Beş öğrenci hayatını kaybetmişti: Yurtlarda art arda ölümler Meclis gündeminde

Beş öğrenci hayatını kaybetmişti: Yurtlarda art arda ölümler Meclis gündeminde

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tanrıkulu, son dönemde devlet ve özel öğrenci yurtlarında yaşanan ölüm, intihar ve şüpheli ölüm vakalarının araştırılması için TBMM’ye Meclis Araştırması önergesi sundu. Önergede, yükseköğrenim barınma sisteminin yapısal sorunları, psikolojik destek hizmetlerinin yeterliliği, denetim mekanizmaları, cemaat ve vakıf yurtlarının faaliyetleri ile öğrencilerin yaşam güvenliği başlıklarının tüm yönleriyle incelenmesi istendi.

Üniversite öğrencilerinin kaldıkları yurtlarda son dönemde art arda yaşanan ölüm ve şüpheli ölüm vakaları Meclis gündemine taşındı. CHP Diyarbakır Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, yükseköğrenim öğrencilerinin kaldığı devlet ve özel yurtlarda meydana gelen ölüm, intihar ve şüpheli ölüm vakalarının araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na Meclis Araştırması önergesi verdi.

Tanrıkulu, önergesinde yükseköğretim barınma sisteminin yapısal sorunlarının, psikolojik destek hizmetlerinin yeterliliğinin, denetim mekanizmalarının, cemaat ve vakıf yurtlarının faaliyetlerinin, öğrencilerin barınma hakkının ve yaşam güvenliğinin bütün yönleriyle araştırılmasını istedi.

“BARINMA HAKKI EĞİTİM HAKKININ AYRILMAZ PARÇASIDIR”

Önergenin gerekçesinde, barınma hakkının eğitim hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.

Devletin yalnızca öğrencilerin eğitim görebileceği fiziki ortamları sağlamakla değil, aynı zamanda öğrencilerin yaşam hakkını, ruh sağlığını, güvenliğini ve insan onuruna yakışır koşullarda barınmasını güvence altına almakla yükümlü olduğu belirtildi.

Tanrıkulu, son yıllarda kamu ve özel öğrenci yurtlarında meydana gelen ölüm ve intihar vakalarındaki artışın kamuoyunda ciddi kaygı yarattığını ifade etti.

SON GÜNLERDE HAYATINI KAYBEDEN ÖĞRENCİLER HATIRLATILDI

Önergede, son günlerde farklı illerde yurtlarda hayatını kaybeden öğrenciler tek tek anıldı.

Tanrıkulu’nun önergesinde;

Zonguldak’ta üniversite öğrencisi Tuğçenaz Demirelöz, Mardin’de Muhammed B.G., Burdur’da Zehra Kaçar, Kırklareli’nde Halil İbrahim Gökşen ve İzmir’de Zeynep Dicle Çalışır başta olmak üzere çok sayıda öğrencinin kaldıkları yurtlarda yaşamını yitirdiği belirtildi.

Bu vakaların bir bölümünün “şüpheli ölüm” olarak soruşturulduğu, bazılarının ise intihar olarak kayıtlara geçtiği aktarıldı.

“ASIL SORU BU ÖLÜMLERE YOL AÇAN KOŞULLARIN NEDEN ARAŞTIRILMADIĞI”

Tanrıkulu, kamuoyunda oluşan temel sorunun yalnızca ölüm nedenleri olmadığını belirtti.

Önergede, “Bu ölümlere yol açan sosyal, psikolojik ve kurumsal koşulların neden araştırılmadığı” sorusunun yanıtlanması gerektiği vurgulandı.

Üniversite öğrencilerinin ağır ekonomik kriz, yüksek kira fiyatları, yetersiz burslar, geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı, işsizlik korkusu, akademik stres, yalnızlaşma, ailelerinden uzakta yaşama ve barınma güvencesizliği gibi çok yönlü sorunlarla karşı karşıya olduğu ifade edildi.

KYK YURTLARINDAKİ PSİKOLOJİK DESTEK SORULARI

Önergede, KYK yurtlarında sunulan psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yeterliliğinin kamuoyu tarafından bilinmediği belirtildi.

Tanrıkulu, Türkiye genelinde yüzlerce KYK yurdunda kalan yüz binlerce öğrenci için kaç psikoloğun görev yaptığının, psikiyatri desteğine erişimin ne düzeyde olduğunun, intihar risk taraması yapılıp yapılmadığının ve kriz yönetim planlarının bulunup bulunmadığının araştırılmasını istedi.

Ayrıca yurt personelinin psikolojik kriz eğitimi alıp almadığı, öğrencilerin düzenli psiko-sosyal izlemeye tabi tutulup tutulmadığı ve acil müdahale mekanizmalarının yeterliliği de önergenin araştırılmasını istediği başlıklar arasında yer aldı.

VAKIF, DERNEK VE CEMAAT YURTLARI DA GÜNDEMDE

Tanrıkulu’nun önergesinde yalnızca KYK yurtları değil, özel öğrenci yurtları ile vakıf, dernek, cemaat ve tarikat bağlantılı olduğu iddia edilen yurtlar da gündeme getirildi.

Devlet yurtlarının kapasitesinin yetersizliği nedeniyle çok sayıda öğrencinin bu yapılara ait yurtlarda kaldığı belirtilen önergede, geçmişte yaşanan Aladağ Öğrenci Yurdu yangını, Ensar Vakfı’ndaki çocuk istismarı vakası ve bazı cemaat yurtlarında ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik şiddet iddiaları hatırlatıldı.

Tanrıkulu, bu örneklerin kamusal denetimin yetersizliğini açık biçimde gösterdiğini savundu.

KAMERA, YANGIN GÜVENLİĞİ VE ACİL MÜDAHALE STANDARTLARI SORULDU

Önergede, öğrenci yurtlarında güvenlik standartlarına ilişkin çok sayıda soru işareti bulunduğu belirtildi.

Kamera sistemleri, yangın güvenliği, acil müdahale prosedürleri, güvenlik personeli yeterliliği, sağlık hizmetlerine erişim, intihar önleme politikaları ve psiko-sosyal risk analizleri gibi konularda ulusal ölçekte standart bulunup bulunmadığının belirsiz olduğu ifade edildi.

Tanrıkulu, öğrencilerin yaşam hakkını koruyacak önleyici mekanizmaların oluşturulmasının devletin temel yükümlülüğü olduğunu vurguladı.

“BU VAKALAR BİREYSEL OLAYLAR OLARAK GÖRÜLEMEZ”

Önergede, son dönemde yaşanan ölümlerin yalnızca bireysel olaylar olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi.

Tanrıkulu, bu vakaların yükseköğrenim barınma sistemi, gençlik politikaları, ruh sağlığı hizmetleri ve öğrenci refahı politikalarıyla birlikte ele alınması gereken ciddi bir kamusal sorun olduğunu ifade etti.

Bu nedenle KYK yurtlarının fiziki ve idari yapısının, özel öğrenci yurtlarının denetim mekanizmalarının, öğrencilere sunulan psikolojik destek hizmetlerinin, intiharların nedenlerinin, ekonomik sorunların, barınma politikalarının ve öğrenci güvenliğine ilişkin uygulamaların TBMM tarafından ayrıntılı biçimde araştırılması istendi.

BAKANLIKLAR ARASI KOORDİNASYON DA ARAŞTIRILSIN

Tanrıkulu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile YÖK arasındaki koordinasyonun da araştırılması gerektiğini belirtti.

Önergede, öğrenci haklarının korunmasına yönelik mevcut mevzuatın yeterliliğinin incelenmesi ve benzer acı olayların tekrar yaşanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi talep edildi.

NE OLMUŞTU?

KYK yurtlarında son iki haftada yaşanan öğrenci ölümleri kamuoyunda endişe yaratmıştı.

Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde, Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Tuğçenaz Demirelöz, kaldığı yurtta odasında hareketsiz halde bulunmuştu.

Arkadaşlarının haber alamaması üzerine odaya girdikleri, genç öğrenciyi hareketsiz halde buldukları ve durumu yetkililere bildirdikleri öğrenilmişti. Sağlık ekipleri Demirelöz’ün hayatını kaybettiğini belirlemiş, cenazesi otopsi için morga kaldırılmıştı.

Genç öğrencinin ev tutmaya hazırlandığı ve eşyalarını toplamak için yurda geldiği de aktarılmıştı.

SON İKİ HAFTADA 5 ÖĞRENCİ HAYATINI KAYBETTİ

Demirelöz’ün ölümüyle birlikte son iki haftada KYK yurtlarında yaşamını yitiren öğrenci sayısının 5’e yükseldiği belirtilmişti.

Bu süreçte Mardin Artuklu Üniversitesi öğrencisi Muhammed B.G. kaldığı yurtta şüpheli şekilde ölü bulunmuş, Burdur’da bir öğrencinin KYK yurdunun 6. katından düştüğü bildirilmişti.

Kırklareli’nde bir öğrencinin yaşamına son verdiği, İzmir’de ise Ege Üniversitesi öğrencisi Zeynep Dicle Çalışır’ın yurt odasında ölü bulunduğu kamuoyuna yansımıştı.

Art arda yaşanan ölümler, yurtlarda güvenlik, denetim ve psikolojik destek mekanizmalarının yeterliliğini yeniden tartışmaya açtı.

CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun önergesiyle, öğrencilerin barınm

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN