Kani Torun’dan Çerçeve Yasa konuşması: Kavga dönemi bitti, şimdi inşa dönemi başlıyor

Kani Torun’dan Çerçeve Yasa konuşması: Kavga dönemi bitti, şimdi inşa dönemi başlıyor

TBMM Genel Kurulu’nda çözüm kanunu görüşmelerinde söz alan Kani Torun, düzenlemeyi yaklaşık bir asırlık meselenin kalıcı çözümü açısından “tarihî fırsat” olarak değerlendirdi. Kürt meselesinin yalnızca güvenlik perspektifiyle ele alınamayacağını belirten Torun, ana dil ve kültürel haklara vurgu yaptı. İktidara “Muhalefete yönelik siyasi operasyonlara son verilmeli” çağrısında bulunan Torun, Kürt siyasetçilere de “Aktivist ve tepkisel yaklaşımların ötesine geçin” diye seslendi.

Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde söz alan Yeni Yol Grubu Bursa Milletvekili C. Kani Torun, sürecin yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı kalmaması, demokratikleşme ve temel haklar alanında da devam etmesi gerektiğini söyledi.

Torun, Çerçeve Yasa’yı Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin uzun süredir taşıdığı en ağır meselelerden birinin çözümü için “tarihî bir fırsat” olarak gördüğünü ifade etti.

“Büyük devlet olmak, sorunları ertelemek, yönetmek değil; onları korkmadan konuşabilme, çözüm üretebilme gücüdür.” dedi.

“DÜNYA YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA, BİZİM GENÇLERİMİZ İLTİCA ÇAĞINDA”

Torun, konuşmasının başlangıcında Kürt meselesini gençlerin geleceği ve Türkiye’nin küresel rekabetteki konumu üzerinden ele aldı.

Elon Musk ile Daron Acemoğlu arasında yapay zekânın ekonomi ve istihdam üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmaya değinen Torun, Türkiye’den Avrupa’ya göç etmek isteyen gençler üzerinden dikkat çeken bir karşılaştırma yaptı.

Bursa’da mühendislik eğitimi alan Diyarbakırlı bir Kürt gencin Almanya’ya kamyon altında gizlenerek gittiğine ilişkin örnek veren Torun şöyle konuştu:

“Dünya yapay zekâ çağını yaşarken bizim gençlerimiz hâlâ iltica çağını yaşıyor. Rakip ülkeler gençlerini geleceğin teknolojisine hazırlarken biz Türk’üyle, Kürt’üyle gençlerimizi sınır kapılarında ve kamyon dorselerinde kaybediyoruz.”

Torun, meselenin daha önce çözülebilmiş olması halinde Türkiye’nin bugün farklı sorunlarla uğraşabileceğini belirterek “Çok gecikmiş bir çözümün arifesindeyiz, acele etmek zorundayız” dedi.

NUSAYBİN’DEKİ HEKİMLİK YILLARINI ANLATTI

Torun, hekimliğinin ilk yıllarında 1980’lerde Nusaybin’de doktor olarak görev yaptığını belirterek Kürt meselesini yalnızca rapor ve akademik çalışmalardan değil, bölgede yaşayan insanların hayatlarından gözlemlediğini söyledi.

Tıp ile toplumsal sorunlar arasında benzetme yapan Torun, “Öyküyü doğru dinleyebilirseniz teşhise ulaşabilirsiniz. Eğer teşhis doğru olursa tedavi de başarılı olur. Toplumsal meselelerde de durum farklı değildir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin “ortak öyküsünün” eksiksiz dinlenmesi gerektiğini belirten Torun; darbelerden şehitlere, gazilerden faili meçhullere, Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkencelerden zorunlu göçe kadar farklı acıları sıraladı.

“Bunların hepsi bizim acımız çünkü acının dili de kimliği de olmaz. Acıları yarıştırarak değil, birlikte dinleyerek bu sorunu çözebiliriz.”

dedi.

“ANA DİL BİR HAK VERME DEĞİL, TANIMA SORUNUDUR”

Torun’un konuşmasındaki en dikkat çekici bölümlerden biri ana dil ve kültürel haklara ilişkin değerlendirmeleri oldu.

Bir insanın ana dilini konuşabilmesi, kültürünü yaşayabilmesi ve kendisini eşit vatandaş olarak hissedebilmesinin devlet tarafından verilen bir imtiyaz olmadığını belirten Torun, “Bu bir hak verme sorunu değil, bir tanıma sorunudur.” dedi.

Teknolojik gelişmeleri örnek gösteren Torun, yapay zekâ destekli cihazlarla Kürtçeden farklı dillere anında çeviri yapılabildiği bir çağda Türkiye’nin hâlâ ana dil tartışması yürütmesini eleştirdi:

“Biz hâlâ ‘Kürt annesinin dilini konuşabilir mi?’ diyoruz. Artık bu teknoloji çağında insan hakları alanında 1980’lerin engellerini, 1980’lerin zihniyetini sürdüremezsiniz.”

Torun, güçlü devletin vatandaşına hak “lütfeden” değil, vatandaşının hukukunu koruyan devlet olduğunu söyledi.

“GÜVENLİK MERKEZLİ ANLAYIŞ GÜÇLENDİKÇE DEMOKRATİK ALAN DARALDI”

Kürt meselesinin özellikle bölge halkının gündeminde sürekli canlı kaldığını söyleyen Torun, dışlanmışlık hissi, demokratik siyaset kanallarının yeterince işlememesi ve aidiyet duygusunun zayıflamasının PKK’nın büyümesine zemin hazırlayan faktörler olduğunu savundu.

Bu tespitin şiddeti meşrulaştırmak anlamına gelmediğinin altını çizen Torun, amacın şiddetin “varlık bulduğu zemini kaldırmak” olduğunu söyledi.

Türkiye’nin yaklaşık yüz yıllık tecrübesini değerlendiren Torun, “Güvenlik tehdidi büyüdükçe devlet refleksi güvenlik merkezli hâle gelmiş, güvenlik merkezli anlayış güçlendikçe demokratik alan daralmıştır.” dedi.

Torun’a göre Çerçeve Yasa’nın en önemli hedefi, çatışmayı sona erdirerek demokratik siyasetin önünü açmak olmalı.

İRLANDA VE SOMALİ DENEYİMİNİ HATIRLATTI

Torun, İrlanda’daki çatışma çözümü sürecini yerinde izlediğini ve Somali’deki barış görüşmelerinde “kurucu aktör” olarak görev yaptığını belirterek uluslararası çatışma çözümü deneyimlerine de değindi.

“Çatışma çözümünün tüm örneklerinde mücadele edilen tarafla konuşarak, silahı gündemden çıkararak sonuca ulaşılmıştır.” diyen Torun, silahların devreden çıkmasıyla birlikte kültürel haklar, eşit vatandaşlık, yerel yönetimlerin yetkileri ve anayasal reformların daha sağlıklı bir zeminde konuşulabileceğini savundu.

İKTİDARA: MUHALEFETE YÖNELİK SİYASİ OPERASYONLARA SON VERİLMELİ

Torun, sürecin bundan sonraki aşamasında en büyük sorumluluğun iktidarda olduğunu söyledi.

İktidar milletvekilleri ile parti yöneticilerinin Türkiye’nin farklı kentlerine giderek silahlı dönemin geride kaldığını topluma anlatması gerektiğini belirten Torun, “İktidar milletvekilleri, parti yöneticileri bu yaz sahaya çıkmalı ve silahların kalıcı olarak gömüldüğünü Erzurum’da, Konya’da, İzmir’de, Trabzon’da anlatmalılar.” dedi.

Ancak aynı zamanda demokratik siyasetin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Torun’dan iktidara açık bir çağrı geldi:

“Güçlendirmeye çalıştığımız demokratik siyasete ve sürecin ruhuna zarar veren antidemokratik uygulamalara, muhalefete yönelik siyasi operasyonlara son verilmelidir.”

KÜRT SİYASETÇİLERE DE ÇAĞRI: “AKTİVİST VE TEPKİSEL SİYASETİN ÖTESİNE GEÇİN”

Torun yalnızca iktidara değil, Kürt siyasetine de mesaj verdi.

Farklı siyasi görüşlerin hukuk güvencesi altında serbestçe yarışmasının barışın en güçlü teminatlarından biri olduğunu belirten Torun, Kürt siyasetçilere şöyle seslendi:

“Artık aktivist ve tepkisel yaklaşımların ötesine geçerek toplumun bütün kesimlerine hitap eden, güven veren, ortak yaşamı güçlendiren kapsayıcı ve kurucu bir siyaset dili inşa etmenin vaktidir.”

Ardından konuşmasının en dikkat çekici cümlelerinden birini kullandı:

“Kavga dönemi bitti, şimdi inşa dönemi başlıyor.”

BARIŞIN EKONOMİK SONUÇLARINA DA DİKKAT ÇEKTİ

Torun, sürecin başarıya ulaşmasının yalnızca hukuk ve siyasette değil ekonomide de yeni bir sayfa açacağını savundu.

Uzun süren çatışmalar nedeniyle potansiyelini kullanamadığını söylediği kentlerde tarım, turizm ve üretimin artacağını ifade eden Torun, Türkiye’nin iç barışını sağlayıp hukuk devletini güçlendirmesinin bölge açısından da örnek oluşturabileceğini belirtti.

Torun, sınırlar değişmeden bölge ülkeleri arasında ekonomik iş birliğinin, kültürel etkileşimin ve ortak refahın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bu bölgenin en kadim halkları olan Türklerin, Kürtlerin ve Arapların diğer tüm kimliklerle beraber kendi topraklarında dostça yaşadığı, emperyal güçlerin değil bu bölgenin gerçek sahiplerinin söz sahibi olduğu bir dönemi inşa etmek bizim elimizde.” ifadelerini kullandı.

KONUŞMASINI TÜRKÇE VE KÜRTÇE KARDEŞLİK MESAJIYLA BİTİRDİ

Torun konuşmasının sonunda çatışmalı dönemde hayatını kaybedenleri ve sürecin sonuçlandığını göremeden yaşamını yitiren Sırrı Süreyya Önder’i andı.

Barış için risk alan siyasi liderlere, kamu görevlilerine ve çalışan herkese teşekkür eden Torun sözlerini Türkçe ve Kürtçe mesajla tamamladı:

“Yaşasın Türk-Kürt kardeşliği. Bijî biratiya Tirk û Kurdan.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN