Dünya genelinde önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gelen sigara kullanımı, sanılanın aksine basit bir "kötü alışkanlık" veya "dudak tiryakiliği" değil, tıbbi tedavi gerektiren ciddi bir beyin hastalığıdır. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, bağımlılığın nörobiyolojik temellerine dikkat çekti. Toplumda yaygın olan "İstersem bırakırım" veya "Bu benim iradesizliğim" gibi düşüncelerin tedavi sürecini geciktirdiğini belirten Dr. Taş, sigaranın beyin kimyasını kalıcı olarak değiştirdiğini ve profesyonel destek olmadan bu döngüyü kırmanın zor olduğunu vurguladı.

BEYİN KİMYASINI DEĞİŞTİREN SİNSİ DÖNGÜ
Sigara bağımlılığının temelinde nikotinin beyindeki ödül merkezini ele geçirmesi yatmaktadır. Dr. Pelin Taş, sigara içildiği anda beyinde dopamin salınımının arttığını, bunun da kişide sahte ve geçici bir rahatlama hissi yarattığını ifade etti. Ancak bu biyolojik mekanizma zamanla bir tuzağa dönüşmektedir. Beyin, nikotini bir süre sonra "normal" bir ihtiyaç olarak kodlamakta ve nikotin alınmadığında huzursuzluk, gerginlik ve mutsuzluk gibi yoksunluk belirtileri ortaya çıkarmaktadır. Kişi artık keyif almak için değil, sadece bu huzursuzluğu gidermek ve "normal" hissedebilmek için sigara içmeye devam etmektedir. Bu kısırdöngü, sigaranın iradeyle değil, tıbbi yöntemlerle yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu kanıtlamaktadır.

DUYGUSAL BAĞIMLILIK VE TOPLUMSAL KABUL ZORLUĞU
Sigara, sadece fiziksel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda duygusal bir kaçış noktası olarak da kullanılmaktadır. Stres, öfke, kaygı veya yalnızlık anlarında sigaraya sığınan bireyler, aslında duygularıyla baş etme becerilerini köreltmektedir. Sigara bırakıldığında kişinin yeniden bu duyguları yönetmeyi öğrenmesi gerektiğini belirten Dr. Taş, bu sürecin profesyonel destekle çok daha kolay atlatılabileceğini söyledi. Ayrıca sigaranın yasal olması, her an ulaşılabilir bulunması ve sosyal ortamlarda kabul görmesi, alkol veya madde bağımlılığına kıyasla bırakma sürecini psikolojik olarak daha zorlu hale getirmektedir.
KRİTİK EŞİK: İLK 7 GÜN VE "BİR TANEDEN BİR ŞEY OLMAZ" TUZAĞI
Sigarayı bırakma kararının ardından gelen ilk hafta, sürecin en zorlu dönemidir. Huzursuzluk, dikkat dağınıklığı, uyku problemleri ve yoğun istek gibi belirtilerin ilk 3 ila 7 gün arasında zirve yaptığını belirten uzmanlar, bu sürecin geçici olduğunun bilinmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Taş, en büyük riskin ise "bir taneden bir şey olmaz" düşüncesi olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Bağımlılıkta 'bir tane' diye bir kavram yoktur. Beyin, o tek sigarayı aldığı anda eski bağımlılık devrelerini yeniden aktif hale getirir ve kişi başa döner."

BİLİMSEL TEDAVİ YÖNTEMLERİ VE ELEKTRONİK SİGARA GERÇEĞİ
Sigarayı bırakmak isteyenler için tek bir doğru yol yoktur; kişiye özel planlanmış tedavi süreçleri başarı oranını artırmaktadır. Dr. Pelin Taş, bilimsel olarak kanıtlanmış tedavi yöntemlerini, "Nikotin bandı, sakız veya spreylerle vücuda kontrollü nikotin verilerek fiziksel yoksunluk belirtileri azaltılır. Hekim kontrolünde başlanan ilaçlar, beyindeki nikotin reseptörlerini baskılayarak sigara isteğini ve alınan hazzı ortadan kaldırır. Kişinin sigara içme tetikleyicilerini tanıması ve stresle baş etme mekanizmalarını geliştirmesi sağlanır." şeklinde sıraladı.
Öte yandan, son dönemde "daha az zararlı" iddiasıyla pazarlanan elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin bir bırakma yöntemi olmadığına dikkat çekildi. Uzmanlar, bu ürünlerin sigaranın yerini alan yeni bir bağımlılık türü olduğunu ve uzun vadeli sağlık etkilerinin henüz tam olarak bilinmediğini belirterek vatandaşları uyardı.
