Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Diyanet Akademisinin Başkanı Doç. Dr. Enver Osman Kaan’ın Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Çin devlet medyasına verdiği röportaj kamuoyunda tartışma yarattı.
InXinjiang platformunda yayımlanan röportajda bölgedeki insan hakları ihlali iddialarına değinmeyen Kaan; şehirlerin gelişmişliğini, farklı etnik ve dinî grupların birlikte yaşadığını ve bölgede güvenli bir ortam bulunduğunu savundu. Kaan’ın ziyareti dokuz Müslüman ülkeden din adamlarının bulunduğu 17 kişilik bir heyet kapsamında gerçekleştirdiği belirtildi.
“BİLGİLERİM SINIRLI VE BİRAZ DA ÖN YARGILIYDI”
Röportajın başında kendisini tanıtan Kaan, Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı personeline mesleki eğitim veren Diyanet Akademisinin başkanlığını yürüttüğünü söyledi.
Sincan’a ilk kez geldiğini belirten Kaan, bölgeyi daha önce haberler, uluslararası raporlar, resmî açıklamalar ve akademik çalışmalardan takip ettiğini anlattı. Önceki bilgilerinin sınırlı olduğunu dile getiren Kaan, şunları söyledi:
“Aldığımız haberler doğrultusunda bu bölgenin bu kadar gelişmiş olduğu konusunda bilgilerim çok sınırlıydı, biraz da ön yargılıydı. Buraya gelip gördükten sonra gerçekten burada modern bir hayat var. Gelişmiş bir şehir standardı var.”
Kaan; bölgeyi köprüleri, trenleri, yolları, araçları ve belediye çalışmalarıyla “çok güzel gelişmiş bir şehir” olarak gördüğünü ifade etti.
“FARKLILIKLARIN ZENGİNLİK OLDUĞUNU GÖRMEK ÜMİT VERİCİ”
Ziyaret sırasında kendisini en çok etkileyen unsurlardan birinin tarihî İpek Yolu mirası olduğunu belirten Kaan, farklı etnik ve kültürel toplulukların aynı ortamda yaşamasından etkilendiğini söyledi.
Kaan, Sincan’daki farklı inançlara ve etnik kimliklere sahip insanların birlik içinde yaşadığına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Farklılıkların bir zenginlik vesilesi olduğunu görmek gerçekten ümit verici, gerçekten mutlu edici.”
Güvenli ve istikrarlı yaşamanın bütün toplumlar için önemli olduğunu söyleyen Kaan, bu ortamı bozabilecek etnik veya dinî çatışmaların kabul edilemeyeceğini ifade etti.
BATI MEDYASI SORUSUNA “GİDİP GÖRMEK GEREKİYOR” YANITI
Kaan’a röportajda gördüğü Sincan ile Batı medyasının haberlerinde anlatılan Sincan arasında fark bulunup bulunmadığı da soruldu.
Ülkeler ve toplumlar hakkında bilgi edinmek için o ülkenin ziyaret edilmesi ve bir süre orada yaşanması gerektiğini savunan Kaan, toplumlar arasındaki temasların artırılmasının dünya barışına katkıda bulunacağını söyledi.
Türkiye’ye döndüğünde bölgenin kültürel zenginliğini, yemeklerini, insanlarının nezaketini ve Çin’in üretim kapasitesini anlatacağını belirten Kaan, röportaj boyunca Uygurların dinî ve kültürel haklarına yönelik uluslararası raporlarda yer alan ihlal iddialarına değinmedi.
İBRAHİM MARAŞ: ÇİN’İN REKLAMINA ALET OLUYOR
Kaan’ın açıklamalarına tepki gösteren Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Maraş, Diyanet Akademisi Başkanının Çin yönetiminin tanıtımına katkıda bulunduğunu savundu.
Maraş, şu ifadeleri kullandı:
“Bu şahıs Diyanet Akademisi Başkanı. Nasıl da her şeyin çok güzel olduğunu anlatıyor ve Çin’in reklamına alet oluyor. Konuşmasının başında da ‘Bütün Diyanet personelini ben yetiştiriyorum’ diye hava atıyor. Yazık gerçekten. Hiç mi vicdan kalmadı insanlarda?”
Maraş’ın Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümünde profesör olarak görev yaptığı üniversitenin akademik kayıtlarında yer alıyor.
KARLUK: ÇKP ANLATISINI KENDİ AĞZIYLA BEYAN ETTİ
Prof. Dr. Abdürreşit C. Karluk da görüntülerin gerçek olmamasını umduğunu ancak röportajın Türkçe tam kaydının kendisine ulaştırıldığını belirtti.
Karluk, tepkisini şöyle dile getirdi:
“Maalesef gerçek imiş. Bir takipçim, tam metin Çince haber ile ilgili şahsın ÇKP anlatısını kendi ağzıyla beyan ettiği Türkçe videosunu göndermiş. Aslında gerçek olabileceğini kesin olacak kadar biliyor iken bir ihtimal olmasın diye ummuş idim. Yorum sizin.”
BM RAPORLARINDA AĞIR İHLAL TESPİTLERİ YER ALIYOR
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 2022’de yayımladığı değerlendirmede Sincan’daki Uygurlar ve diğer çoğunluğu Müslüman topluluklara yönelik keyfî ve ayrımcı gözaltı uygulamalarının uluslararası suçlar, özellikle de insanlığa karşı suçlar kapsamına girebileceğini bildirmişti. Çin yönetimi ise söz konusu suçlamaları reddediyor.
BM uzmanları Ocak 2026’da yaptıkları açıklamada da Uygur, Tibetli ve diğer azınlıklara yönelik zorla çalıştırma iddialarından duydukları kaygıyı yeniden dile getirdi.
KAAN: DİPLOMATİK BİR DİL TERCİH ETTİM
Tepkilerin ardından açıklama yapan Kaan, Çin’de devlet kurumlarıyla gerçekleştirdiği görüşmelerde başörtülü kadınların görünmemesi, ezanın dışarıya okunmaması, camilerde Kur’an bulunmaması ve gençlerin camilere alınmaması gibi konularda sorular yönelttiğini söyledi.
Çin medyasındaki röportajda devleti ve Diyanet’i temsil ettiği için diplomatik bir üslup kullandığını belirten Kaan, farklı kültürlerin birlikte yaşamasına ilişkin sözlerinin Çin yönetimine dış dünyaya açılma çağrısı içeren örtülü bir mesaj olduğunu savundu.
Kaan, “Doğu Türkistan ata yurdumuzdur, kırmızı çizgimizdir” diyerek bölgeye yönelik hassasiyet taşıdığını ifade etti
