gelindiği ve ekonominin güven vermediği bir düzende gençler suç örgütlerinin ağına düşebiliyor.
SANAL BAHİS ÇAĞRISI: “ÇEKİN FİŞİ, BİTİRİN ŞU İŞİ”
Babacan, yasa dışı bahis operasyonlarının yanı sıra yasal bahis sistemini de eleştirdi.
“Yasalı, yasa dışısı fark etmez. Hepsi aynı alışkanlığı besliyor. Hepsi aynı bağımlılığı büyütüyor” diyen Babacan, iktidarın göstermelik operasyonlarla toplumu oyaladığını savundu.
Babacan, daha önce de dile getirdiği “Çekin fişi, bitirin şu işi” çağrısını yineledi.
GÜNDÜZ KUŞAĞI VE DİZİLER ELEŞTİRİSİ
Babacan’ın konuşmasındaki dikkat çeken başlıklardan biri de gündüz kuşağı programları ve diziler oldu.
Bu yayınların Türkiye’nin kültürel yapısına aykırı olduğunu savunan Babacan, bazı program ve dizilerin çarpık ilişkileri, suç örgütlerini ve mafyayı normalleştirdiğini ileri sürdü.
Babacan, bu yayınların yalnızca reyting kaygısıyla açıklanamayacağını belirterek, toplumun bilinçaltına “toplum bozuldu, suç halkta” mesajının işlendiğini iddia etti.
“Suç halkımızda değil” diyen Babacan, esas sorumluluğun bu yayınları sürekli pompalayanlarda olduğunu savundu.
Babacan, “Yüz ailede bir olan bir hadiseyi siz her ailede varmış gibi işlerseniz dürüst olmazsınız” ifadelerini kullandı.
“ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BULDUĞU BİR TÜRKİYE İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
Babacan, konuşmasının genelinde ekonomi, hukuk, çalışma hayatı ve toplumsal sorunları aynı başlık altında değerlendirerek iktidarın ülkeyi yönetme biçimini eleştirdi.
1 Mayıs mesajını yineleyen Babacan, alın terinin ve akıl terinin karşılığını bulduğu, helalinden kazanmanın değer gördüğü bir Türkiye için mücadele edeceklerini söyledi.
Babacan, “Adaletin işlediği, hiçbir çalışanın hakkını aramak zorunda kalmadığı bir Türkiye için çalışmaya devam ediyoruz” dedi.
