Prof. Dr. Kültegin Ögel uyardı: Kumar bağımlılığında beyin aktivasyonu yüzde 30 düşüyor

Prof. Dr. Kültegin Ögel uyardı: Kumar bağımlılığında beyin aktivasyonu yüzde 30 düşüyor

Kumar bağımlılığı sadece maddi kayıplarla sınırlı kalmıyor; beynin yapısını bozarak aile birliğini ve psikolojik sağlığı tehdit ediyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi uzmanları Prof. Dr. Kültegin Ögel ve Klinik Psikolog Elif Sena Özata, kumar bağımlılığının nörolojik boyutunu, toplumsal damgalamanın zararlarını ve tedavi süreçlerini değerlendirdi.

Günümüzde giderek yaygınlaşan kumar ve bahis bağımlılığı, bireylerin yalnızca finansal kaynaklarını değil, nörolojik sağlıklarını ve aile ilişkilerini de ciddi şekilde tehdit ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileri de kumar bağımlılığının yarattığı tahribatın finansal kayıpların çok ötesinde olduğunu; ilişki sorunları, aile içi çatışmalar ve ağır psikolojik yükleri kapsadığını doğruluyor.

Peki, insanlar kaybedeceklerini bildikleri halde neden oynamaya devam ediyor? Bağımlılık beyinde neleri değiştiriyor ve tedavi süreci nasıl yönetilmeli? Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel ve Klinik Psikolog Elif Sena Özata, konunun nörolojik, psikolojik ve toplumsal boyutlarını detaylarıyla açıkladı.

whatsapp-image-2026-08-05-at-08-27-10-1-001.jpeg

BEYİNDE NÖROLOJİK DEĞİŞİM: "KONU KAZANMAK DEĞİL, KAZANMA İHTİMALİ"

Kumar ve bahis bağımlılığının beynin öncelik sıralamasını kökten değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Kültegin Ögel, temel mekanizmanın dopamin beklentisi olduğunu vurguladı:

"Kumar ve bahis bağımlılığında beyin, yanlış olsa da her şeyden önce kumar oynamaya önem vermeye başlar. Bunun en önemli nedeni beynin dopamin beklentisidir. Yani konu aslında kazanmak değil, kazanma ihtimalidir. Dopamin beklentisi, diğer tüm insani önceliklerin önüne geçer. Beyin artık hesaplayamaz, plan yapamaz ve sağlıklı muhakeme edemez."

Bu durumun doğrudan beynin yapısındaki biyolojik değişikliklerden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Ögel, araştırmalardan elde edilen çarpıcı verileri paylaştı:

Striatum bölgesinde dopamin beklentisi artarken, prefrontal kortekste öncelikleri belirleme işlevi bozulur.

Bu yapısal değişiklikler kumar bağımlılarının %90’ında görülmektedir.

Psikolojik testlerde kumar bağımlılarında, bağımlı olmayanlara oranla %40 daha fazla işlevsel bozulma saptanmaktadır.

Beynin genel aktivasyonunda ise %30 oranında düşüş gözlenmektedir.

whatsapp-image-2026-08-05-at-08-27-09.jpeg

TOPLUMSAL DAMGALAMA VE "KUMARBAZ" ETİKETİ TEDAVİYİ ENGELLİYOR

Kamuoyunda bilinen isimlerin yaşadığı bağımlılık süreçlerine verilen tepkilerin toplumsal bilgi ihtiyacını bir kez daha gösterdiğini belirten Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bireyleri bağımlılıklarıyla etiketlemenin yardım arama davranışını ertelettiğine dikkat çekti.

Bağımlılığın değişmez bir kişilik özelliği veya "iflah olmazlık" olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Özata, şu ifadeleri kullandı:

"Kumar bağımlılığında tedavinin önündeki en büyük engellerden biri, sorunun kişinin kimliğiyle özdeşleştirilmesidir. Kişilerin ve ailelerin damgalanacağı düşüncesiyle yaşadıkları krizleri gizlemesi, profesyonel yardım aramayı geciktirir. Bu nedenle gerek tedavi sürecinde gerekse toplumsal dilde bireyi 'kumarbaz' gibi bağımlılığı ile tanımlayan ifadelerden kaçınmak, insanı merkeze alan bir dil kullanmak kritik önem taşır."

"BAĞIMLILIK BİR AİLE HASTALIĞIDIR"

Kumarın yarattığı olumsuzlukların yalnızca oynayan bireyi değil, dalga dalga tüm yakın çevresini etkilediğini belirten Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bağımlılığın bir "aile hastalığı" olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Ailenin rolü ve sınır yönetimi konusunda şu uyarılarda bulundu:

Görünmeyen Dalgalar: Eşler, çocuklar ve ebeveynler finansal belirsizlik, güven kaybı ve tekrarlayan krizlerin ortasında yaşamak zorunda kalır.

İyi Niyetli Yanılgılar: Bağımlı bireyi her defasında krizlerin ve borçların sonuçlarından korumaya çalışmak, iyi niyetle yapılsa dahi farkında olmadan döngünün sürmesine neden olabilir.

Sınır ve Destek: Aile içi sınırların net bir şekilde belirlenmesi ve sürece yalnızca bağımlı bireyin değil, etkilenen yakınların da katılması tedavi başarısını doğrudan artırır.

BAĞIMLILIKTA İRADE YETERLİ Mİ? TEDAVİ NASIL OLMALI?

Kamuoyunda sıklıkla dile getirilen "iradesizdir" yaklaşımının bilimsel bir geçerliliği olmadığını ifade eden Prof. Dr. Kültegin Ögel, bozulan beyin yapısı nedeniyle kararların bağımlılık kontrolünde alındığını vurguladı:

"Bağımlı olduktan sonra verilen sözlere güven olmaz. Kişi iradesini tek başına kullanamaz, kararlarının arkasında duramaz. Çünkü kontrol artık bozulan beynin elindedir. Bu nedenle zorunlu kısıtlamalar iyileşme için şarttır. İlaç tedavisi bu nörolojik bozulmayı zararsız hale getirmeye yardımcı olurken, psikoterapi ise kişinin hatalı düşünce kalıplarını görmesini ve bunlarla başa çıkma becerilerini geliştirmesini sağlar."

İyileşme sürecinin sadece kumarın bırakılmasıyla bitmediğini ekleyen Özata, olası nüks (yeniden oynama) durumlarının bir başarısızlık olarak değil, tedavi planının gözden geçirilmesi gereken bir geri bildirim olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN