ABD Okyanus ve Atmosfer İdaresi verilerine göre, Haziran-Ağustos döneminde El Nino oluşma ihtimali yüzde 62 seviyesinde bulunuyor. Bu durumun en az yıl sonuna kadar devam edebileceği öngörülüyor. El Nino, Pasifik Okyanusu’nun belirli bölgelerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının artmasıyla ortaya çıkan doğal bir iklim olayı olarak biliniyor. Bu süreç, bazı bölgelerde yoğun yağış ve sellere yol açarken, diğer bölgelerde kuraklık ve orman yangınlarını tetikleyebiliyor.
Almanya’daki Helmholtz Okyanus Araştırmaları Merkezi bünyesinde çalışmalar yürüten iklim bilimci Mojib Latif, bu yıl Süper El Nino ihtimalinin kesin olmadığını belirterek, “Olasılığı yüzde 50 olarak değerlendiriyorum. Gerçekleşebilir ama gerçekleşmeyebilir de” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin iklim haritası 60 yılda değişti: sıcak ve kurak kuşak kuzeye genişliyor
SÜPER EL NİNO’NUN GÜCÜNÜ NE BELİRLİYOR?
Latif’e göre bir El Nino olayının oluşumu ve şiddeti büyük ölçüde rüzgar hareketlerine bağlı. Özellikle Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral bölgelerinde başlayan ısınma süreci, atmosferdeki rüzgar dalgalanmalarıyla şekilleniyor. Bu dalgalanmaların öngörülememesi ise kesin tahmin yapmayı zorlaştırıyor.
Pasifik Okyanusu’nun yüzeyinin yaklaşık 300 metre altına kadar uzanan bölgede şimdiden ciddi bir ısı birikimi olduğu ifade ediliyor. Latif, mevcut durumun teorik olarak El Nino gelişimiyle uyumlu olduğunu ancak rüzgarların yönü ve şiddetinin süreci değiştirebileceğini vurguluyor. Ayrıca, bu yıl güçlü bir El Nino yaşanmasa bile, biriken ısının etkisiyle gelecek yıl daha güçlü bir olayın görülme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor.
EL NİNO VE LA NİNA NASIL ETKİLER YARATIYOR?
El Nino sırasında, Pasifik Okyanusu’nun ekvatora yakın bölgelerindeki sıcak su kütleleri doğuya, yani Güney Amerika kıyılarına doğru hareket ediyor. Bu durum, Güney Amerika’da ve Doğu Afrika’nın bazı bölgelerinde şiddetli yağış ve sellere yol açabiliyor. Buna karşılık Güneydoğu Asya, Doğu Avustralya ve Güney Afrika gibi bölgelerde kuraklık ve orman yangınlarının artması söz konusu olabiliyor.
El Nino’nun karşıtı olarak bilinen La Nina ise genellikle daha serin deniz yüzeyi sıcaklıklarıyla ilişkilendiriliyor ve küresel sıcaklıklar üzerinde dengeleyici bir etki yaratabiliyor.
Sürdürülebilir enerji ve iklim için ortak akıl buluştu
AVRUPA ÜZERİNDEKİ ETKİLER BELİRSİZ
Zürih Federal Teknik Enstitüsü’nden iklim bilimci Daniela Domeisen, El Nino’nun Orta Avrupa üzerindeki etkisinin genellikle zayıf olduğunu belirtiyor. Bunun nedeni, Avrupa’nın tropikal Pasifik bölgesine uzak olması ve atmosferik etkilerin bu mesafede zayıflaması.
Domeisen’e göre El Nino’nun Avrupa’ya olası etkisi daha çok soğuk ve yağışlı hava şeklinde hissedilebilir. Ancak bu etkinin ortaya çıkıp çıkmayacağı ve ne ölçüde olacağı henüz net değil. Çünkü Pasifik’teki olayın gücü ve gelişimi hâlâ belirsizlik taşıyor.
KÜRESEL ISINMA İLE BİRLEŞİRSE NE OLUR?
Uzmanlara göre asıl dikkat çekici nokta, La Nina benzeri serinletici koşullara rağmen son dönemde küresel sıcaklıkların yüksek seyretmesi. Mojib Latif, son aylarda Pasifik yüzey sıcaklıklarının nispeten düşük olmasına rağmen dünya genelinde hem deniz hem de hava sıcaklıklarının yüksek kaldığını belirtiyor.
Latif, güçlü bir El Nino’nun devreye girmesi durumunda küresel sıcaklıkların daha da artabileceğini ifade ederken, El Nino olmasa bile yeni sıcaklık rekorlarının kırılmasının mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, küresel ısınmanın etkilerinin artık tek başına bile rekor seviyelere ulaşabildiğini gösteriyor.
