Fon vurgununda en büyük kan kaybı borsada yaşandı. SPK, Borsa İstanbul ve Takasbank’taki üst düzey yöneticilerin de tutuklandığı ya da gözaltına alındığı süreçte ortaya çıkan tablo, milyonlarca borsa yatırımcısını ve reel sektörü doğrudan etkiledi. Küçük yatırımcının kaybı yanında bazı şirketlerin piyasa değeri geçmiş yıllardaki seviyelere geriledi. Borsadaki rekor değer kaybı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki kayıpları hatırlattı. Darbe sürecinde borsanın değerinde yaşanan düşüş bir haftada 78 milyar lirayı buldu. Fon vurgununun 48 günlük süreçte borsaya maliyeti ise 8,67 trilyon liraya ulaştı.
KAYIP 25 MİLYON ASGARİ ÜCRET KADAR
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, borsada işlem gören şirketlerin toplam piyasa değerindeki 173 milyar dolarlık kaybın Türkiye’nin 2027 bütçesinin yüzde 31,7’sine karşılık geldiğini söyledi. Karal, yaklaşık 8 trilyon 640 milyar liralık değer kaybının 25 milyon kişiye bir yıl boyunca asgari ücret, 30 milyon emekliye bir yıl boyunca en düşük emekli aylığı ödenebilecek büyüklükte olduğunu belirtti. Karal, bu tutarın Milli Eğitim bütçesinin 3,5 katı büyüklüğünde olduğunu belirterek, konunun bütün yönleriyle araştırılması ve kamuoyunun şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.

BORSAYA ASIL DARBE FON KRİZİYLE GELDİ
Türk borsası darbe girişimi ve İmamoğlu tutuklaması gibi anormal hareketlenmelerden kurtulmayı başarmışken siyaset ve bürokrasi eliyle kotarılan fon krizinde belini doğrultamadı. Fon şirketlerine para bulmak için yok pahasına satılan hisse senetleri nedeniyle BİST 100 paraşütsüz düştü. Darbe haftasında 78 milyar lira eriyen piyasa değerine karşılık fon krizinin zararı 8,67 trilyon lirayı buldu.
Son 20 yılın en büyük finansal sarsıntılarından biri olarak değerlendirilen fon krizi, Türkiye ekonomisine ağır maliyet çıkardı. Siyasi nüfuzunu kullanarak vatandaşın parasına çökmek isteyen bir grup iş insanı, siyasetçi ve bürokratın karıştığı iddia edilen süreç, sermaye piyasalarındaki dengeleri sarstı. SPK, Borsa İstanbul ve Takasbank’taki üst düzey yöneticilerin de isimlerinin gündeme geldiği soruşturmaların ardından ortaya çıkan tablo, milyonlarca borsa yatırımcısını ve reel sektörü etkiledi. Fonların nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılan hisse satışları, özellikle likit hisselerde yoğun bir satış baskısı oluşturdu. Küçük yatırımcı ciddi kayıplarla karşı karşıya kalırken, bazı büyük şirketlerin piyasa değerleri de geçmiş yıllardaki seviyelerine geriledi. Bu süreçte en önemli etkenlerden biri likidite sıkışıklığı oldu.
Nakde dönüşü kolay olan güçlü hisselerde bile satış baskısının artması, Borsa İstanbul’daki düşüşü hızlandırdı. Her iki kriz döneminin piyasa değeri verileri karşılaştırıldığında ortaya çıkan fark dikkat çekti. 15 Temmuz 2016’da 634 milyar lira olan toplam piyasa değeri, darbe girişiminin ardından 22 Temmuz’da 556 milyar liraya geriledi. Bir haftada yaşanan düşüş 78 milyar lirayı buldu. Bu, toplam piyasa değerinin yüzde 12,3’ünün silinmesi anlamına geliyordu. Ancak yıl sonuna gelindiğinde piyasa değeri 616 milyar liraya yükseldi. Böylece temmuz ayındaki sert düşüşün 60 milyar lirası telafi edildi. 15 Temmuz ile 30 Aralık arasındaki net kayıp ise 18 milyar lira, yani yüzde 2,84 seviyesinde kaldı.
15 TEMMUZ’DAN DAHA BÜYÜK ERİME
2026 yılının ağustos-ekim dönemine ilişkin veriler ise çok daha ağır bir tabloyu ortaya koydu. Ağustos 2026 sonunda 479,218 milyar dolar olan toplam piyasa değeri, eylül sonunda 362,656 milyar dolara, ekim sonunda ise 305,713 milyar dolara kadar geriledi. Üç aylık dönemde yaşanan toplam kayıp 173,505 milyar dolar oldu. Bu, toplam piyasa değerinin yüzde 36,21’inin erimesi anlamına geliyor. 2 Kasım 2026 tarihli dolar kuruyla hesaplandığında söz konusu kaybın TL karşılığı yaklaşık 8,67 trilyon liraya ulaşıyor.
Böylece 2026 yılının ağustos-ekim döneminde yaşanan piyasa değeri kaybı, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bir haftada gerçekleşen 78 milyar liralık kaybın yaklaşık 111 katına çıktı. 2016’daki rakamın bir haftalık piyasa değeri kaybını, 2026’daki rakam ise üç aylık dönemde yaşanan toplam kaybı ifade ediyor. Yatırım fonu krizi yalnızca borsayla sınırlı kalmadı. Mevduat, döviz, tahvil piyasası ve ülke risk primi üzerinde de etkiler yarattı. Kriz döneminde banka mevduatlarında yaklaşık 800 milyar lira artış yaşanması, yatırımcıların alternatif yatırım araçlarına yöneldiğini gösteren gelişmelerden biri olarak öne çıktı. Aynı süreçte döviz mevduatlarında da 3,03 milyar dolarlık artış kaydedildi.
Türkiye’nin beş yıllık kredi risk primi (CDS) de eylül başındaki 218 puan seviyesinden 255 puana kadar yükseldi. Daha sonra 244 puana gerilese de kriz öncesindeki seviyesinin üzerinde kaldı. Ekonomist Mahfi Eğilmez, fon varlıklarındaki azalışın tamamının doğrudan yatırımcı zararı olarak yorumlanamayacağına dikkat çekti. Paranın bir bölümünün banka mevduatı gibi başka yatırım araçlarına yönelmesinin de bu değişimde etkili olduğunu belirtti. Portföylerdeki yoğunlaşmaların, likidite risklerinin ve denetim mekanizmalarının düzenli olarak izlenmesi gerektiğine işaret eden Eğilmez, kalıcı çözümün şeffaflık ve yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesinden geçtiğini vurguladı.
BÜTÇENİN YÜZDE 31’İNE DENK GELİYOR
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, borsa şirketlerindeki değer kaybını 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde yer alan ödeneklerle karşılaştırdı. 173 milyar dolarlık erimenin Türkiye’nin 2027 yılı bütçesinin yüzde 31,7’sine karşılık geldiğini belirten Karal, yaklaşık 8 trilyon 640 milyar liralık değer kaybının 25,6 milyon kişiye bir yıl boyunca asgari ücret, 30,6 milyon emekliye ise bir yıl boyunca en düşük emekli aylığı ödenebilecek büyüklükte olduğunu belirtti. Karal’ın karşılaştırmasına esas aldığı 2027 yılı merkezi yönetim bütçe teklifinde, toplam giderler 27 trilyon 276 milyar lira olarak öngörülüyor. Karal’ın 2027 yılı bütçe teklifini esas alarak yaptığı karşılaştırmalara göre, tutar, birçok kamu hizmeti için ayrılan yıllık kaynakların daüzerinde bulunuyor. Karal, söz konusu tutarın üniversiteler dahil toplam eğitim bütçesinin 2,3 katı, Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinin ise 3,5 katı büyüklüğünde olduğunu söyledi.
