Konya’da obruk sayısı 700’e dayandı

Konya’da obruk sayısı 700’e dayandı

Konya Ovası’nda sayıları 700’e yaklaşan obruklarla ilgili endişeler sürerken, Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, yoğun yağışların yer altında hareketliliği artırarak obruk oluşumunu tetikleyebileceğini söyledi. Arslan, yağmur sularının toprağa süzülmesiyle iç erozyon oluştuğunu belirterek, “Bu hareketlilik esnasında oluşturduğu boşlukları süre içerisinde büyüterek, süreç sonunda da çökmesi, obruk oluşmasına sebebiyet verebiliyor” dedi.

Konya Ovası’nda son yıllarda sayıları hızla artan obruklarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, yoğun yağışların yer altındaki hareketliliği artırarak obruk oluşumunu tetikleyebileceğini söyledi. Özellikle Karapınar ilçesinde yoğun olarak görülen obrukların artık Ereğli, Halkapınar, Emirgazi, Çumra, Cihanbeyli, Kulu, Yunak, Çeltik ve Altınekin ilçelerinde de ortaya çıktığını belirten Arslan, bölgede obruk sayısının 700’e yaklaştığını ifade etti.

Bu yıl obruk riskinin yalnızca yer altı sularının çekilmesinden değil, yoğun yağışlardan da kaynaklanabileceğini belirten Arslan, yağışların yer altında dinamik bir süreç başlattığını söyledi.

“YER ALTINDA DİNAMİK SÜREÇ BAŞLATIYOR”

Konya Kapalı Havzası’nın temel beslenme kaynağının yağışlar olduğunu belirten Arslan, yağışların su kaynakları açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu ancak obruk riski bakımından da dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Arslan, şunları söyledi:

“Yağmur yağışları bölgemizde ciddi yüzey sularını beslemekte, göllerimizi, barajlarımızı doldurmakta ve biz bunu büyük bir memnuniyetle karşılayıp yaşamaktayız. Konya Kapalı Havzası beslenmesini, yağışlardan alıyor. Bu yağışların 2025 yılına göre daha ilk 3 ayda 2 katı ve üzerine çıkması Konya için sevindirici bir durum. Yağış noktasında, suya erişim noktasında çok güzel bir durum ama ne yazık ki Konya’nın bir diğer afet sorunu olan obruklar açısından da tedirgin edici bir durum olarak görüyoruz.”

Yağışlarla birlikte toprağın doygunluğa ulaştığını belirten Arslan, suların yer altına süzülürken iç erozyona neden olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

“Çünkü yağıştan gelen sular toprağı doyuruyor. Topraklarda, bir doygunluk ağırlığı oluşturuyor. Ayrıca bu sular yavaş yavaş yer altına doğru süzülüyor. Süzülürken de burada bizim toprakları bünyesine katarak, aşağıya doğru taşıma durumu söz konusu oluyor. Biz buna iç erozyon diyoruz. İç erozyon vesilesiyle yer altında bir dinamik süreç başlatıyor.”

“Obrukların oluşumunda üç ana faktör var”

Son 20-30 yılda oluşan obrukların büyük bölümünün “çökme obrukları” olarak sınıflandırıldığını belirten Arslan, bu yapıların çoğunlukla yer altı suyunun etkisiyle meydana geldiğini söyledi.

Arslan, “Günümüzde özellikle 20 yılda, 30 yılda oluşan obrukların hemen hemen hepsi bizim yüzey örtüsü olarak adlandırdığımız çökme obrukları diye sınıfladığımız obruklar. Bu obrukların da neredeyse tamamı yer altı suyunun etkisi sonucunda oluşan obruklar. Obrukların oluşumunda üç ana faktör var; bu üç ana faktör arasında da en önemli ve belirleyici olan faktör, suyun hareketi ve suyun kimyası olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Yağışlardan kaynaklanan su hareketliliğinin yer altında boşlukların büyümesine neden olabileceğini ifade eden Arslan, şu değerlendirmede bulundu:

“Burada da yağışlardan kaynaklanan sulama, toprağın beslenimi, süzülmesi, dere, nehirlerden akışlar ne yazık ki bunlar yer altına doğru süzülürken, yer altı suyunda bir hareketliliğe sebebiyet veriyor. İşte bu hareketlilik dediğimiz şey de özellikle bizim yer altı suyunun aşağı veya yukarı yönlü, dikey yönünde bir hareketlilik durumu söz konusu. Bu hareketlilik esnasında oluşturduğu boşlukları süre içerisinde büyüterek, orada bir iç erozyon oluşturarak, malzeme taşıyarak, boşlukları daha da büyütüp, daha da genişletip süreç sonunda da çökmesi, obruk oluşmasına sebebiyet verebiliyor.”

“YER ALTINDA SU DEPOSU GİBİ KÜTLELERİMİZ VAR”

Yer altındaki su sistemine ilişkin de bilgi veren Arslan, yağışların doğrudan derin yer altı su kaynaklarını beslemesinin teknik olarak mümkün olmadığını ancak üst seviyelerdeki akiferlerde hareketlilik oluşturabileceğini söyledi.

Yer altındaki akiferleri “su deposu”na benzeten Arslan, şöyle konuştu:

“Yer altı suları bizim 1’inci akifer, 2’nci akifer ve 3’üncü akifer dediğimiz, yer altında bulunan aslında bir su deposu olarak hayal edebileceğimizi söyleyebiliriz. Su deposu gibi kütlelerimiz vardır. Bu kütlelere baktığımız zaman biz Konya Kapalı Havzası’nda 2’nci hatta belki de 3’üncü akiferlerden su çekiyoruz. Fakat bu yağan yağmur, bu yer altına süzülen sular, 1’inci akiferlere erişebilir ve oralarda bir beslenme, bir dolum durumu söz konusu olabilir.”

Birinci akiferlerde yaşanabilecek hareketliliğin obruk oluşumuna neden olabileceğini belirten Arslan, açıklamasını şöyle tamamladı:

“İşte o 1’inci akiferdeki beslenme süreci, oradaki suyun hareketliliği, malzeme taşınmasına, malzeme eritmesine ve boşluk oluşturmasına sebebiyet verebilir ve bunun sonucunda da bir obruk oluşum durumu ne yazık ki olabilir.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN