Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından alınan yeni bir kararla, Marmara Denizi'nde 13 Şubat 2026 ile 15 Nisan 2026 tarihleri arasında denizkestanesi avcılığı serbest bırakıldı. Ancak bu karar, deniz ekosistemi ve sürdürülebilir balıkçılık açısından ciddi endişeleri beraberinde getirdi. Ekoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, alınan bu kararın bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu belirterek uygulamanın derhal durdurulması çağrısında bulundu. Uzmanlara göre bu hamle, zorlu günler geçiren küçük ölçekli balıkçıyı değil, yalnızca dar bir ihracatçı kesimi sevindirecek nitelikte.

İHRACATÇIYI İHYA EDEN, KÜÇÜK BALIKÇIYI YOK SAYAN KARAR
Denizkestanesi avcılığının serbest bırakıldığı tarih aralığı, canlıların üreme dönemiyle doğrudan çakışıyor. Tam da denizkestanelerinin havyarlarının olgunlaştığı bu dönemde verilen izin, kamuoyunda "ihracat odaklı" bir hamle olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Mustafa Sarı, bu durumun küçük ölçekli balıkçıların yararına olmadığını, aksine taze ve havyarlı denizkestanelerini Japonya ve Fransa gibi ülkelere ihraç eden az sayıdaki tüccarı ihya edeceğini vurguluyor. Yoğun müsilajın yaşandığı 2021-2022 ve 2024-2025 sezonlarında av kaybı yüzde 90'ları bulan küçük balıkçının sorunları ise bu tür kararlarla çözümsüz kalmaya devam ediyor. 2021 yılındaki müsilaj felaketi sonrasında da benzer bir yanlış kararın alındığı, ancak kamuoyu tepkisi ve bilimsel raporlar neticesinde iptal edildiği hatırlatılıyor.
DENİZKESTANESİ POPÜLASYONU VE MÜSİLAJ TEHLİKESİ
Marmara Denizi kıyılarında denizkestanesi popülasyonunun aşırı arttığına dair herhangi bir bilimsel veri bulunmuyor. Aksine, 2022 yılında Müsilaj Bilim ve Teknik Kurulu tarafından hazırlanan rapor, müsilaj sonrası kıyısal alanlarda artış gösteren makro alglerin kontrol altında tutulabilmesi için denizkestanelerinin hayati bir öneme sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Denizkestaneleri, ortamdaki kirlilik nedeniyle sayıları hızla artan ve azot ile fosforu tüketen alglerin doğal birer temizleyicisi olarak işlev görüyor. Bu nedenle, bu türün tam üreme zamanında avlanması, Marmara'nın kırılgan ekosistemine vurulacak yeni bir darbe olarak nitelendiriliyor.
AŞIRI AVCILIK EKOSİSTEMİN DENGESİNİ BOZUYOR
Uzmanlar, denizkestanesi popülasyonundaki dalgalanmaların bütünsel ekosistem yönetimindeki eksikliklerin bir sonucu olduğuna dikkat çekiyor. Avcılık baskısına bağlı olarak deniz kestanesi ve makro alg toplulukları arasında ortaya çıkan dinamik modele göre, mırmır, karagöz ve çipura gibi balık türlerinin aşırı avlanması, ortamdaki denizkestanesi popülasyonunun baskın hale gelmesine neden olmaktadır. Yırtıcı balıkların yokluğunda kontrolsüz çoğalan denizkestaneleri, zamanla kıyısal alanları çoraklaştırarak deniz ekosistemini zayıflatmaktadır. Bu kısır döngüden çıkış yolu, denizkestanelerini avlamak değil, popülasyon dengesini sağlayan balık türleri üzerindeki aşırı avcılık baskısını azaltmaktır.
BİLİM TEMELLİ YÖNETİM VE ACİL ÇÖZÜM ÇAĞRISI
Balıkçılık yönetiminin günübirlik politikalara veya siyasi baskılara kurban edilemeyecek kadar ciddi bir bilim dalı olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Sarı, denizlerin deneme-yanılma tahtası olmadığını ifade ediyor. Sağlıklı bir deniz ekosistemi için atılması gereken acil adımlar uzmanlar tarafından şu şekilde sıralanıyor:
Marmara Denizi'nde alınan denizkestanesi avcılığı serbestisi kararının derhal geri çekilmesi.
Balıkçılık politikalarının ekosistem esaslı ve bilimsel temellere dayandırılarak yeniden kurgulanması.
Marmara'daki aşırı avcılığın önüne geçilmesi ve endüstriyel balıkçılık faaliyetlerinin sıkı bir şekilde sınırlandırılması.
Deniz biyolojik çeşitliliğinin korunması amacıyla acilen kritik bölgelerde yeni deniz koruma alanlarının (Marine Protected Areas) ilan edilmesi.
