Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, Çin’in Tayvan’ı ilhak isteği ve ABD Başkanı Trump’ın NATO’nun sonunu getirecek Grönland planı Avrupa’yı hem ticari hem de savunmada yeni müttefik arayışına soktu. Savunmasını güçlendirmek için Ankara’yı vazgeçilmez ortak gören Brüksel, ekonomide ise Made in Europe kararı ve Hindistan ile Güney Amerika ülkelerini kapsayan MERCOSUR ticaret anlaşmalarıyla Türkiye’yi dışladı. 10 yıldır güncellenmesi beklenen Gümrük Birliği’ni taşınmaz hale getirecek adımlara Ankara’nın tepkisi sert olunca Brüksel diplomatik adımları artırdı.
YILLAR SONRA GÜMRÜK BİRLİĞİ İÇİN SOMUT ADIM
Brüksel, Türkiye’nin 117 milyar dolarlık ihracatına darbe vuracak ‘yeni politikası’na gelen eleştiri sonrası Ankara ile diplomasiyi artırdı. AB Genişleme Komiseri Kos, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Dışişleri Bakanı Fidan ve Ticaret Bakanı Bolat’la görüştü. Ankara ‘Somut ilerleme ihtiyacı var’ mesajı verdi. Yapılan ortak açıklamada ise ‘Gümrük Birliği güncellenmesi çalışmalarının hız kazanması için mutabakat sağlandığı’ duyuruldu. Kararın iki tarafın rekabet gücünü, ekonomik güvenliğini destekleyeceği belirtilirken Avrupa Yatırım Bankası da Türkiye’deki faaliyetlerine yeniden başladı.
AB'YE DESTEK HER YIL AZALIYOR
PanoramaTR’nin Ocak 2026 araştırması, Türkiye’de dış politika algısında yön değişimine işaret etti. Buna göre, katılımcıların yüzde 26’sı Türkiye’nin dış politikada Türk Dünyası ile yakın ilişki kurması gerektiğini söylerken, bu tercihte Avrupa Birliği yüzde 21’de kaldı. AB’ye destekte son bir yılda 8 puanlık düşüş olması dikkat çekti. Üçüncü sırada ise yüzde 20 ile İslam Dünyası yer aldı.

AVRUPA'DAN TÜRKİYE'YE EKONOMİK KISKAÇ
Avrupa Birliği üç kritik hamle ile Türkiye’yi köşeye sıkıştırdı. Made in Europe hamlesiyle 30 milyar dolarlık otomotiv ve yan sanayi pazarında ihracat riski ortaya çıkmışken şimdi de Hindistan hamlesi ile AB’ye yapılan 117 milyar dolarlık ihracat sıkıntıya girdi. Bir diğer darbe de Güney Amerika ülkelerini kapsayan MERCOSUR ticaret anlaşmasıyla geldi. Bu üç imza Türkiye’de Gümrük Birliği’ni de işlevsiz hale getirdi. Ülkeye dışarıdan düşük ya da sıfır gümrükle yabancı ürün girişlerinin önü açıldı
Küresel ticaret sistemi yeniden belirlenirken, Türkiye kurulan oyunun dışında kalıyor. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği, Türkiye’ye olan bağımlılığını bitirmek için attığı üç önemli adımla milyarlarca dolarlık ticaret riski yarattı. İlk adımda Made in Euro ile elektrikli otomobillerde yerlilik payını yüzde 70’e çıkaran karar, 30 milyar dolarlık Türk otomotiv ihracatını tehlikeye attı. Şimdi de AB-Hindistan serbest ticaret anlaşması ve AB-Güney Amerika ülkeleri arasında imzalanan MERCOSUR anlaşmaları 120 milyar dolarlık ihracat gelirini riske soktu. Başta otomotiv, makina, ilaç ve kimya olmak üzere dolaylı ve dolaysız tüm sektörleri etkileyen bu kararlar, sanayicinin ve üretenin isyanına neden oldu. Türkiye ile Avrupa arasında imzalanan Gümrük Birliği anlaşması, AB’nin üçüncü ülkeler ile yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına otomatik uyum yükümlülüğü getiriyor. Bu nedenle Hindistan’la yapılan anlaşma milyarlarca dolarlık Hint ve Güney Amerika malının da sıfır ya da düşük gümrükle Türk pazarına girmesinin de kapısını açıyor. Türkiye ise bu hakka sahip değil. Bu da ülkede yerli üretimi bitirecek bir başka sorun olarak dile getiriliyor.
ŞİRKET İFLASLARI ARTAR
Türkiye’nin en büyük sorununun cari açık olduğunu dile getiren uzmanlar, bu yeni imzalarla ithalat baskısının artacağını ve ihracatta rekabet gücünün zayıflayacağını söyledi. Uzmanlar imzaların Türk ekonomisine vereceği riskleri ise “Makroekonomik açıdan bakıldığında, söz konusu anlaşmaların Türkiye üzerinde üç temel etkisi öne çıkacak. Bunlardan biri ihracat baskısının artması. Düşük maliyetli Hint ve Güney Amerika ürünlerinin Türkiye pazarına girişi, yerli üreticiler üzerinde fiyat baskısı yaratacak. Bir diğer olumsuz etki ihracat rekabet gücünün zayıflamasıyla kendini gösterecek. Türk ihracatçıları, AB pazarında hem kalite hem de maliyet açısından daha agresif rakiplerle karşı karşıya kalacak. Bu iki durum ise cari açığı artıracak. İthalat artışı ve ihracatın göreli yavaşlaması, Türkiye’nin yapısal cari açık sorununu derinleştirecek” şeklinde sıraladı. Uzmanlara göre sektör bazında en fazla tekstil, hazır giyim ve otomotivde yan sanayi ile KOBİ’ler bu yeni durumdan etkilenecek. Bu alanlarda küçülmeler ve iflasların önlem alınmadığı taktirde şaşırtıcı olmayacağı da dile getiriliyor. Hindistan, tekstil ve hazır giyim sektöründe ölçek ve maliyet avantajına sahip. AB pazarında Hint ürünlerinin payının artması, Türkiye’nin bu alandaki geleneksel rekabet gücünü zayıflatacak.
YENİ PAZARLAR ŞART
Türkiye’nin hızlı teslimat ve kalite avantajının fiyat rekabetinin yoğunlaştığı bir ortamda tek başına yeterli olmayacağına da dikkat çekiliyor. Uzmanlar, “Güney Amerika yani Mercosur ülkeleri ile yapılan anlaşmada otomotiv ve yan sanayi pazarının küçülme tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını söylemek mümkün. Özellikle Brezilya, otomotiv üretiminde ciddi kapasiteye sahip. AB–Mercosur anlaşması, otomotiv ve yan sanayi ürünlerinde Türkiye’nin hem AB pazarındaki hem de iç pazardaki konumunu zorlayabilir. Güney Amerika ülkeleri, tarım ürünlerinde de düşük maliyet ve yüksek verimlilik avantajına sahip. Bu durum, Türkiye’nin tarım ve gıda sektöründe hem fiyat baskısı hem de üretici gelirlerinde azalma riskini beraberinde getirecek. Hindistan’ın kimya ve ilaç sektöründeki küresel üretim gücü, Türkiye’nin bu alanlardaki katma değerli üretim hedefleriyle doğrudan rekabet yaratmakta. Türkiye’nin bu süreçten çok yara almadan çıkması için iş dünyası yeni pazarlara açılmak zorunda” ifadelerini kullandılar. Savunma sanayi ve katma değerli ürünlerin daha çok öne çıkacağı bir üretim modeliyle riske giren pazarlardaki kayıpların ikame edilebileceğine ve yeni satış kanallarıyla güçlendirilebileceğine de vurgu yapan ekonomistler, ihracat birim değerini de yükseltebilen firmaların ayakta kalacağını aktardı. Ekonomist İris Cibre, “Hindistan, bizimle çakışacak; Tekstil, çelik, ulaşım ekipmanı, makine, deri, çimento sektörlerinde bayağı güçlü. Mercosur, Hindistan derken saf dışı kalıyoruz. Sektörler acilen pazar çeşitliliğine yönelmeli” dedi.
GÖRÜŞMELERDE SOMUT ADIM SİNYALİ
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında son günlerde artan temaslar, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başlığını yeniden öne çıkardı. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un Ankara ziyareti kapsamında yapılan görüşmelerde, taraflar Gümrük Birliği’nin uygulanmasının iyileştirilmesi ve güncellenmesine zemin hazırlanması konusunda “çalışma iradesini” teyit etti. Ancak süreci başlatacak yeni ve bağlayıcı bir karar alınmadı. Ankara, özellikle AB’nin Hindistan ve MERCOSUR gibi bölgelerle serbest ticaret anlaşmaları yapmasını gerekçe göstererek Gümrük Birliği’nin acilen güncellenmesini istiyor. Buna karşın, Kıbrıs sorunu başta olmak üzere siyasi engeller nedeniyle ilerleme sağlanamıyor. Vize serbestisi konusunda da kısa vadede bir gelişme öngörülmezken, yalnızca çok girişli Schengen vizelerine ilişkin “kolaylaştırıcı” uygulamalara atıf yapıldı. Görüşmelerin en somut sonucu ise Avrupa Yatırım Bankası’nın (AYB) 2019’da askıya aldığı Türkiye’deki faaliyetlerine kademeli olarak yeniden başlayacağının açıklanması oldu. Bu adım, Türkiye’de sürdürülebilir ve inovasyon temelli projeler için Avrupa kaynaklı finansmanın yeniden devreye girmesi anlamına geliyor. Son temaslar, Türkiye–AB ilişkilerinde diyalog kanallarının açık tutulduğunu gösterse de tam üyelik, Gümrük Birliği güncellemesi ve vize serbestisi gibi temel başlıklarda beklentiler şimdilik karşılanmış değil.
KARBON VERGİSİBİZİ ÖNE ÇIKARABİLİR
Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz TİM Başkanı Mustafa Gültepe ise “korkmuyoruz avantajlı olduğumuz alanlara odaklanıyoruz” dedi. Gültepe, “Bu anlaşmalar, Avrupa Birliği’nin tedarik haritasını yeniden çizdiğini net bir şekilde gösteriyor. Bize diyorlar ki; “Türkiye, sen benim için önemlisin ama vazgeçilmez değilsin. Alternatiflerini hazırlıyorum.” Bu, bizim konfor alanımızdan çıkıp, rekabet kaslarımızı yeniden sıkılaştırmamız gereken bir dönemin başladığını ifade ediyor. Artık sadece ‘yakınız’ diye mal satma devri bitti, yakın olmanın yanı sıra rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilmeliyiz. Eğer biz rekabetçiliğimizi iyileştirip, lojistik hızımız ve üretim esnekliğimizi öne çıkarabilirsek avantaja dönüştürebileceğimiz birçok fırsat olabilir. Biz yenilenebilir enerjide ve yeşil dönüşümde çok öndeyiz. Sınırda karbon vergisi geldiğinde, diğer mallar ekstra vergilerle karşılaşacak, Türk malı avantajlı hale gelecek. Devletimizden beklentimiz, yeşil dönüşüm desteklerini artırması ve çeşitlendirmesi. Bu avantajımızın önümüzdeki dönemde daha da perçinleneceğine inanıyoruz. Özetle; korkmuyoruz” dedi.
İŞ DÜNYASI PANİKTE ÜST DÜZEY ÇÖZÜM BEKLİYOR
İş dünyasının son dönemdeki tek gündemi Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi sistem dışına iten imzaları oldu. Bu konuda tek başına ses çıkarmalarının etkili olmayacağını belirten iş insanları hükümetin gelişmelere karşı diplomatik adımlarını netleştirmesi gerektiğini söyledi. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) eski Başkanı Hikmet Tanrıverdi, “Biz elimiz kolumuz bağlı duruyoruz yüzde elli ihracatımız olan AB elimizden gidiyor. Bu gidişle kendi kendimizle kalacağız. Ayrıca şimdi Hindistan ve Güney Amerika ürünleri bize vergisiz gelecek biz onlara mal satarsak gümrük vergili olacak, ne güzel dünya, çok kazançlı bir ticaret!” dedi. Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) Başkanı Dr. Hakan Çınar da bu imzaların Türkiye için Gümrük Birliği’nin güncellenmesini zorunlu hale getirdiğini söyledi. Çınar, “Anlaşma kapsamındaki ürünler, AB üzerinden Türkiye’ye de serbestçe girebilecek. Ancak biz AB üyesi olmadığımız için Türk ürünleri MERCOSUR’a girişte gümrük muafiyetinden yararlanamayacak. Yani Türkiye pazarı MERCOSUR’a açılacak ama bizim için aynı şartlar geçerli olmayacak. Bu nedenle ülkemiz açısından Gümrük Birliği’nin güncellenmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi” ifadelerini kullandı.
