Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin haftalık Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Kılıç, çözüm süreci kapsamında hazırlandığı belirtilen çerçeve yasa teklifine mevcut haliyle destek vermelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Çerçeve yasada imza süreci başladı: İlk imza Bahçeli’den
“ÇERÇEVE VAR, YASA YOK”
Teklifin maddelerinin henüz kamuoyuna açıklanmadığını savunan Kılıç, iktidar partilerinin Meclis gruplarında milletvekillerinden imza toplandığını öne sürdü.
Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Yasa diyoruz ama çerçeve var, yasa yok. İktidarın Meclis gruplarında çerçeve imzaya açıldı. Sayın milletvekilleri şimdilik boş kâğıda imza atıyor. Bu imzalar teklifin komisyona sevkinde kullanılacak ancak yasanın maddelerinden kimsenin haberi yok.”
Milletvekillerinin neye imza attığını bilmediğini ileri süren Kılıç, hem iktidarın hem de muhalefetin teklifin kapsamına ilişkin bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
“DEM PARTİ VE ÖCALAN BİLİYOR, BİZ BİLMİYORUZ”
Sürecin şeffaf yürütülmediğini savunan Kılıç, teklifin içeriğinin DEM Parti ve Abdullah Öcalan tarafından bilindiğini öne sürdü.
“Çözüm süreci var, çerçevesi var ama yasası yok. Millet bilmiyor, milletvekilleri bilmiyor ama DEM Parti biliyor, Abdullah Öcalan biliyor. Biz bilmiyoruz. Meclis’teki muhalefet partileri bilmiyor, iktidar milletvekilleri de neye imza attıklarını bilmiyor.”
Kılıç, “Altına imza atılan, duvara asılan bu çerçevenin içi boştur. Bu muammaya destek vermemiz, belirsizliğe imza atmamız mümkün değildir” dedi.
REFERANDUM ÇAĞRISI
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın daha önce yaptığı açıklamaları hatırlatan Kılıç, çerçeve yasanın anayasa değişikliklerinde olduğu gibi halkoyuna sunulması gerektiğini savundu.
“Yasanın çerçevesi de belli değildir, çerçevenin yasası da belli değildir. Hem millet hem de muhalefet acilen bilgilendirilmelidir. Bu yasa referanduma götürülmeli ve milletimizin desteği istenmelidir.”
FINDIK İÇİN 300 TL’NİN ÜZERİNDE ALIM FİYATI İSTEDİ
Kılıç’ın gündemindeki bir diğer başlık fındık üreticilerinin durumu oldu.
Doğu ve Batı Karadeniz’de fındık hasadının başladığını belirten Kılıç, Toprak Mahsulleri Ofisinin geçmiş dönemde izlediği politikaların piyasa fiyatlarını aşağı çektiğini savundu.
Bir kilogram fındığın üretim maliyetinin toplama yevmiyeleriyle birlikte 200 liranın üzerine çıktığını ifade eden Kılıç, TMO’nun alım fiyatını kilogram başına en az 300 lira olarak açıklaması gerektiğini söyledi.
“İster Giresun kalite ister Levant kalite olsun, fındığın kilosu 300 liranın üzerinde olmalıdır. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından alınmalı ve ödemeleri peşin yapılmalıdır.”
“TMO ÜRETİCİNİN YANINDA DURMALI”
Toprak Mahsulleri Ofisinin görevinin üreticiyi korumak olduğunu belirten Kılıç, kurumun uluslararası çikolata üreticilerine ucuz ham madde sağlama amacıyla hareket etmemesi gerektiğini savundu.
“TMO’nun görevi piyasada kartel olan İtalyan çikolata üreticisine ucuz fındık temin etmek değildir. TMO’nun görevi fındık üreticisini desteklemektir.”
Kılıç, hükümete geçmişte Refahyol Hükümeti döneminde uygulandığını söylediği üretici odaklı politikaları yeniden hayata geçirme çağrısında bulundu.
ŞİMŞEK’E ENFLASYON ELEŞTİRİSİ
Temmuz ayı enflasyon verilerini de değerlendiren Kılıç, yıllık enflasyondaki sınırlı gerilemeyi yeterli bulmadığını söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i ironik biçimde “kutladığını” belirten Kılıç, mevcut düşüş hızının sürmesi halinde tek haneli enflasyona ulaşılmasının uzun yıllar alacağını savundu.
“Yıllık enflasyon temmuzda 0,4 puan geriledi. Bu hızla gerilemeye devam ederse enflasyonun tek haneye düşmesi için 20 yıl gibi bir zamana ihtiyacımız var. Enflasyonda tek hane için hedefler beş yıl, gerçekler 20 yıl.”
Kira, gıda, elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarındaki artışların devam ettiğini belirten Kılıç, ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede yeterli sonuç alamadığını ileri sürdü.
İtalya'dan Schengen kararı: İspanya sınırında kontroller yeniden başlatıldı
SCHENGEN VİZESİ TEPKİSİ
Suat Kılıç, Türk vatandaşlarının Schengen vizesi başvurularında karşılaştığı sorunların kronik hale geldiğini de söyledi.
Eğitim, ticaret, sağlık, turizm, akademik faaliyet ve aile ziyareti amacıyla Avrupa’ya gitmek isteyen vatandaşların randevu bulmakta zorlandığını belirten Kılıç, aracı kuruluşların yüksek ücretler talep ettiğini ifade etti.
Kılıç, vize başvurularında yaşandığını söylediği sorunları şöyle sıraladı:
- Aylar sonrasına dahi randevu bulunamaması
- Aracı kuruluşların yüksek hizmet bedelleri istemesi
- Sürekli değişen belge talepleri
- Gerekçesiz veya yetersiz gerekçeli ret kararları
- Ret halinde başvuru ücretlerinin iade edilmemesi
- Daha önce vize alan kişilere kısa süreli ve tek girişli vize verilmesi
“VİZE KRİZİ TİCARETİ VE EĞİTİMİ DE ETKİLİYOR”
Vize sorununun bireysel mağduriyetin ötesine geçtiğini belirten Kılıç, iş insanlarının ticari bağlantılarını, öğrencilerin eğitim programlarını ve akademisyenlerin uluslararası etkinliklere katılımını olumsuz etkilediğini söyledi.
“İş insanları ticari bağlantılarını yitiriyor, öğrenciler eğitim programlarına yetişemiyor, akademisyenler uluslararası kongrelere katılamıyor. Bu tablo yalnızca bireysel bir mağduriyet değildir. Türkiye’nin ticaretini, ihracatını, akademik faaliyetlerini ve uluslararası rekabet gücünü etkileyen bir sorundur.”
Kılıç, Avrupa Birliği ülkeleri nezdinde daha etkili diplomatik girişimlerde bulunularak vize krizinin kalıcı biçimde çözülmesi çağrısı yaptı.
