Marmara Denizi’nde son günlerde meydana gelen mikrodepremler, İstanbul ve çevresinde deprem endişesini yeniden artırdı. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Orta Marmara Çukuru’nda oluşan mikrodeprem kümesinin durulmasının iki farklı şekilde yorumlanabileceğini belirtti. Bektaş, mevcut verilerle bu olasılıklardan hangisinin gerçekleştiğinin söylenemeyeceğinin altını çizdi.
YAKLAŞIK SEKİZ KÜÇÜK DEPREM KAYDEDİLDİ
AFAD verilerine dayanan değerlendirmeye göre Orta Marmara Çukuru’nda özellikle 10 Temmuz civarında yoğunlaşan yaklaşık sekiz mikrodeprem meydana geldi.
Sarsıntılar 6 ila 9 kilometre derinlikte kaydedilirken, büyüklükleri genel olarak 1,5 ile 3,2 arasında değişti. Bektaş, ilk değerlendirmesinde bölgede büyüklüğü 3,5’in altında kalan bir mikrodeprem kümesi oluştuğunu ve bunun tek başına büyük bir depremin habercisi olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamıştı.
BİRİNCİ OLASILIK: FAY YAVAŞÇA KAYARAK GERİLİMİ BOŞALTIYOR
Bektaş’a göre mikrodeprem aktivitesinin sona ermesiyle ilgili ilk olasılık, fay üzerindeki küçük asperitlerin kırılmasının ardından gerilimin “creep”, yani yavaş sürünme hareketiyle boşalması.
Asperitler, fayın hareketini engelleyen ve çevresine göre daha fazla direnç gösteren kilitli bölümleri ifade ediyor. Küçük asperitlerin kırılması ve fayın yavaşça kayması, biriken gerilimin önemli bir sarsıntı oluşturmadan kademeli olarak dağılması anlamına gelebilir.
Bektaş, mikrodeprem kümelerinin fayın belirli bir kesimindeki gerilimin küçük kırılmalarla yeniden dağıldığını gösterebileceğini belirtti.
İKİNCİ OLASILIK: GERİLİM DAHA BÜYÜK BİR BÖLÜME AKTARILDI
İkinci olasılık ise küçük kırılmaların ardından gerilimin fay üzerindeki daha büyük ve daha dirençli bir asperite aktarılması.
Bektaş, bu senaryonun gerçekleşmesi halinde mikrodepremlerin durmasının mutlaka gerilimin tamamen boşaldığı anlamına gelmeyeceğine dikkat çekti.
“Bu iki olasılığın hangisinin geçerli olduğu şu aşamada söylenemez. Bu nedenle önümüzdeki birkaç gün boyunca bölgedeki mikrodeprem aktivitesini dikkatle izlemek, sürecin nasıl evrildiğini anlamak açısından yararlı olacaktır.”
23 NİSAN SİLİVRİ DEPREMİNİ HATIRLATTI
Bektaş, ikinci olasılığa örnek olarak 23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen deprem öncesindeki sürece işaret etti.
Söz konusu deprem kullanıcı tarafından 6,3 olarak aktarılırken, AFAD ve İstanbul Teknik Üniversitesinin resmî kayıtlarında depremin büyüklüğü Mw 6,2 olarak yer aldı. Deprem, saat 12.49’da Silivri’nin yaklaşık 23-26 kilometre güneyinde, Orta Marmara Sırtı üzerinde meydana gelmişti.
İTÜ’nün ön raporunda, 23 Nisan depreminden önce ve sonra bölgedeki gerilim değişimlerinin incelendiği, ana şokun yaklaşık 20’ye 12 kilometrelik bir alandaki hareket sonucunda oluştuğu belirtilmişti.
“BÜYÜK DEPREMİN HABERCİSİ” OLARAK YORUMLANMAMALI
Bektaş’ın açıklaması, Orta Marmara Çukuru’nda önümüzdeki günlerde mutlaka daha büyük bir deprem yaşanacağı anlamına gelmiyor.
Mikrodeprem kümelerinden hareketle daha büyük bir depremin yerini, zamanını ve büyüklüğünü kesin olarak tahmin etmek mümkün değil. Bektaş da söz konusu hareketliliğin tek başına büyük bir depremin öncüsü sayılamayacağını, ancak fayın güncel davranışını anlamak için izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Vatandaşların doğrulanmamış sosyal medya paylaşımları yerine AFAD ve Kandilli Rasathanesinin resmî kayıtlarını takip etmesi önem taşıyor.
