Küresel gıda israfının en büyük kalemlerinden biri olan "kusurlu" meyve ve sebzeler, artık atık değil ham madde olarak görülüyor. Türkiye’de her yıl milyonlarca ton gıda israf edilirken, girişimci Duygu Köksal’ın hayata geçirdiği Saledo projesi, dış görünüşü nedeniyle alıcı bulamayan muzlara "ikinci bir hayat" sunuyor. Hasat edilen muzların yaklaşık yüzde 10’unun sadece şekli bozuk olduğu için israf edilmesinin önüne geçen bu model, hem üreticiyi hem de doğayı koruyor.
GIDA İSRAFINA DUR DİYEN YERLİ GİRİŞİM
Türkiye’de yıllık gıda israfı verileri korkutucu boyutlara ulaşırken, bu kaybın merkezinde taze meyve ve sebze sektörü yer alıyor. Özellikle muz üretiminde, standart dışı kabul edilen ve "pazar değeri yok" denilen ürünler genellikle tarlada kalıyor veya çöpe gidiyor. Saledo’nun kurucu ortağı Duygu Köksal, aile seralarında bizzat şahit oldukları bu sorunu bir fırsata dönüştürerek, sürdürülebilir bir üretim hattı kurduklarını belirtiyor.

STANDART DIŞI MUZLARDAN FONKSİYONEL GIDALAR
Süpermarket zincirlerinin katı şekil kriterlerine takılan yeşil muzlar, özel işlemlerden geçirilerek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülüyor. Bu süreçte en çok dikkat çeken ürün ise "muz unu" oluyor. Gluten hassasiyeti olanlar ve sağlıklı beslenmeyi tercih edenler için fonksiyonel bir alternatif sunan bu unların yanı sıra, hiçbir katkı maddesi içermeyen doğal muz cipsleri ve özel un karışımları da tüketicilerin beğenisine sunuluyor.
HASADIN YÜZDE 10'U ÇÖPE GİTMEKTEN KURTULUYOR
Muz hasadı sırasında karşılaşılan en büyük problemlerden biri, meyvelerin besin değeri aynı olsa da boyut veya eğrilik nedeniyle "kusurlu" sayılmasıdır. Köksal, hasat edilen toplam miktarın yüzde 10’unun bu sebeple ziyan edildiğine dikkat çekiyor. Kurdukları sistem sayesinde, kendi seralarından ve bölgedeki diğer üreticilerden toplanan bu ürünler, modern tesislerde işlenerek gıda döngüsüne yeniden dahil ediliyor.

BESLEYİCİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK
İleri dönüşüm (upcycling) yöntemiyle üretilen bu ürünler, sadece israfı önlemekle kalmıyor, aynı zamanda yeşil muzun içerdiği dirençli nişasta ve yüksek lif oranını da koruyor. "Sıfır atık" prensibiyle hareket eden bu girişim, Türkiye’nin gıda güvenliğine katkı sağlarken, yerel üreticinin de elinde kalan üründen gelir elde etmesine olanak tanıyor. Görünüşü ne olursa olsun, her meyvenin değerli olduğu bu modelle israfın boyutu her geçen gün azalıyor.
