İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) Başkanı Buğra Gökçe, tutukluluğunun devam ettiği cezaevinden paylaştığı mektupta, fiziksel koşulların zorluğuna ve yalnızlaştırılma politikasına dikkat çekti. Gökçe'nin satırları, tutuklu yargılanan bürokratların cezaevindeki günlük yaşamına ve psikolojisine dair çarpıcı detaylar içeriyor.
"10 METRELİK DUVARLAR ARASINDA FIRTINA"
Gökçe, gece boyu süren sağanak yağış ve fırtınanın, kaldığı koğuşun avlusunda yarattığı etkiyi "hortum" benzetmesiyle anlattı. Avluyu "10 metrelik duvarlarla çevrili derin bir kuyu" olarak tanımlayan Gökçe, şunları kaydetti:
"Sabah sayım saatine yakın çok güçlü bir fırtına sesi ile uyandım. Avlu dediğimiz yer derin bir kuyu olduğundan güçlü rüzgarlar bir nevi hortum etkisi yaratıyor. Buna rağmen sabah 9.30 civarı kendimi o bir yudum açık havaya attım. O bir yudum nefes, bir parça hava, o yirmi iki metrekare gökyüzü öyle kıymetli ki düşmeyen bilemez."
TECRİTTE SPOR SALONU RESTİ: "TEK BAŞIMA ÇIKMAM"
Mektubunda cezaevi idaresiyle yaşadığı bir diyaloğu da aktaran Gökçe, kendisine tanınan aylık bir saatlik kapalı spor salonu hakkını neden kullanmadığını açıkladı. Diğer tutukluların arkadaşlarıyla spora çıkabildiğini, kendisinin ise iddianame hazırlanmadığı gerekçesiyle yalnız bırakıldığını belirten Gökçe, o anları şöyle anlattı:
"Dün sabah memur arkadaş 'kapalı spor saatin var' diye geldi. 'Tek başına mı?' diye son kez sordum. 'Evet' deyince, 'O halde ben çıkmayayım. O kapalı salonda, havası tam olmayan bir basket topu ile tek başına şut çekmeye çalışacağıma, bu avluda bir damla gökkuşağı, bir yudum taze havayı alırım' dedim."
"YÜRÜRKEN DÖNMEK ZORUNDA KALMAK İSTEMİYORUM"
Cuma günleri tel örgüsüz açık futbol sahasına çıkma hakkı olduğunu belirten İPA Başkanı, en büyük özleminin "dümdüz yürümek" olduğunu vurguladı. "10-15 adım sonra dönmek zorunda kalmak istemiyorum artık. Hele 5 adımda bir dönmeyi hiç istemiyorum" ifadelerini kullanan Gökçe, mesajını dışarıdaki dostlarına yaptığı çağrıyla sonlandırdı:
"Güneşi gördüğüm, kokladığım, yolları araçları bile görebildiğim bir yürüyüş hayal ediyorum. Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da beraber yürüdüğüm dostlarım; benim için yürüyün bugün ve yarın. Bir de göğe bakıp bana göz kırpın olur mu? Hissederim ben onu."
