Bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Danıştay 5. Daire’nin ihraç eski hakim Metin Özçelik hakkında verdiği karar sonrası başlayan tartışmalara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yeneroğlu, kararın bazı yayın organlarında “skandal” başlıklarıyla gündeme getirildiğini, kararda imzası bulunan hakimlerin ise isimleri ve aileleriyle birlikte hedef gösterildiğini belirtti.
Yeneroğlu, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun konuya ilişkin değerlendirmelerinde kullanılan ifadelerin de tartışmayı büyüttüğünü savunarak, Danıştay’ın bu süreçte basın açıklaması yapmak zorunda kalmasının yargının içinde bulunduğu atmosferi gösterdiğini ifade etti.
“SON KARAR MESLEĞE İADE ANLAMINA GELMİYOR”
Yeneroğlu, Danıştay’ın açıklamasında Metin Özçelik hakkında farklı süreçlere ilişkin kesinleşmiş birden fazla meslekten çıkarma kararı bulunduğunun belirtildiğini hatırlattı.
Son iptal kararının önceki kesinleşmiş meslekten çıkarma kararlarını ortadan kaldırmadığını belirten Yeneroğlu, bu nedenle Özçelik’in mesleğe iadesinin hukuken mümkün görülmediğini vurguladı. Yeneroğlu ayrıca, iptal kararına konu olay bakımından Yargıtay tarafından onanan beraat kararlarının dikkate alındığını da ifade etti.
“KATEGORİK SUÇLULUK ANLAYIŞI HUKUK DEVLETİYLE BAĞDAŞMAZ”
Açıklamasında disiplin ve ceza hukukunun temel ilkelerine dikkat çeken Yeneroğlu, bir kişinin geçmişte verdiği kararlar veya “iltisaklı” kabul edilmesi üzerinden hakkında verilen tüm cezaların peşinen haklı görülmesinin hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmadığını söyledi.
Yeneroğlu, ceza ve disiplin hukukunda her fiilin somut olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kişinin eylemleri yerine geçmişi ya da varsayılan aidiyeti üzerinden mahkum edilmesinin hukuki güvenlik duygusunu zedeleyeceğini kaydetti.
“HAKİMLERİN AİLELERİYLE HEDEF GÖSTERİLMESİ VAHİM”
Yeneroğlu, tartışmanın en ağır boyutunun hakimlerin verdikleri karar nedeniyle aileleriyle birlikte hedef gösterilmesi olduğunu söyledi. Bir hukuk devletinde yargı kararlarının eleştirilebileceğini belirten Yeneroğlu, ancak yargıçları itibarsızlaştıran, kamuoyu baskısı altına alan ve güvenlik kaygısıyla karşı karşıya bırakan yöntemlerin kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Yeneroğlu, “Bugün bir hâkim, verdiği karar nedeniyle tehdit edilerek, ailesiyle birlikte linç edilme korkusu taşıyorsa; yarın hiçbir yargıcın bu tip baskılardan bağımsız karar verebilmesi mümkün olmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“MANŞETLERİN MAHKEME KARARLARINDAN GÜÇLÜ OLDUĞU BİR ÜLKEDE HUKUK GÜVENLİĞİNDEN SÖZ EDİLEMEZ”
Yeneroğlu, açıklamasının sonunda yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliği vurgusu yaptı. Sosyal medya kampanyaları ve medya manşetleri üzerinden yargıçlara baskı kurulmasının, yalnızca hedef alınan hakimleri değil, toplumun tamamının hukuk güvenliğini tehdit ettiğini belirtti.
Yeneroğlu, “Manşetlerin ve sosyal medya paylaşımlarının mahkeme kararlarından güçlü olduğu bir ülkede kimse hukuk güvenliğinden bahsedemez. Bugün linç kampanyasına katılanlar yarın başka linç kampanyalarının mağduru olurlar. Hukuk bir gün herkese lazım olur” ifadelerini kullandı.
