İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı İBB davasında bugünkü duruşma, Yağmur Cansu Yeşilyurt’un savcı sorgusu ve ardından sanıklar ile avukatların yönelttiği sorularla devam etti. Duruşmanın en dikkat çeken bölümlerinden biri, İmamoğlu’nun Cebeci dosyası kapsamında Murat Gülibrahimoğlu’nun sahibi olduğu şirketlerden yapılan para transferlerine ilişkin açıklamaları oldu.
İmamoğlu, Murat Gülibrahimoğlu’nun sahibi olduğu Kuzey İstanbul Modern şirketinden, 2024 yerel seçimleri öncesinde AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un seçim kampanyasını yürüten Kalyon Reklam Prodüksiyon Organizasyon şirketine 41 milyon 666 bin lira gönderildiğini öne sürdü.

Murat Kurum
“SEÇİME HAFTALAR KALA 41 MİLYON 666 BİN LİRA GÖNDERİLİYOR”
Mahkemede Yağmur Cansu Yeşilyurt’a soru yönelten İmamoğlu, vergi denetim raporlarında bazı para transferlerinin yer aldığını belirtti. Bu kapsamda Kuzey İstanbul Modern şirketinin, yerel seçim sürecinde Murat Kurum’un kampanyasını yürüten şirkete ödeme yaptığını savundu.
İmamoğlu, mahkemedeki açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“2024’te yerel seçim öncesi, o dönem Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Başkanı olduğu AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Sayın Murat Kurum’un seçim kampanyasını yürüten Kalyon Reklam Prodüksiyon Organizasyon Şirketi’ne, seçime haftalar kala, seçim takviminden önce 41 milyon 666 bin lira bir para gönderiyor yine bu bahsettiğim firma. Kuzey İstanbul Modern Şirketi.”
İmamoğlu, söz konusu şirketin Murat Gülibrahimoğlu’na ait olduğunu ve aynı kişinin iddianamede kendisiyle ilişkilendirildiğini belirterek, bu durumun dosyadaki “örgüt yöneticiliği” anlatımıyla çeliştiğini savundu.

Murat Gülibrahimoğlu
“RAKİBİMİ DESTEKLEYEN BİRİ BENİM ÖRGÜT YÖNETİCİM OLARAK NASIL İFADE EDİLEBİLİR?”
İmamoğlu, açıklamasında ödeme iddiasını seçim süreciyle ilişkilendirerek, bunun kendisine yöneltilen suçlamaların mantığını çökerttiğini ileri sürdü.
İmamoğlu, “Benim seçimimde, rakibimin kampanyasına 41 milyon, 42 milyona yakın ödeme yapan kişiyi benim örgüt yöneticim yaptılar” dedi.
Bu ifadelerin ardından İmamoğlu, “Rakibimi destekleyen biri benim örgüt yöneticim olarak nasıl ifade edilebilir?” diye sordu.
İmamoğlu ayrıca, kendisine yönelik “rüşvet”, “irtikap” ve “ahtapotun kolları” gibi suçlamaları reddederek, bu sözleri kendisini hedef alanlara iade ettiğini söyledi.
YEŞİLYURT: “FATURALARA İLİŞKİN BİLGİM YOK”
İmamoğlu’nun soruları üzerine Yağmur Cansu Yeşilyurt, Kuzey İstanbul Modern şirketinde genel müdür olmadığını, yalnızca harita mühendisi olarak çalıştığını belirtti.
Yeşilyurt, “Ben, Kuzey İstanbul isimli şirketin genel müdürü değilim. Kuzey İstanbul’da sadece harita mühendisliği yaptım. O yüzden faturalara ilişkin herhangi bir bilgim olamaz” dedi.
Güney Cebeci’de ise son 8-9 ay gibi kısa bir süre genel müdürlük yaptığını söyleyen Yeşilyurt, o döneme ilişkin fatura süreçlerine de hâkim olmadığını ifade etti.
AKİT VE BAZI BELEDİYELERE ÖDEME İDDİASI DA GÜNDEME GELDİ
İmamoğlu, duruşmada yalnızca Murat Kurum’un kampanya şirketine ilişkin iddiasını değil, bazı medya kuruluşları, belediyeler, vakıf ve derneklere yapılan ödemeleri de gündeme getirdi.
Kuzey İstanbul Modern ve Güney Cebeci Madencilik şirketlerinden Akit gazetesine toplam 15 milyon 700 bin lira civarında ödeme yapıldığını öne süren İmamoğlu, bu medya kuruluşunun kendisine, eşine, ailesine ve çocuklarına yönelik ağır yayınlar yaptığını söyledi.
İmamoğlu, “Liderine düşmanlık yapanları besleyen, yani bir örgüt yöneticisi varsa, bu nasıl bir örgüttür? Ben de nasıl bir örgüt lideriyim?” diyerek iddianamedeki örgüt ilişkisinin bu yönüyle de çöktüğünü savundu.
İmamoğlu ayrıca Esenler, Sultangazi, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi gibi AK Partili belediyelere çeşitli ödemeler yapıldığını ileri sürdü. Bu ödemelerin CHP’li belediyelere yapılması halinde savcılığın nasıl davranacağı sorusunu gündeme getirdi.
“AK PARTİLİ BELEDİYE DEĞİL DE CHP’Lİ BELEDİYE OLSAYDI NE OLURDU?”
İmamoğlu, vergi denetim raporlarında gördüğünü söylediği para transferlerini mahkeme heyetinin dikkatine sundu. Özellikle Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne toplam 53 milyon liralık ödeme yapıldığını ileri süren İmamoğlu, bunun da araştırılması gerektiğini belirtti.
İmamoğlu, “Bu paralar CHP’li bir büyükşehir belediyesine gitseydi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı o belediye başkanını sabah evinden alıp İstanbul’a getirmez miydi?” sözleriyle soruşturmadaki yaklaşımı eleştirdi.
VAKIF VE DERNEKLERE BAĞIŞLAR DA SORULDU
İmamoğlu, Gülibrahimoğlu’na ait şirketlerden çeşitli vakıf ve derneklere de yüksek tutarlı ödemeler yapıldığını iddia etti. Bu kapsamda Çocuklar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti ve bazı kamuya yakın kurumlara gönderilen paraları örnek gösterdi.
Bu ödemelerin neden yapıldığını Yeşilyurt’a soran İmamoğlu, “Zoraki bağış mı yapıldı? İrtikap hissi hissedildi mi?” ifadeleriyle bu transferlerin de araştırılması gerektiğini söyledi.
Yeşilyurt ise bu konuda herhangi bir duyumu olmadığını belirtti.
“CEBECİ MESELESİ İBB VE EKREM İMAMOĞLU MESELESİ DEĞİL”
İmamoğlu, Cebeci dosyasının İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve kendisiyle ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu savundu. Duruşmada daha önce de MAPEG, valilikler, ilgili bakanlıklar, Sultangazi Belediyesi, kaymakamlık, emniyet ve kamu bankalarının dinlenmesini talep eden İmamoğlu, bu çağrısını yineledi.
İmamoğlu, “Bunlar somut, ispatlı, ilişkileri iyi tarifleyen belgelerdir” diyerek mahkeme heyetinden ilgili kamu görevlilerinin ve kurum temsilcilerinin dinlenmesini istedi.
İmamoğlu, Cebeci dosyasının İBB ve Ekrem İmamoğlu dosyası olmadığını savunarak, “Bu da Cebeci meselesinin İBB ve Ekrem İmamoğlu meselesi olmadığı yönündeki çöküş belgeleridir” dedi.
SAVCI SORGUSUNDA TEİAŞ VE DÖKÜM FAALİYETLERİ SORULDU
Duruşmanın önceki bölümünde savcı, Yağmur Cansu Yeşilyurt’a TEİAŞ’ın Güney Cebeci’deki maden sahasında rehabilite edilecek alanla ilgili yazısını, dolgu işlemlerini ve sahadaki döküm faaliyetlerini sordu.
Yeşilyurt, harita mühendisi olduğunu ancak dolgu ve döküm faaliyetlerinin kendi çalışma kapsamına girmediğini belirtti. Güney Cebeci’de 2024 Haziran ayından itibaren genel müdür olduğunu, ancak o dönemden sonra döküm faaliyeti olmadığını söyledi.
Yeşilyurt ayrıca döküm faaliyetleriyle Murat Gülibrahimoğlu’nun bizzat ilgilendiğini, bunu savcılık beyanında da söylediğini ifade etti.
DURUŞMADA YENİ TARTIŞMA BAŞLIĞI
Bugünkü duruşmada İmamoğlu’nun Murat Kurum’un seçim kampanyasını yürüten şirkete yapıldığını öne sürdüğü 41 milyon 666 bin liralık ödeme iddiası, Cebeci dosyasındaki para trafiği tartışmasını yeni bir boyuta taşıdı.
İmamoğlu, bu para hareketlerinin iddianamedeki “örgüt” anlatımıyla çeliştiğini savunurken, Yeşilyurt söz konusu faturalara ve ödemelere ilişkin bilgi sahibi olmadığını söyledi.
Duruşmanın devamında Cebeci dosyasına ilişkin para transferleri, kamu kurumlarıyla ilişkiler ve maden sahasındaki yetki süreçlerinin yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.
YAĞMUR CANSU YEŞİLYURT SAVCI SORGUSU
Savcı: 2021 yılında TEİAŞ'ın Güney Cebeci'de bulunan maden sahası içindeki projede rehabilite edilecek alan kısmında kayma olması nedeniyle ivedilikle doldurulması yazısı yazılıp ifadelerinizde saptanmış. Siz de bu çalışma süreciniz boyunca yerelde sahada ilgilendiğiniz ve harita mühendisi olduğunuz için hani bu konu hakkında birkaç sorum olacak size. Şimdi bu TEİAŞ yazısı üzerine yapılan dolgu ne kadardı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bununla ilgili herhangi bir ölçüm istenmedi benden. Dediğim gibi dolgu döküm faaliyetleri benim çalışma kapsamımda olmadığı için bu konuda yorum yapamayacağım.
Savcı: Harita mühendisisiniz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Harita mühendisiyim, doğru ama ben madencilik faaliyetleri kapsamında çalıştım.
Savcı: Tamam. Bu Cebeci maden sahasında yapılan döküm işlemlerinde şirketler direkt fiş satın alıp döküm mü yapar yoksa döküm yapan firmalardan belli başlı evraklar talep edilir miydi? İşte Bakanlık olur MAPEG olur.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: İşte dediğim gibi ben bu konuyla hiç ilgilenmediğim için, benim görev kapsamımda olmadığı için herhangi bir nasıl bir belge talep ediliyor mu, neye istinaden dökülüyor bununla ilgili bilgim yok maalesef.
Savcı: Ben genel müdürlük yaptığınız için dedim biraz yani.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Genel müdürlüğü ben dediğim gibi 2024 Haziran ayından itibaren Güney Cebeci'de genel müdür oldum ama o süre zarfından sonra zaten herhangi bir döküm faaliyeti olmadı.
Savcı: Tamam. Bir de daha dün beyanlarınızda bir şeyden bahsettiniz; nitelikli malzemeye dolgu izni vardır dediniz.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Evet, yazının içeriği de o şekilde.
Savcı: O kantardan sorumlu Volkan Bey dedi daha dünkü beyanlarında; 3500 aracın girdiğini söyledi bu maden sahasına söz konusu olan şeyde. Bu 3500'lük günlük kamyon girişinde nitelikli malzeme testi nasıl yapıldı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani kendisinin söylediği kadarıyla kamera kayıtları mevcut ama dediğim gibi ben kaç kamyon gelir, ne getirir, nereye götürür, bunlarla ilgili herhangi bir bilgim yok maalesef. Madencilik faaliyetleri kapsamında kullanılan kantarlar onlardan farklıdır. Tesisin hemen yanında bulunur. Kantarla tesis birbirini görür, ona göre giriş çıkış sağlanır. Yani o kantarla bu kantar aynı kantar değil.
Savcı: Peki bunu şirkette kim bilebilir yetki anlamında?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Kantarlardan sorumlu zaten kapı kantarlarından sorumlu Volkan Ateş Beyefendi var.
Savcı: Yani topraktan nereye döküldüğü vesaire, nereye döküldüğüyle alakalı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Dediğim gibi ben yönetmediğim için ben yorum yapamam o konuda.
Savcı: Yok anladım hani siz de haberdarsınız ama şirkette bunu bilme yetkisi kimde oluyor yani bu.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Murat Gülibrahimoğlu bizzat bu döküm faaliyetleriyle kendisi ilgileniyordu. Bunu savcılık beyanında söyledi zaten.
Savcı: Yani günlük sürekli takip eder miydi Murat Bey? Toprak nereye dökülüyor?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Kendisine sorsanız daha doğru bir soru olur.
Savcı: Tamamdır efendim. İbrahim Bülbüllü ve Fatih Keleş'i tanır mısınız? Cebeci maden bölgesinde nasıl görevleri vardı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Güney Cebeci firmasında yönetim kurulu üyeleriydi kendileri.
Savcı: İkisi de mi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Evet.
Savcı: Kaç yıllarından itibaren?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani ilk başta İbrahim Bülbüllü katıldı. Yani tam tarihlerini net olarak bilmiyorum ama ticaret sicil gazetelerinde net olarak yazıyor zaten. Ben 2021'den sonra dahil olmaya başladıklarını hatırlıyorum. Öncelikle İbrahim Bülbüllü dahil oldu, ardından bir sene yaklaşık iki sene kadar süre sonra da Fatih Keleş dahil oldu.
Savcı: İbrahim Bülbüllü'nün tam olarak görevi neydi bu süreçte?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ben İSFALT'ın hukuk müşaviri olduğunu biliyorum.
Savcı: Maden sahasıyla ilgili?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Maden sahasıyla ilgili yönetim kurulu anlamında.
Savcı: Fatih Keleş peki?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Aynı şekilde yönetim kurulu olarak.
Savcı: Tamam. Mustafa Keleş'i tanır mısınız?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Mustafa Keleş'i evet, savunmamda da ifademde de savcı bey sordu; Mustafa Keleş, Kuzey İstanbul Şirketinde satın alma olarak tevkifatlı personel.
Savcı: Tamam. Yine savcılık ifadenizde bir şeyden bahsetmişsiniz; bu 4 Eller firması adının çok geçtiğini ifade etmişsiniz. 4 Eller firmasının ismi neden çok geçiyordu? Cebeci'de Murat Gülibrahimoğlu ile nasıl bir ilişkisi vardı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Nasıl bir ilişkisi vardı bilemem. Ben onu savcı söylediği için 4 Eller firmasının adının geçtiğini söyledim.
Savcı: Peki ne şekilde geçerdi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani onu açıkçası içini tam hatırlamıyorum. Sadece adının geçtiğini söyledi, kendisi sorduğu için o zaman hatırladığımı söyledim.
EKREM İMAMOĞLU, YAĞMUR CANSU YEŞİLYURT’A SORUYOR (TEK PARÇA) – 6 MAYIS 2026
Ekrem İmamoğlu: Yağmur Hanım, Yağmur Cansu Hanım, tabii ben de az önce beni tariflerken, “Canlı kanlı ilk kez 9 Mart'ta burada gördüm” dediniz. Ben de ilk defa aslında sesinizi burada duydum ve sizi burada tanımış oldum şu anda. Daha önce sadece görüyordum. Tabii bazı sorular, kendimce hazırlıklarım vardı. Onlara baktım. Hazırladım. Açıkçası burada kime hangi soruyu sorma konusunda ne yazık ki iddianameyi esas alarak hazırlık yaptım. Şimdi soracağım bazı soruların sizinle ilişkili olamayacağını, sizin beyanınızdan hissettim, bunu ifade edeyim. Ancak hani bir iddianamenin yönlendirilmesiyle, yönlendirmesiyle hani biz de nasıl bir zor durumda kaldığımızın aslında nişanesini yaşıyorum şu anda. Sonuçta ben de sizin ilk defa sesinizi duyuyorum. Az önce -kendince- iddia makamının da size sorduğu aslında soruların az önceki ifade veren kişiye verdiğim sorduğum soruda da Sayın Hâkime ifade etmeye, Sayın Başkan'a ifade etme çalıştığım hususta, “Burada olması gereken kurumlar olsa esas muhatabı onlar olurdu” diye ifade etmiştim; MAPEG ve diğer kurum kuruluşlar. Tabii benim ilgilendiğim husus… İşin teknik boyutuyla da ilgileniyorum bu arada. Onu günü geldiğinde kendimce anlatacağım ama o hususların muhatabı sizin olmadığınızı bildiğim için oralara girmeyeceğim. Ancak Murat Gülibrahimoğlu'nun sahibi olduğu firmalarda üst düzey bir yetkili olmanızı düşünerek bunları hazırladım. Tekrar ifade edeyim, elbette cevap veremeyebilirsiniz. Ama ben bunları sırasıyla soracağım.
Sayın Başkan, Sayın Heyet bunları sormamdaki temel sebep de şu: Burada malumunuz birtakım az önce iddia makamının da sorduğu soruların inceliğinde olan, hani bir ilişki kurma ve ilişki üzerinden niyet okuma ve niyet okuma üzerinden de bir suç isnadı oluştuğu için ben ve yakın çevremle ilgili, bunların çok önem arz ettiğini düşünüyorum. Bu soracağım soruların. Lütfen bu hassasiyetle dinlemenizi de özenle ifade etmek istiyorum. Yani az önce yaşadığımız diyalogda bazen ben de üzülüyorum. Yani bazen evet bazı hararetim arttığı anlar oluyor. Olmuyor değil ama gerçekten insan haklarını çiğneyen hususları yaşayınca, takdir edersiniz ki ben de gerilmek durumunda kalıyorum. İnsanım. Az önce de işte bir savcının ifade veren arkadaşımıza davranış biçimindeki tarz… Yani döver söver gibi konuşmaları çokça dinledik savcı, sanık daha doğrusu o dönemde gözaltında bulunan insanlar diyaloğunda. Bunu da lütfen hukuki anlamdaki eksik bilgime veriniz. Hani bu konuların dikkatinizden kaçmayacağını, nasıl koşullarda, hangi koşullarda ifadelerin alındığı ve insanların bana göre tehdit ile zorlandığının da altını bir kez daha çizmek isterim.
Tabii dediğim gibi, Yağmur Cansu Hanım, yine konuya dönüyorum. Biraz konular üst üste gelince uzatıyorum ama affedin. Siz sonuçta bir meslek insanısınız, bunun farkındayım. Lütfen ama az önce söylediğim gibi iddianamedeki sizin ifadenize göre yanıltıcı bilgi üzerinden bunları size sormak durumundayım. Tabii siz, işiniz gereği çalıştığınız ve yöneticisi olduğunuz, pardon yöneticisi olduğunuz demeyeceğim, çalıştığınız kurumlar içerisindeki görevleriniz üzerinde süreçlerin nasıl yönetildiğini ve nasıl işlediğini anlatmaya gayret ettiniz. Ben de size yine dün bahsettiğim bir konuya ilave bir soru soracağım. O da şu: Kuzey İstanbul Modern firmasına dair hazırlanan denetim raporlarına ben bakıyorum, vergi denetim raporlarına. Ve orada dün de ifade ettim, bir basın kuruluşuyla ilgili, Akit ile ilgili… 5.700.000 lira bir para gönderildiğini orada tespit ettim. Yine bir alış listesinde de görülen ilave bir 5.000.000 liralık gönderi var. Yani burada Kuzey Modern listesinde 10.170.000 lira gibi bir rakama ulaştım.
Aynı zamanda bana ulaşan bir başka bilgi de ve bunun tarihine kadar sahibim. Güney Cebeci Madencilik A.Ş. firmasından da operasyon sonrası, yani 19 Mart operasyonundan sonra, 5.000.000.000 daha gönderildiği konusunda -Akit'e- bilgi ve belgesiyle bana ulaşmış durumda. Bu konuda sizin bilginiz var mı?
Yeşilyurt: Maalesef yok bu konuyla ilgili.
Ekrem İmamoğlu: Tamam. Yani ben aslında belgeleriyle Kuzey Madencilik'te 10.700.000 lira, yine Güney Cebeci Madencilik'ten de 5.000.000 lira Ak-İt gazetesine ve medya kuruluşuna para gönderildiğinin altını burada çizmek istiyorum. Sayın Başkan, bunu özellikle ifade ediyorum. Çünkü burada bana, eşime, aileme, çocuklarıma en galiz, en ağır küfürleri, haysiyet cellatlığı yapan bir medya kuruluşundan bahsediyorum. Hem operasyondan önce hem operasyondan sonra 15.700.000 lira… Ki bunun 5.700.000 lirası 2024'te artı 5.000.000 lirası. Dolayısıyla liderine düşmanlık yapanları besleyen, yani bir örgüt yöneticisi varsa, bu nasıl bir örgüttür? Ben de nasıl bir örgüt lideriyim? Açıkçası dikkatinize sunmak istiyorum. Bu bir şablon metin üzerinden örgüt iddiasının bana göre çöktüğünü, yani bir balon gibi patladığını, bu şekilde ifade edilen örgüt- örgüt yönetici ilişkilerinin de bu şekilde patladığının altını çizmek isterim.
Ekrem İmamoğlu: Bir soru daha soracağım. Yine tekrar özür diliyorum Yağmur Cansu Hanım sizden ama sormak zorundayım. Çünkü iddianame öyle sizi tanımladı, birçok insanı yanlış tanımladığı gibi. Yine bu vergi denetim raporlarında muhtelif zamanlarda defalarca AK Partili, -özellikle ne hikmetse CHP’li belediye göremedim içlerinde- Esenler, Sultangazi, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa ki burada Sultangazi biraz daha öne geçiyor. Defalarca milyonlarca liralık para havaleleri görünüyor. Bu ilçe belediyelerine bu tip paralar niçin gönderilir ya da gönderildi bir bilginiz var mı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ben, aslında teknik personel olduğumu belirttim. Bunun dışında da dediğim gibi Murat Gülibrahimoğlu’nun resmi bakanlıklar kurum ve kuruluşlarıyla çalışmaları mevcut. Yani bu kapsamda nasıl bir görüşme oldu ne istinaden gönderildi bilemem. Dediğim gibi faturalardan da hiç haberim yok.
Ekrem İmamoğlu: Tamam. Tekrar özür dileyerek sormak zorundayım, kusura bakmayın. Çünkü öyle tanımlandınız ona istinaden soruyorum. Sayın Başkan, Sayın Heyet bu soruyu sormamdaki gerekçe de yani sonuçta şu anda hemen arkadaki hapishanede seçimden önce Avcılar Belediyesi’ne birisi seçim için araba kiraladı diye hapis yatan bir belediye başkanı arkadaşım var ve burada da 5-6 tane belediyeye bu kadar para gönderildi ve bu paralar o denetim raporunda, ben bir yerden bunu çıkartmadım bu arada denetim raporu hepsi tek tek sayfa sayfa burada işaretledim. Siz de ulaşabilirsiniz. Bu denetim raporlarındaki bu paralar acaba bir tane CHP’li belediyeye gitseydi yarın sabah evinden sabah baskınıyla bu savcılık, bu iddia makamı onu alıp hapse atmaz mıydı diye kamuoyunun vicdanına bu soruyu sorarak bırakıyorum. Ama siz de bunun lütfen muhatabı olun ve bunu anlamaya çalışın. Eğer bir işlem yapılması gerekiyorsa bu belediyeler hakkında işlem niçin yapılmamıştır, ne zaman yapılacaktırı da yine kamuoyu vicdanına sormak istiyorum. İlişkili sorular. Tekrar özür dilerim. Yine Yağmur Hanım, Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne yine toplamda 53 milyon liralık ödeme yapılmış. Bu ödemeye dair bilginiz var mı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bahsettiğiniz ödemelerin hangi firmadan nasıl yapıldığına ilişkin hiçbir bilgim yok.
Ekrem İmamoğlu: Tamam. Bunu da niye sordum Sayın Başkan, Sayın Heyet? Ne için olduğunun önemi yok. Bir şey satın almış olabilir, bağış yapmış olabilir, başka bir husus olabilir. Biz, sizin de dosyada gördüğünüz üzere Sayın Başkan, Sayın Heyet, bir firma, Torunlar firması, bir şartlı bağışla, Meclis kararıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi kadim bir belediyeye bir tarihi yapıyı canlandırmak üzere yapılması için yaptığı bir bağış üzerinde birtakım suçlamalar üretilmeye çalışılıyor ve çalışılıyordu. İddia olarak önünüzde var. Dolayısıyla bu kurumlar niçin sorgulanmıyor? Para, 2024 yılında, 53 milyon lira büyük bir rakam. Bunu da dikkatinize sunmak isterim. Bunun da niçin sorgulanmadığını AK Partili bir belediye değil de bir başka CHP’li Büyükşehir Belediye olsaydı yine hem de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı atıyorum X şehrimizin Büyükşehir Belediye Başkanını sabah yollar, evinden alıp, İstanbul’a getirmez miydi diye kamuoyunun vicdanına bir soruyu bırakıyorum. Sizin de muhatap almanızı, muhatap olmanızı diliyorum.
Yine benzer bir soruyu soracağım kusura bakmayın. Dediğim gibi dökümün, şunun bunun muhatabı siz değilsiniz. Bana göre MAPEG’dir, Enerji Bakanlığı’dır, Validir. Onunla ilgili de Sayın Başkan, Sayın Heyet çağrımı yaptım. Bunu tekrar tekrar edeceğim. Çünkü burada söz konusu olan 110 milyar liralık kamu zararı. Sadece kamu zararı değil zenginleşme vesaire kişi kendinden bilir işi misali sayfalarca yazılmış bir iddia makamının duygusu üzerinden bu kadar önemli bir hususta bunları lütfen dikkate alın. Yağmur hanım gerçekten bu soru benim için çok önemli elbette bilginiz olursa cevap vereceğinize de inanıyorum Yağmur Cansu Hanım. Şimdi yine Kuzey İstanbul Modern Şirketi hesabında özellikle denk düşüyor. 2024’te yerel seçim öncesi, o dönem Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Başkanı olduğu AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan Sayın Murat Kurum’un seçim kampanyasını yürüten Kalyon Reklam Prodüksiyon Organizasyon Şirketi’ne, dediğim gibi seçime haftalar kala, seçim takviminden önce 41 milyon 666 bin lira bir para gönderiyor yine bu bahsettiğim firma. Kuzey Madencilik, yani Kuzey İstanbul Modern Şirketi. Murat Gülibrahimoğlu’nun sahibi olduğu şirket ve o dönemde de aktif olarak sadece bu işi yapan bir firma. Bu anlamda sizin bu konuyla ilgili bir bilginiz var mı? Yani bizim bilebileceğimiz hani olur ya sizin Kuzey İstanbul bu kadar devasa rakamla yapılan bir kampanyası mı var acaba? Bir tanıtım kampanyası mı var diye merak ettim. Ben biliyorum da sizin bilginiz var mı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Şöyle. Zaten iddianamede de yanlış yazılmış. Ben, Kuzey İstanbul isimli şirketin genel müdürü değilim. Kuzey İstanbul’da sadece harita mühendisliği yaptım. O yüzden faturalara ilişkin herhangi bir bilgim olamaz. Güney Cebeci’de de son 8-9 ay gibi kısa bir süre genel müdürlük yaptım. O konuda da faturalara hakim değilim.
Ekrem İmamoğlu: Evet, 2024 yerel seçim öncesi az önce ifade ettiğim gibi bana irtikap, rüşvet suçlaması yapan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkanı olduğu AK Parti'nin adayı Murat Kurum'un kampanyasını yapan Kanyon Reklam Prodüksiyon şirketine ve çok tesadüf, yine seçimden haftalar önce ama İstanbul mitinginde de çok yakın bir zaman öncesinde bu firma 41.666.000 lira yolluyor. Benim ajansımın sahibi bugün burada yok ama her gün burada. Her işi resmi, faturalı, rakam belli, aldığı paralar belli, aldığı kurumlar belli. Yani benim seçimimde, rakibimin kampanyasına 41 milyon, 42 milyona yakın ödeme yapan kişiyi benim örgüt yöneticim yaptılar. Bunun bu şekilde yapılmasını talep eden kişiyle ilgili şüphem vardı, daha da netleşti. Kesinlikle bana göre AK Parti Genel Başkanı'dır. Ve o dönem Sayın Adalet Bakanı, o dönemin başsavcısı koordinasyonunda ödüllendirilen savcılar da bunu birebir iddia olarak yazdılar Sayın Başkan ve Sayın Heyet. Üzüntüyle söylüyorum; Türk adaletini bu duruma düşürüyorlar, bizi dünyaya da rezil ediyorlar. Rakibimi destekleyen biri benim örgüt yöneticim olarak nasıl ifade edilebilir? Ben o rüşvet, irtikap, yağma gibi, "ahtapotun kolları" gibi sözleri söyleyenlere, o sözleri aynen geriye kendilerine iade ediyorum Sayın Başkanım.
Son sorum. Yine mesela benim de çok değer verdiğim bir vakıf var: İstanbul Vakfı. Biz de orada Büyükşehir Belediyesi'nin vakfı olarak Sayın Başkan, Sayın Heyet, o vakfa yardım edenlere dikkat ederiz. Edenlerle görüşmeler yapılır, ona göre kabul edilir ve o rakamlar üzerinden de kız öğrencilerini okutuyoruz 5 yıldır. Ve çok da faydalı işler oldu. Binlerce genç kızımız hem yurtlarımızdan faydalandı hem de bu burslardan faydalandı. Anadolu'dan İstanbul'a gelemeyen kız öğrencilerimize katkı sunduk. Dolayısıyla vakıf işi kolay değildir. Bu ister Polis Güçlendirme Vakfı olsun, ister valiliğe bağlı örneğin Çocuklar Vakfı olsun… Mesela işte birine 40 milyon; Çocuklar Vakfı'na 10 milyon, yine bunlar 2023-2024 yıllarında... Yine Bilal Erdoğan'ın Mütevelli Heyeti Başkanı olduğu İlim Yayma Cemiyeti'ne 2 milyon... Yine birçok böyle, burada sıralamama gerek yok; iktidara yakın, hükümetin, kişilerinin yöneticisi veya başkanı olduğu kurum, kuruluş ve vakıflara inanın sayfalarca rakamları göndermiş bir firmadan bahsediyoruz.
Ben tekrar söylüyorum; hepsi burada ve bu listelerin içerisinde, zaten denetim raporunu açtığınızda göreceksiniz. Araştırmalarım sürüyor bu ara; buldukça, fırsatını buldukça muhataplarına da sormaya devam edeceğim. Böylesi bağışlar yapılmış. Bu muhtelif vakıf ve derneklere niçin böyle bağış yapmış? Bu bağışların nedenini biliyor musunuz? Duydunuz mu? Ya da bir zoraki bağış mı yapıldı acaba? Zorlandı mı? İrtikap hissi hissedildi mi bu insanlarca acaba? Niçin yaptı? Yani bu insanın acaba onlardan ne menfaati olabilir? Yani bu kurum ve yöneticilerin, valinin, masanın başında olan insanların bu döküm yeri ile ilgili acaba ilişkileri var diye mi bunları yaptılar? Niye burada bir tane İBB'ye ait vakıf, dernek vesaire yok ama Sultangazi Belediyes ve diğerleri var? Bunlarla ilgili bir duyumunuz oldu mu Yağmur Cansu Hanım?
Yeşilyurt: Öyle bir duyumum olmadı. Olması da imkansız Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, Sayın Heyet; ben, dediğim gibi bu sayfalardan onlarca diyalog ve ilişki kurdum. Dün bir arkadaşın savunmasında, neredeyse dakikalarca bir karşılıklı borç alışverişini nasıl kapattığı, "1 milyon 2 milyon eksik mi?" soru-cevabı yapıldı iddia makamıyla muhatabı arasında. Ama iddia makamı sanıyorum bu tarafları görmeye hiç niyeti yok. Gözü o tarafa bakmıyor, kulağı duymuyor. Ama ben tekrar size, saygıdeğer Başkan ve Heyet’e; lütfen buraya vali, ilgili valiler, ilgili vali yardımcılarını çağırın. Onlardan övgü dolu cümleler dinledim bu kulaklarla, o dediğim insanlardan. Yıllar içerisinde bu firmayla ve bu şahısla, yani bu firmanın sahibi olan kişiyle ilgili övgü dolu cümleler dinledim. Bunları kendi savunmamda anlatacağım ama tekrar ifade ediyorum: Valiler, ilgili vali yardımcıları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Sultangazi Belediye Başkanı, Sultangazi Kaymakamı, emniyet, MAPEG Genel Müdürü, TEUAŞ Genel Müdürü, hatta milyarlarca liralık kamu bankasından kredi veren Vakıfbank'ın yönetim kurulu... Çünkü ben, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına 1 milyon liralık bile kredi alamadım 7 senedir Vakıfbank'tan. Ama milyarlarca kredi alabildiler. Bütün bunları hassasiyetle dikkatinize sunuyorum. Bunlar somut, ispatlı, ilişkileri iyi tarifleyen belgelerdir. Yani tekrar iddiamı söylüyorum: Örgüt, Adem Bey'in burada “Bir şablonu önüme koydular" dedikleri anda çöktüğü bir belgeyi açıkladı. Bu da Cebeci meselesinin İBB ve Ekrem İmamoğlu meselesi olmadığı yönündeki çöküş belgeleridir. Dikkatinize sunarım. Saygılarımla…
VOLKAN ATEŞ'İN İFADESİ
Davanın bugünkü duruşmasında Cebeci Maden Sahası’na ilişkin iddialar da ele alındı. Mahkemede savunma yapan kantar sorumlusu Volkan Ateş, sahaya girişlerin tek noktadan yapıldığını, kantarlardan kaçak geçişin mümkün olmadığını ve tüm araçların sistemde kayıtlı olduğunu söyledi. Ateş’in beyanlarının ardından söz alan İmamoğlu, Cebeci dosyasında 110 milyar liralık kamu zararı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak, valilik, MAPEG, bakanlıklar, belediye ve emniyet birimlerinin mahkemede dinlenmesini talep etti.
Savunmasında kendisini “kantar sorumlusu” olarak tanımlayan Volkan Ateş, görevinin sahaya hafriyat getiren firmaların evraklarını kontrol etmek, hesap açmak, ödeme karşılığında barkod oluşturmak ve araçların kantar geçişini sağlamakla sınırlı olduğunu söyledi. Ateş, “Kantardan araba geçtikten sonra benim sorumluluk alanım bitiyor” dedi.
“KANTAR İŞLEMLERİ STANDARTTIR”
Volkan Ateş, kantarlarda yapılan işlemlerin standart olduğunu, firmalardan istenen evrakların ve tüm kayıtların arşivde bulunduğunu belirtti. Kullanılan sistemin 2015 öncesine dayandığını ve İSTAÇ’ın hafriyat sahalarında kullandığı sistem olduğunu ifade etti.
Ateş, döküm sahasına araç girdikten sonra kendisinin yönlendirebileceği bir işlem bulunmadığını söyledi.
Savunmasında kaçak döküm suçlamasına da yanıt veren Ateş, sahaya çok sayıda kamu kurumunun düzenli olarak geldiğini belirterek, böyle bir yerde kaçak işlem yapılabileceğini düşünmediğini ifade etti.
Ateş, “Sultangazi zabıtanın, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısının, Orman Bölge Müdürünün, Çevre Şehircilik Bakanlığının, İstanbul Vali Yardımcısının ve Enerji Bakanlığının hemen hemen her ay uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim” dedi.
“KIŞIN 3 BİN 500, YAZIN 5 BİN ARAÇ GELEBİLİRDİ”
Savcının soruları üzerine sahaya gelen araç sayıları hakkında bilgi veren Ateş, kış aylarında günlük araç girişinin 3 bin 500-4 bin, yaz aylarında ise 5 bin-5 bin 500 seviyelerine çıkabildiğini söyledi.
Savcının “Burası döküm sahası mı, maden sahası mı?” sorusuna Ateş, kantarların kurulu olduğu ve döküm yapıldığı için buranın döküm sahası olduğunu belirtti. Daha sonra yöneltilen sorularda ise sahada taş ocakları bulunduğunu, maden çıkarıldığını, bunların kantarda tartılıp irsaliye kesilerek gönderildiğini de söyledi.
“KAÇAK GEÇİŞ İMKÂNSIZ”
Duruşmada Ateş’e en çok yöneltilen başlıklardan biri, kantarlardan kaçak geçişin mümkün olup olmadığı oldu.
Ateş, avukat Oğuz Can Bahar’ın sorusu üzerine, kantarlarda kaçak geçişin mümkün olmadığını belirtti. Bunun gerekçesini de şu sözlerle açıkladı:
“24 saat kamera ve kayıt altında. Dökümün açıldığı tarihten bugüne kadar bütün araçlar; resim olarak, getirdiği malzeme olarak, plaka olarak, tartım olarak hepsi kayıtlıdır.”
Ateş, barkod sisteminin tek araç için çalıştığını ve ikinci kez kullanılamayacağını da söyledi.
“BÖYLE BİR ŞEY 15 DAKİKADA DUYULUR”
Savunma avukatları, olası bir kaçak dökümün sektörde duyulup duyulmayacağını da sordu. Ateş, böyle bir durumun çok kısa sürede yayılacağını ifade etti.
Ateş, “Bunun duyulması 15 dakika sürer. Hafriyat sektörü öyle bir sektör ki herhangi yanlış bir şey olduğu zaman birbirlerine WhatsApp gruplarından zaten yaparlar” dedi.
Bu ifadeyle Ateş, sahada sistem dışı bir döküm yapılması halinde bunun hem firmalar hem de şoförler arasında hızla bilineceğini savundu.
FUDAŞ AÇIKLAMASI: “YEMEK VE MALZEME TEDARİKİ YAPAN FİRMAYDI”
Volkan Ateş, FUDAŞ firmasıyla ilgili sorulara da yanıt verdi. FUDAŞ’ın döküm sahasında ve şantiyedeki yemek ve malzeme tedarikini sağlayan firma olduğunu söyledi.
Ateş, firmanın günlük yemekleri ve malzeme ihtiyaçlarını karşıladığını, bunun karşılığında düzenli olarak fatura kestiğini belirtti. Aynı sistemin bugün kayyum yönetimindeki şirket tarafından Kuzey Servis isimli firma üzerinden sürdürüldüğünü söyledi.
FUDAŞ’ın kendisine devrinden sonra sahte belge veya usulsüz fatura düzenleme talimatı verip vermediği sorulan Ateş, “Hayır” yanıtını verdi.
İMAMOĞLU: “VOLKAN BEY’İN BURADA OLMASINI DOĞRU BULMUYORUM”
Duruşmada Ekrem İmamoğlu da Volkan Ateş’e soru yöneltti. İmamoğlu, Ateş’in kantar sorumlusu olduğunu hatırlatarak, onun davada sanık olarak bulunmasını doğru bulmadığını söyledi.
İmamoğlu, Cebeci sahasını ziyaret ettiğinde girişte kantar bölgesinin oluşturulduğunu, buranın daha önce “mezbelelik” bir alan olduğunu, sonradan giriş çıkışların kontrol altına alınması için organize edildiğini anlattı.
Ateş, İmamoğlu’nun sorusu üzerine sahaya başka giriş çıkış alanı olmadığını söyledi.
“MAPEG, ÇEVRE BAKANLIĞI, ORMAN BAKANLIĞI, ZABITA DENETLERDİ”
İmamoğlu’nun “Sizi denetime hangi kurumlar gelirdi?” sorusuna Ateş, sahaya ayda bir MAPEG’in geldiğini; Çevre Bakanlığı, Orman Bakanlığı devriye ekipleri ve Sultangazi zabıtanın da denetim yaptığını söyledi.
Bu yanıtın ardından İmamoğlu, Cebeci dosyasındaki iddiaların kamu kurumları tarafından verilen izinler ve denetim süreçleri dikkate alınmadan değerlendirilemeyeceğini savundu.
İMAMOĞLU: “560 MİLYAR DEDİLER, 560 KURUŞ BULAMADILAR”
Ekrem İmamoğlu, savunma sırasında Cebeci dosyasındaki kamu zararı iddialarına da tepki gösterdi. Başlangıçta “560 milyar liralık yolsuzluk” iddiasıyla operasyon yapıldığını, ancak iddianamede rakamın 160 milyar liraya dönüştüğünü söyledi.
İmamoğlu, bu 160 milyar liralık tutarın 110 milyar lirasının Cebeci meselesine dayandırıldığını belirterek, bu hesabı “asrın uydurması” olarak nitelendirdi.
İmamoğlu, “Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık; ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci’ye yedirelim” anlayışıyla hareket edildiğini savundu.
KAMU KURUMLARININ DİNLENMESİNİ İSTEDİ
İmamoğlu, Cebeci sahasına ilişkin izin, denetim ve faaliyet süreçlerinde yer alan kamu kurumlarının mahkemede dinlenmesini talep etti.
İmamoğlu’nun çağrılmasını istediği kurum ve kişiler arasında dönemin valileri, MAPEG Genel Müdürü, Türkiye Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürü, ilgili vali yardımcıları, Sultangazi Belediye Başkanı, Sultangazi Kaymakamlığı, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü, Orman Bakanlığı bölge yetkilileri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yer aldı.
İmamoğlu, “Bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir” dedi.
KAMU KURUMLARININ DÖKÜMLERİ ÜCRETSİZ KABUL EDİLMİŞ
Duruşmada savunma avukatlarının soruları üzerine Ateş, kamu kurumlarının getirdiği bazı hafriyatların bedelsiz kabul edildiğini de söyledi.
Sultangazi Belediyesi, Eyüpsultan Belediyesi ve fen işleri müdürlükleri gibi kamu kurumlarının döküm yapıp yapmadığı sorulan Ateş, bu işlemlerin “geri dönüşüm bedelsiz mal kabulü” kapsamında yapıldığını, yalnızca resmi plakalı araçlara giriş izni verildiğini belirtti.
Ayrıca 2020-2025 yılları arasında şirket kayıtları ile kantar kayıtları arasında görülen tonaj farkına ilişkin soruya da yanıt veren Ateş, farkın resmi araçlar, yol yapımı, belediye, cami inşaatları ve vakıfların getirdiği hafriyatlar ile sahadaki maden faaliyetlerinden kaynaklandığını söyledi.
“DÖKÜMDEN ÇEK ALMIYORDUK”
Duruşmada Hakan Karanis, Sarp Yalçınkaya’nın beyanlarında geçen çek iddialarına ilişkin Ateş’e soru yöneltti. Karanis, döküm işinden kaynaklı rüşvet paraları için çeklerin nakde çevrildiği iddiasını hatırlattı.
Ateş, buna karşılık dökümden çek almadıklarını, yalnızca taş kantarlarından çek alındığını söyledi.
AVUKATSIZ İFADE TARTIŞMASI
Volkan Ateş, soruşturma sürecinde ilk kez 9 Temmuz’da çağrıldığını, ifadesinin başlangıcında yanında avukatı bulunduğunu ancak daha sonra başka bir savcıya yönlendirildiğini ve bu aşamadan sonra yanında avukat olmadığını söyledi.
Ateş, başlangıçta “bilgisine başvurulmak” üzere çağrıldığını, sürecin sonradan değiştiğini anlattı. Daha sonra adli kontrolle serbest bırakıldığını, 29 Eylül’de ise tutuklandığını söyledi.
Duruşmanın devamında Cebeci Maden Sahası’na ilişkin kamu zararı ve kaçak döküm iddiaları kapsamında sanık ve avukatların beyanlarının alınması bekleniyor.
İŞTE VOLKAN ATEŞ'İN SAVUNMASININ TAMAMI
Şimdi Başkanım, ben 9 Temmuz saat 3 gibi savcılık kaleminden telefonla aranmam ve bilgime başvurulmasıyla başlayan süreç içinde, sizin karşınıza çıkmamla inşallah bu temenniyi temenni ediyorum. Ben kantar sorumlusuyum. Benim görevim kantara gelen hafriyat firmaları sahipleriyle görüşmek; bunların sahaya getireceği malzemenin cinsini, miktarını görüp ona göre İSTAÇ'ın da uygulamış olduğu evrak listesini temin edip hesap açmaktır. Açtığımız hesap karşılığında, firmanın şirket hesabına yatırdığı ücret karşılığında sistemin uygun gördüğü barkodu verip içeriye girişlerini sağlamaktır. Kantardan araba geçtikten sonra benim sorumluluk alanım bitiyor.
Kantarlarda zaten yaptığımız işlemler standart işlemlerdir. Bizim firmalardan istediğimiz evraklar ve uyguladığımız işlemler, daha önce savcılığa ilk gittiğim zaman verdiğim evrak listesinde de belirttiğim gibi arşiv dosyasında mevcuttur. Hepsi orada kantar sisteminde kayıtlıdır zaten. Kullandığımız sistem de 2015 öncesine dayanıp, Mod Yazılım Evi'nin İSTAÇ'ın bütün hafriyat sahalarında kullandığı sistemdir. Yani döküm sahasına araç girdikten sonra kantarlarla ilgili benim yapacağım bir iş ya da benim yönlendirebileceğim bir işlem yoktur. Oranın sorumlusu ve yetkilisi farklı kişilerdir. Kantarlarla ilgili de yapacaklarım sadece bu kadardır, başka bir şey yoktur. Zaten şöyle bir şey de var; kaçak döküm denen suçla suçlandığım için söylüyorum: Ben her gün Sultangazi zabıtanın, Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısının, Orman Bölge Müdürünün, Çevre Şehircilik Bakanlığının, İstanbul Vali Yardımcısının ve Enerji Bakanlığının hemen hemen her ay uğradığı bir yerde kaçak işlem yapılacağını hiç düşünmedim.
FUDAŞ'la ilgili de sadece kısa bir şey söyleyebilirim: FUDAŞ bizim yemek firmamızdı. Döküm sahasındaki veya şantiyenin bütün yerlerinin yemek ve malzeme tedariğini sağlayan bir firmaydı. Her ay, her hafta düzenli olarak günlük yemekleri karşılar, günlük malzeme ihtiyaçlarını karşılar; bunun karşılığında da her hafta düzenli bir şekilde fatura keserlerdi. Aynı işlemi şu anda zaten atanan kayyum şirketi de aynı sistemle, Kuzey Servis şirketiyle devam ettirmektedir. Yani FUDAŞ'la ilgili de diyeceğim bu kadar. Başka da diyecek bir şeyim yok başkanım.
VOLKAN ATEŞ, MAHKEME BAŞKANI & SAVCI SORGUSU – 6 MAYIS 2026
Mahkeme Başkanı: Bu size mi ait?
Volkan Ateş: Şirketin 2024’ün sonunda Kuzey Servis firması kurulduktan sonra bana devredildi. Ondan sonra da kapanma süreci için işlem yapıldı. Zaten ondan sonra avukatım zaten söyleyecektir, belgeleri verecektir. Bütün işlemler kapanması için yapılan işlemler.
Savcı: Volkan Bey, kantar sisteminden sorumlu olduğunuz söylendi. Bu sahaya günde ortalama kaç kamyon veya tır gelebilir?
Volkan Ateş: Kışın bu sayı 3.500 - 4.000. Yazın da bu sayı 5.000’leri bulabilirdi
Savcı: Bu Güney Cebeci bölgesi doğru mu?
Volkan Ateş: Ben bölge olarak bilmem Sayın Savcım. Ben sadece kantarlardan sorumluyum; sahadaki ruhsat alanını, yerlerini bilmem.
Savcı: Ne kadar süre böyle 3.000-5.000 tır, kamyon geldi buraya?
Volkan Ateş: Yani döküm 2021’de 10. ayda açıldığından beri gelen sayı bu şekildedir. Yazları 5.000’leri bulur, 5.500’leri bulur; kışın 3.000’leri bulur, 3.500’leri bulur.
Savcı: Şimdi burası döküm sahası mı, maden sahası mı? O anlamda.
Volkan Ateş: Şimdi döküm sahası mı maden sahası mı derseniz, kantarlar kurulu, ben kantarların başındayım. Yani döküm geliyor, döküm sahası.
EKREM İMAMOĞLU, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR – 6 MAYIS 2026
Ekrem İmamoğlu: Volkan Bey, kolay gelsin. Tabii kısa bir savunma yaptınız ya da sorguya tabi oldunuz. Öncelikle sizin burada olmanızı ben doğru bulmuyorum. Burada bulunan diğer arkadaşların olmasını doğru bulmadığım gibi. Bu şekilde başlamamın neden olduğunu da Sayın Başkan ve Sayın Heyet’e de aktaracağım. Kantar sorumlusu deyince, benim sahayı ziyarete geldiğimde hatırladığım kadarıyla orayı "Hangi proje nasıl yürütülüyor?" diye baktığımda, ilk girişteki bir kantar bölgesi yapılmıştı. Daha önce burada yoktu, mezbelelik bir alandı. Sonradan orada denetimli bir saha giriş çıkışının kontrol altına alınması ile ilgili bir alan organize edildi. Anladığım kadarıyla siz orada görevliydiniz. Doğru mu?
Volkan Ateş: Evet Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Yani dünkü sunumdan anladığım kadarıyla yaklaşık 7-8 milyon metrekarelik bir alan diye arkadaşlar belirlediler. 7-8 milyon metrekarelik bir alana giriş çıkışın tek noktadan olmasının sağlanması ile ilgili organize edilen bu alanda görevliydiniz. Doğru mu?
Volkan Ateş: Evet Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Başka bir giriş çıkış alanı da yoktu buranın.
Volkan Ateş: Yok.
Ekrem İmamoğlu: Peki Volkan Bey, sizi denetime gelen kurumlar ile ilgili bilginiz var mı? Yani hangi kurumlar sizi denetime gelirdi?
Volkan Ateş: Başkanım, ayda 1 MAPEG gelirdi. Çevre Bakanlığı’ndan gelirlerdi. Orman Bakanlığı devriye ekibi sabah, öğlen, akşam devriye atardı. Sultangazi zabıta devriye atardı. Yani bu şekildeydi.
Ekrem İmamoğlu: Peki. Sorumun cevabı buydu ama Sayın Başkan, Sayın Heyet; şimdi büyük bir yalan ve iftirayla oluşturulan bir suç isnadıyla karşı karşıyayım. "560 milyarlık yolsuzluk" diye savcılık kaynaklı açıklamalar yapılarak bir operasyon düzenlendi. Bakınız tekrar ediyorum: 560 milyarlık bir yolsuzluk diyerek bir operasyon yapıldı. Sonra bu 560 milyar diye Mart ayında anons eden savcılık, dosyayı, yani iddianameyi önünüze yollarken, 160 milyar liralık bir dosyaya rakam koydu; tespit yaptı. Bu 160 milyar liralık rakamın Sayın Başkan, 110 milyarı, şu anda burada gördüğünüz Volkan Bey kardeşimizin savunma yaptığı konunun muhatabı. Volkan Bey 160 milyarın muhatabı. Ne biliyor musunuz 160 milyar? 110 milyarın, özür dilerim 110 milyarın muhatabı. 110 milyarın 80 milyarı orada yerin altındaki madenler yok edilmiş gibi yazmışlar; yani dünyanın en ucube uydurmasıdır. 30 milyar da kaçak hafriyat yapılmış; oradan uydurulmuş.
Şimdi Cebeci meselesi üzerinden “asrın uydurması” şeklinde organize edilen ve koordine edilen 110 milyarlık bir eylem yarattılar. Sayın Başkan, Sayın Heyet; acil talebimdir. 2018 yılında… Az önce iddia makamının sorduğu sorunun ne kadar absürt olduğunu söyleyeyim. “Neden” derseniz; 2018 yılında burası maden bölgesi diye kanunla ilan edilmişken, bunun muhatabının Volkan Ateş olarak kabul edilmesi kadar kötü bir soru olamaz. Niçin? Az önce sordum, "Sizi kim denetlerdi?" diye ve bu denetlemelerdeki kurumları saydı Volkan Bey. O da dördünü beşini saydı. Ben de sizden acil bir talep olarak; Cebeci meselesinin temel sorumluları olarak; izin belgelerini veren, denetleyen, hesap soran, meselenin sahibi olan —not aldım çünkü ıskalamak istemiyorum— dönemin valilerinin, MAPEG, yani Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü'nün, TEÜAŞ yani ilk dökümün buraya yapılmasını talep eden Türkiye Elektrik Üretim A.Ş.'nin genel müdürünün, ilgili vali yardımcılarının —yani burada bu firmanın faaliyetlerinde yüksek memnuniyetini bizzat bana anlatan vali ve vali yardımcılarının—, Sultangazi Belediye Başkanı'nın, Sultangazi Kaymakamlığı'nın, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü'nün, ilçe emniyet sorumlularının, Orman Bakanlığı Bölge Müdürü ya da sorumlularının, en temel sorumlu, bu kanunun sahibi ve bu alanın sahibi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın acil dinlemek ve çağrılmak zorundasınız Sayın Başkan, sayın Heyet. Acil talebimdir. Mahkemeye niye çağırmak zorundasınız biliyor musunuz? Yoksa şu dinlediğiniz masumlarla bir adım dahi ileri atılamaz burada. Uydurmadır, saçmadır ve bu uydurmanın, bu saçma hesabın kitabın altında yatan da "Biz 560 milyar dedik, 560 kuruş bulamadık; ya şuraya bir 160 milyar yazalım, bunun 110 milyarını da Cebeci'ye yedirelim, boca edelim" anlayışıdır. Bu kötü akıl ve bu kötü zihniyete karşı sıraladığım bu makamları buraya davet etmediğiniz sürece, böyle bir eylem yok hükmündedir. Yazık etmeyin lütfen, bu masum insanları bir an önce evine yollayın.
SANIKLAR VE AVUKATLARIN VOLKAN ATEŞ'E SORULARI VE CEVAPLARI
YENER TORUNLAR, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR
Yener Torunler: Sayın Volkan Ateş, benim Cebeci bölgesinde herhangi bir sorumluluğum var mı? Dökümde, kantarda, tesiste, sahada…
Ateş: Yok.
Torunler: Peki, beni Cebeci bölgesinde kaç sefer gördün?
Volkan Ateş: İki veya üç kez.
FATİH KELEŞ, VOLKAN ATEŞ'E SORUYOR
Fatih Keleş: MAPEG denetliyordu dediniz. MAPEG’in açılımını biliyorsunuz, Sayın Başkanım da az önce söyledi: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü.
Volkan Ateş: Evet.
Fatih Keleş: İçeride bir madenin çalıştığından haberiniz var mıydı?
Volkan Ateş: Yani taş ocakları vardı içeride.
Fatih Keleş: Evet. Yani içeride bir maden olduğunu biliyorsunuz.
Volkan Ateş: Tabi.
Fatih Keleş: Sizin konunuzun dışında olduğu için herhalde sahaya hafriyat sahası dediniz Sayın Savcı'nın sorusu üzerine. Ama içeride bir maden faaliyetinin olduğundan haberdarsınız sanırım.
Volkan Ateş: Tabi, oranın kantarlarına da ben bakıyordum.
Fatih Keleş: Tamam. Yani içeriden herhangi bir maden çıkar mıydı peki?
Volkan Ateş: Evet.
Fatih Keleş: Tartılır mıydı bu?
Volkan Ateş: Tabi ki, kantarlarda tartılır, irsaliyesi kesilir ve gönderilir.
Fatih Keleş: Dolayısıyla burası bir maden sahası olduğunu da söyleyebilirsiniz herhalde.
Volkan Ateş: Evet, evet.
Fatih Keleş: Bundan da haberdarsınız. Peki içeride bir proje yapıldığının, bu projeyi de İSFALT’ın yaptığının ve MAPEG’in hazırladığı projeyi İSFALT’ın üstlendiğini ve bu proje imalatının da içeride yapıldığından haberdar mısınız?
Volkan Ateş: Evet.
Fatih Keleş: Onun için de araçlar girer çıkar mıydı içeride?
Volkan Ateş: Tabii ki.
VOLKAN ATEŞ MÜDAFİ OĞUZ CAN BAHAR SORUYOR
Avukat Oğuz Can Bahar: Volkan Bey, sahada kantarlardan sonra, hafriyat sahasında ve sıkıştırma işlemleri yapılan alanda görevli bir firma var mıydı? Yoksa direkt sigortalı olarak çalıştığınız kişiler mi bunu yapıyordu ya da sahadaki görevliler kimlerdi?
Volkan Ateş: Tem yol firması.
Avukat Oğuz Can Bahar: Sahadan sorumlu bir kişi var mıydı?
Volkan Bey: Orhan Akyıldız. Benimle ilgili alan olmadığı için oraya girmek istemedim.
Avukat Oğuz Can Bahar: Peki, belgesiz ya da kaçak döküm yapılması mümkün müdür? Kantarlardan bir aracın tartım yapılmadan, tartım işlemi gerçekleşmeden geçmesi mümkün müdür?
Volkan Ateş: Hayır, kantarlarda kaçak geçiş imkansızdır zaten.
Avukat Oğuz Can Bahar: Neden? Orayı bir açar mısınız, neden mümkün değil?
Volkan Ateş: Yani zaten hepsi kayıt altındadır. Bunlar zaten ilk savcılık ifadesine gittiğim zaman kendilerine de bütün bilgileri, TMSF'ye dosyayı teslim etmiştim. 24 saat kamera ve kayıt altında. Yani 18 Ekim'den, dökümün açıldığı tarihten bugüne kadar bütün araçlar; resim olarak, getirdiği malzeme olarak, plaka olarak, tartım olarak hepsi kayıtlıdır zaten.
Avukat Oğuz Can Bahar: Hem fiziki hem sistemde kayıtlıdır.
Volkan Ateş: Tabii ki.
Avukat Oğuz Can Bahar: Peki, bir sorum daha olacak. Velev ki diyelim ki bir kaçak döküm gerçekleşti ya da bir araç kaçak geçti. Bunun diğer firmalar ya da diğer nakliye araçların şoförleri tarafından duyulması mümkün mü? Öyle bir şey var mı?
Volkan Ateş: Yani bunun duyulması 15 dakika sürer.
Avukat Oğuz Can Bahar: Neden?
Volkan Ateş: Yani öyle bir sektör ki bu hafriyat sektörü, herhangi bir yanlış bir şey olduğu zaman birbirlerine WhatsApp gruplarından zaten yaparlar. Ben zaten Sayın Savcılığa da ilk gittiğimde çalıştığımız firmaların hepsinin isim listesini verdim. Bunlardan zaten 2 tanesiyle konuşmuş olsaydı, orada öyle bir şeyin olmama ihtimalinin yüksek olduğunu görecekti. Zaten atanan kayyum ve ekibin sahaya atadığı müdürler de bu sektörden gelme insanlar. 2 tane müdür ve 4 tane mühendis de bu sektörden geldi. Onlar da zaten daha önce hafriyat piyasasında çalıştığı için illaki yanlış bir şey olmuş olsaydı duyarlardı.
Avukat Oğuz Can Bahar: Peki, FUTAŞ firmasıyla ilgili 2 tane sorum olacak. Firma, size devrettiği süreçten sonra —Mayıs 2024 diye hatırlıyorum— bu tarihten sonra firmanız tarafından herhangi bir usulsüz fatura ya da sahte belge düzenlemesi talimatı verdiniz mi?
Volkan Ateş: Hayır. Zaten kapanmak için açılmıştı. Kuzey Servis firması kuruldu, FUTAŞ kapanacaktı.
Avukat Oğuz Can Bahar: FUTAŞ firmasına sahte belge düzenlemediğinizi ve böyle bir talimat vermediğinizi söylediniz. Peki, böyle bir sahte belge alıp içeride masraf göstererek bir bedel çıkışı yaptınız mı ya da buna yönelik bir talimat verdiniz mi?
Volkan Ateş: Hayır.
Av. Oğuz Can Bahar: Soruşturma aşamasına ilişkin birkaç sorum olacak Volkan Bey. İlk gözaltınız hangi süreçte oldu?
Volkan Ateş: 9 Temmuz.
Av. Oğuz Can Bahar: 9 Temmuz’da... Arandınız, ifadeye çağrıldınız mı, davet üzerine mi gittiniz yoksa gözaltı mı oldunuz?
Volkan Ateş: Çağrıldım.
Av. Oğuz Can Bahar: Peki, davet üzerine gittiniz. Yanınızda avukatınız var mıydı ifade verirken?
Volkan Ateş: İlk görüşmeye girdiğim anda vardı. İçeri girdikten bir dakika sonra dışarı çıkarıldım, başka bir savcıya yönlendirildim. O saatten sonra avukat olmadı yanımda.
Av. Oğuz Can Bahar: Yani ifadeniz savcı huzurunda alınırken yanınızda avukat yoktu.
Volkan Ateş: Yok. Ya ben zaten ifade olarak gitmedim, ben bilgime başvurulacak diye arandım gittim. İfade şeklimiz de zaten sohbet gibi oldu ama son anda, en son noktada değişti.
Av. Oğuz Can Bahar: Nasıl yani?
Volkan Ateş: Yani şöyle; Sayın Savcım beni dışarı çıkardı, "tamam" dedi, "bir iki dakika bekle dedi, kağıdını imzalatıp göndereceğim" dedi. Ben de kapının önüne çıktım. Sonra bir dakika geçmedi kapı açıldı, bağırmaya başladı; "Her şeyi itiraf edecektin, hiçbir şey yapmamışsın, bizi kandırdın" dedi. Bir anda kelepçe takıldı ve nezarete gönderildim. Sonra hakim karşısına çıktım. Hakim adli kontrolle serbest bıraktı. 29 Eylül'de de tutuklandım.
Av.Oğuz Can Bahar: 29 Eylül'deki süreciniz nasıl oldu?
Volkan Ateş: 29 Eylül'de evime operasyon yapılmıştı, ben evde yoktum. Kızım aradı, "Baba dedi eve geldiler" dedi. "Tamam" dedim, "nereden geldiklerini söylediler mi?" dedim, "yok" dediler. Ben de imzaya gittiğim karakolu aradım. Büyük ihtimalle Vatan'dan gelmişlerdir dedi. "Seni ya iş yerinden gelip alırlar ya da" dedi "ararlar". Ömerli bölgesine gittim bekledim ve aradılar. Ondan sonra, "Burada İstanbul'da olup olmadığımı" sordular. Ben de "buradayım" dedim. "Gelebilir misin?" dediler, "gelirim" dedim. Kalktım gittim Vatan’a. Önce gözaltına aldılar ama sonra gözaltı olmadığını söyleyip savcılığa yönlendirdiler beni. Oraya da gittim bağırdılar, işte tutuklandım.
MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU MÜDAFİİ AVUKAT ABDULLAH KAYA, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR
Avukat Abdullah Kaya: Şimdi Kuzey İstanbul şirketinde kaç yıl çalıştınız ve hangi bölgelerde çalıştınız? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Volkan Ateş: 2011 yılında başladım, 3 aylık bir çalışma sürecim oldu. Tekrar ayrıldım, 2013 sonunda başladım ve bu tarihe, yani 29 Eylül tutuklandığım tarihe kadar da çalıştım.
Avukat Abdullah Kaya: Hangi bölgelerde çalıştınız?
Volkan Ateş: Daha önce ilk kantarlarda başladım, yine kantar sorumlusu olarak 2014’te. 2015 Mayıs’ında kantarlar İSTAÇ’a devrettikten sonra boşa çıktım. O tarihten sonra sadece yemekhane, yatakhane, personel servisleri sorumluluğum oldu. 2021 10. aydan itibaren Cebeci döküm kantar sorumlusu oldum. Yani ben şirkette sadece kantar nerede varsa orada görev aldım.
Avukat Abdullah Kaya: Peki, bu gerek Cebeci gerekse Ağaçlı, Çiftalan bölgesinde hafriyat dökümlerinde herhangi bir şekilde bir hafriyat şirketinden ya da oraya kantarın önüne gelen bir kamyondan nakit para alımı olabilir mi?
Volkan Ateş: Hayır.
Avukat Abdullah Kaya: Neden?
Volkan Ateş: Yani kantarlarda kullanılan sistem, İSTAÇ’ın da kullandığı sistem olduğu için hesaplara İBAN üzerinden para yatırılırdı veya kredi kartı ile çekim yapılırdı.
Avukat Abdullah Kaya: Yani hariçten ya da çift fatura iddialarına ilişkin bu soruyu tekrar soruyorum, böyle bir şey teknik olarak mümkün mü?
Volkan Ateş: Hayır, kantarlarda kullanılan barkod sistemi tek araç içindir, ikinci bir sefer kullanılamaz.
Avukat Abdullah Kaya: Kopyalanamaz mı?
Volkan Ateş: Hayır.
Avukat Abdullah Kaya: Şimdi 22.09.2025 tarihinde iddianamede de atıf yapılan ve özellikle Cebeci bölgesine ilişkin yolsuzluk iddiasına temel dayanak teşkil eden bir rapor var. Bu raporda 2020 yılından 2025 yılına kadar şirket kayıtlarında 118 milyon ton döküm yapıldığı, sahadaki kantar kayıtlarında ise 121 milyon ton döküm yapıldığı tespiti var. Bu aradaki farkın sebebi nedir?
Volkan Ateş: Resmi araçlar. Yani yol yapımının, Sultangazi Belediyesi’nin, cami inşaatları vakıflarının getirmiş olduğu hafriyatlar. Ve sahada, maden sahasında madenin üstünü açmak için sahadaki dökü de pazar işlemleri.
Avukat Abdullah Kaya: Yani kamu kurum ve kuruluşlarından ve vakıflardan herhangi bir ücret alınmıyor mu?
Volkan Ateş: Hayır.
HAKAN KARANİS SORUYOR
Hakan Karanis: Volkan Bey, bir tanık beyanıyla ilgili bir soru sormak istiyorum. Sarp Yalçınkaya kişisi, Murat Gülibrahimoğlu, bu döküm işinden kaynaklı rüşvet paralarını ödeyebilmek için elindeki çekleri bana veriyor, ben de bu çekleri vadesinde hesaplayarak nakit çıkış yapıyorum. Ancak sizin beyanınızda bu dökümlerin hesaba nakit olarak çalışıldığı anlaşılıyor. Bu çekler neyle alakalı olabilir?
Volkan Ateş: Biz dökümden çek almıyorduk, sadece taş kantarlarından çek alıyorduk.
FATİH KELEŞ MÜDAFİ AVUKAT BARAN KAYA, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR
Avukat Baran Kaya: Fatih Keleş müdafii Avukat Baran Kaya. Geçmiş olsun. Ben öncelikle şeyi sormak isterim. Şimdi bu kamyonlar malzemeyi getirdiklerinde aslında vergi denetim raporunu ve mali raporlarda şunu gördüm: Kuzey İstanbul Modern'in hesaplarında geri dönüşüm satış bedeli diye bir ibare gördüm. Sonra yaptığım açık kaynak araştırmada geri dönüşüm faaliyeti de yürüttüğünü gördüm Kuzey İstanbul Modern firmasının. Gelen malzeme direkt dökülür müydü yoksa geri dönüşüm yapılır mıydı?
Volkan Ateş: Sahaya kantardan girdikten sonra saha ekibi vardı. Onlar malzemelerin ayrımını yapardı.
Avukat Baran Kaya: Yani hepsi dökülmez miydi?
Volkan Ateş: Yani nelere dökdükleri, nerelere döndüklerini bilmiyorum.
Avukat Baran Kaya: Tamamdır. Bir de şeyi soracaktım. Müvekkilin oğlu Mustafa Keleş Cebeci'de çalışıyor muydu, hiç gördünüz mü?
Volkan Ateş: Hayır.
Avukat Baran Kaya: Peki kamyon alımı, yakıt alımı gibi satın almalara bakar mıydın?
Volkan Ateş: Bunlara Makine İkmal Müdürlüğü bakardı. Yani Mustafa Keleş.
Avukat Baran Kaya: Teşekkür ediyorum.
YENER TORUNLER MÜDAFİ AVUKAT ESMA SARRADOĞLU, VOLKAN ATEŞ’E SORUYOR
Avukat Esma Sarradoğlu: Volkan Bey, şunu sormak istiyorum: Samet İncik, İsmet Kural ve Emre Göksal'ı tanıyor musunuz?
Volkan Ateş: Hayır.
FATİH KELEŞ MÜDAFİ NERGİS İNCE SORUYOR
Nergis İnce: Volkan Bey, ifade verdiğiniz gün bazı veriler sunmuşsunuz eklerde. Bunlardan bir tanesi kantar girişinde güvenlik kamerası olduğunu söylemişsiniz. Oradan fotoğraflar, çıkışında fotoğraflar ve bir liste, döküm yapan firmaların listesini sunmuşsunuz. Ben bu listeyi incelediğimde aralarında Sultangazi Belediyesi gibi, Eyüpsultan Belediyesi gibi bunların fen işleri müdürlükleri gibi çeşitli kamu kurumlarının da olduğunu gördüm. Kamu kurumları buraya gelip kamyonlarıyla içeride döküm yapar mıydı? Bunlardan fiş kesilir miydi, bedel alınır mıydı? Bu süreç nasıl işliyor bize bilgi verebilir misiniz?
Volkan Ateş: Bunlar geri dönüşüm bedelsiz mal kabulü yapılır. Sadece resmi plakalı araçlara giriş izni verilir.
YENER TORUNLER, YAĞMUR CANSU YEŞİLYURT’A SORUYOR – 6 MAYIS 2026
Yener Torunler: Yağmur Hanım, şirkette son bir yıl içerisinde yeni bir yapılanmaya gidildi. Bu yapılanma içerisinde beyaz yakalıların statü ve ücret artışı da yapıldı; bu kapsama ben alındım mı alınmadım mı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Sizin alınmadığınızı biliyorum.
Yener Torunler: Teşekkür ederim. Bir de İsmet Duran ile ben aynı işi yapar mıydım?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bildiğim kadarıyla kendisi Murat Gülibrahimoğlu'nun korumasıydı. Dolayısıyla aynı işi yapmıyordunuz; siz idari işler müdürüydünüz.
FATİH KELEŞ SORUYOR
Fatih Keleş: Cebeci maden bölgesi projesi Türkiye'de ilk ve tek maden bölgesi. Bu proje İstanbul Büyükşehir Belediyesi ya da İSFALT projesi midir yoksa devlet projesi midir?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Başta da belirttim aslında, hükümetin projesi. Zaten bununla yetkili kanunla, Maden Kanunu'yla belirlenmiş Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü. Bunun tabii ki o kurumun da bağlı olduğu bir üst kurum Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. Yani aslında onlar üretmezse İBB tek başına böyle bir proje yapabilecek bir faaliyet konusuna sahip değil.
Fatih Keleş: Yani bir devlet projesidir.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Tabii.
VOLKAN ATEŞ MÜDAFİ AVUKAT OĞUZCAN BAHAR SORUYOR
Bahar: Yalnız öncelikle gerçekten çok içten bir şekilde, teşekkür ediyoruz bir hukukçu olarak. Özellikle çok akıcı bir şekilde bizi aydınlattınız, hazirunu da aydınlattınız, heyeti de aydınlattınız. Çok sağ olun. Kendi müvekkilim açısından birkaç sorum var. Volkan Ateş'le mesai arkadaşısınız, kendisiyle bir ast-üst ilişkiniz var mıydı?
Yeşilyurt: Yok.
Bahar: Örgüte üye olduğunuz söyleniyor. Bir örgüte üye misiniz?
Yeşilyurt: Şu ana kadarki ifadelerimde de açıkladım, bir örgütten bahsedemem. Öyle bir şey yok. Ben bir şirkette çalışan personelim.
Bahar: Fudaş firması var, yine Murat Gülibrahimoğlu'nun sahibi olduğu. Bu şirket ne iş yapar ve Volkan Ateş burada 2024'ün Mayıs ayından sonra hissenin tamamını satın almış görünüyor kağıt üzerinde. Bu konuyla ilgili bilginiz var mıdır? Orada hani üst düzey görev aldığınız için soruyorum.
Yeşilyurt: Hisse devriyle alakalı yorum yapamam ama Fudaş şirketi sahadaki personelin ve ofis personelinin yemek ihtiyacını karşılamak için kurulan bir firmaydı. Bizim şantiyelerde yerli personel de kalıyor. Yaklaşık 500-600 öğün yemek çıkması gerekiyor. Bununla ilgili yemek tedariki sağlanıyordu.
Bahar: Yani naylon fatura düzenlediğiniz veya böyle bir şey olduğundan tanık oldunuz mu?
Yeşilyurt: Fatura konusunda hiçbir yorum yapamam, ben teknik bir personelim. Vekaletim de yok.
Bahar: Peki. Bu firmanın kapatıldığı ya da kapatılması konusunda bir karar alınmış, bilginiz var mı?
Yeşilyurt: Şöyle, yemeği artık o firmadan değil, Kuzey Servis adında farklı bir firmadan alıyorduk. Yani o zaman Fudaş'ın herhangi bir faaliyeti kalmamış olması lazım.
Bahar: Fudaş faaliyetini bitirdikten ve Kuzey Servis'ten yemek hizmeti almaya başladıktan sonra kayyuma devredildi şirket. Kayyuma devredildikten sonra da bu şirketten yemek hizmeti almaya devam ettiniz mi? Kayyum heyeti...
Yeşilyurt: Fudaş'tan mı?
Bahar: Hayır, Kuzey Servis'ten.
Yeşilyurt: Tabii ki, devam ettik.
Bahar: Peki. Bir de sizin ve şirkette çalışan bazı personelin, Murat Gülibrahimoğlu hakkında arama kararı çıkarıldıktan sonra şirketin genel merkezinin, işte şoför odasının olduğu yerde kendisiyle telefonla görüştüğünüz ve talimat aldığınız yönünde bir-iki tane şüpheli, daha doğrusu sanık, aynı zamanda itirafçı -pardon- itirafçıların beyanları var. Siz ya da Volkan Ateş de böyle bir talimat aldınız mı? Ya da Volkan Ateş'in de böyle bir görüşme yaptığını duydunuz mu?
Yeşilyurt: Yok, yani güvenlik kulübesi önünde konuştuğumuz söyleniyor ama neden böyle bir şey yapalım? Şirkette kayyum heyeti bulunurken bu anlamsız bir hareket olur. Ve neyin talimatını alacağız biz? Şirket kayyuma devredilmiş, kayyum işleyişine devam ediyor. Bana ne gibi talimat verebilir? O da garip bir soru.
Bahar: Peki teşekkür ederim. Bu arada bir bilgi efendim; biz hafta başından beri işte faaliyetin devam ettiğini iddia ediyorduk. Faaliyet dün ya da bugün itibarıyla durmuş. Yani dökümü durdurmuş kayyum. Herhalde burada konuştuklarımız bir şekilde kulağına gitti. Şu anda kayyum heyeti döküm faaliyetini durdurmuş. Bu bilgiyi vereyim. Bir de efendim, sayın savcıma bir şeyim var. Yani iki tane soru sordu sahadaki kantarlarla ilgili soru. Ben bu sorunun cevabının muhatabının müvekkilim Volkan Ateş olmasına rağmen kendisine sorulmadı. Yine zaman almamak adına size dosyada görselle gösterecektim ama çok uzun zaman almamak adına dile getirmedim. Onu yazılı olarak sunacağız. Sayın savcı makamı ya da heyetinizin de ilgili firmadan kantar dökümlerini, kayıtlarını istendiğinde günlük, plaka hatta her kamyonda hangi cins ürünün ya da hangi fiyattan geldiği belli olarak döküm şeyi var. Ortalamaların da ne olduğu belli. İsterseniz hala ekranda varsa bir örnek olarak da açtırabiliriz merakı gidermek adına. Yani ekranda varsa hızlı bir şekilde dökebiliriz, Excel tablo olarak dosyalarda da mevcut. Yani ortalamanın ne olduğu belli. Bu anlamda eğer sayın savcı şey yaparsa müvekkilim huzurda, o soruları kendisine yöneltip doğru cevapları alabilirsiniz.
ADEM BAŞER MÜDAFİ AVUKAT OZAN ADAR BALSAK SORUYOR
Av. Ozan Adar Balsak: Savunmamda söylemiştim. Belki Savcı Bey'in ilgisini çeker, döküm hala devam ediyor. Galiba çekmiş, eğer yanlış duymadıysam. Sorum şudur size: Müdafinizin dosyaya sunduğu dilekçeden öğrendiğim kadarıyla; siz de müvekkilim Adem Başer gibi, yanlış hatırlamıyorsam ayın 9'unda ya da Eylül'ün 10'unda savcılık tarafından kalem aracılığıyla ifadeye çağrılıyorsunuz. Fakat 13 Eylül tarihinde evinize yapılan şafak operasyonu neticesinde yakalanıyorsunuz ve gözaltına alınıyorsunuz. Tıpkı müvekkilim Adem Başer gibi. Yine müdafinizin dosyaya sunduğu dilekçeden öğrendiğim kadarıyla; siz nezarette bulunurken yanınıza Selcen Akar isimli bir avukat geliyor ve size imzalatmak istediği avukatlık sözleşmesinde, etkin pişmanlıkçı olacağınıza ilişkin bir taahhüt —böyle adlandırmak doğru mudur bilmiyorum ama— bir taahhütte bulunuyor. Müdafiinizin aktardığına göre siz bunun üstünü çizerek sözleşmeyi imzalamıyorsunuz ve bundan 2 gün sonra, Selcan Akar yanınızdayken Savcı Bey'e ifade veriyorsunuz. Aynı gün, aynı saatlerde müvekkilim Adem Başer de ifade veriyor. Tabii Selcan Akar sizin yanınızda ifadeye iştirak etmiş olduğu için müvekkilimin yanına katılamıyor ama Hakan Karataş isminde kendisinin ofisinde çalışan bir müdaafi müvekkilime yardımcı oluyor, eğer olduysa. Bu konuyu biraz detaylandırmanızı talep ediyorum sizden.
Yeşilyurt: Daha önce Semih Bilgin, savunmasını Selcen Akar’la yaptığı için biz önce onunla anlaştık. Bizim de çok fazla bir avukat çevremiz yok açıkçası. Biraz destekle onu bulduk. Daha sonra kendisiyle konuşmaya gittik. Belli konularda, başta zaten bize direkt 'etkin pişmanlık hükümleri kapsamında' deyince ben de 'etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ne demek?' dedim; vurguyu yanlış anlayıp bana etkin pişmanlık hükümlerinin ne olduğunu anlatmaya başladı. Dedim benim 'Etkin pişmanlık hükümleri kapsamına girebilecek bir ifadem yok' dedim. Bunu bu yüzden söyledim. Ertesi gün biz anladık tabii. Kendisi akşam saat 22.00 civarı geldi, bana el yazısıyla bir sözleşme getirmiş. Tutuklandığımız için, gözaltı için biraz fiyat yükselmiş. Akabinde de işte etkin pişmanlık kapsamında yazıyordu yine yazıda.
Yani dedim bunu size daha önce de beyan etmiştim. Sabah 07.00'den tutuklu olarak emniyetteyim, ailemle hiçbir şekilde görüşemiyorum. Benim bu hükümler kapsamına girebilecek bir bilgim olsa ben zaten kendim söylerdim. 'Böyle bir durumum yok' dedim, üstünü çizdim. Normal ifade yazdım. Oradan savunduktan sonra, ailemden öğrendiğim kadarıyla onlara da bilgisayar üzerinden bir sözleşme götürmüş, aynı ibare yazıyor. Orada da 'etkin pişmanlık' yazıyor. Ailem de demiş ki: 'Yağmur böyle bir şey imzalamaz.' O da demiş ki: 'Evet imzalamadı, üstünü çizdi.' Oradan ayrıldıktan sonra biz yine devam ettik tabii kendisiyle.
Bir hafta ya da 14 gün sonra ben tutuklandım. Ben tutuklandıktan 15 gün sonra personel, tutuklandıktan 1 ay sonra ailemin zoruyla bir itiraz dilekçesi verdirmeye çalıştım. Zorla verdirttik. Daha sonra ailem kendisinden itiraz dilekçesinin görüntüsünü istemiş. Zorla onu da aldık. Orada yine 'etkin pişmanlık kapsamında' yazıyor. Bu sebeple kendisini azletmek durumunda kaldım.
Av. Ozan Adar Balsak: Bir sorum daha olacak. Az önce Semih Bilgin'in aleyhinize söylediği hususun doğru olmadığını, yani güvenlik kulübesinin yanında Murat Gülibrahimoğlu'na şiddet işleyişiyle ilgili bilgi aktarmadığınızı söylediniz. Bu iddia ilk olarak Semih Bilgin'in 9 Eylül tarihli ifadesinde dile getiriliyor. Hatta ben bunu fark ettikten sonra; 'Acaba Adem Bey'in çağrıldığı tarih beklenmeksizin evinden yakalanmış olmasının sebebi bu ifade midir?' diye düşündüm. Çünkü aynı tarihte siz serbest bırakılıyorsunuz ama Adem Başer tutuklamaya sevk ediliyor ve tutuklanmasında bu ifade esas alınıyor; 'örgüt yöneticisiyle hâlâ görüşüyor' diye.
Siz Selcan Akar'la ifadeye katıldığınızda, Semih Bilgin'in bu yönde sizin aleyhinize —gerçi ne kadar aleyhe tartışılır ama örgüt gölgesi altında her şey çok aleyhte, dosyada her şey çok abartıldığı için— aleyhinize böyle bir ifade verdiğini biliyor muydunuz? 13 Eylül 2025 tarihi itibarıyla?
Yeşilyurt: Yok, o gün bilmiyordum. Hatta aksine savcı bey bana sordu görüştün mü diye, ben sadece şirket personelleri tutuklanırken bu şoförler ile ilgili bir konu vardı BDDK'da ismi geçen personeller bunlar; para transferleriyle ve Murat Gülibrahimoğlu’nun şahsi hesaplarından çekilen paralarla alakalıydı. 'Savcılığa çağrıldı' diyor. Zaten benim yanıma geldi. Bizim yanımızda, ofiste; ofis de kalabalık bir ofis. Hayırlı olsun ziyareti olduğu için hep beraber odalara geçiyorduk. O odaya geldi, çağrıldığını söyledi. Dedi ki: 'BDDK’nın muhtemelen para transferleriyle ilgili sana soru soracak. Bunların hesabını, dökümünü çıkar. Savcılığa doğru düzgün bilgi ver, eksiksiz bilgi ver.' 3 tane işlem hatırladı. Öyle olunca Murat Gülibrahimoğlu’nu ben bizzat aramak durumunda kaldım. Ondan şahsi hesap ekstresini istedim ki onun dışında herhangi bir görüşmemiz zaten olmamıştı.
Av. Ozan Adar Balsak: Semih Bilgin'in 9 Eylül tarihinde verdiği ifadede yanında Selcan Akar'ın bulunduğunu biliyor muydunuz?
Yeşilyurt: Hayır, o zamanlar kiminle gittiğini bilmiyordum.
İBRAHİM BÜLBÜLLÜ MÜDAFİ AVUKAT SAADET KURŞUN SORUYOR
Saadet Kurşun: Öncelikle geçmiş olsun Yağmur Hanım. Güney Cebeci Madencilik A.Ş. burada şirketleri ve işi Bakanlık ve Valilik yönetiyor dediniz burada Fatih Keleş ve İbrahim Bülbüllü'nün yönetim kuruluna girişi Bakanlık kararıyla mı oldu, bu konuda bir bilginiz var mı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bu konuda bir bilgim yok.
MURAT GÜLİBRAHİMOĞLU VEKİLİ AV. ABDULLAH KAYA, YAĞMUR CANSU YEŞİLYURT'A SORUYOR
Av. Abdullah Kaya: Biraz önce savunma dahilinde bölgeye ve yapılan çalışmalara ilişkin doğal süreci en detay bilgileri ve belgelere dayalı olarak anlattınız. Öncelikle teşekkür ederiz. Aslında soracağım çok soruya cevap da verdiniz ama sadece üstünden geçilmesi ve teyit edilmesi ve zabıtlara geçilmesi açısından birkaç soru daha yönelteceğim. Öncelikle birinci sorum; harita mühendisi ve bölgeyi bilen bir şirket çalışanı olarak 2018'de maden bölgesi ilan edilen ve MAPEG tarafından rehabilite projesi uygulanmaya başlanılan Cebeci bölgesinin yönetimi kimin tarafından yürütülmekteydi? Ve bölgede sahanın kontrolü hangi kurumda? Orayı tekrar bir anlatabilir misiniz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Tabii ki. Dediğim gibi 2018 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın projesi. Burası maden bölgesi olduğu için Maden Kanunu’nda yetkili olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) yönetiminde. Aynı zamanda sırf maden bölgesi olduğu için çıkarılan bir yönetmelik var; bu yönetmelikte de buradaki kontrol, yönetim süreci valilikte, yani İstanbul Valiliği’nde. Bu yönetmelik içerisinde de yetkili olan sorumluların hepsi bizzat yazıyor. Bunun dışında yine ilçe belediyesi olduğu için Sultangazi Belediyesi de takipte. Diğer kurumlar, dediğim gibi, hani yetkisi olmasa dahi denetleme yetkisi bütün kurumlarda olduğu için bütün kurumlar da bu sahada.
Av. Abdullah Kaya: Bölgenin yönetimi ve projenin uygulanması sürecinde başından itibaren hangi kurumlarla toplantı yapıldı? Bu toplantılar ne sıklıkla ve kimler katılırdı? Bu konuda bildiklerinizi anlatabilir misiniz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani bizzat şu kadar toplantı yapıldı diye bir hesap kitap yapmadım tabii ki ama periyodik olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Valiliği, Sultangazi Belediyesi, Sultangazi Kaymakamlığı... Onun dışında proje koordinatörü zaten var projenin sahibi.
Av. Abdullah Kaya: Yani bu projeler yılda bir defa mı yapılıyordu yoksa belli bir periyotlar halinde mi yapılıyordu toplantılar?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Toplantılar yılda birkaç defa yapılıyordu.
Av. Abdullah Kaya: Bunlar toplantı tutanaklarına bağlanıyor muydu peki?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Valilikle yapılanlar ekstra bizim, benim katıldıklarımda bir toplantı tutanağına bağlanmadı ama Cebeci Maden Bölgesi Komisyon Tutanakları zaten bir defter tutuluyor, orada yazılıyor. Her ay düzenli bir şekilde tutuluyor, onlar da valilikte duruyor. Hatta Başkanım az önce sundu.
Av. Abdullah Kaya: Bu toplantılarda MAPEG’i temsilen birileri bulunuyor muydu?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Tabii, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden de bulunuyordu, ARGE Daire Başkanı da bulunuyordu. Yine aynı ekipten, üst yönetimden geliniyordu yani.
Av. Abdullah Kaya: Peki, Güney Cebeci Maden isimli şirket yönetimine İBB’den, İstanbul Valiliği’nden ve kaymakamlıktan birer yönetici atanması ya da yer almasını Murat Gülibrahimoğlu mu karar verdi, yoksa bu bakanlığın bir talebi miydi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yönetmelikle bunu valilik atıyor. Yönetmelikle o Cebeci Maden Bölgesi ile, maden bölgeleri ile ilgili yönetmelikte bunun valilik tarafından atanacağı yazıyor.
Av. Abdullah Kaya: Yani Murat Gülibrahimoğlu’nun böyle bir yetkisi yok.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yok, onun böyle bir yetkisi yok. Hayır.
Av. Abdullah Kaya: Teşekkürler. Şimdi teknik bir soru. İddianamede biraz önce Fatih Bey de sordu kısmen, ben iddianameden alıntı yaparak soracağım. Özellikle yöneticiliğini Murat Gülibrahimoğlu’nun yaptığı ve siz gibi 12-13 şirket çalışanının da bu örgütsel yapıya üye olduğu iddiasıyla bu bölgede, Türkiye Cumhuriyeti hafızasında, kayıtlarında, resmi kayıtlarında sayı ve tarih numaralarıyla kayıtlı olan ve belirlenen bölgede yapılan rehabilitasyon çalışmalarında yaklaşık 250 metre, 100 metre olan çukurlar oluşturulduğu ve bunların artık maden rezervi olmadığı ve rehabilite olması gerektiğine ilişkin bütün MAPEG kayıtlarında bulunan bir rapor... Biraz önce Fatih Hanım’dan bahsettiniz, onun vermiş olduğu sahada yapmış olduğu çalışmalar ve raporlara atıf yapılarak bu alanların doldurulması gerektiği belirtilmiş. Ancak bu doldurulan alanlarda maden rezervi olduğu ve 80 milyar gibi bir zarara uğratıldığı kamunun iddia edilmekte. Öncelikli olarak bu maden rezervi konusunun anlaşılması adına soruyorum; taş mıdır?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Evet, Cebeci maden bölgesi için taştır.
Av. Abdullah Kaya: Peki, bu taş üstüne doldurulurken, toprak doldurulurken imhasına yönelik herhangi bir kimyevi madde dökülüyor muydu? Bu konuda bir bilginiz var mı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ben dediğim gibi döküm konusuyla çok ilgili değilim ama öyle bir malzeme dökülse zaten fark edilir. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü sürekli denetimde. Yani böyle bir şeye onlar müsaade etmez.
Av. Abdullah Kaya: O zaman biraz önce Fatih Bey’in dediği gibi bu maden, yani taş olduğu belirtilen maden hâlâ daha toprağın altında.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Varsa altındadır.
Av. Abdullah Kaya: Varsa... Biz var kabul ediyoruz iddianamede, o nedenle bu şekilde soruyorum. Peki, bu toprağın altında gömülen ya da üstüne dolgu yapılan maden her zaman çıkartılabilir o zaman?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Tabii ki çıkarılabilir yani, imkanlar elverdiği takdirde...
Av. Abdullah Kaya: Peki, çıkarılabilir bir kamu zararından ya da bir maden rezervinin yok olduğundan bahsedebilir miyiz teknik bilginize dayalı olarak?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yok. İstendiği takdirde her türlü o maden çıkartılır.
Av. Abdullah Kaya: Peki, bu maden çıkartılan taştan işlenmiş ya da ham olarak devlet hakkı oranları kaç olduğunu biliyor musunuz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani değişmediyse %4 gibi bir rakam hatırlıyorum ama maden bölgelerinde ekstra %1,5 da valilik payı var diye biliyorum.
Av. Abdullah Kaya: Yani Maden Kanunu’na göre şöyle ben bir baktım; ham taş çıkarttığınızda %2 devlet hakkı ödüyorsunuz. Bunu işlediğinizde 2024 yılına kadar %4, 2025 yılında çıkartılan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile %5’e çıkartılmış. O zaman 80 milyarlık bir rezervin var olduğu iddiası doğru ise burada kamunun uğrayacağı zarar 80 milyar TL midir; yoksa bunun şirket, herhangi bir şirket tarafından işlenmesi halinde, ham satışı halinde devletin alacağı para 1 milyar 600 milyon mudur?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Devlet hakkı oranında tabii ki o.
Av. Abdullah Kaya: Başka bir hak devlet alabiliyor mu buradan?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani devlet hakkı dışında yok. Ruhsat bedeli alıyor her yıl yenilenen...
Av. Abdullah Kaya: Yani devlet hakkı olarak burada o zaman bu 80 milyarlık rezervin var olduğu kabul edilse dahi sadece uğradığı iddia edilebilecek olan rakam 1,6 milyar o zaman?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Tabii ki, o hesaplama doğru ise doğrudur. Bölgesel esaslı...
Avukat Abdullah Kaya: Şimdi sayın meslektaşım, bağlı bulunduğu kurumdan bihaber galiba. Ben 27.04.2021 tarih, 1145079 sayılı yazıyı kendisine tavsiye ederim. Kurumdan bulursanız, 2021 yılında bağlı bulunduğunuz, vekili bulunduğunuz kurumun onay yazısı var. Onay yazısının ekinde de ilgililer İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSFALT...
Heyet Başkanı: Avukat Bey, sorular Yağmur Hanım'a geldi. Yağmur Hanım müdafiler beyanda bulunurken o konuda da anladığım kadarıyla cevap verirler. Yani siz şimdi Murat Gülibrahimoğlu müdafii olarak niye cevap veriyorsunuz ki buradan?
Avukat Abdullah Kaya: Sayın Başkan, soru yanlış yöneltiliyor. Soru yanlış yöneltiliyor, kaçak döküm diye iddiada bulunuluyor. Bu bir iddia. Ben de sayın meslektaşın bağlı bulunduğu kurumun 2021 yılında bölgeye ilişkin verdiği yazıyı, onay yazısını hem kendisine hem de sayın mahkemenize arz ediyorum, kayıtlara geçsin.
Heyet Başkanı: Neden şimdi hep böyle? Savcı Bey soru sorarken... Bak şimdi, kurum müdahalesi soru sorarken bütün salon geriliyor yani. Niye geriliyorsunuz? Bakın, siz burada soru sorarken biz hiç gerilmiyoruz, dinliyoruz yani. Şimdi herkesi dinliyoruz. Burada kimin sorusuna müdahale ettik? Şimdi bakın, soruya cevap diye bir unsur verdik mi bugüne kadar? İzin verdik mi o şekilde?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Başkanım, ben zaten o yazıyı sunmuşum; 27.04.2021 tarihli yazıyı dolgu-döküm alanı hakkında, İBB'ye İstanbul Valiliği...
Heyet Başkanı: Onun cevabını verirsiniz o zaman. Yani cevap verirsiniz biter. Niye bu kadar hani her taraftan şey yapılıyor? Avukat Bey, bu şekilde yapmayalım. Bakın, siz soru sorarken size kimse müdahale etmedi. Siz burada sorduğunuz sorularla ilgili kimseye müdahale yapmayın. Sonuçta (sesler anlaşılmıyor.) Efendim sizin sorunuzda da zaten birçok yorum dinliyoruz zaten. Biz keyif alacağız, biz keyif alacağız. Evet, var mı başka soru? Avukat bey, "soru soracağım" demiştiniz ama.
YENER TORUNLER MÜDAFİ ESMA SARRAFOĞLU VE MUSTAFA KELEŞ MÜDAFİ SADIK ÖMER CENNETOĞLU
Esma Sarrafoğlu: Yener Torunler Müdafii Esma Sarrafoğlu. Yağmur Hanım, Cebeci maden sahasında toplantılara katıldığınızı söylediniz, Yener Bey de bu toplantılara katılır mıydı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yok, katılmazdı.
Esma Sarrafoğlu: Teşekkür ederim.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Sayın Mustafa Keleş müdafii Avukat Sadık Ömer Cennetoğlu, Yağmur Cansu Hanım geçmiş olsun öncelikle. Sayın savcı da sordu, Mustafa Keleş’i tanıyor musunuz diye tekrar soru sormayacağım, tanıdığınız varsayımıyla yola çıkıyorum. Avukatınızın 30 Mart 2026 tarihli göndermiş olduğu dilekçede yer alan ifadeye göre, Güneş A.Ş.’de Genel Müdür olduktan sonra sahada satın alma işleminin daha düzenli olması ve sürekli takip edilebilmesi için sahada sürekli duracak bir satın alma personeli alınmasının yararlı olacağının iletildiği, Genel Müdür Yardımcısı arkadaşla beraber ilan yoluyla bir satın alma personeli bulduklarını ve Güney Cebeci maden bölgesinde daimi olarak atamasının yapıldığını, bu sebeple Mustafa Keleş’in satın alma işi çok talep etmediğini ifade etmiş olmanıza karşın bu savcılık, savcılığın bu beyanı tutanağa geçirmediği belirtilmiş. Bu, bu konuya açıklık getirir misiniz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani neyi açıklayayım? Savcı tarafına geçirilmemiş beyan...
Sadık Ömer Cennetoğlu: Yani şunu öğrenmeye çalışıyorum: Mustafa Keleş bu bölgede alım satımlarla mı uğraşırdı yoksa başka bir görevi mi vardı? Onu öğrenmek istiyorum.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ya madencilik kapsamında daha yetkili birini ve sahada sürekli bulunacak birini bulmak için böyle bir yola girdik. O şekilde de bu ataması yapıldı şirket tarafından. Yani neden böyle bir kayda geçirilmedi bilmiyorum, zaten her dediğimiz kayda geçirilmiyor ama...
Sadık Ömer Cennetoğlu: Peki, bu Mustafa Keleş’in şirkette ne tür alımlar yaptığını biliyor musunuz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Söylediğim gibi ben çok fazla kendisiyle çalışmadığım için ne gibi alımlar yaptığı konusunda bir bilgim yok maalesef.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Bu alımlarda arsa, gayrimenkul vesaire gibi inşaat aletleri vesaire inşaat işleri var mıydı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bildiğim dahilinde değil ama muhasebe finans ekibine sorarsanız daha detaylı size bilgi verebilirler.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Peki, birkaç sorum daha olacak. Mustafa Keleş’le aynı ofiste çalıştığınızı söylediniz. Mustafa Keleş hep ofiste mi çalışırdı yoksa uzaktan çalışma modeli şirketinizde geçerli miydi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Sürekli aynı ofiste bulunmadığımı belirttim, çok az karşılaştığımı da söyledim. Nasıl çalıştığına ilişkin bir bilgim de yok.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Peki. Mustafa Keleş’in şirkette veya maden bölgesinde herhangi bir imza yetkisi var mıydı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bildiğim kadarıyla yok.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Fatura kesme yetkisi var mıydı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bildiğim kadarıyla yok.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Peki, son olarak o zaman şunu da sormak istiyorum: Murat Gülibrahimoğlu şirket merkezinin bulunduğu Etiler’de, Etiler’deki binanın yakınında bazı gayrimenkuller, daireler aldığı konuşuluyor. Bu konuda bir bilgi sahibi misiniz? Bu daireler neden alınır ve ne amaçla toplanır?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Şirkete alınan iki yer var bildiğim kadarıyla. Bir şirket hemen yanındaki bitişik bina, bir de onun yanındaki binadan bir giriş kat dairesi.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Peki bunlar şirket adına vesaire alındığı...
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Şirket adına alındı, evet.
Sadık Ömer Cennetoğlu: Bunların amacı neydi peki?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ya onu bilemem ama topluyorduk yani, öyle bir satış ilanı varsa alıyoruz.
FATİH KELEŞ- MUSTAFA KELEŞ MÜDAFİ AVUKAT NERGİS İNCE
Nergis İnce: Yağmur Hanım, uzun yıllardır çalıştığınız için ve teknik bilgiye haiz olduğunuz için sormak istiyorum. Bir de pek çok MAPEG yazısı hakkında bilgi verdiniz. Şimdi iddianamenin ilk bölümünde, 59. eylemin ilk bölümünde Murat Gülibrahimoğlu tarafından satın alınan bazı ruhsatlar, şirketlerden bahisi var. Bunu da savcılık tekelleşme olarak yorumlamış. Şimdi mevzuattan baktığımızda bu ruhsatların satın alımında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının onayı gerekir mi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Tabii gerekir. Yani şöyle; maden ruhsatlarında %10'dan fazla hisse devri varsa Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne bildirmek ve onay almak zorundasınız çünkü bunlar kimlik doğrulamasına gidiyor. Bu maden ruhsatlarında bazı şeylere haiz olmanız gerekiyor maden ruhsatına sahip olabilmek açısından.
Avukat Nergis İnce: Yalınlaşması açısından şöyle söyleyeyim; Murat Gülibrahimoğlu bu satın almaları yaparken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı onay verdi mi bu satın alma işlemlerine?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani yaparken bir onay alınıyor mu bilmiyorum ama normal hisse devirleri oluyor. Hisse devirleri bittikten sonra Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü...
Avukat Nergis İnce: Onu kastediyorum. Hisse devri bittikten sonra onay verildi mi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Evet verildi.
Avukat Nergis İnce: İkinci sorum şu; yine iddianamede şöyle bir tespitte bulunmuş savcılık: Örgüt yöneticisi ve üyelerinin rehabilitasyon alanı tabirini kullanmaktaki maksadının söz konusu alanda yapılan kaçak döküm faaliyetlerini meşru göstermek ve suçlamalardan kaçmak içindir diyor. 2018 senesinde burada yapılan işte o dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın da yaptığı açıklamalarda ve bu süreçte siz hiç Cebeci maden ocakları rehabilitasyon projesi tanımını Bakanlık toplantılarında ya da projenin tanıtımlarında duydunuz mu?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Az önce gösterdiğim yazılarda zaten mevcuttu; rehabilitasyon amaçlı, denetim tutanaklarında da bizzat yazıyor rehabilitasyon amaçlı diye geçiyor.
Avukat Nergis İnce: Yani kurumun kendi tabiridir projenin tanımı.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Aynı zamanda Cebeci Maden Bölgesi proje raporunda da rehabilite edilecek alan olarak geçiyordu. Ben bunu kayyum ekibine de gösterdim, başta inanmadılar böyle bir yazı yok dediler. Ben raporda direkt yerini gösterdikten sonra inandıklarını da düşünüyorum.
Avukat Nergis İnce: TEİAŞ'ın talebi üzerine Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün yazısını yansıttınız. Doğrudur değil mi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Değildir, ben onu Başkana ek olarak verdim. Benim gösterdiğim yazı Kayyum'un da aynı faaliyetlere devam edebilmesi açısından Kayyum'un Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nden bir izin yazısı talep etmesi ve bunun üzerine Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün Kayyum'a verdiği yazı.
Avukat Nergis İnce: Yani 2025 senesinde olan...
Yağmur Cansu Yeşilyurt: 25, 7. ayın 11'i.
Avukat Nergis İnce: Öncesinde bunu şöyle yorumlayabilir miyiz; TEİAŞ'ın talebini değerlendirmiş Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve TEİAŞ'ın bu talebinin üzerine orada bulunan trafolar ve plan yerlerinin altında çukurların doldurulması, heyelan riskinin azaltılması için bir dolgu kararı verilmiş diyebilir miyiz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Evet, o yazılar ona istinaden.
Avukat Nergis İnce: O yazıya istinaden verilen bir yazı. Bunu sormamın sebebi şu; 59. eylemin ekleri arasında MAPEG'in vermiş olduğu bu izin yazısı yok. Bunun anlaşılır tarafınca anlaşılması için sormak istedim. Siz 2025'i de gösterdiniz ama...
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ben faaliyetlere devam edilmesinin nasıl bir mantıkla devam ettiğini göstermek açısından o yazıyı gösterdim.
Avukat Nergis İnce: Cebeci maden bölgesi içerisinde ilk çalışmalar yapılırken içerisinde birtakım, Adem Başer'in de ifadesinde geçti, başka kişilerin ifadesinde de geçti; bazı gecekonduların olduğu ve bu gecekonduların kaldırılması amacıyla Murat Gülibrahimoğlu tarafından çeşitli ödemelerin yapıldığı beyan edildi. Bu konu hakkında bir bilginiz var mıdır?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Konuyla ilgili olarak Sultangazi Belediyesi burada köyde olan ruhsatsız kaçak yapılarla ilgili bu kaçak yapılara belli bir elektrik, su, doğalgaz gibi altyapı hizmetleri getirmiş ve numarataj vermiş. Bu sebeple buradaki insanlar hak talep ediyor. Bununla ilgili olarak da buradan çıkmamayı tercih ediyorlar ama belediye de buradan kaldırılması taraftarı çünkü belli bir maden bölgesinin içerisinde ve bu yapılar çok risk taşıyor. Bu sebeple Sultangazi Belediyesi Murat Gülibrahimoğlu'ndan buranın kaldırılmasına ilişkin yani buradaki kaldırma süreçlerine destek olmasına ilişkin beyanları vardı. Bununla ilgili de bu yapılar kaldırıldı, her kaldırılan eve de belli paralar verildi ve bu paralar da Sultangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Birinci gözetiminde ödendi, imzalı tutanakları mevcut. Dosyada da mevcuttur.
Avukat Nergis İnce: Bununla ilgili Sultangazi Belediyesi haberdardı yani.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Tabii ki zaten yerinde yok belediye başkan yardımcısının imzalı tutanakları var.
Avukat Nergis İnce: Bir sorum daha. Kayyum'un atadığı idari işler müdürü Avni Bey, tanıdığı iki iyi avukat olduğundan bahsetmesi üzerine Avukat Sercan Akar'ın ismi burada geçen tanıdığı bir avukat, Avukat Selcen Akar mıdır?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Evet.
Av. Nergis İnce: Son soru, biraz da yorduk sizi tekrar. Bu kurumlar arasında olan koordinasyon toplantılarına katıldığınızdan bahsettiniz. Valilik’in olduğu, çalıştığınız şirketle birlikte siz de davet edildikten sonra ben de katıldım dediniz. Şimdi bu toplantılarda burada yapılan çalışmalarla ilgili ilgili kurumlar, Bakanlık ve Valilik teşekkürlerini ve takdirlerini mi sizlere iletti? Çalışmalardan memnunlar mıydı? Yoksa burada tehlikeli işler oluyor gibi görünüyor, bizim rızamız olmayan işler oluyor, izinsiz işler oluyor, bunları bir düzeltin diye uyarılarda mı bulunuyorlardı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bana değil ama tabii ki Murat Gülibrahimoğlu’na takdirler, teşekkürler iletiliyordu.
Av. Nergis İnce: Kendisi plaket alıyor muydu?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yok, plaket görmedim.
EKREM İMAMOĞLU VE MEHMET PEHLİVAN MÜDAFİ AV. HASAN FEHMİ DEMİR TALEPTE BULUNUYOR
Sayın başkanlar, soru sormayacağım genel itibarıyla. Konunun açıklık kazanması bakımından acilen celbi gerektiğini düşündüğüm birkaç evrak var. Onu bir talep olarak şimdi size avukatlara başlamadan söylemek istedim. Zira çok sayıda insan bu eylem dolayısıyla tutuklu. Bu belgeler geldiğinde özünde hem Yağmur Hanım'ın beyanlarının hem ondan önce ve sonraki konuyla ilgili olan kişilerin beyanlarının açıklık kazanması, teyit edilmesi, iddianamedeki iddiaların da doğruluğunun test edilmesi bakımından önem arz ediyor.
Birincisi, Maden Komisyonu toplantı defteri. Böyle bir defter tutuluyor, az önce kısaca değindi Yağmur Hanım. Belki açıklayabilirler ve sanıyorum Yağmur Hanım'ın açıklamalarından benim anladığım kadarıyla İstanbul Valiliği nezdinde bu defterler saklanmakta. Bu defterlerde sayfa sayfa yapılan bütün denetimler, yapılan işlemler yer alıyor; toplantı tutanakları da keza. Çok önem arz ediyor bu bakımdan acilen celbi. Diğer taraftan, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün Cebeci bölgesine ilişkin rehabilitasyon projesi dava dosyasında yok. Bu şu bakımdan çok önem arz ediyor: Nasıl bir proje öngörmüşler ve devamında pratik olarak bu projeye uygun bir pratik sergilenmiş mi kıyaslaması bakımından çok önemli. Yine MAPEG denetim raporlarının tamamının celbini rica ediyoruz mahkemenizden. Zira bu raporlarda bütün faaliyetler aylık olarak sayılmış, tespit edilmiş ve toplamında da yıl olarak hepsi belirlenmiş.
Diğer taraftan Profesör Doktor Atiye Tuğrul'un hazırlayıp MAPEG'e sunduğu raporların tamamının celbini talep ediyoruz. Zira projenin koordinatörü olmasına rağmen, son bilirkişi raporunda tam kendisinin koordinasyonunu yaptığı ve kendi raporlarına dayalı olarak yapılan bir projenin en son verdiği raporda sakıncalarını sıralıyor. Kıyaslama bakımından önem arz ediyor. Bunun haricinde tanık dinlenilmesi talebimiz olacak. Bunu tabii ki tanık dinleme aşamasına geçince, biliyorum sonradan da dile getirebilirim ama tutuklu insanlar olduğu için ben SEGBİS'e gelsin, takdir tabii ki heyetinizindir. Şimdi Sayın İmamoğlu göreve başladığında Haziran 2019'dan sonra hemen üç ay sonra, 25 Eylül 2019'da Koordinasyon Cebeci Maden Bölgesi Koordinasyon Toplantısı yapılıyor. Yağmur Hanım saydı, önemi sebebiyle ben de tekrar edeceğim. Bunların arasında koordinasyon toplantısına katılan Profesör Doktor Şeref Kalaycı var, Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı. Ali Yerlikaya var, dönemin İstanbul Valisi. Ekrem Bey var ilk toplantıda. Cevat Genç var, MAPEG Genel Müdürü. Yavuz Erkut var, İBB Genel Sekreteri dönemin. Burak Sıralı, İSPARK Genel Müdürü. Profesör Doktor Atiye Tuğrul, az önce söylediğim gibi projenin koordinatörü.
Özünde Sayın Başkan ve değerli heyet, yine altını çizerek söylüyorum; tanık dinlemelerini sonraya bıraktınız ama çok sayıda insanın yargılandığı bu eylemden dolayı belgelerin çok acil celbedilmesi gerekiyor ama tanık da dinleyebilirseniz, bu tanıkları da dinleyebilirseniz ki bunlar hepsi devletin resmi görevli şahıslarıdır; sanıyorum burada tutuklu olarak huzurunuzda bulunan kişilerin aslında büyük bir haksızlığa uğradığı ve boş yere özgürlüklerinden yoksun kaldığı açıklıkla ortaya çıkacaktır. Teşekkür ederim.
MAPEG VEKİLİ ESMA ZORLU EKŞİ
Esma Zorlu Ekşi: Birkaç sorum olacak. Murat Gülibrahimoğlu'nun birçok kurum ve kuruluşla şahsi olarak iyi ilişkilerde bulunduğunu ifade ettiniz. Murat Gülibrahimoğlu'nun İBB ve İSFAL ile bağlantısını kim sağlardı? Şirketin buralarla ilgili bir işi olduğunda kim vasıtasıyla çözülürdü?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: İBB ve kimlerle iletişimleri kim sağlardı bunu tam bilemiyorum ama kendisine sormanız lazım.
Esma Zorlu Ekşi: Yani siz çok uzun yıllar kendisiyle mesai yaptığınız için soruyorum. Bu döküm sahasıyla ilgili İBB ile veya İSFALT'la, çünkü İFALT da yüzde 16 ortağı, bir diyalog gerektiğinde kim aracılığıyla veya kim vasıtasıyla bir diyalog sağlanırdı ve çözüme kim katkı sağlardı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yani kurum ve kuruluşlarla bizzat kendisi iletişimdeydi ama şöyle bir yanlış anlaşılma var: Biz çok uzun zamandır yanındayız diye onun birebir diyaloglarına şahit değiliz.
Esma Zorlu Ekşi: Yani şirket içerisinde İBB ile ilgili veya İSPARK ile ilgili mesele olduğunda bunun çözümüyle ilgili Murat Gülibrahimoğlu'nun yanına alabileceği ikinci bir kişi kim olurdu? Bir bilginiz var mı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bilgim yok.
Esma Zorlu Ekşi: Peki, teşekkür ediyorum. İkinci sorumu yöneltmek isterim. Kuzey ve Güney Cebeci bölgesindeki ruhsat sahibi maden şirketlerinin hisselerinin toplanması sürecinden biraz bahseder misiniz? Yani nasıl gerçekleşti bu hisselerin toplanması, şirket nasıl çoğunluğa sahip oldu?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Sahadaki diğer hissedarlar hisselerini satmak istiyordu. Çünkü zaten 2011 gibi bir resmi gazete ilanı çıkmıştı Cebeci Maden Bölgesi ilanıyla alakalı. Bu ilanda zaten o 15-16 adet maden firmasının alanları, eski ruhsatlarının sınırları, bu gibi diğer bilgileri içeren bilgiler mevcuttu. Bu kapsamda zaten bazı teknik hesaplamalarla bu firmalar Güney Cebeci ve Kuzey Cebeci'de hissedar oldular. Daha sonra bir araya gelip firmaları çalıştıramadılar, madencilik faaliyeti yapamadılar. Bu arada bu eski maden firmalarının daha önce saha üzerinde yaptığı bazı elektrik tesisi, işte makine gibi bazı yatırımları mevcuttu. Bu yatırımlar da bahse konu firmalar üzerine yükümlülük olarak atandı. Aslında Güney Cebeci ve Kuzey Cebeci borçlu doğmuş firmalardı bu sebeple. Yani ödemekle yükümlü oldukları bazı eski maden firmalarının yatırım giderleri mevcuttu. Şimdi hem ödemekle yükümlü oldukları bazı giderler var hem yıllık ruhsat bedeli adı altında bazı giderler var. Aslında Kuzey ve Güney Cebeci dediğim gibi geliri olmayan ama gideri olan firmalardı ve beraber çalışıp da maden çıkarıp da kazanç elde edemediler, edemeyen firmalardı. Bu sebeple eski maden ruhsatlarını zaten satmak istiyorlardı. Bu yüzden de Murat Gülibrahimoğlu ile gidip görüşmek istiyorlardı. Aslında buna istinaden satışları oldu.
Esma Zorlu Ekşi: Peki, Güney Cebeci Madencilik şirketinin Güney Cebeci bölgesindeki döküm ve hafriyat işleri hangi yıl itibarıyla başlamıştı?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: 2021 10. ay sanıyorum, 2021 10. ay.
Esma Zorlu Ekşi: Peki şunu sormak isterim; herhangi bir hususta MAPEG'den giden resmi "uygundur" yazısı, "uygundur" görüşü şirketinizde hangi tarih itibarıyla işleme alınır? Ben bunu şuna istinaden soruyorum, siz MAPEG'in uygundur görüşlerine ilişkin savunmalarınızı yapmanız üzerine bunu ifade etmek istiyorum. 2021 yılı itibarıyla döküm ve hafriyat işlerinin başladığını söylediniz. Fakat alınan raporlarda ve sizin de ifade ettiğiniz izin 02.02.2023 tarih itibarıyla verilmiş bir izindir. Dolayısıyla hafriyatın başladığı 2021 tarihi itibarıyla yaklaşık iki yıldır izinsiz hafriyat dökümünün yapıldığı zaten ortadadır. Yani 2021 itibarıyla yapıldığı düşünüldüğünde... Yani bu soruyu bu anlamda sordum, yani resmi uygundur yazısı geldiği tarihte ki geldiği tarih 2023 yılıdır, bu tarih itibarıyla işleme alınır ve buna göre geçerlilik kazanır. Fakat Güney Cebeci Madencilik A.Ş'nin 2021'de çoktan faaliyetlerine başladığını anlamış oluyoruz. Benim sorularım bu kadardı, çok teşekkür ediyorum.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Ufak bir bilgilendirme yapayım, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü zaten sürekli denetimlerini yapar. Yani yazıyı o tarihte vermiş olması bilmiyorum hani tarihlerine bakmadım ama açıkçası sürekli sahada ve genel denetim yapan bir firmanın uygunsuz bulmadığı bir iş için "ben uygun buldum" yazısı mı bu ekstra? Onu anlayamadım.
EKREM İMAMOĞLU VEKİLİ AVUKAT TORA PEKİN HEYETE SORUYOR
Av. Tora Pekin: Soru sormayacağım sorulara ilişkin; yani soru sorulmasına da asla bir itirazımız olmaz, gerçekleri ortaya çıkaracaksa ama... Bilmiyorum MAPEG ile ilgili heyetiniz bir katılma kararı verdi mi? Katılma talebini gördük ama katılma kararını görmedik. Zannediyoruz bize de sormadan bu konuda ne diyeceğimizi vermezsiniz diye tahmin ediyorum ama... Heyetinizin bir kararı var mı acaba katılma kararı konusunda?
Mahkeme Başkanı: Henüz bir karar vermedim
Av. Tora Pekin: Peki vermediğinize göre yani yasanın hükmü çok açık. Öncelikle bu konunun bir karara bağlanması, usuli bir eksikliğin ortadan giderilmesi anlamına gelecek. Yani bu haliyle soru kısmının yanlış olduğunu tutanağa geçirmek lazım.
AVUKAT ONUR BÜYÜKHATİPOĞLU SORUYOR
Onur Büyükhatipoğlu: Hanımefendi öncelikle geçmiş olsun. Ben de İstanbul Barosu'na mensup bir avukatım, Avukat Onur Büyükhatipoğlu. Ama burada sanık olarak bulunduğum için sanık sıfatıyla bu soruyu soruyorum size. Özellikle birçok etkin pişmanlık ifadesinde ismi geçen Avukat Sercan Akar, sizin de ifadenizde az önce ismi geçti. Sorularım ona dair olacak çünkü buna dair görgüye dayalı bir bilginiz olduğunu beyan ettiniz. Avukat Sercan Akar'ı size kim tavsiye etti, nasıl tanıştınız, nasıl irtibata geçtiniz?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bunu aslında az önce sorularda netleştirdik ama Sercan Hanım'la olan gelişmeyi biz daha önce bizim şirkette çalışan şoför Semih Bilgin'in avukatı olması vesilesiyle tanıştık. Kayyum heyetinden birinin de yönlendirmesi oldu tabii. Bizim de bir avukat çevremiz olmadığı için ondan destek aldık.
Onur Büyükhatipoğlu: Kayyum heyetinden size yönlendirme ne şekilde gerçekleşti? Kayyum heyetinden yönlendirildi dediğiniz için soruyorum.
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Şöyle, biz talep ettik zaten. Bir hukuk, avukat varsa bildiğiniz onunla iletişime geçelim diye aslında biz talep ettik.
Onur Büyükhatipoğlu: Size Sercan Hanım dışında başka bir avukat ismi önerdiler mi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yok, önermediler sadece Sercan Hanım.
Onur Büyükhatipoğlu: Peki Sercan Hanım size etkin pişmanlık hükümlerini hatırlatırken, çünkü bu konuyu konuştuk dediniz, etkin pişmanlığı size ne şekilde hatırlattı? Size bu etkin pişmanlığı anlatırken hukuki sonuçlarını, hangi suçlardan dolayı olduğunu olmadığını söyledi mi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Bu kadar detaya girmedik zaten. Hani tanımını yapmaya başladı ama ben zaten etkin pişmanlık hükümlerinin ne demek olduğunu biliyorum. Bu kapsamda verebileceğim bir ifade olmadığını söyledim.
Onur Büyükhatipoğlu: Peki tahliye konusunda Sercan Hanım'ın size yönelik herhangi bir vaadi, yönlendirmesi oldu mu? Yani etkin pişmanlık yaparsanız tahliye olursunuz ya da olamazsınız diye. O konuya girebildiniz mi?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Hayır, o konuya hiç girilmedi.
Onur Büyükhatipoğlu: Peki Sercan Hanım bu dosya kapsamında başka ifadesine girdiği, katıldığı ya da görüştüğü, bu huzurdaki sanıklardan ya da şu an huzurda bulunmayan sanıklardan herhangi birisinin ismini size verdi mi? Yani bu dosyada ben şunun da avukatlığını yapıyorum, bunun da avukatlığını yapıyorum diye?
Yağmur Cansu Yeşilyurt: Yok, ekstra öyle bir konuşma geçmedi.

